Samantha Cavet'ın, Magritte ilhamlı fotoğrafları.
"Bu, insanın uçurumunu ve yalnızlığını tasvir etmek için, hazırladığım bir seri, çok kişisel bir projemin parçası."
The Bright Sessions

PR's Tumblrdome

blake kathryn
Cosmic Funnies
untitled
Cosimo Galluzzi
almost home
🪼
noise dept.

shark vs the universe
RMH
art blog(derogatory)
EXPECTATIONS

ellievsbear
Cookie Run:Kingdom Official!
Phantogram Three
hello vonnie

No title available
Show & Tell
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

seen from United States
seen from Brazil

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Netherlands

seen from Brazil

seen from Russia

seen from Nepal

seen from India
seen from United States
seen from Iraq

seen from Canada

seen from Indonesia

seen from Brazil
seen from Japan
seen from United States
seen from Brazil

seen from Singapore
seen from Indonesia
seen from United States
@lalijin5
Samantha Cavet'ın, Magritte ilhamlı fotoğrafları.
"Bu, insanın uçurumunu ve yalnızlığını tasvir etmek için, hazırladığım bir seri, çok kişisel bir projemin parçası."
‘’okur kitap arar ama kitabın da okuru bulduğunu ben çok gördüm. açıklanabilir bir şey söylemiyorum belki, ama ‘rastlantılar’ın çoğu, açıklayamadığımız için rastlantı görünmez mi?’‘
Selahattin Demirtaş’ın bu tweet dizisini okuyunca nasıl bir kumpasla rehin tutulduğunu anlayacaksınız?
#DemirtaşaÖzgürlük
1- Merhaba, umarım hepiniz daha iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Sözde yargılandığım davaya dair biraz bilgi vermek istiyorum. Malum nedenlerle, medyanın önemli bir kısmı duruşmalarımı takip etmiyor. Ancak herkesin gerçekleri bilme hakkı var. 2- Belki biraz zamanınızı alacağım ama anlatacaklarımın tamamı gerçek ve çok önemli. Meydan meydan, kanal kanal dolaşıp beni “terörist, katil” ilan edenlere zaten inanmadığınızı biliyorum. Yine de bütün “iddiaları” bir de benden dinleyin lütfen. 3- İDDİA BİR: Mercek adlı gizli tanığın 2009 yılında verdiği sözde ifadeye göre, TBMM’de Kürtçe konuşma yapmak için KCK’den talimat almışım. (Kürtçe konuşmayı da Sn Ahmet Türk yapmıştı bu arada.) 4- Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı beni bu iddiayla tutuklattıktan iki yıl sonra, mahkemenin ısrarı üzerine gönderdiği yazıda, aslında böyle bir gizli tanığın hiç olmadığını belirtti. Bu fezlekeyi hazırlayıp TBMM’ye gönderen savcı Uğur Özcan, daha sonra Cemaat’ten tutuklandı. 5- İDDİA İKİ: PKK, Elazığ’daki bir aileye mektup yazmış ve bu mektubu Sn Gültan Kışanak ile benim elden teslim etmemizi istemiş. Mektup, güya eski Diyarbakır Sur Belediyesi Başkanı Sn Abdullah Demirbaş’ın bilgisayarından çıkmış ve PM üyemiz Ali Oruç bize teslim etmiş. Sene 2009. 6- Yıllar sonra yapılan teknik incelemede bu mektubun, A. Demirbaş’ın bilgisayarından usule aykırı bir şekilde oluşturulduğu/elde edildiği ortaya çıktı. A. Oruç, A. Demirbaş ve G. Kışanak bu suçlamalardan beraat etti. Ama dosyama konulan bu mektup, tutuklanmama gerekçe yapıldı. 