cherry valley forever

Discoholic 🪩
d e v o n
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

bliss lane
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Lint Roller? I Barely Know Her
Sade Olutola
Game of Thrones Daily
ojovivo
🪼
No title available

EXPECTATIONS
Monterey Bay Aquarium

if i look back, i am lost
taylor price
No title available
One Nice Bug Per Day
★

No title available
seen from Singapore

seen from Trinidad & Tobago

seen from Malaysia
seen from Chile

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Brazil
seen from Malaysia

seen from Nepal
seen from Poland

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Malaysia
@notsuzadam
Başka Zamanlar
Üstümü örten ağırlıkları taşıyor beslediklerim Kimler öldü yine dilinin uçlarından kim bilir Söylenirken kollarımın arasından bir sabah vakti İsmini hiç bilmediğim insanlar dökülüyordu uyanışlarımdan
Bir cihan eder belki bu muammam Bakışlı hissi ve giden duruşlarında Beter etmez hiçbir şeklin beni bu aldanmacadan Kaç söze büründüysem farklı bir hışmının içlerindeyim Seni seviyorumların tüm ilahi formları arasından
İnançlarım kadar yerim kaldı saygıya değer Boş bir odaya sığdıramıyorum ölümlülüğümü Parça parça dağılmış çoklukların her yanlarımdan Etraflıca toparlıyorum elimde kalan birkaç benliğimi
İçinde bir ben vardım başka neydi ki bütünlüğümün Yaşadığım canlarının kırılganlıklarını çekiyor parçalarım Bir dünya ediyor bakınca dışarıdan kapladığın alan Tüm evren göremediğim bir halinse o halde neydi bu ihtişam
Sarılmaklıydı aramızda bazı konuşulanlar Alamazdı yerini hiçbir yaşam biçimi ağlamaklı susmalarının İnsan derdim bu sıradanlığı görünceye kadar tanrıyı yaratan Tanrı yokluğuymuş içimdeki boşluğun şekillerini kutsallaştıran
Bir cennet bir cehennem ve arafı toplasam avucumun içi kadar Yüz binlercesinin gölgesi esiyor ahenginde kalbime vuran Varsa bir gülümseme yüzündeki beni kurtacak bu karanlıktan Ne kadar soğusa da küllerim ruhum maneviyatında yanıyor
Bilinçli ya da bilinçsiz bütün yaşamlarımın sonlarında Aynı çatı altında olsak da başka zamanların berisindesin Söylenecek yarım kalan ne kaldıysa şimdi yolumuzun başında Yaşam ile ölüm arasında rivayetlerin bir adım ilersindeyim
Uyanırsam bir düş vakti böylesine bir uykudan Yaşlanmış sevgilerinde ağırlaşacak yine gözlerim .
notsuzadam
İlkbahar
Kurumuş yapraklar neyi anımsatıyor sana Fotoğraf karesine sığdırılmış gibi düşerken gözlerinden Dallanmış ilkbahar rüzgarlarında sallanan yağmurlu yaşların
Etrafında geziniyor biz varken Farkında olmadan düşen parçalarım Üzerlerinde yürüdüğün merhametinde çıtırdıyor Dört bir yana savrulan hislerinde bakışlarım
Bunu gören ilkbahar der Ben geldim yine oysa Gelip geçen mevsiminin Havada uçurduğu yalnızlığım . notsuzadam
Mahşeri
Asaletsizliğin üzerine anılmak istiyorum Dünyanın kırılgan güzelliklerine
Zayıf ve siyah göz farlarında gizleniyor olasılıklarla Dışarıdan gözlenmesi zor olan asillikler Büyüye dönüşüyor bakışlarda Kara kara süzülürken gözlerden Bir fırça darbesi gibi iniyor ruhları bedenime İçimde bir yerlerde uyanıyor canları Sonra sokaklarda vuruyorlar var güçleriyle Avaz avaz çığlıklarıyla dövüyorlar son yeşerenleri
Şeytan avutuyor ayak uçlarıyla tüm ezilmişleri Birkaç makyaj darbesiyle yeniden yeşertiyor dış güzelliklerini İçinden kan ağlamak geçiyor bunu gören tanrılarının Fısıltılar gönderiyorlar toprağın altından “Yağmurlar canlandıracak bir gün günahkar bedenlerinizi”
