I am a magnet for toxic people, for what hurts me, for bad relationships, for suffering, for everything bad. Art by Eugene Korolev
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Today's Document
hello vonnie
we're not kids anymore.

No title available
NASA
art blog(derogatory)
🩵 avery cochrane 🩵
d e v o n
he wasn't even looking at me and he found me
todays bird
ojovivo

JVL
Mike Driver

Discoholic 🪩

shark vs the universe
Not today Justin

No title available
Game of Thrones Daily
wallacepolsom
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from France
seen from France

seen from Türkiye

seen from Australia

seen from Indonesia
seen from Argentina
seen from Spain

seen from France
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Colombia
seen from Japan

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Spain
@mahmuteserli
I am a magnet for toxic people, for what hurts me, for bad relationships, for suffering, for everything bad. Art by Eugene Korolev
Söylemesi kolay yaşamayana!
Yaşasın bakalım zikri aynı mı?
Her yük hafif gelir taşımayana...!
Taşısın bakalım fikri aynı mı?
Rabbim imtihanlarımizı imânımızdan büyük eylemesin...😔
Bir de şu: Bir insanı kıymetli yapan, kıymet vermediği şeylerdir.
İbrahim Tenekeci
Ahmed Arif; “Ben bütün bu manasız iç sıkıntılarından senin var olduğunu hatırlayarak sıyrılıyorum.”
Bu postum ne ara bu kadar beğeni aldı ? Herkes mi mutsuz.
Herkes bir miktar mutsuz.
Herkes bir miktar kırgın.
Herkes bir miktar yorgun.
Herkes bir miktar umutlu.
sorarlarsa; “melâlini anlatan lâlin, sağırdan başka dinleyen bulamadığı devirdi” dersiniz.
sorarlarsa; *Kimsenin kimseyi çekemediği,ama herkesin herkesle samimi olduğu bir devirdi..*dersiniz.
Uzaklarda bir yerde bekliyorsun ..م
" Sabretmem gerekiyor, tâ ki sabrım sabrıma tahammül edemeyene kadar . Sabretmem lazım , tâ ki Allah meselem için bir kapı açana kadar . Ve sabretmem lazım , tâ ki sabrım , sabretmem gereken bir meseleye sabrettiğimi bilene kadar ."
-İmam Şâfiî ( رحمه الله )✍️
Önemli şey değildir, başkalarını memnun etmek çabası; Çünkü insan kendine karşı da hep böyledir. Yani küstah! Mutlu olmayı asla bilmez; inanmayı, ve şükretmeyi bildiği kadar yapar bunu. Her şeyden şikayet eder durur insan; işinden, evinden, ailesinden, arkadaşlarından, yaşadığı ülkeden, hatta bayrağından bile… Daha nice zincirleme şeylerden. Liste uzayıp gider böyle. Gerçekten yürümeyi bilmez. Çabuk pes eder insan. Yapıcı olduğunu iddia eder, yıkıntılarını görmez, ama gördürür insan. İnsan, hep başlamayı bilir yeni şeylere; iyi olanı değil, kötü olanı sonuna kadar götürür insan. Çünkü tahammülsüzdür; çabuk sıkılır güzel, ve gerçek olana. Bu yüzden kendini yaşam koçlarıyla, motivasyonel konuşmacılarla aldatır insan. Ona göre yaşadığı ülke çirkindir, iğrençtir, geride kalmıştır. Şartlar her daim kötülük eker durur, der insan. İçindekini, kendini aramayı bilmez. Çünkü fena bir şeydir bu. İnsan an'ını taklit ederek yaşamayı marifet sayar kendine. Ahlaksızlık modernliktir; geldiği yeri unuttuğu gibi, onu da şimdiki zaman denilen şeye uydurur insan… Daha önce iç içe geçip de o güzel şeyleri yapamayan o insan; gün gelir de iç içe geçtiği o