Nerede kalmıştım, kimdim ben?
Birkaç aylık aranın sonunda tekrardan burada, hislerimi yazmak üzere bulunuyorum. Oldukça yoğun, bedenin sabit kaldığı ancak duyguların ve hislerin bu yoğun tempoda savrulduğu bir sürecin içerisinden bildiriyorum.
Öncelikle hayatımda bazı değişiklikler oldu. Ama bu öylesine gelip geçmedi, arkasında bazı duygusal şeyler de bıraktı. Uzun süre sonra birisine gerçek anlamda bir şey hissetmek ilginç, mutlu ve motive ediciymiş. Ancak ben bunun karanlık kısmında, bir daha göremeyeceğim, iletişim kuramayacağımı bildiğim bir kısımdayım. Ne yazık ki cesur olamadım ve yüz yüze derinlemesine tanışamadım. Uzun süre sonra birinden hoşlanıp bunu yaşamak oldukça üzüyor. Bu gönül işlerinde kafam oldukça karışık. Beni bekleyen biri var mı, yok mu, hiç emin olamıyorum.
Kariyer anlamında da artık farklı kapıları tıklatmanın, farklı yollarda yürümenin iyi olacağını düşünüyorum. Bunun için yurt dışı opsiyonlarını araştırıyor ve başvuracak uygun bir an ve iş arıyorum. Bu keyfi bir süreç değil de beni oldukça üzen, yılların emeğinin gözümün önünde, iyi niyetli olmayan kimselerce heba edilmesi sonucunda almış olduğum bir karar. Tabi beni bekleyen biri (en azından ben öyle düşünüyorum) de uzaklarda olunca, belki bu sefer birlikte olunca uzun uzun vakit geçirebiliriz diye düşününce yurt dışına çıkma fikri daha da cazip geliyor. Zira bu şekilde yılda bir kez denk gelirsek, o ilişkiden kimse için hayır gelmez; zaten ona ilişki de diyemeyiz.
Kafam ne kadar karışık görüyorsunuz değil mi? Gerçek anlamda kimden hoşlandığımı bile %100 oranında saptayamadım. Zaten günlerim büyük bir mutsuzluk, bitkinlik ve hayal kırıklığının yüzüme yansımasıyla geçiyor. Umarım bu hissi bu karanlık havalar veriyordur. Güneşli günleri görmeye gerçekten çok ihtiyacım var.



