7- Zaten kendilerine mektup yazıldığı iddia edilen aile de böyle bir mektubun olmadığını belirtti. Öte yandan, bu fezlekeyi hazırlayan savcı da Cemaat’ten tutuklanan Uğur Özcan. 8- İDDİA ÜÇ: 2008’de (ben grup başkanvekiliyken) KCK yöneticileriyle telefon görüşmeleri yapmışım. Milletvekili olmama rağmen telefonlarım yasa dışı bir şekilde dinlenmiş. Konuşma içeriklerinde suç unsuruna rastlanmamış ama konuştuğum kişiler örgüt yöneticisiymiş. 9- Kim oldukları fezlekede -özellikle- belirtilmeyen bu “örgüt yöneticileri” kimmiş peki? İşte tamamı parti yöneticilerimiz olan bu kişileri, örgüt üyesi gibi gösterip fezleke düzenleyen savcı da aynı: Cemaat’ten tutuklanan Uğur Özcan. 10- İDDİA DÖRT: Herkesin yakından bildiği Demokratik Toplum Kongresinin (DTK) konferans ve panellerine katılmışım. Toplantıların içeriğinde suç unsuru yokmuş ama DTK “terör yapılanmasıymış", ben de DTK yöneticisiymişim. 11- DTK legal, açık, meşru ve hali hazırda bile faaliyetlerini sürdüren bir platformdur. Anayasa yapımı çalışmalarında, görüş bildirmek üzere Meclis Başkanlığı tarafından TBMM’ye bile davet edilmiştir. 12- Hatta bu davet üzerine DTK, görüş ve önerilerini Anayasa Uzlaşma Komisyonuna yazılı olarak sunmuştur. 13- Suçlamaya konu DTK toplantılarının bazılarına -kaderin cilvesine bakın ki- AKP milletvekilleri Galip Ensarioğlu ve Yasin Aktay ile birlikte katılmıştık. Hepsi de basına açık, legal toplantılardı. 14- İDDİA BEŞ: KCK’nin Avrupa sorumlularından Faik Hoca adlı kişi, benim Avrupa’da bir konferansa katılmam yönünde aldığı talimatı Kamuran Yüksek aracılığıyla bana iletmiş. 15- Oysa Kamuran Yüksek, o dönemde eş genel başkan yardımcımız. “Faik Hoca” dedikleri sözüm ona KCK sorumlusu ise partimizin resmî Avrupa temsilcisi Faik Yağızay. Matematik öğretmeni olduğundan, kendisine parti içinde “Faik Hoca” diye hitap edilir. 16- Faik Hoca’yı, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da tanır. Avrupa Konseyinde görüşmüşlükleri de vardır. Bu asılsız suçlamalar da 1 no’lu fezlekede bulunuyor. Bu fezlekenin savcısı yine Uğur Özcan, daha sonra Cemaat’ten tutuklandı. 17- İDDİA ALTI: 2009’da grup başkanvekiliyken, Cumhurbaşkanı ile bir yurt dışı gezisine katılmak için KCK’yi bilgilendirip izin istemişim. Oysa konuştuğum kişi benim Eş Genel Başkan Yardımcım Kamuran Yüksek. Kendisi Parti Genel Merkezi ile Meclis Grubunun ilişkisinden sorumlu. 18- Yani daveti, kendi partimin genel merkezine bildirmiştim. Öte yandan, bu telefon konuşmam da yasa dışı bir şekilde dinlenmiştir. Bu fezlekenin savcısı da Cemaat’ten tutuklandı. 19- İDDİA YEDİ: KCK’nin Türkiye siyasi alan sorumlularındanmışım ve “ele geçen bir listeye” göre 21. sıradaymışım. Oysa söz konusu liste, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Konferans Salonunda, DTK ile DTP’nin ortak düzenlediği “Yerel Yönetimler Konferansı” katılımcı listesidir. 20- Ben o konferansa grup başkanvekili sıfatıyla katıldım ve konuşmacıydım. Katılımcı listesinde 21. sıradaydım. 