RMH
almost home
todays bird

tannertan36

PR's Tumblrdome
NASA

shark vs the universe

roma★

#extradirty
Stranger Things

pixel skylines
Cosimo Galluzzi
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

izzy's playlists!

祝日 / Permanent Vacation
sheepfilms
Monterey Bay Aquarium
YOU ARE THE REASON

No title available
Alisa U Zemlji Chuda
seen from Australia

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Philippines
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Romania

seen from Japan

seen from Germany

seen from Malaysia

seen from Pakistan
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Germany

seen from Türkiye

seen from Peru
seen from India
@lalalallallaaaa
Notlar 6: Kaç saat uyuduğunla, kaç saat çalıştığınla, kaç kitap okuduğunla ilgilenmeyi bırak. Sana yettiği kadar uyu, yorulana kadar çalış, alabildiğin kadar oku ve verebildiğin kadar üret. Nicelikten ve telaşeden adım adım uzaklaş, niteliğe ve dinginliğe ulaş.
bende sığar iki cihan
ben bu cihana sığmazam
KIKI’S DELIVERY SERVICE
(1989) dir. Hayao Miyazaki
insanın sosyal bir varlık olması rezilliği
“Sorry for attacking you”
(via)
bir insan ya nettir ya g*ttür.
Niçin fikirinizi değiştirmeye çalıştığımı uzun uzun anlatıp fikrinizi değiştirmeye çalışabilir miyim?
Bazen bazı konularda öyle sabit fikirli olunduğunu görüyorum ki ses çıkarıp “ben böyle düşünüyorum” demeye sahiden korkuyorum, hem de bahsi geçen konuları uzun uzun okumama, araştırmama rağmen.
Mesela bunu dünden beri, “LGBT+ temalı ürünler +18 etiketi / uyarısıyla satılacak” haberi gündeme geldiğinden beri de hissediyorum. Ve herkesin niçin “LGBT+ temalı ürünler artık satılmayacak” dendi gibi tepkiler verdiğini gerçekten anlamıyorum.
“Çocuklara yönelik olan veya çocukları etkileme olasılığı bulunan reklamlar ile çocukların oynadığı reklamlar” şeklinde açıkça ibraz edilen bir düzenleme söz konusu. Buna karşı çıkarken, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin 24. maddesini okudunuz mu diye sormadan edemiyorum. Okudunuz mu? Her fıkrasıyla öyle “korumaya” yönelik bir madde ki biraz olsun bilimsel bir açıdan bakarsanız, olayın direkt olarak “a” ve “l” fıkralarıyla bağlantılı olduğunu anlayabilirsiniz. Bu arada bunların hepsi benim kendi yorumum. Yanılgı payımı, hemfikir olmama ihtimalimizi vs bu gerçeğin gölgesine tepiştirebilirsiniz.
Ne diyor “a” ve “l” fıkrası?
“a) Çocukların; fiziksel, zihinsel, ahlaki, psikolojik ve toplumsal gelişim özelliklerini olumsuz yönde etkileyebilecek hiçbir ifade ya da görüntü içeremez.”
“l) Mal veya hizmeti kullanmanın veya bunlardan yararlanmanın gerektirdiği beceriyi, olması gerekenden az gösteremez.”
Hemen “biraz olsun bilimsel bir açıdan baksanız” kısmına geri dönüyorum; psikoseksüel gelişim evrelerinden biri olan, 11 yaşında başlayıp kişinin ömrü boyunca devam eden ancak özellikle “cinsel kimliğin oluşturulduğu dönem”i işaret eden “11 - 18 yaş” aralığını kapsaması itibarıyla aşırı önem teşkil eden “genital evre”, gerçekten cinsellik ve cinsiyet konusunda “özendirici” olgularla karşılaşılmaması gereken, doğal akışında ilerlemesi gereken bir evre. Bireyin sağlığı için.
Özellikle sosyal medya kullanımının ve sosyal medyada popüler olma arzusunun hız kesmeden arttığı şu günlerde, aslında cinsel kimliği LGBT+ kapsamına girmediği halde, LGBT+ kimliği eşliğinde popülariteye kavuşmuş kişilerle aynı popülariteye sahip olmak için olmadığı gibi davranan, buna bir “trend” yani “eğilim” olarak bakan, bunu yaparken zihinsel, psikolojik ve toplumsal gelişimini aksatan çocuklar ve ergenler yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde “düzenlemeleri” gerekli kılan bir konu.
Hatta bu konu, direkt olarak “11 - 18 yaş aralığındaki hiçbir çocuk hangi cinsel kimliğe ait olduğunu bilemez, dolayısıyla bu tip ürünlere yönelemez” denilerek kapatılabilecek bir konu ancak “biliyor-muş gibi” yapıldığı anların arkasındaki dürtülere odaklanmaya çalışıyorum.
Başka bir deyişle LGBT+ temalı ürünlerden faydalanmak için gereken “beceri” çocuklarda mevcut değil. Sanıldığının, başka da bir deyişle bir delinin kuyuya attığı taşın aksine bu düzenleme “gökkuşağı temalı ürünler”i falan kapsamıyor, LGBT+ kimliğine sahip yetişkinlerin tedarik edebileceği tüm ürünleri, tümdengeliyorum; “cinsel ürünleri” de kapsıyor. Biz hangi çocuğun cinsel temalı ürünlere erişmesini sağlıklı görüyoruz fakat LGBTİ+ temalı ürünlere erişememesine bas bas bağırıyoruz, anlamıyorum?
