
#extradirty

izzy's playlists!
he wasn't even looking at me and he found me
I'd rather be in outer space 🛸
Three Goblin Art
trying on a metaphor
Cosmic Funnies
Cosimo Galluzzi
DEAR READER
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

祝日 / Permanent Vacation
tumblr dot com
d e v o n

blake kathryn

Origami Around

No title available
Today's Document
YOU ARE THE REASON

JVL

JBB: An Artblog!
seen from Philippines

seen from Singapore
seen from Türkiye
seen from United Kingdom
seen from Poland

seen from Singapore
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@natiionalanthem
Güzelce bir kadındı Tomris, alımlıydı. Aşık olmayı da bilirdi, aşık etmeyi bildiği kadar. İyi de rakı içerdi, cihanda sulhtu rakı içerken. Ağdalı değil, nağmeli severdi. İçtikçe keyiflenir, keyiflendikçe güzelleşirdi. Gülüşünün altında dokunaklı hikayeler yatardı. Şiir severdi, okuyunca eritirdi masadaki en sert erkeğin yüreğini. İnsanın derinliklerine dokunurdu dalgıç bakışlarıyla, konuşunca bahar çicekleri açardı zemheri ayazlarında bile. Kimisine ona aşık olmak yeterdi, kimisine ömrünü ona vakfetmek, kimisine de ömrünce uzaktan seyretmek, hiç uzun bir yolda yürüdüğünü görmeden. Şiir eleştirisi yapar, sınırlarını şiirsellikle zorladığı öyküler yazardı genç yaşından beri. Memleketin dev gibi şairlerinin içini çeken de belki ondaki bu şiir aşkıydı. Niceleri aşık olmak için adaklar adarken, “Daha nen olayım isterdin, onursuzunum senin.” diyecek kadar aşık olmuştu Cemal Süreya ona. Ay ışığında bileğinden, ayakta dudağından, kapı aralığında soluğundan, yatakta kasığından öpecek kadar sevdi fakat ikisi de evliydi karşılıklı aşka düştüklerinde, aşk yasa dışıydı, gizliydi. Yıldızlar söndü, bu aşk da bitti. Turgut Uyar’ın sonsuz aşkının kucağına bıraktı Tomris’i. Hakkını vere vere, layığıyla başının tacı etti Turgut Tomris’i. Kalbinin saati bozulup, artık hep ondan duracaktı fakat Tomris hayatının geri kalanında boyuna birinci seçilmekten yorulacaktı. En acısını da belki Edip Cansever çekti. Sevdiği kadın efsane aşklar yaşarken, o uzaktan sevmeye devam edecekti. Şöyle yazdı bir rakı masasında, peçetenin üzerine: Tomris rakıyı sevdi, bense Tomris’i. Bu aşk dörtgeninin içinde, en tuhafı; her köşenin ayrı ayrı çok sevmesiydi. Edip Cansever: “Cemal Süreya’ya içki içmesini ben öğrettim.” diyordu, Cemal Süreya Edip’e şiir yazmasını kendinin öğrettiğini savunuyordu. Bu tatlı atışma sırasında bile Turgut Uyar’ın aklına Tomris’ten başka bir şey gelmiyordu. “Bu ikisi bunu tartışırken, ben de gittim Tomris’le evlendim..” İkinci Yeni akımının üç dost yıldızı; Cemal Süreya, Turgut Uyar ve Edip Cansever, birbirlerini çok bekletmeden, tersine bir hareketle, sırayla kayıp gittiler bu dünyadan gökyüzüne. Tomris Uyar’da 62 yaşında, Temmuz güneşine, bir kısmı kendisine yazılmış şiirlere ve şairlerinin anılarına veda etti. Ama ne zaman bu üç yürek işçisi bir yerlerde anılsa, Tomris Uyar’ın da kullakları muhakkak çınlamaya devam etti.
ve beklediğim her an öyle güzelleşti ki gönlümde kuşlar koydum yoluna..vazgeçemedim
"erken vazgeçişlerim vardı benim seninse erken tükenişlerin ve gece uygun değildi beklemeye yine de bekledim...
aşikâr olan tek şeyse,
insanlığın berbat olabilir
ama
babalığın iyi olacak.
Yaşayacağız.
Farklı sehirler , aynı duygular
Kesinlikle.
"Annem nefes almayı bıraktıktan sonra, babamın yanına gitmek zorunda kalmıştım." Sanırım Nefes almayı bıraktıktan sonra, demek öldüğünü söylemenin kibarcasıydı. Ve daha az can acıtıcısı.