Alnım geniş..
tumblr dot com

izzy's playlists!
Misplaced Lens Cap
No title available
trying on a metaphor

Kiana Khansmith
Xuebing Du
Show & Tell
Mike Driver
art blog(derogatory)

❣ Chile in a Photography ❣
todays bird

JBB: An Artblog!
Jules of Nature
occasionally subtle

tannertan36
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
I'd rather be in outer space 🛸

oozey mess

Origami Around
seen from United States
seen from United States

seen from T1

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Ukraine
seen from Ukraine

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Poland
@neyincerrahi
Alnım geniş..
Gerçek..
Olgunluk değil, yorgunluk..
Babamız biz sevmedi.. çirkiniz çirkiniz..
Wassily Kandinsky
"Her şey güzel olacak.." dedi Muhsin
NERESİNDEYİM NERENİN Yanarken ay, güneşten emanetiyle, sol yanıma vurdu aslanağızları, zaman akşam... Sen de öyle derdin; Ya girdap yanlış yoldasın! Şişe sesleri geliyor bir evden, sessiz bir sokak köpeği selamlarken beni.. Ansızın bir sen doğuyor tepemden.. Melodiler eskimemiş diyorum yalın ayağım ağlarken sen yokuşlarında. İçim ürperiyor çağ değişirken kanatlarımda. Sesleniyor ve sebepleşiyor en ağır günahlar. Tırmalıyor asfaltı tırnaklarım sonu sen yokuş. Nefes alıyorum, sonu sen ciğer. Yanağım yanağını okşuyor mavi akşamlarda. Aklım mis gibi. Herkese, her şeye tuz biber ekiyorum bu masalsı çorbada. Sorular geliyor pürtelaş. Açıyor gözlerimi ufka: Neresindeyim nerenin? diyorum. Yavaş bir tavşan doluyor aklıma sonra. Aklım tozpembe. El sallıyor bak buharlı camın buharsız arkasından. Acı bir gülümseme gidiyor elinde valiz, karanlık bir sebepsiz zamanda. Arkasına dönüp baktığında, sen sarı ve kirli bir sokak lambası asilliğinde düşüncelerde. Biter mi sandın ayazlar? Bitmez ciğeri üşüyen şehirlerde aşkın keder oluşları. Bir martının üzülüşü gibi sıradan bir cümle ayak sesleri. Ansızın bir sen doğuyor tepemden. Son sigaramı çıkarıp cebimden yakıyorum ve kötü bir meyhaneye mecburi giriş yapıyorum. Plaktaki seni tanıyor. Kaç bardak tanıdım bu meyhanede kim bilir. Plaktaki seni soruyor. Sadece duman kaçıyor gözlerime. Ağlamıyor. Tam oniki adım var uykunla rüyam arasında. Ne yapsam okşayamıyor saçlarını çaresizliğim. Sen mışıl bir hayalde, ben mış gibi yapan gölgenin peşinde. Bir sarsam dilini beynime, ızdırabım yerle bir... Oniki adım sonra başlıyor sahnem. Binalar yıkılıyor bizim mahallede martılar çölü aşmışken. Bu nasıl ''andır'' bir uyku. Ansızın bir sen doğuyor tepemden, araya bazen suretler giriyor, Kovuyorum onları. Sanki yanağın yanağımda bir cephedeyiz. Aramızda ki her ne ise; can yakan bir yağma. Akrepsiz zamanları bu yelkovanın. Tam oniki adımda tüm aşk kırıntılarım;varamıyorum. Uyumuyor, mutluluk siniyor odama. Seni sevgili yağmura soruyorum bazen. Bu nemli akşamlar bir denizin hikayesi değil, çöle düşen pasaksız bir rüyanın, bir ömre bedeliyetinin haklı destanı. Yağmur sessiz düşüyor. Yine de oku yıldızları. Seni astım ''Büyük Ayıya''. Yine de sen oku. Ansızın tepemden doğ. Yanağımı okşa mavi mavi... Herkese, her şeye tuz biber ekiyorum. Ağlamıyor, sadece duman kaçıyor. CİHAN UYSAL Photography by Cihan Uysal
