Türkiye Siyasetini ‘Design’ Ediyorum…
Cumhurbaşkanı seçimlerinin ardından yine bir analyse enflasyonu yaşıyoruz. Aynı şeyler farklı kelimelerle defalarca tekrarlanıyor. TV insanları moneyyapıyor, köşe yazarları köşelerine sığamıyor, blog yazarları ben de bir yerlerde köşe tutabilir miyim hesabıyla döktürüyor da döktürüyor.
Ben utangaç bir analyse yapmak yerine doğrudan designa geçeyim diyorum. Şöyle en üstlerden bir tavırla en oryantalist gülüşümü takınıp, Türkiye siyasetini arsızca biçimlendirmeye soyunuyorum.
Şimdi,
1-CHP’de 300 Spartalı: What the fuck is going on! 15 seçim kaybettik, bu partide bir uğursuzluk bir cenabetlik falan mı var acaba diye söylenerek partiden ayrılıyorlar. CHP’den alacaklarını alıp, yeni bir parti kuruyorlar. Adını da SHP koyuyor, sosyal demokrasiyi yeniden keşfe çıkıyorlar. Böylece bir yandan CHP’nin baggagendan kurtuluyorlar, bir yandan da 90’lara şık bir göndermede bulunarak vesayeti tükenmiş TSK’ya mesajı yapıştırıyorlar. Yapıştır!
2 - 20 yılda hiçbir seçimden açık alınla çıkamayan partinin ulusalcı tayfası, yaşasın sonunda CHP bizim oldu! nidalarıyla tepine tepine parti binasını Atatürk’lü duvar kağıtlarıyla kaplatıyorlar. Kapıya gelen Deniz Baykal’ı da içeri almıyorlar. O da dışardan kapıyı kitleyerek vatana son hizmetini de yapmış oluyor. İçerdekiler bir miktar oval office benimdir tepişmesi yapıyorlar. Sonra sakinleşip sessizce marjinalleşiyorlar. CHP’yi bunlara bıraktım çünkü CHP markasının tarihsel bagajı ancak bunların station wagonuna sığıyor.
3- HDP fazladan 1 milyon oy aldık felan diye şımarmıyor. Bir grup insanı bir arada görünce şaşalayıp tek yol revolution tatavası yapmıyor. Lan bura iyiymiş biraz da bu taraftan yürüyelim diyerek Cumhurbaşkanı seçimindeki mesajlarını yaygınlaştırmak için koşturuyorlar. Halklara umut dağıtıyorlar, ezilenlere neşe saçıyorlar, yoksullara çiçek veriyorlar… Bir ara vatandaşların büyük bir çoğunluğu ile arasına mesafe koyan Bayrak-Marş-Atatürk gibi simgesel konuları çözümlüyorlar. Mass Party olmanın dayanılmaz hafifliği ile ikinci şişeyi açtırıyorlar anasını satayım.
4- HDP ile SHP gardaş oluyor. Seçim koalisyonu, birlikte yiyip içmeler, türlü türkülü ortak eventler falan filan. Belki bir gün konjunktur değişir aynı eve çıkarız, iki kira zor oluyor cilveleşmeleri şeklinde iyi anlaşıyorlar. Biri ötekine ya şu yeşil bayraklarını üzerime doğru sallama cereyan yapıyor, üşütücem diyor. Öteki İstiklal Marşı’nın sesini bu kadar açma içeride çocuk uyuyor diyor. Gel beraber mesut olalım bizim APO’ya da ev bakalıma gider mi bu ilişki? Gideri var.
4- Bahçeli matematik profesörü olmaya karar verip LGS’ye hazırlanmaya başlayınca, MHP dükkanı kapıyor. Bir kısmı AKP’ye bir kısmı da CHP’ye. Şişt Ocaktakiler kasmayın Game Over.
5- AKP başlarda rahat. Cumbaba bizde, Başbaba bizde, meclis bizde, %50 bizde, medyası bizde, yargısı bizde. Şukela. Fakat saz arkadaşları CeHaPe - MeHaPe’deki gelişmelerden de tedirgin. ne oluyor lan akord mu bozuldu babalara mı geliyoruz falan diye kıllanıyorlar. Yok lan biz her şekilde kazanırız kediler bizden yana derken parti binasının yıkılıp yerine AVM yapılması gündeme gelince konu dağılıyor. Yoğun istişareler sonucunda proje barok stili operaya dönüyor.
6- Paralelciler, bir başka paralel evrene geçiş yapıyorlar. Orada okullar falan kuruyor, Türkçe Olimpiyatları düzenliyorlar. Fakat bir süre sonra can çıkar huy çıkmaz bahanesiyle başka bir paralele geçmek zorunda bırakılıyorlar. Ve bu böyle devam edip giderken yolda Higgs Bozonunu buluyorlar. Kod adı Feto’ya Nobel veriliyor. Böylece Alfred Nobel’in de Hizmet hareketinden olduğu deşifre oluyor. Orhan Pamuk telaşa kapılıyor.
7- PKK yöneticileri, lan yorulduk artık dağ taş dolaşmaktan deyu deyu, Kürdistan’da yerleşik hayata geçiyor ve çoluk çocuğa karışıyor. Bir kısmı Türkiye’de İmralı Adası’nda dinleniyor. Fransa, Almanya, İtalya gibi ülkelerden devre mülk alan da var.
8- Vatandaş, ortalık sakin, hayatıma biraz hareket katayım, sendika olur, partyolur dernek felan olur biraz takılayım, sosyal çevre yapayım diyor. Örgütlenmein TV dizileri out oluyor. Kıvanç Tatlıtuğ işsiz kalınca Süper Yakışıklılar Derneği’ni kurarak sivil topluma yeni bir vision sunuyor. Tatlıtuğ katılımcı, çoğulcu demokrasinin öneminden dem vurunca tüm kızlar bayılıyor (literally).
9- Diyanet İşleri Başkanlığı isim değiştiriyor ve Kıyamet İşleri Başkanlığı oluyor. Böylece dünya işleriyle ilişiği kesiliyor yeni görev bölgesine doğru yola çıkıyor.Amen.
10- Mehmet Barlas ve temsil ettiği değerlere bir üçüncü dünya ülkesinden iyi bir transfer teklifi geliyor. Barlas bu teklifi de değerlendiriyor ve 10 yıllık anlaşmaya imza atıyor. Jubileeyi de orda yapıyor. Bu transfer Barlas ekolünden diğer gençlerin de önünü açıyor tabi. Bye Bye Forever.
11- Ben de bu büyük başarının verdiği gazla medyaya, felsefeye, sanata, edebiyata felan el atıyorum. Onları da bir güzel design ettikten sonra Birleşmiş Milletler, Türkiye’de mission complete gel biraz da dünyayı design et teklifinde bulunuyor. Reddedip bir sahil kasabasına yerleşiyorum. Artık designedemeden de duramadığım için bir web sitesi tasarım firması kuruyorum. Site mite değince kasaba ahalisi tedirgin oluyor. Hemen şehre geri kaçıyorum.








