NASA
sheepfilms
art blog(derogatory)
noise dept.
Color Me Curious
almost home
Cosimo Galluzzi
𓃗

blake kathryn
I'd rather be in outer space 🛸
The Stonewall Inn
One Nice Bug Per Day

roma★

pixel skylines

bliss lane
Lint Roller? I Barely Know Her
Claire Keane
🪼
No title available
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr

seen from Argentina

seen from Jamaica

seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Colombia

seen from Venezuela

seen from United States
seen from Brazil
seen from Canada

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Nepal
seen from Türkiye
seen from Brazil
seen from Netherlands

seen from Türkiye
@loveblau
zihnimi kontrol edemiyorum.
Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister. (Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsça'da "Güneş ve Ay" anlamına gelir.) Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa, diğeriyse Mimar Sinan'dır. Padişah kızını Rüstem Paşa'ya verir. Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan'a deliler gibi âşıktır. Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır. Üsküdar'a, -elbette Saray'ın isteğiyle- 1540 yılında, Mihrimah Sultan Camii'nin temelini atar ve 1548'de bitirir. Derken, bu defa padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı'da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul'un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan için. Cami küçücüktür; minaresi otuz sekiz metredir. Kubbesi üzerinde161 pencere ile içerisi aydınlanmaktadır. İşte, bu iki cami, Mihrimah Sultan'ın aşkına adanmış iki eserdir. Gidin, Edirnekapı ve Üsküdar'daki camileri aynı anda görebileceğiniz bir yer seçin. Ve 21 Mart'ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde seyreyleyin. 21 Mart, Mihrimah Sultan'ın doğum günüdür. Şöyle bir manzara görürsünüz: Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar'daki camiinin ardından ay doğar. Mihrü Mah eşittir,Güneş ve Ay.
Oha ulan
Önce her şeyi siyaha boyamak lazım, sonra kurumasını bekleyip üstüne beyaz harflerle yeni hikaye yazmak; Buna unutmak diyoruz.
Cem Adrian
(via icimizdekiyalnizlik)
Şimdi ölsem haberi olmayacak, ne acı.
Ve seni hayatıma getiren kaderin de vardır bir bildiği…
(via mustafatuglu)
“İnancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim."
Atatürk, Amasya ziyaretinde. Vali konağında yörenin ileri gelenleri ile sohbette. Bir ara tam karşısında oturan birine takılır gözleri. Yaşı ellinin üzerinde bu adam beline kadar inen sakalıyla Atatürk’ün dikkatini çeker. Ata, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar:
– Kimdir bu?
Vali yanıt verir:
– Efendim kendisi Şıh’tır. Yörede çok hatırlısı vardır.
Atatürk, Şıh’ı yanına çağırır ve;
– Bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir. Şunu rica etsem de en azından Peygamber efendimizin ki gibi kısaltsan.” der ve eliyle de boyun altı hizasını gösterir.
Şıh:
– Emrin olur Paşam, diyerek yerine çekilir.
Aradan zaman geçer, bir akşam Atatürk, Amasya’daki Şıh’ı hatırlar ve Valiyi telefonla arayıp durumu sorar. Vali nasıl söyleyeceğini bilememekle birlikte, Şıh’ın sakal boyunda en küçük bir kısalma bile olmadığını aksine kimselere el sürdürmediğini anlatır. Atatürk telefonu kapatır, kağıdı kalemi eline alır ve az sonra nazirini çağırıp, yazdığı yazıyı Amasya Valiliği’ne tebliğ etmesini ister.
Ertesi gün Amasya’dan bir haber gelir ki, Şıh Efendi Ata’yı görmek üzere Ankara’ya yola çıkmış… Şıh gelir Ata’nın karsısına çıkar. Sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı bir tıraş olunmuş, saçlar kısaltılmış, kılık kıyafet bastan sona değiştirilmiş, bambaşka bir görünüme bürünülmüştür. Atatürk’ün mesai arkadaşları bu değişimi anlayamaz ve Ata’ya sorarlar:
– Aman Paşam, o Şıh ki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettiniz de kökünden kesmesini sağladınız?
Ata gülümser, sonra da yanındakilere dönüp:
– Dün aksam Amasya Valiliği’ne bir yazı gönderdim ve Şıh’ı Afyon’a vali atadığımı bildirdim, der.
Ardından da yeni bir yazı hazırlayıp, nazırına bu yazıyı da Şıh’a vermesini söyler. Yazıda söyle yazmaktadır:
“İnancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim. Valilik meselene gelince; bugün koltuk uğruna kırk yıllık sakalından vazgeçebilen yarin başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir. Seni böyle bir ikileme mahkum bırakmayalım. Kal sağlıcakla…”
Uzaklardan Bir Yerden / Muhammed Said Zengin
Ben, yenilgiyim..
Yenilgiyiz.
Bakmayın gülümsediğime
Nasıl oluyor da kalbimiz hâlâ atıyor
Gecenin postu bu. İyi geceler^^
İçimizdeki okyanusların en derinlerinde boğulmuşken umutlar
ben paramparçayım
İçimiz yıkık bir savaş yerini andırırken…
İçimiz terkedilmiş bomboş bir şehirken…
Bizler yenilgiyiz…
İçimizde yangınlar acımasızca alev almışken
Ne desek boş…
Lütfen 2 dakikanızı ayırıp izler misiniz?
(Normalde bu tür başlıklarda uzunca bir yazıyla kendi fikirlerimi de yazarım ama yorumu size bırakıyorum)
İzler misiniz harbiden ya?
İzleyin!
Izleyin izlettirin