21- İDDİA SEKİZ: 6-8 Ekim olaylarına dair, HDP Genel Merkezi Twitter hesabından atılan şiddet içermeyen mesajlar konusu. 22- O günden bugüne yapılan tüm incelemelere rağmen, özel olarak bana ait tek bir çağrı bulunamamıştır. Bulunamaz da. Aksine 7 ve 9 Ekim’de şiddeti kınayan, durması için yapılmış iki çağrım dosyada var. 23- Ancak hiçbir delil bulunamayınca, Murat Karayılan adına açılmış sahte bir Twitter hesabından atılan mesajlar dosyaya konulmuştur. Saatler birbirini tutsun diye de HDP’nin twitlerinin saati değiştirilmiştir. 24- Bunlar dışındaki suçlamaların tamamı, basına açık konuşmalarıma dayandırılmıştır. Ki bunların tümünü, şu anda bile sosyal medyadan izliyorsunuz. Hepsi de ifade özgürlüğü kapsamındaki konuşmalardır. 25- Kaldı ki, ben bu düşüncelerimi TBMM’de de dile getirdim. O nedenle değil dava veya tutuklama, bunlar hakkında soruşturma bile açılamaz. Çünkü Anayasanın 83/1. maddesi aynen şöyledir: 26- Hakkımdaki “örgüt kurucusu ve yöneticiliği” suçlamaları tastamam bunlardır. Bir gece yarısı, kar maskeli polislerle evimi basarak, çocuklarımın gözleri önünde beni göz altına aldırıp tutuklatan ve iddianamemi hazırlayan savcıyı ise benden değil, Şamil Tayyar’dan dinleyin: 27- Tüm bu komplo ve kumpasları AYM’ye taşıdık. Ne hazindir ki, AYM bu sahte delilleri incelemeye bile tenezzül etmeden başvuruyu reddetti. AİHM’e başvurduk. AİHM, yargılamamın ve tutukluluğumun siyasi olduğuna karar verdi. Bu karara da, “bizi bağlamaz, tanımıyoruz” denildi. 28- Üç yıla yakındır ben ve milletvekili arkadaşlarım benzer kumpaslarla hücrelerde tutuluyoruz. Adaleti bir gün mutlaka bulacağımıza inanıyoruz. Bunu siyasallaşmış yargıya değil, halkımıza güvenerek, inanarak söylüyorum. 29- Bu anlattıklarım dışında söylenen her şey yalandır, iftiradır. Bizler barış ve demokrasi için, birlikte yaşam için büyük fedakarlıklar yaptık ve bedeli bu oldu. Ama yılmadık, boyun eğmedik, umutsuzluğa kapılmadık, direnmeye devam ediyoruz. Barış ve demokrasi kazanana kadar. 30- Hepinize sıcak selamlarımızı ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Neden siyasi rehine olduğumuzun daha da iyi anlaşıldığını umuyoruz. #SelahattinDemirtaş
Baran Barane, Xatû Kîmya
Tecavüz kadınların suçudur. ( At gibi ironi, empati ne ararsanız var)
Dede paradoksu hakkında ne düşünüyorsun? İlgimi çeken bi konu düşüncelerini merak ediyorum
Öncelikle gelelim bu “Dede Paradoksu” nedir bilmeyenler için;Filmlere dizilere konu olan bu paradoks bir bilim kurgu yazarı tarafından ortaya atılmıştır.Paradoks aynen şöyledir. : Bir zaman makinası icat edip geçmişe gider büyükbabanı büyükannen ile tanışmadan önce ölüdürürsen ne olur?Mantığa göre göre bir zaman makinası icat edip geçmişe dönüp büyükbabanı büyükannen ile tanışmadan önce öldürürsen büyükannen ile büyükbaban tanışmadığı için baban olmayacak baban olmadığı için sen olmayacaksın ve geçmişe göre gelecekte zamanda hiç olmamış ve makinesi icat edip geçmişe gidip büyükbabanı ölüdürme şansına sahip olmamış olacaksın bu paradoksa göre ya zamanda yolculuk imkansız ya da geçmişe gidilse bile olaylara müdahale edilemez.
