Bedii Usta’nın Evlatları & Bahçelievler
Bedii Usta’nın Evlatları
...
Götürdüğü örnekleri gören, atölyesine, mahzenine gelen bütün o ‘bonmarşe’ sahipleri, takım elbise, etek, kostüm, çorap, palto, şapka satan bütün o hazır giyimciler ve vitrinciler tek tek geri çevirmişler onu. Yaptığı mankenler, elbiselerin modellerinin öğretildiği Batılı ülkelerin insanlarına değil, bizim insanlarımıza benziyorlarmış. “Müşteri” demiş dükkancılardan biri, “sokakta her gün onbinlercesini gördüğü o bıyıklı, çarpık bacaklı, kara kuru vatandaşlardan birinin sırtındaki paltoyu değil, uzak ve bilinmeyen bir diyardan gelen yeni ve ‘güzel’ bir insanın giydiği ceketi sırtına geçirmek ister ki, bu ceketle birlikte kendi de değiştiğine, başka biri olabildiğine inanabilsin.” Bu işlerde pişmiş bir vitrinci, Bedii Usta’nın eserlerini hayranlıkla karşıladıktan sonra, ne yazık ki ekmek parası için vitrinlerine bu “gerçek Türkleri, gerçek vatandaşları” koyamayacağını açıklamış: Türkler artık “Türk” değil, başka bir şey olmak istiyorlarmış çünkü. Bu yüzden kılık kıyafet devrimini icat etmişler, sakallarını tıraş etmişler, dillerini ve harflerini değiştirmişler. Daha veciz konuşmayı seven bir dükkan sahibi, müşterilerinin bir elbiseyi değil, aslında bir hayali satın aldıklarını açıklamış. O elbiseyi giyen “ötekiler” gibi olabilme hayaliymiş asıl satın almak istedikleri.
Konut Yerleşkesi Olarak Bahçeşehir
...
Jansen’in projesini Almanya’daki benzerlerinden ayıran önemli bir özelliği vardı: mimar, tasarımına yerel mimari öğeler eklemeye özen göstermişti. Örneğin tek ev tipinde, iki karar çevirisini evcilleştiriyordu. Mahallede bütünlük ve sürekli bir sokak cephesi elde etmek için, iki komşu evi bütün bir kat yüksekliğinde bir duvarla birleştirmiş, arkada ve bu şekilde yaratttığı özel avlunun içine çeşme, küçük bir kış bahçesi, örtülü bir teras ve pergola yerleştirmişti. İkinci olarak Jansen, “Türk evlerinin” en belirgin özelliği olan, sokağa ikinci kattan bakan çıkmalar kullandı. Ancak bu çıkmaların iç mekan tasarımında, geleneksel evlerdeki gibi divan ya da benzeri özel bir düzenleme yapmadı.
...
Jansen’in bu evcilleştirici çevirisi Türk müşterilerinin hiç de ilgisini çekmedi, tersine kooperatif üyeleri projenin bariz yerel karakterlerinden rahatsız oldu.Kooperatif adına Şubat 1936′da Jansen’e Almanca yazdığı altı sayfalık mektupta Mithat Dülge (...) temsil konusundaki şüphelerini belirtir:
Sevgili Profesör Jansen, [...]
Biz geleneksel Türk tarzında değil, modern tarzda evler inşa etmek istiyoruz. Evlerin dış cephelerinin modernleştirilmiş şarklı tarzda değil, günümüzün malzemelerine tekabül eden çağdaş tarzda olmasını tercih ediyoruz. Sizden yerleşkenin evlerine kırsal değil metropoliten bir karakter vermenizi rica edeceğiz. Bu nedenle, Şarklı çıkmalar ve küçük pencereler değil, büyük ve geniş açıklıklar ve çok sayıda teras ve balkonlar istemekteyiz.
Muhafazakar olmakla suçlanan Jansen hızla cevap verdi:
Evlerin geleneksel Türk tarzında planlandığı yolundaki yorumunuz hiç de doğru değil. Binaların iç düzenlemesi çağdaş fikirlere göre geliştirilmiş ve evlerin içi dış cephede yansıtılmıştır. Modern inşa tarzı [Baustil], konutların nerede yapıldığına, örneğin Almanya, İtalya ya da Türkiye’deki konumuna duyarsız değildir; iklimsel şartlar ve halkın hayat tarzı ne kadar farklı ise, düzenleme de o kadar farklı olacaktır. Almanya ve düğer ülkelerde on yıl önce rağbet gören, bugün Türkiye’deki çoğu binanın takip ettiği beynelmilel stil, Almanya’da şu anda olduğu gibi Türkiye’de de on yıl içinde kaybolacaktır. [...] Örneğin çıkma, odanın içine mümkün olduğunca ışık ve hava almak ve tüm kenarlardan güzel bir manzara görmek için yerleştirilmiştir. Ayrıca, her evde tekrarlanan bir motif olarak, tüm Siedlung’da bütünleşmiş bir karakter ve hoş bir etki yaratmaktadır.