Son umut saklanmış bir hazin göklerde Hezeyana dönüşmesini kim beklerdi ki ölülerin ömürlerinde Yağarken renk cümbüşünün içinden her bir yüze Mezarlar yetişmeyecek o gün Son çiçekleri çizerken bir çift göz bütün yüzlere
İlk nefes alışım gibi bahşedeceğim ömrümü Üzerinde gezdirdiğim her bir karanlıkla savaşa Lakin bir gübrenin gücü yeter mi Savmak için bir mahşeri kalabalığı aydınlığa
Asaletsizliğin üzerine anılmak istiyorum Dünyanın kırılgan güzelliklerine . notsuzadam
Boşluk
Sırtımı dayamışlığım vardı ince bir tüle Üstümde hiçbir şey yokken Batan bir sütyen kopçası değildi böğrüme Batan bir kalpti
Sırt sırta verirken atıyordu içi içime Boşlukta yankılanan bir ses gibi Seviyorum diyordu her genişlediğinde üstüme Seviyorum ruhumsu hafifliğini
Estikçe uçuşuyordu haleleri yüzümde Yok yere oluyordu sanki ağlamaklı gözleri Yüz yüze gelseydik soracaktık belki de Neden dokunamıyoruz daha fazla birbirimize
Sıcaklığı kırıldı hissetiğim boş bu bedende Çalınmıyor eskisine kıyasen göğsümde sesleri Kulağım gidiyor bazen duyduğum bir sese Sırayla asmışlar sardığı her yerim kendini .
notsuzadam
Yabancı
Izdıraplı uyanışlarımıza yenisi eklenecek bir kere daha. Gözlerimizin kan çanağı refakat edecek dünlerimize. O kadar tatlı uyuyacağız ki bir kez daha, hissedemeyeceğiz soğuğu. Çok güzel gelecek elmacık kemiklerimize vuran ağrılar. Şiddetli gülücüklerle kapladığımız her anımızı ararken sabahleyin, sızısı saracak tüm sıcak bedenimizi. Al al olan yanaklarımızı görüp çok sağlıklı zannedecekler bizi; içimizden def edemediğimiz birtakım şeyler, olmasa da olurdu dediğimiz izleri saklamaya çalışırken. En fazla da oradan başlayacaklar dokunmaya. İçimizi bitiren ama yüzümüzü gülümseten şeylerin değeriyle baş başa kalamadan. Yeniden başlamanın tekrarıyla sarpalanacak öpülebilen her şey. Bir kuşu öpmenin, dudağımızı kanatan o vahşinin bir hayal olduğunu hatırlayacağız o vakit. Nasıl oldu da kanatları yok oldu derken, çoktan düşmüş olacağız boğazımızda boğumlanan göz yaşı çukuruna. Gelip çatacağı kıymetli anları gözlerken boşalacak gözlerimizden tüm biriktirdiklerimiz. Ya da boğulacağız boğum attığımız her yerimizden. Nefesimiz daralacak o kokular her an geldiğinde burnumuza. Açken hissedeceğiz bu duyduğumuz açlığın her yerimizde eksik olan bir sıcaklık olduğunu. Ama fark edemeyeceğiz. Fark edemeyeceğiz bir sabah vakti, yatağımızda dönerken sarıldığımız battaniyenin gerçekliğinde dalarken bambaşka düşlere; fark edemeyeceğiz. Kan çanağı olmuş gözlerle, sadece uyuyabilmeyi dileyeceğiz sabahlarken. Ve yine yüzümüzü kaplamış izleri tazeleriyle gizleyeceğiz aynada. Dövünürken dövüşeceğiz; iyiyim diyeceğiz samimiyetsiz tebessümlerle yolda karşılaştığımız bir yabancıya. O yabancı tanıdık gelecek bir yerlerden. Hissedeceğiz onunla aynı acıyı çektiğimizi. Aynı yerlerden düşen göz yaşlarımızın, ortak olduğumuz aynı hislerde toplandığını göreceğiz. Sadece bir yabancıydı deyip geçeceğiz onu da, gerimizde bıraktığımız her sancımada. Durup durup aklımıza gelecek. Onu seveceğiz. Platonik olarak dokunmak geçecek ona bazen düşüncelerimizden. Bunca izin yoğunluğunda, ona rastladığımız yolu da kaybedeceğiz bir gün. O da karışacak zamana ve bulaşacak göz kenarlarımızdaki kırışıklıklara.