Bu paradoks Predestination filminde bi tık yukarı taşınarak mindfuck filmler listesine adını yazdırmıştır.
Not : Zamanda yolculuk bilimsel olarak kanıtlanmamış ( daha doğrusu zaman gezginleri* ) olduğundan bu yazdıklarımı tamamen bilim kurgu cercevesinde değerlendirin.
*Neden zamanda yolculuk için net konuşmayıp sadece zaman gezginleri dediğim konusuna gelicek olursak “Einstein’ın Atom Saati” deneğini araştırmanızı isterim. Ayrıca zamanın nasıl tanımlandığına bağlı bir konu**(**burası farklı bir konu merak edip sorarsanız farklı bir gün fikirlerimi belirtirim)
Neyse konuya dönelim farklı bir teoriye görede zamanda yolculuk yapıp büyükbaban ile büyükannen tanışmadan büyükbabanı öldürürsen zamanda kırılma olur farklı bir paralel evrende farklı bir kişi olarak yaşamaya devam edersin ( Muhtemelen katil olarak hapisanede ) Büyükbabanın ölümüyle birlikte büyükbabanın etkisi altındaki tüm hayatlar kendi yeni hiç yaşanmamış geçmişini yaşar büyükannen farklı biriyle tanışır evlenir ve hiç büyükannen olmamış olur büyükbabanın babası üzüntüsüne dayanamaz oda ölür vs vs bunla ilgili izlediğim en iyi filmlerden biride çok eski olmasına rağmen “geleceğe dönüş” serisidir. Mizahi yönü yüksek bir güldürü filmi niteliği taşımasına rağmen bilim kurgu yönü etkileyici bir seridir.
Benim fikrime gelicek olursa 2. anlattığım teorinin içinde olduğumuzu düşünüyorum
Nasıl içinde sorusuna gelicek olursak.
Doğmadan önceki yokluk hissini düşünün.
Hiç hissetmediniz dimi?
Ama yoktunuz ve yokluğun hisside yok.
Sanki hep varmışsınız gibi hissediyorsunuz hep var olacakmışsınız gibi.
Belki de bu mümkündür “ölümsüzlük”ten bahsetmiyorum.
Öldüğünüzü düşündüğünüz anda farklı bir paralel evrende farklı bir kişi olarak doğup farklı bir yaşam sürüyorsanız?
Yada kendini tekrarlıyan bir döngü içindeyseniz?
Sürekli aynı şeyleri yaşıyıp duruyorsak?
Kendi kuyruğunu yiyerek büyüyen bir solucan gibi…
Three years ago today. I love this bit of video. Not sure why.
Because this looks like a Monet painting or an old watercolour anime background come to life?! I was in utter disbelief until it started moving.
..
Armenian Women in Traditional clothing.
...
Cezaevi Kullanma Kılavuzu
Dışarıda gürül gürül akan hayatın gürültüsünü unutacak kadar uzun değil hapisliğim. 25 yıldan fazla bir süredir içeride yatanların olduğu bir ülkede hapishaneler hakkında ahkâm kesecek kadar da uzun değil. Fakat yine de mahpusluğa dair izlenimlerimi yazmak boynumun borcudur sanırım.
Bizim tutuklanmamızla elde edilmek istenen sonuçlardan biri de topluma korku salmaktır. Herkesi cezaevi ile tehdit ederek sindirmektir. Madem öyle, bize düşen de bu amacı boşa çıkarmaktır. Zaten korkunun ecele faydası da yoktur. Korku iklimini kırarak cesaret mevsimine gireceksek, tutuklanmadan korkarak haksızlığa, hukuksuzluğa boyun eğmek yerine korkuyla alay etmek evladır.
