Sevememeni anlarım da,
Seviyormuş gibi yapıp sevmemeni anlayamıyorum.
No title available
🪼
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
cherry valley forever

Discoholic 🪩
I'd rather be in outer space 🛸

blake kathryn
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

#extradirty

Love Begins

No title available

JVL

★
d e v o n

if i look back, i am lost
noise dept.
Game of Thrones Daily

Janaina Medeiros
tumblr dot com
Show & Tell

seen from Russia

seen from Australia
seen from United States
seen from Argentina
seen from United States

seen from Belarus

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from India
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@mrscarelesswishper
Sevememeni anlarım da,
Seviyormuş gibi yapıp sevmemeni anlayamıyorum.
.
Olmayışına bir çarem yok.
Unut onu.
Söyleyecek çok şeyimin olmasıyla susacak şeylerimin fazlalığı burun farkıyla yarışta. Kim burnunu soktu bu işe bilmiyorum.
Bir çift gözü unutamıyorum. Bir çift gözün bana hissettirdiklerini unutamıyorum. O dokunduğunda hissettiğim şeyi unutamıyorum. Kimseye dokunamıyorum, kimsenin bana dokunmasına izin veremiyorum. Bu son olsun derken bu sonum olsun demek istememiştim.
Hiç unutmak gibi bir derdim olmadı şimdiye kadar. Hiç unutmak için bu denli istekli olmamıştım. Unutamıyorum.
Yapabileceğim her şeyi yaptım, içimde iğne ucu kadar “şöyle yapsaydım daha mı iyi olurdu?” sorusuna yer yok. Normalimin dışındaydım. Olması gerekenden çok daha sakin, bağışlayıcıydım.
Tanımıştım onu. O benim bir zamanki halimdi. Hırçın, yorgun, bencil… Kalbindeki yangının acısını tüm dünyadan çıkarmak istercesine kızgın. Yaralarından kurtulmak yerine, başkalarında açtığı yaralarla kalıcı olmak isteyen. Sonundan emin olup, sonunu düşünmeden yaşamak isteyecek kadar hayat dolu.
Susarak atamadım. Durarak atamadım. Belki böyle geçer.
Seni çok özlüyorum.
Her sabah ve her akşam, aldığım ilk yudumda, kurduğum her alarmda, kustuğum her anımda, uyuyamadığımda, uyandığımda, durduğumda, koştuğumda, gülerken, ağlarken… hep. Sanki hiç bitmeyecek gibi.
Görsem ne hissederim bilmiyorum. Sarılsam geçer mi emin olamıyorum. Önümü göremiyorum. Ölümü bile göremiyorum artık.
Kafamda dönen tek bir cümle var. Olması gereken tek şey “unut onu”
Bu yazıyı nasıl bitireceğimi bilmiyorum. Bu gece nasıl uyuyacağımı bilmediğim gibi.
“Kimsenin birbirine acımadığı, herkesin kolayca birbirinden nefret ettiği, birinin ötekine yardım etmeyi aklından dahi geçirmediği soğuk ve umutsuz dünyada yaşıyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz ama sürekli yalnız kalmaya çalıştığımız, yalnızlığımızın yetmediği ve bitmediği bir çağdayız.”
Yediğin zeytinlerin çekirdeklerini saklayacak kadar çok sevmiş mi seni bi sor bakalım.
Dün gece yine öyle aklımdaydın ki ben yine çok utandım. Bir kez sarıldığın, bir kez elinin eline değdiği, bir kez telefonda konuşabildiğin, fakat defalarca her kırılmada daha da çok sevdiğin bir adamı asla senin olmayacağını bile bile hatta artık imkansız oluşu karşında ezile ezile özlemek nasıl büyük bir ahmaklıksa, o kadar büyük bir ahmak oldum dün gece yine.
Belki de felakete meyilliyim. Ama aynı zamanda kendimi hemen ve hızla kurtarmaya da. Hiçbir şey büyüyüp, kaplamamalı beni. Bunu tatmak istesem de, istemiyorum sadece.
“ne bu serden son geçişim ne de son küsüşüm kaderime”
"Birbirimizi tamamen yanlış anlamaya nasıl sebep olmuşuz?"
herkes bilecek beklediğimi, bu şehir bilecek ama o bilmeyecek.
…işitilen en iyi şeyin bile ya tamamı yalan, ya halüsinasyon, ya varsayımdan ibarettir. Gerçek iyiyi kimse kolay kolay görüp, tanıyıp sezemez.
Şule Gürbüz, Zamanın Farkında (via kedidirokedi)
A ciğerim söyle neyleyelim.. sevmeyelim de taşa mı dönelim?
Kötü adamı sevdim hep. Kanunsuzu, hergeleyi..