çirkinliklerle uyutur ruhunu. Velhasıl; insanın derdi tasası yoktur, derdi olanı sever gibi gözükür insan. Bayrağını tanımaz, ekmeğini tanımaz, hiçbir konuda birlikte hareket etmez. Fakat tartıyı iyi bilir insan. Portakalı sevdiği gibi sever her şeyi; o kadar geniş ve bilimsel… Bir yere sadık ve ait olmayı bilmez. Alçaktır, nankördür insan… Bildiğini iddia ederek herkesi kandırır… Ama ilk başta kendini. Kural budur çünkü. Gelişmeyi değil, daralmayı tercih insan. Kendine her daim dar bir pencere icat eder. Künyesinde yazılıdır amenna; etkilendikleri ve kendini ispat etmek istedikleri, diye. Önemli şey değildir, başkalarını memnun etmek çabası; Çünkü insan kendine karşı da hep böyledir. Yani küstah!
Meral Meri / Hayata Tutunamayan Harfler/ İnsan Müsveddesi
Hiç şaşmaz, daima sevgisinden vurulur insan.
Dışındakine güçlüdür kalp
Lakin içeri davet ettiğine…öylece kırılır.
Hani kalenin surları bir işe yaramaz ya
Düşman sızmışsa içeri.
Hani güven gibi, teslimiyet gibi, sevda gibi,
Mermiler dökmüşsündür ya avuçlara…
Göğsüne dönünce namlu, kızamazsın da
Tetiği ezen parmaklara.
…
14:01
İnsanları bir bakışta tanımayı meziyet sanırdım eskiden. Her jest her mimik her kelime benim için birer ipucuydu... O kadar iyi analiz etmeye başladım ki insanları artık söylemeseler de anlıyordum. Yalan mı? Kumarda yazılmamış kanundur :"Her zaman kasa kazanır!" Sevdiklerimi analiz etmedim ama yine de alışkanlık bu! Bir terslik görsem aksini ispatlamaya çalıştım hemen. Yanılmak istedim... Bunu gerçekten istedim. Sonuç mu? Artık insanlar sadece birer kitap benim için. Sonunu bildiklerimi yarıda bırakıp diğerine geçiyorum. Ee ne demişler "Ucuz hayatlardan ucuz roman olur."
-- Fatih Alıç - Devrik Cümleler (Ucuz Roman)
Şiir, insanın yalnızlığına tutunma çırpınışının öteki adıdır. Bir itiraz, bir mutsuzluk bilinci hâlinde yaşadığı dünyaya, sözcüklerle, katlanma gerekçeleri yaratmasıdır. Dünyayı yaşanır kılma eylemidir. Varlığına ilişkin, başkalarının yaptığı tanımları reddedip, insanın kendi anlamını oluşturmasıdır. Sığındığı her şeyin, mezarı olduğunu görmüştür. Çok özel bir ürperme hâli olan aşk bile, ikinci gün, bütün ağızlarda aynı cümleyi kurmaktadır. Bu aşağılanmaya teslim olmamak için, insanın kendi kalbinin bile dışına çıkma girişimidir şiir. Zamanın kuşatmasına karşı, bir özgürlük tasarımı oluşturma güzelliğidir. Kendi uzaklığı için, insanın insanlara sunduğu bir özürdür. Kalabalığa gönderilen bir yalnızlık elçisidir. Tamamlanmış her şeye karşı geliştirilen bir yetmezlik bilincidir. O ‘uzun denklem’dir, kirpiklerle kalpler, eşiklerle ufuklar arasına çekilen. İnsanın kendi hayatını, başkalarının mürekkebi ile temize çekmesidir. Benzer kaderleri yaşayanlara sunulan bir güven duygusudur. Hayal anahtarlarıyla gerçeğin kapısını açma büyüsüdür. Şiir, harflerden taşan ikinci hayattır. Gelecek hayatlardan pay isteme doyumsuzluğudur. Bir tedirginlik sanatıdır şiir, yakınlıktan da uzaklıktan da aynı pişmanlığı duyar. Kenar mahallelerin geri dönüş saatleridir şiir. Kasaba kahvehanelerinde, dışarıya hiç bakılmayan pencerelerdir. Önüne bakan insanların kat ettiği yollardır. Bir çocuk bakkaldan çıkıyor, avcunda küçücük bir güneş; şiir, çocuğun