Ola ki tutuklanırsanız, elinizde taze bilgiler olsun diye yazıyorum. İçeri denilenle dışarı denilen şey arasındaki siyasi farkları yazmaya gerek yok sanırım. Daha doğrusu yazmaya değecek kadar fark yok. Ben daha çok da günlük yaşama dair farkları yazayım, siz faydalı gördüklerinizi aklınızda tutarsınız artık.
»Cezaevine ilk girişte üstünüzü arayıp içeri sokulması yasak olan her şeyinize el koyuyorlar. Ama tutuklanmanıza gerekçe gösterilen “düşüncelerinize” el koyamıyorlar, içeri sokabiliyorsunuz. İlginç bir uygulama.
»İlk günlerde avukat görüşü vs. için odadan çıkarıldığınızda koridorda birden ceplerinizi kontrol edip hücre kapısının anahtarını içerde unuttuğunuz telaşına kapılabilirsiniz, panik yapmayın. Burada kilit çok, anahtar yok.
»Ziyaretinize gelenler her seferinde sizi eliyle koymuş gibi buluyor. Cezaevi kapısında kimse onlara “Efendim kendileri bir toplantı için az önce dışarı çıktılar” falan demiyor ya da “Kendileri yıllık izindeler, bir notunuz varsa iletelim” diyeniniz de olmuyor. Kaçacak yeriniz yok yani.
»Dışarıda pek sevilip sayılan biri değilseniz bile üzülmeyin. Çünkü burada sabah akşam en az iki defa sayıyorlar zaten, hiç yoktan iyidir. Buradan bir mutluluk çıkarmaya bakın.
»Burada “Tüh şarjım bitti” telaşı yok, şarjınız hiç bitmiyor burada. Rahat olunuz, gerginliğe gerek yok.
»Olaylar biraz büyüdüğünde internetinizi de kesemiyorlar burada. Gerçekten hoş bir duygu, biraz özgürlük tadı veriyor.
»Ben hayatımda bir defa bile televizyona çıkmadım diye hayıflananlar için de tedbirler alınmış burada. Sizi 24 saat çeken kameralar ve ekranları başında pür dikkat izleyen arkadaşlar var, tadını çıkarın.
»Otobüsü, metrobüsü, vapuru kaçırmamak için her gün kan ter içinde koşturan arkadaşlar, burası tam size göre. Çünkü ring aracı sizi almadan kesinlikle hareket etmiyor, yolcu memnuniyetine aşırı önem var.
»Navigasyon olmadan bir yere gidemez hale mi geldiniz? Sıkmayın canınızı, her yere en az 4 gardiyan bizzat götürüyor sizi.
»“Kapı çalıyor galiba, bir bakar mısın?” diyen arkadaşlarınız olacaktır, sakın yemeyin.
»Gece bir tıkırtı duyduğunuzda hırsız olmadığından emin olabilirsiniz. Cezaevinde hırsız var ama onlar başka odalarda kalıyorlar. Zaten küçük hırsız bunlar. Büyük olanları içeri atmıyorlar, korkmanıza gerek yok.
»Burada hiç kimse “Hapse attırırım uleyn seni” diye tehdit edemiyor, değişik bir duygu işte.
»Bir mesaj attım 10 dakikadır bana dönmedi diye öfkelenenler! Burada bir mektubun gidip cevabının size dönmesi en az bir ay sürüyor, öfke kontrolüne iyi geliyor.
»Kantin alışveriş listesine kazma, testere, orak, çekiç gibi şeyler yazmayın, vermiyor zalımlar.
»Burada müdür var, müdür yardımcıları var, öğretmenler var, ama karne alıp tatile çıkacakmış gibi bir havaya girmeyin sakın, vermiyorlar, kesin bilgi.