Bir gün uyanacağız ve bakacağız aynaya. Ne kadar yaşlandığımızı göreceğiz bu genç yaşımızda. Anlayacağız; o kadar da yabancı değilmişiz birbirimize aslında . notsuzadam
Bunaltı
Sıcak açtı içim dışım Bunaltılı düşüncelerime Hangi yöne koysam şimdilerde Bu soğukluğunu Güneş görmeyen
Bu neyin iç burukluğuysa Hissettiğim göreceliğinde Yarın bilebilsem keşke Hangi tarafında doğacağımı İçinde mi yoksa Daha mı dışarılarında Hiç bozmamak vardı aslında Bu kendince şekilsiz halimizi
İtibarsızlaştırdım diyebilirim Acemice üstüme aldığım Her verdiğini Yorumlamamalıydım kelimelerle belki de Sadece manevice bıraktıklarını Öylece çekemiyorum işte Üzerimde kalan tüm gölgeni Hiç de sevmem aslında Soğukkanlı olmayan bir bedenin Sessizce yön değiştiren eylemini
Dönüşüyoruz karşılıklı Birbirimizden zıt yönlere Takip ediyorum Günebakanlar gibi Son kalan izlerinden Çözülemeyen gitmelerini
Her yerim kaskatı Sen nasıl kalmak istersen kal da Ben korkuyorum Olamazsam bir daha Hiç eskisi gibi
Nasıl oluyorsa aslında Böylesi de iyi Beni sevdiğinle kalabilsen de Bir yandan duramıyorum ben İstediğim yerde Bir yandan durduramıyorum Damarlarımda yer değiştiren Özlediğim bir gaipliği
Çok da yakın değildik Ama açmıştı içimizde bi'ara Yok sayamayacağımız bir çelişki Sarıldım da nazikçe Sıcaklığını tükettim mi Sevmediğim bir şey daha varsa O da her yerime Seni karıştırabileceğimdi Tekrar istiyorum şimdilerde Sıcakkanlı ve hissizce Bütün istemeyişlerini
Bıraksak mı böyle Dağınık kalsa İçimizden birileri Diğerlerim toparlar da Ben çok uzun yaşayamam Savma içimden seni . notsuzadam
Yüzlercesi
Dün gece miydi neydi Yatağımın diğer köşesindeydin Soluk alışverişlerin Sarılı boynuma ellerinin izi Halen duruyor Gidemezdim Kalkamazdım yerimden Bırakmamalıydım en güzel halimizi Kitaplar iliştirdim tuttuğun yerlerimin yerine Uykun mu ağır İzlerin mi derin Hiç farketmedin Çok iyi hatırlıyorum Dün gece miydi neydi Bölmeyeyim diye iniltilerini Sabahı zor etmiştim Üzerine örttüm kalkarken Kalın bir geçmişi İstemeden de olsa Hiç olmadık zamanda Hasta bile ettim seni Biraz daha kaldın hatta Çok kısa süre önceydi Kaldın kalmasına da Pek iyi etmedin belki Kalıcılığının uykuma etkisi kadar Ağırlığının üzerimden gitmesi Bozdu olağanca dengemi Bir kereliğine sevmek sayılıyorsa Hiç iyileştirmemeliydik birbirimizi Daha dün gece miydi Seviyorduk her halimizi Zamanın hapsettiği bir köşesinde Kendime çekilmek isterken Hatırlamaya meylediyor hafifliğin beni Çok iyi hatırlıyorum Daha dün gece miydi neydi Kalkıp gitme vaktim gelmişti Hazır hatırlamışken bu gece Biraz daha seveceğim seni . notsuzadam
Bir fikrin mi var? Bugün ona sahip çıkmanın tam zamanı çünkü bugün o fikirlerin ölümsüz olduğu günün doğduğu gün. #10Kasım #10Kasım1938
Gonzo çukuru
Üstü kapalı bir coğrafya neler anlatıyor insana Ne yol görür ne kervan geçer buralar Dize getire getire sürüklüyor tüm tatlı metaforları Anlaşılıyor bir gece yarısı taşıdığı tüm kıymetleri