Adamlar yetişkin bir birey olarak ne bok yediğine karışmıyor ki. Adamlar, çocuklar yetişkinler kadar bilinçli olmadıkları için, bilinç seviyesinin eşiğini belirliyorlar sadece.
Bunun internet sitelerinde fantezi iç giyim ürünlerinin “+18” uyarısı taşımasından hiçbir farkı yok. Bunu neden yapıyorlar? 24. madde uyarınca yapıyorlar. Bu madde, bilimsel temelleri olan ve yalnızca Türkiye’de söz konusu olmayan bir madde. Ayrıca “mevzuat.gov.tr” erişilmesi zor bir kaynak değil. Tıpkı İstanbul Sözleşmesi’nin tam metnine ulaşılmasının da hiç zor olmadığı ama “desteklemeden evvel okudunuz mu” dediğimde kimsenin gıkının çıkmadığı gibi.
Benzer düşünceleri Netflix, Twitter gibi sosyal medya profillerine kısıtlama tehdidiyle elde edilmeye çalışılan sonuç için de düşünüyor(d)um. Ve evet, Resmi Gazete’de yayınlanan Kanun No. 7253’i de okumuştum. Hemen yarın (noktaların yerine kendi adınızı, soyadınızı koyun lütfen) “…… ….. şeref yoksunu bir sümük evladıdır” içerikli belgesel yayınlasa Netflix, devletinin senin hakkını savunabilmek için yapabileceği hiçbir şey yok. Çünkü kanunen birbirlerini tanımıyorlar.
Türkiye diyor ki “ya gelip ülkemde muhatap alabileceğim bir ofis açar, platformuna günlük erişim oranı bir milyondan fazla olan ülkeme vergini öder, hukuki olarak tanınan bir mecra olursun ve bir sıkıntı olduğunda imzaladığımız sözleşmemize göre hareket ederiz ya da ben sıkıntı olduğunda sana olan erişimi engellemek zorunda kalırım çünkü sorunu çözmemi sağlayabilecek başka bir yol tanımamış olursunuz.”
Bu düzenlemenin daha ağırını ta 2015 yılında Hollanda uyguladı Netflix’e arkadaşlar. Hem de Council of Europe gerekçeleri eşliğinde. Sonra Netflix, Amsterdam’da ofis açtı. Türkiye de aynısını istedi.
Hakeza Twitter’ın Türkiye’de ofis açmamasının tek sebebi sadece Türkiye reklamları sebebiyle yılda 35 milyon dolarlık bir vergi ödemek zorunda kalacak olması. Twitter bunu açıkça dile getiriyor. Bu arada bu istatistik, 2015 yılında Twitter’ın Türkiye’nin başvurusunu reddettiği döneme ait bir istatistik. Sene neredeyse 2021 ancak bu ülkedeki insanlar, kendileri üzerlerinden haksız kazanç sağlayan ama kendilerini tanımayan bir sosyal medya platformunun savunucusu kesiliyor.
Tüm bunlar bir yana, özellikle 6. maddede bahsi geçtiği üzere “vatandaşımın kişisel bilgileri Türkiye’de barınacak, kullanamayacaksınız” gibi şahısları ve gizliliği koruma hedefleri de mevcut olan bir kanundan söz ediyoruz ancak yukarıda bahsettiğim her şeye mantıktan uzak, siyasete yakın bir açıdan bakıldığı için muhalif olma arzusuna engel olunamıyor bence.
Bu koca nesil “AKP koyunları” ibaresine fazlasıyla aşina. Ancak ben “devlet ne yaparsa kötüdür ve acilen karşı çıkılmalıdır” dürtüsünü koyunluktan ayrı tutamıyorum. Benim bir siyasi görüşüm yok, ideolojim yok, aidiyetsiz bir insanım. Beni kuru bir yaprak olarak ele alabilirsiniz. Düşüncelerini kendi doğrularıma en yakın bulduğum adam MHP’den aday oluuuuur, oyumu MHP’nin adayına veririm sonra aynı adam CHP’den aday oluuuuur, oyumu CHP adayına veririm (Mansur Başkan) ancak buradaki tek motivasyonum “kendi doğrularım”dır, partiler değil.
O yüzden iktidarın her hamlesine şiddetle karşı çıkma atılganlığını içime sindiremiyorum. Apolitiğim diyen ben bilinçlenmek için bu kadar çaba sarf ederken, neredeyse tüm söylemleri siyasetle güdülenmiş insanların bu kadar bilinçsiz olması da beni düşündürüyor. Sonra ben öğrendiğimi ve yorumladığımı beyan etmekten çekiniyorum, falan.
Fikrinizi değiştirmek istediğim konu; “sizce de bir konuda bu kadar keskin yorumlar yapmadan önce o konunun derinine inmeniz daha faydalı değil mi” idi. Belki bahsettiğim kanunları ve maddeleri açıp kendi gözlerinizle takip etmeniz, “abi cidden, neden tam metne ulaşıp kendim yorumlamak varken takip ettiğim medya kuruluşlarının yorumlayıp önüme sundukları halleriyle yetinmeliyim ki” deme ihtimalinizdi. Bunun o kadar da zor olmadığını düşünmenizi sağlamaktı. İçinizden yalnızca biriniz önemsese, farklı davranmaya karar verse bile.
Dusundugum seyleri benim yerime bu kadar guzel ifade edebilenlere hayranim
“Acıyan bir yerlerim olup olmadığını anlamak ister gibi yokluyorum içimi. Hiçbir sızı yok. Geçmişin ağırlığı yok üstümde. Yolunca yordamınca unutmuşum unutulması gerekenleri. Sarılıp sarmalanmış, sağaltılmışım.”
— İnci Aral, İçimden Kuşlar Göçüyor
memento mori, memento vivere
unutma öleceksin, unutma yaşıyorsun
sürgün edildigin yerde kanatların kırılmış
"bilemem insan nerenin yerlisidir"