»“Ben de Licelilerin damadıyım kardeşim” diye övünseniz bile bir işe yaramıyor. Suçu hemen kayınpederinizde aramayın, sistem böyle.
»İzmirliler burada da çekirdeğe çiğdem diyorlar, o pek değişmiyor galiba.
»Burada da “hayat kısa, kuşlar uçuyor”, burada da “ejderha olsan kâr etmiyor geceleri”, burada da “gerçek aşk vazgeçmemektir.”
-Selahattin Demirtaş
Mesaj kutuma bir şarkı bırak, bir kitap adı, bir şiir adı bırak, bir şeyler bırak...
Mesela bunun gibi:
https://www.youtube.com/watch?v=xaIjOn0bIxs
Son zamanlarda çok popüler mandela etkisi gerçekten var mı? Bir kaç yıldır ne olduda çıktı bu ortaya?
Mandela etkisi nedir?
Ve son zamanlarda ortaya çıkan bir şey değildir. Ancak adı yeni konulmuş bir hissiyat yada nasıl tarif edilirse. İnsan hafızası çok çabuk kandırılabilecek bir şeydir, yanılabilir (YANILTILABİLİR) Ve reklam şirketleri tasarımcılar siyasiler bunu yıllardır kullanmakta.Nasıl mı?
Örnek veriyorum:Karadeniz ormanları çok fazla yağmur aldığından karıncalar yuvalarını toprak yerine ağaçların doğuya bakan kavuğuna yapar bunun nedeni karayelin yağmurun yönünü batıdan vurmasını sağladığındandır. bu nedenle doğu kısımları daha kuru kaldığından karıncalar bu kısımda yaşar. Bir belgeselde izlemiştim.
yukardaki önerme doğru ve mantıklı geliyor değil mi ilk bakışta insan zihni çalışırken fark ettirmezsizin cümleler kelimeler nesneler arasında bağ kuruyor nasıl mı ?
Karadeniz denince ülkemizin en yeşil yerlerinden. Doğru.
Karadenizde sık sık yağmur yağdığını hepimiz biliyoruz. Doğru
Karıncalar toprağa ve ağaçlara yuva yapabilir. Doğru
Karayel yağmurlu bir dönemi izleyen 2-3 gün boyunca devamlı olarak kuzeybatıdan esen rüzgâr. Doğru.
Bu bağlantılar ışında otomaik olarak mantığımızın karıncaların ağaçların doğusuna yuva yapmasını mantıklı bir şey olarak gördüğünden doğru olarak kabul ediyor bu tarz bilgilerin de bir belgeselde izlenmiş olduğunun söylenmesi bilginin bizce doğruluğunu kanıtlıyor.Ama gelgelelim yukardaki örneği ben uydurdum öyle bir belgesel yok öyle bir olay yok.
Siyasiler, Reklam ajansları, vs bir çok alan bu tekniği yıllardır kullanıyor zihnimizin bu açığını kullanarak 2 doğru yanına istedikleri 1 yanlışı bize doğru diye sunuyorlar ve bizler bunları algılıyamıyoruz.
Şimdi gelelim mandela etkisiyle olan bağlantıya
Mickey Mouse hiç pantalon asıkısı takmamasına rağmen bir çoğumuz neden onu pantalon askılı bir şekilde hatılıyoruz?
Nedeni basit bu örneği görür görmez aklıma çocukluğumda giydiğim pantolan askısı şeklindeki bahcivanım geldi üzerinde
Pantolon Askılı Mickey Mouse
baskısı olduğuna yemin bile edebilirdim ki fotograflara bakınca gerçektende pantolon askısı olduğunu gördüm. Bir çok firmanın bir çok karakterin bir çok firmanın yan sanayi ürünlerinde ceza yememek için birebir alamadıkları için bu tür şeyleri yaptığı gerçeğinden kaynaklı bir durum. Nike, Nixe gibi. Zamanında bir tasarımcı bir yerde o şekilde kullanmış ve orjinal halinden daha iyi göründüğü için zihnimizde kalıcığı orjinal halinden daha fazla olmuş gel gelelim ki bazı bölümlerde papyon takım elbise vs giydirilirken Mickey Mouse‘a Pantolon askısı da olan giysiler giydirilmiş