Gitti yine iblislerim kaydı ayaklardan aşağıya Kayboluyorum demiştim Gitme demiştim kendi kendime çok uzaklara Uzandığı yok çoruhların tutup çekmek için Beni daha yukarıya koymak için çıkar sağlamadıkça
Sıra sıra dağların izi oluşuyor hatlarımda Eliz okunuyor günde kaç vakit bakışlarımdan İnsanlar kalkıyor içimden sabaha karşı abdeste Kılınıyorsun yine ya rüyalarımda Alnım kıpkırmızı uyanıyorum Seni bilmesem kaderim diyeceğim Sermişim tüm günahlarımı sanki ayak uçlarına
Bu kubbenin nesi eksik tavanlarımda İklimi musonlaşmış içime içime Yeşermeye muhtaç kalmış duvarları sadalarınla Gördüğü en son kurumuş bir soluk Nefesin tütüyor oysa Puslu gözlerime vuruyor rutubetleri Çıplak ayaklarınla bastığın soğumuş topraklarda Kendi kendimce değiniyorum Tekrar yeşillenmen için tek tek püf noktalarına
Vaazlarım bitti nezninde topladığım tüm insanlığa İnsanlığım kaldı yeterince kaybettiğim yollarında Zerrecik kadar kıymete bindiremedim ya Yanıyorum usûlünce öteki tarafta Topluma karışmış kaldırımlarıma geri döndüm Kıymet beklemezdi aslında duysa kulaklarım Biçimlendirmezdim onca yolu Varılması imkansız bir tanrıya
Epeydir aralarına karışmıyorum ya Yürürken caddelerimde omzuma çarpan çarpana Demiştim ama ben kendi kendime Dalma diye bu kadar uzaklara Uzansam ellerine tekrar çeker misin beni Ayaklarından biraz daha yukarılarına
Sorsan şimdi herkes mesih Herkes bulunmaz olmuş kendince çukurlarında Sonra içim kalkıyor bir gece vakti Kusuyorum biriktirdiğim tüm insanları lavaboya
Yine yarınların gelmesini bekleyeceğim Aslında şimdi çıkıp gelsen ya Tam şu an çok daha temizim Varlığının hafifliğinde uyumaya .
notsuzadam
Ruhlarımız diyorum
Neyimiz geçgin birbirimizin sırlarına Ruhlarımız diyorum bir cesetle yürüye yürüye Ruhlarımız o zamanlar mühürlemiş dudaklarımızı Bilemiyorum ne dedim ki ben başkasına Bir selam bir merhaba iki hal hatır İçinde hep yokluğun geçiyor bulunmazlığının Sadece bir başkasında var mı diye bakınıyordum Ahengin uyuşmazlığım ve öteki ıslaklığımız Döngüsel bir hal almış gidiyor kırmızılıklarımız Akıtıyor söylenenlere onu takip eden yaralarımızı Bazen diyorum biz ne kadar yabancılaştık Biz amma çok kesikle birbirimizi arkada bırakmışız Başka bir geçmişte de var olsa gerek bu yanlarımız Hangi zamanlarda başladıysak çürümeye Karışamamış daha birbirimize kokularımız Ruhlarımız diyorum bir cesetle yürüye yürüye Ruhlarımız o zamanlar mühürlemiş dudaklarımızı Selam Merhaba Ne var ne yok Nasılsın . notsuzadam
Uzak
İhtiyati bulunmazlıklar yetiştiriyorum heyecanımda Gelip geçiyor bir heveste bütün kırıcılıkların Buruklaşmış boğuma dönüşüyor sonra karartılar Geceleri yanında götürüyor sana ait tüm parçaları
Ha geldi ha gelecek derken öbür yanın Bir bakıyorum gözlerimdeki eksikliklerle kalmışım Taklidinin de tamamlanamamış bir kopyasıyım Akıp gidiyor yüz hatlarımda hatırladığım her yanın