Tek rengim, tek sev..
Çok Sesli
Sen kahve yap, ben ortalığa dökülenleri yazacağım. Bak gör, mevsimler oturup dinleyecek benden dökülenleri. Benden dökülenler dudaklarımın kenarından bir sevdaya tuz olacaklar. Yanacak, kavrulacak bir sağdan bir soldan damlayanlar. Arkana yaslan, birazdan biz olmayacağız! Yalnızlık çok sesli… Bir kulağımdan girenler, diğer taraftan sayfalarca hikaye… Susuzluğuma bir yaz mevsimi gibi bahaneler ürettim ve kanadı koparılmış akıllı bir bok sineği, tuzun bile koktuğuna yeminler içti. Ne güzel renkleri vardı, maviden yeşile çalan 'o ne ayıp' isimli arkadaş. ‘Tek başıma da severim ben seni’ diyebildim güneşler o şehre doğmamışken ve hiç bir hava durumu bülteninde garip hava basınçları alçalmamışken. Kemiklerimi saydım az önce, zafiyetim yemediğim yemeklerden değil, doymuş kahpelik oranlarının vücudumu işgalinden. Bu arada cinsiyetçi bir söylem çıkmaz kalemimden, denk geldi. O da öyle denk gelmişti. Kıvır kelam ve hayta görüntüsü cezp etmişti beni. Biliyordum ve gök kubbemde birçok bilinmezin ayyuka çıkacağını bildiğime pişmandım. Oysa yalnızlık çok sesliydi; Haykırdıkları benim karama düşmeden bir iç denizde boğulup gidiyordu ve buna rağmen gözyaşları ayaklarıma kapanıyordu. Tuzu bile tatlıydı yanağıma dökülenlerin. Bir kaderi anlatıyordu ya da yaşamımın kalmış mahpuslarını. Şimdi sen susuyorsun ya, aşkı tanımamış savaşlar çıkacak bu coğrafyada, kardeşlik naraları atarak. Oysa çok sesli olan yalnızlık, aşka inanırken bile... Yakama taktığım sarılar, eskilere saygı geçitleri… Eskiler, bir renksiz sayfadan beynime kuşe kağıtları… Ve eskiler, bir kaç parça iç donu… Tek başıma… Benden pişman olanları, kağıtlara sardım bir sabahçı kahvesinden uykulu gözlerle çıkarken. Selam durdum ayaza, ‘Bu günlük ağlatma.’ diye diye güneşi doğurdum. Şimdi bildiklerim seslere inat susarlar ve yeni umutlara yelken açmak ancak pahalı bir rüya. 'Ne haddine ulan renkli hayatlar düşlemek? ' . Eyvallah… Tek başıma dans ederim ben arada sırada. Kurbağa prens olurum garipliğimle, sıra dışı arkadaşların garip bakışlarında. Garip bir adamın fukara ceketi olurum, yırtık cebi düşeürür beni kaldırımlara ve ben bunları tek başıma düşlerim. İçim geçmiş. Bir gece seni severken dalmışım halının deseninde ki mutlu yaşamımıza. İçim geçmiş halının ortasından siyah çarşaflara ve noktalama işaretleri hesap sormuş her yanlışta içimdeki kaleme. Sen nasıl olurda bizi sevmezsin? Kulpsuz kapılı odamın İçinden rüyalar geçmiş de, bir sen ben olamamışsın. Duvarlarda fısıltıların, keşke sınırını çoktan aşmış, bağımsızlığını ilan etmiş, yüzüme tükürmüş, ‘O kadın buraya gelecek!’ çakırlığında koşmaktadırlar. İçim geçmiş! Yatak çok uzak… Gözlerimi açıp bir şarjör küfür, benden ortaya; ‘Sarılıp uyutmadın bok sineği!’ Çok Fransız melodi… Tuzlu dudak kenarları, büyük bir felaketin bittiğini mırıldanıyor. Dinlediğimiz her ne ise, çok canı yanmış Paris sokaklarında. Usulca susup, saygılı bir konuşma yaptım ölenin ardından ve tek kişilik ölü yakma projemde usulden de olsa iyi bilirdik dedim. Yaktık içimizde kalanları bir kaç kibrit yardımıyla. Utangaç yüzün bana sevdandan değil, bırakamadığın saplantılarından. Bana da saplanmıştı bir kaç acılı terk ediliş. Mitolojik bir adamım sanmıştım önceleri. Oysa hiç bir numarası yokmuş o tuzlu gecelerin. Bu Fransız melodi hiç bir kelimede betimlenemez. Otuzum… Yirmimden çok farklı. Hiç değilse yaklaştığım bir şey var. Zamanımın neredeyse yarısı geçti. Konuştuk az önce, haylaz bana ‘En çok beni sev.’ Dedi. Ama kıvır kelam düşlerim oracıkta rüyalara dalmış. Otuzuma sevdam, bir ihanet. Yaşıt sinekler kapkara… Ben -maviye yeşile çalan sarılara saygı- bir rüyadayım. Otuzum ve çok yorgun. Buradayım. Kömür karası sevdanın en yüreklisinde; Beynime hükmeden çok sesli bir yalnızlığın alın terinde… Güneşlere küfrüm prense dönüşecek; Çocukluğuma selam! Bir Ankara bestesi… Yüzyıllarımı bozkıra gömdüm Ciğerim. Cihan Uysal
Bir başka alem güneşi bu rüya. . Bakışları kızgın adam.. Demirden tav yürekli. . Iri yarı mis kokulu. . Neredeyse asırlar oldu sen gülmeyeli.. Nerdeyse hiç gün doğmadı çıkıp gittiğin şehre. . Bir çocuk doğdu yanıbaşıma.. Ben büyüdüm, o mavi pazarlarda kaldı. . Bir çocuk hep eksik.. Erdemleri kemiriyor bu ara.. Son numarası sorular sormak, bilemediklerine.. Sahi dedi geçen gün. . ‘Sahiden koku ölüyor mu?’
Sakallarim var benim yıllardır, bıyığım.. Ben.. ben büyüyünce sen oldum.. Adım da senin oğlun. . Hos kalabildin mi oralarda? Ben büyüdüm. . 'Özlemek de ölüyor mu baba?’
C.U
değişmiyor..
İsmail Abi hop dedi..
ANKARA DEVİNİM TİYATRO ÜCRETSİZ TİYATRO / OYUNCULUK KURSU DUYURUSU!
ANKARA DEVİNİM TİYATRO bünyesinde kurulan ücretsiz tiyatro / oyunculuk (hobi kursu değildir!) kursu başlıyor. 18 – 25 hadi bilemedin 26 - 27 yaş arası, üniversitelerin tiyatro kulüplerinde görev almış ve bu işi ilerletmek isteyen, konservatuara hazırlanan, konservatuarı bir türlü kazanamayan, ikinci aşama, mülakat demeden elenen ve konservatuar şansını bir daha denemek isteyen ya da tiyatro yapmak isteyip bir türlü o imkanı yakalayamayanlara açık olan kursun kontenjanı 5 Kadın / 5 Erkek olmak üzere 10 kişidir. (Şayet yoğun talep olursa zaman içerisinde ek kurslar açılabilir.)
Kursun temel amacı tiyatronun, oyunculuğun temel eğitimini kısa süre değil bir yıl boyunca deneyimleme, tiyatro yapmanın ne demek olduğunu mutfakta anlama, dekor / aksesuar / afiş / nakliye / teşrifat / ses – ışık tekniği vs. gibi işleri deneyimleme, kendi tiyatrosunu yaratmadır. İlk bir ay temel eğitimle başlayacak olan kursun devamında, “devamsızlık yapmayan” “hazırlayacakları sahne parçaları, tiradları eksik olmayan” kursiyerler “DEVİNİM ATÖLYE OYUNCULARI” nı kuracaklar ve BAMBU KÜLTÜREVİ’ nde açık hava sahnesini kurup, ilk sahne deneyimlerini “DEVİNİM ATÖLYE KISA OYUNLAR” projesini hayata geçirerek yaşayacaklar. Daha önce sahne deneyimi yaşayıp, kursumuza dahil olanlar için de geçerli bir durumdur bu! Eğitimimizden geçmeyip sadece oyunda rol almak isteyenler bizi aramasalar iyi ederler! Biz oyuncu aramıyoruz, tiyatro yapmak isteyenlere ücretsiz ders verip, oyunlarını hazırlamalarında yardımcı olmak istiyoruz.
