Öncelikle öğrenci olarak bulunduğum Bolu'nun Mengen ilçesinden sizlere de bahsetmek istiyorum. Türkiye'nin ilk Aşçılık okulunun açıldığı bu ilçede yüzyıllardır süregelen bu meslek ilk günkü heyecanıyla devam ettirilmekte. Bu günlerde 5500 nüfusuyla, doğasıyla, mükemmel bir yerleşim alanı olan Mengen'de dillere destan aşçılar, ustalar yetişmeye devam ediyor.
AŞÇILAR DİYARI MENGEN
Mengen’in en büyük özelliği yüzyıllardan bu güne babadan oğula geçercesine devam eden gelenekle çok ünlü aşçılar yetiştirmesidir. Her haneden muhakkak bir aşçı çıkaran Mengen’in bu ünü tarihsel bir olayla başlar. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra saray aşhanesini Mengenli Yakup Ağa adlı bir paşaya kurdurur. Buranın sorumluluğu da ona verilir. Mengen’li Yakup Ağa’nın işe başlamasından kısa bir süre sonra yeğeni iş bulmak umuduyla yanına gelir. Yakup Ağa yeğenini saray aşhanesinin bulaşıkhanesinde çalışmaya gönderir. Çok zeki ve çalışmayı seven bu usta gün gelir saray aşhanesinin aşçıbaşısı olur. Mengen’de ki yakınları ve arkadaşlarını da yanına çağırarak onları aşçı olarak yetiştirir. Böylece saray aşhanesi ve mutfağı da adeta bir aşçılık okuluna dönüşür. Buradan yetişen ve ünlenen Mengenli aşçılar paşa ve beylerin aşçıları olurlar. Mengenli aşçılar zamanla büyük kentlerde ve bütün Osmanlı kentlerinde aşçılığı ele alarak üne kavuşurlar. Aşçılık mesleği olduğu kadar o günden bu güne kadar babadan oğula geçen meslek ve sanat olarak devam eder gider. Aşçılık bugün için yalnızca yemek yapmak ve bunu lezzetle yedirmek olarak düşünülemez. “Kalbin yolu mideden geçer.” özdeğişi aşçılığın ne denli bilgi ve beceri isteyen bir iş olduğunu düşündürmektedir. İyi bir aşçı nefis yemek pişirmeyi bilmesi yanında bir heykeltraş, bir ressam, bir dekoratör kadar sanatlardan anlayan ve bunu uygulayan kişidir.