Tutuk bir manzaraya karşı savunmasızım Bozuk plak gibi hep aynı yerde dönüyor incelmiş kısımlarım Az sen biraz ben ve azar azar hatırladıklarımla Eskiden kalma söylenmişleri çınlatıyor uzakların
Kopuyor en sevdiğim yanlarından kalın dokunuşlarım Kopuyor biraz daha kelimelerle dansa kalkmış aslın
Hangi uzaklarda kaldın şimdi Ben hangi uzağındayım . notsuzadam
bugün de geçti
İnsanlık namına yapabileceğim şeyleri düşünüyorum. Şu ana kadar yapabildiğim şeyleri. Hepsinde de yetersiz mi kaldım acaba diye kendi kendime soruyorum. Kandırılmış olabilir miyim, ya da kendi kendimi mi kandırdım acaba şimdiye kadar. Bir ülkede yaşıyorum, tanıdığım ve hayatımdaki herkesi seviyorum. Onları korumak için elimden geldiğince çaba sarf ediyorum. Ailemi, sevdiklerimi, en yakınımdaki kişileri. Bilemiyorum, ne yapsam ya da nereye gitsem de bir şeylerin yolunda gitmediği şeylere rast geliyorum. Evrensel olan her kurala boyun eğiyorum. Ne geldiyse başıma benim yüzümden diyorum. Benim yüzümden! Bugün de bir yerlerde insanlar can çekişiyorlar. Garip bir buğu var gözlerimde. Öyle tam manasıyla üzüntü değil. Düğüm var gözlerimde. Baktıkça ve gördükçe boğazım kilitleniyor. Benim başıma gelmedi ya, sevinmeli miyim, ya da beni arayıp kendine dikkat et oğlum diyen sevdiklerime minnet mi etmeliyim, bilemiyorum. Tuhaf bir düzenin içinde kürek sallıyorum. Farkında olduğum şeylerin içinde küçücük kalıyor yapmak istediklerim. Herkesin yarattığı çözümün bir parçası olunca birbirimiz tutunamıyor diğerlerine. Kıyıya vuruyor bazen insanlığın çaresiz dramı. Sonra derin derin nefes alıyorum gözlerimi kapatıp, gözlerimi açınca etrafıma geçici bir düzen sağlıyorum. Bugün de geçti diyorum, bugün de geçti.
Sonra sükunet arıyor içimdeki hislerim. O ne yapmalıyım sorusuyla yarın gelince de karşılaşıyorum. Ne istiyor benden, bir şeylerin doğru gitmesini isteyen insanlar diye aranıyorum. Aranıyorum etrafımı, sokaklarda çıplak ayaklarıyla kala kalmış insanlardaki merhamet isteyen gözlere bakınıyorum. Yanlarından geçip gidiyorum çoğu zaman. Uygarlık mı istiyorlar benden, medeniyet mi, yoksa mevki, koltuk, şan şöhret ya da liderlik mi. Dünya liderliği! Çok değil, sadece bir mendil. Evet, bir mendil almamı istiyorlar. Bir mendil parası. Özgür olmak istiyorlar. Özgürce yaşamak. Özgürlük istiyorlar. Ellerinden alınan özgürlüklerini geri istiyorlar. Bir mendil karşılığında. Ben ise sadece yanlarından geçip gidiyorum.
Vermenin bile bu kadar bencilce olduğu bir dünyada artık kimseden bir şeyler istemeye korkuyorum. Sevginin bile talep edilmeden sunulduğu bir yerler olsa da bu içimizde yaşayan bencilliği çıkarıp oraya salsak diyorum. Belki insan canı bu kadar ucuz olmaz, o zaman korkarız kıymaya birbirimize. Kim bilir! Belki o zaman bizi arayan sevdiklerimizin telefonları cevapsız kalmaz. Kaldırımlarda çıplak ayakla koşuşturan o insanlar belki de merhamet dilenmez o zaman.