bakkala girişidir. Yoksulluğun, arka cebinde taşıdığı aynadır. Kalbinin insana o bağışıdır ki, sinema afişlerinin yalana döndüğü yerde, insanın elinden tutar. Işıkların değil, gölgelerin türküsüdür. Bir kadının kirpikleriyle çizdiği gözyaşı haritasına, adamın kuramadığı cümledir şiir. Annelerin güneşe serdiği kış yataklarıdır. Tenha evlerin, sokaklardan hıncını almasıdır. Bir halkın, silahlara çocuklarını sürdüğü o varlık savaşıdır. Askerlerin otobüsten indirdiği kızın götürüldüğü yerden çok ötesidir. Okul önlerindeki çocukların, aynaların karşısında ezberlediği noktasız sözlerdir. Yolu her gün biraz daha kısalan bir ihtiyarın, bahçesini sevmesindeki hazırlıktır şiir. Hapishane camlarından içeriye dolan seslerdir. Aşkın, kendisini hem bulduğu hem yitirdiği tek çaresizliğidir. Zamanın kalbe açtığı kesiklere, yine zamanın bastığı tütündür. Bir uzaklaşma sanatıdır şiir; herkesi yanına alarak uzaklaşma… - Şükrü Erbaş, Bir Tedirginlik Sanatı: Şiir (Sarkacın Kalbi) (Çekilme Suları, Bütün Yazıları-2) - Görsel: Aki
“Şiir bize anlamayı öğretir; sevmeyi öğretir; karşı çıkmayı öğretir; sessizliğe saygıyı öğretir; ufukların ardını öğretir; geleceği öğretir; soru sormayı öğretir; kendi gözümüzün ve kalbimizin büyüsünü öğretir; sınırların saçmalığını öğretir; alın çizgisinin derinliğini öğretir; kuşkunun verimliliğini öğretir; yetinmemenin zenginliğini öğretir; zorbalığın zavallılığını öğretir; zamanın ürpertisini öğretir; inceliğin gücünü öğretir; suskunluğun gizli dilini öğretir; gecenin ışığını öğretir… Kısaca insanın ve doğanın tükenmez hazinesini serer önümüze, ruhumuza. Altmış-yetmiş yıllık ortalama bir insan ömrünü insanlığın yaşıyla eşit hâle getirir. Bu özelliğinden ötürü de yaptığı iş ne olursa olsun, şiir okuyan insanı okumayandan çok daha başarılı ve üstün kılar; elbette aynı zamanda çok daha duyarlı, acılı ve mutsuz… Ama bu acı, bu mutsuzluk insan hayatının güzelleştirilmesi ve geliştirilmesi anlamında kesinlikle verimli bir acıdır, mutsuzluktur. Bilincinde olalım olmayalım, mezar taşımızdaki hayıflanmadır şiir…” - Şükrü Erbaş, Neden Şiir Okuruz? (Sarkacın Kalbi) (Çekilme Suları, Bütün Yazıları-2) - Görsel: Nakatsukuma Miyuki (仲築間 三幸)
Aslında bu şey değil mi? Mevla'nın "sizin kalpleriniz benim elimdedir" deme şekli. Hislerimiz , bize ait olduğunu sandığımız hisler.. Allah muhabbet denen duyguyu aradan kaldırdı mı ne çekilmez oluyor şu dünya? Ne muazzam şey ki, hub sıfatının değdiği herşey çekilir hale getiriyor dünyayı. "Biz herşeyi bir ölçü ile yarattık" ayeti öyle güzel ki..
Ne olmak istediğimi, nerede olmak istediğimi bilmiyorum. Aklım kalbim bugün bir fikirdeyken, yarın hâlim bir başkaya meylediyor. İtidâlli olmanın bir kıyısına tutunmaya çalışıyorum ama doğruyu kalbime, aklıma tam olarak indirgeyemiyorum. Sen yolu buldur, yoldan ayırma ya Rab. |
"iletişim hızının değişim hızını geçmesi"*
sanat, kanat içindir.
"Üzüntü ve keder gibi, rahat da izâfidir. Başkalarına rahat gelen bir hayat, sana ıztırap kaynağı olur. İnsanlar hep aynı suyun demiri değildirler. Ve, bereket ki, böyledir. Herkes şerrin öğütlerini dinleseydi yeryüzünden rahat ve saadet kalkardı."
ali fuad başgil | hatıralar