Kursumuzun eğitim süresi ilk aşama için bir aydır. Her dersin haftalık süresi dört saattir. Haftanın dört günü ders yapılmaktadır. Bu nedenle hobi kursu arayanlar, başka işleri olup, boş zamanında tiyatro yapmak isteyenler için pek uygun değildir vereceğimiz kurs. Kısa oyun çalışmaları ile beraber uygulamalı bir etap başlayacaktır. Kısa oyunlar çıktıktan sonra verdiğimiz kurs uygulamalı olarak devam edecektir. Kısa oyun çalışmaları yenilenecek ve yeni oyunlar hazırlanacaktır. Bu çalışma sezon boyunca devam edecektir. Gösterilerde görev alan kursiyerlere yol masrafı dışında herhangi bir ücret ödenmeyecektir. Kısa oyun çalışmalarında rolü başka bir oyunda olan kursiyerler o akşamki gösteride teknikte (ses – ışık) ve teşrifatta görev alacaklar. Provalarda her öğrenci dramaturgi ve reji masasında görev alacak, dekor/ kostüm tasarım uygulamasında bulunacaktır… Velhasıl amatör ruhla hareket edilecek ve profesyonel davranılacaktır.
Kısacası gerçekten tiyatro yapmaya başlayınca, ilerde tiyatro yapmaya ya da yapmamaya karar verecektir! Bu ne demek, siz ne diyorsunuz kardeşim diyorsanız cevabımız; kusura kalmayın ama bu iş öyle ha deyince yapılmıyor, ha deyince de öğrenilmiyor.Dostluğumuz güvenilir, arkadaşlığımız güzel, muhabbetimiz samimi, çayımız demli. Eh, az biraz bu işi iyisiyle, kötüsüyle yaptığımızı düşünüyoruz ve bu meslekteki bilgilerimizi sizinle paylaşmak ve sizlerle yeniden deneyimlemek istiyoruz.Siz de bizimle çalışmak, öğrenmek istiyorsanız ve tüm bu yukarıda yazılanları kabul ediyorsanız; tiyatro öğrenmek, tiyatro kurmak, tiyatro yapmak için 10 HAZİRAN 2016 CUMA GÜNÜNE KADAR bizi arayıp, mail atıp kursumuza katılmak istediğinizi söyleyebilirsiniz.
Başvuru formu kullanmıyoruz, karar verdiğiniz zaman İSİM / SOYİSİM / TELEFON NUMARASI / E.MAIL bilgilerinizi alıyoruz. Derslerimiz ve açık hava oyunları İZMİR 2 CADDESİ OYA APT. 45/18 - KIZILAY adresinde bulunan BAMBU KÜLTÜREVİ’nde olacaktır. Dersler 13 Haziran Pazartesi günü itibariyle başlayacaktır. TELEFON : 0535 475 05 68E.MAIL : [email protected]
_______________________________
KURS HOCALARI
SES KONUŞMA / DİKSİYON / FONETİK
Nurcihan ERSOY ( Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Oyunculuk Bölümü ) Seslendirme – Dublaj Sanatçısı
PAZARTESİ – ÇARŞAMBA 10.30 – 12.30
TEMEL OYUNCULUK / FİZİKSEL TİYATRO
Mertcan ERTÜRK (Hacette Üniversitesi Devlet Konservatuarı Oyunculuk Bölümü) Tiyatro Oyuncusu
PAZARTESİ 13.00 - 16.00
DRAMATURGİ / TİYATRO KURAMI / OYUN İNCELEMESİAhmet YAPAR (Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dramatik Yazarlık Ana Sanat Dalı) Oyun Yazarı / Tiyatro Yönetmeni
SALI 13.00 – 17.00
DOĞAÇLAMA
Ozan DEMİRCİOĞLU (Bambu Edebiyat ve Tiyatro Dergisi Editörü) Bambu Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni
PERŞEMBE 11:00 – 15:00
Kolajlar kolajlar..
Naçizane karaladığımdır..Bambu Kültür Sanat Tiyatro Dergisi..
He aynen aynen.Hep yeni yıl.. #instankara #ankara #ayaz #picoftheday #pic #instatags #tags #tbt #asabiyet #instapic #instasize #instamood #instago #instagood
kafam jazz
Çirkinliğimin yaşamak gibi bir nedeni var..