Aslında pek farkı yok. Mendil satan çıplak ayaklı çocuklarla insanların canına kıyanların. İkisi de özgürlük istiyorlar. Birisi bunu mendil satarak, diğeri kan akıtarak yapıyor. Birisi çoktan satın alınmış özgürlüğünü geri almak için, diğeri elindeki her şeyin daha fazlasını istediği için bunu yapıyor. Birisi bunu kan akıtarak yapmıyor belki de, ama insanlığın vicdanına çoktan atılmış o derin façayı, bir çentik daha atarak, daha da kanatıyor her defasında.
Bedel ödüyor en sonunda her yanımdaki insanlar. Bedel ödüyor tüm üstlenilen çabalar. Gitsem nereye kadar kaçabilirim diyorum kendi kendime bu insanlıktan. Sonra aklıma geliyor, ben de bir yerlerde insanım ya! Ben de insanım bir yerlerde diyorum. Nereye kadar kaçabilirim. Oturup yüzleşiyoruz birbirimizle sonra. Caddede yürürken göz göze geldiğim o çıplak ayaklı çocuklarla. Özgürlükle, demokrasiyle, ahlakla, sevgiyle! Her biriyle yüzleşiyoruz. Öyle kolay değil diyor canı alınan insanlık her defasında. Savaşacaksın diyor, savaşacaksın!
Sonra sabır diyorum, ya sabır. Yine derin derin nefes alıyorum gözlerimi kapatıp, gözlerimi açınca yine etrafıma geçici bir düzen sağlıyorum. Neyse ki değil; bugün de geçti diyorum, bugün de geçti…
.
notsuzadam
Çok şey yazan insanlara iyi bakın, çok az konuşur onlar. Sustuklarını anlatamadığı için yazarlar. Yazmak rahatlatır elbet fakat, kelimeler de yetmiyor mutlu olmaya.
İki hece
Her gün doğumunda çekildim iliklerime defalarca Toparlanması güç bir ışık hüzmesiydi içimdeki bütün Parça parça dağıtılmış yanlarımla sarıldım binbir halime Bir parçasıysa hala sendin
Bu kadar uzak ve bu kadar yakın olabilirdi ancak bir yanın içime Dokunmak kirleticiydi her şeye Ve bulaşmak istiyordum bir yandan Bir yandan karanlıkta kalmak ruh halinle Ruh halinle kucaklamak bütün dokunuşlarını
Her şey ve bir şey gibi anlatılabilir tek tarifin görünmezlikte Güneşe bakmak Göğsümde hissetmek yakıcılığını Daha fazlasında kör olmak Yetersiz gözlerimle kapılmışım açışına dudaklarımda her gece
Bugün de atıyor kalbim Bugün de insanım Belki yarın gelir de Açar kapılarını o iki hece Her halime Bu hayat kadar güzellikte sığamıyorsun tek bedene Zayıf kalıyor kalıcılığın Zayıf düşüyor tüm yaşam bana bakan pencerene
Doğru yerde ve doğru zamanda düşüyorsun bir yerlere Aramam lazım daha çok kendimi Bırakmam lazım dönerken Senden aldığım her şeyi ait oldukları yere . notsuzadam
Yazdıkça rahatlayan insanlar vardır ya hani hah işte onlardan biri benim.
Kutsal O'nsuzluk
Sadeleştirilmiş metinler içinde yerin yok Tekrarlanan cümleler ismine hafif geliyor Ne seni seviyorumlar anlatabiliyor Ne de nice kitaplar yazabiliyor yoğunluğunu İki dudak arasında okunabiliyor ancak çaresizliğin Ne yokumsayabilir ki varolan tüm biçimlerde bana seslenişini Hangi kutsal kitap anlatabilir ilahi olan her halinle benliğime indirilişini
Ellerini tanrıya açıp cenneti arzulayan bir sevgiye dualarım yok benim Kaç mesih biriktirdim dudaklarımda kim bilir Yalnız seni bana inandırabilmek için Taptım her haline ama söyleyemedim Kavuşamadı dudaklarım hayretine Bilinmeyen bir duadan geçiyormuş tüm cennetlerin .
notsuzadam