90′lı yılların çocukları çok iyi bilir şapkalı kalemlik kutularının üzerinde çeşit çeşit Mickey Mouse‘lar vardı. Bunlar muhtemlen Disney’den telif yememek amaçlı yapılan küçük kurnazlıklardı.Sıkça kullanılan örneklerden biri de monopoly’nin ikonu olan amca.Gözlüğü var mıydı yok muydu?
Sizce var mı yok mu? (yazının devamını okumadan seçin)Var gibi dimi.Aslında yok bunu neden böyle hatırlıyorsun peki ozaman?Cevabı çok basit google’a “tek gözlük” yazdığınızda da bile anlayabileceğiniz türden.
Evet google’a tek gözlük yazdığınızda çıkan görsellere baktığınızda monopoly’deki amcaya benzeyen tipler görüyorsunuz değil mi?Bunun nedeni zamanın moda giysileri ve o zamanın gözlüğü eski filmlerde yada eski zamanları konu alan yabancı filmlerde görebileceğiniz aksesuar kombinlerinin başında geliyor böyle bir şapka ve böyle bir bıyığı varsa garanti böyle bir de gözlüğü oluyor o karakterlerin çünkü zamanında öyleymiş. Bu nedenle zihinimiz yukarda anlattığım 2 doğru 1 yanlış örneğinde olduğu gibi eksiği kapatıyor.Yazı çok uzun oldu sizi sıkmak istemiyorum son olarak ;“AYNA AYNA SÖYLE BANA VAR MI BENDEN DAHA GÜZELİ ŞU DÜNYADA?” repliği…
“SİHİRLİ AYNA SÖYLE BANA” mı? Yoksa “AYNA AYNA SÖYLE BANA” mı?Hepiniz şuan “Ayna ayna söyle bana” diye hatırlıyorsunuz değil mi? Bunun nedeni masaldan uyarlanan bir filmin orjinaline sadık kalmayıp “AYNA AYNA SÖYLE BANA VAR MI BENDEN DAHA GÜZELİ ŞU DÜNYADA?” değişinden kaynaklanıyor. Yani sen yanlış hatırlamıyorsun sadece zihnin en beğendiği şeklini seçiyor. Hafızan yanyana gelmiş text yerine görselliği olan görkemli bir ses tonuyla söylenen filmden bir kareyi seçiyor. Ülkemizde de uyarlanan versiyonlarında tam olarak “AYNA AYNA SÖYLE BANA VAR MI BENDEN DAHA GÜZELİ ŞU DÜNYADA?” diye seslendirilmiştir. Eğer çılgın bir masal fanı değilsen ki sadece çocukluk geçişinde okuduğumuz şeyler bunlar. Doğru olanı zihninin seçmesi mümkün değil. İnsan türü de diğer hayvanlar gibi kendisini çevresine uyumlu hala getirmek için bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde evrimleştirmiş geliştirmiştir. Göz yanılsamaları buna büyük bir örnektir gözün en hızlı algıyı otomatik seçmesi ve sana onu yansıtması vs.Umarım aklındaki sorulara cevap olabilmiştir. Şuana kadar sıkılmadan okuyan herkese teşekkür ederim :)
Gerçekten çok beğendim ilk defa duydum bunu ve çok etkilendim
sis reyisss
Reyisin dibi dibi ADAMSIN SİS REYİS
Anayasa nedir? Nasıl yapılır?
Bu evrensel ilkelerin anlatıldığı harika bir film Hepinizin izlemesi umuduyla
π Gözlerimi kapayacak bir yer bulamadım. Bana cevap verecek bir dost bulamadım. Beni alıp götürecek bir dalga bulamadım. Endişemi dile dökecek bir tek söz bulamadım. İnsandaki nefreti söküp atacak tek bir ezgi bulamadım. Halkımı bulamadım, ailemi, mutluluğumu, yolumu bulamadım. Hislerimi tutuşturacak bir köz bulamadım! #lalîjîn