Yazma düzenime bakarsak şimdilik benim haftalarım sekiz gün. Gün gelir -daha doğrusu hafta gelir- beşe düşer, gün gelir ona çıkar. Belki haftaya tam yedi gün oluverir. Elimden geldiğince... Elimden gelmesine çabalayarak... On günü aşmamak niyetiyle.
Yazmanın benim için şifa olduğunu yine yeniden fark ettiğim bir haftaydı geride kalan. İşlerin yoğunluğundan kelimelerle ilişkim rölantideydi. Kitap okumaya kendimi -kendi iyiliğim ve aslında çevremle ilişkilerim için- zorladığım bir dönemdi. Yazmaya birkaç gün ara verdim. Ve şimdi anlıyorum beni neredeyse bir gün yatakta geçirtenin bu ara olduğunu. “Bu yazıları kendime yarasın, bir şekilde fayda sağlasın, kendi yarama merhem olsun diye mi yazıyorum.” (İsmet Özel)
“Şifa” çok sevdiğim kelimelerden. Bu ay Lacivert Dergi’nin de dosya konusuymuş. Ben de birkaç yazıyı internetten okuduktan sonra dergiyi almaya karar verdim. Beslenme düzenimiz ve şekillerimiz üzerine neredeyse iki senedir düşünüp bir şeyler uygulamaya çalışıyorum. Kendi düşüncelerime ve uygulamalarıma “uzman” bir destek bulunca da haliyle seviniyorum. Mesela İbrahim Saraçoğlu’yla yapılan söyleşi de kendisinin söylediklerinin hepsi altı çizilecek türdendi.
Yatakta geçen günümün de aslında şifa duasıyla alakası var. Şefaat yerine seyahat diyen Evliya Çelebi misali oruca niyet edecekken yeni bir bunalım dalgasına kapılmadan iyileşmiş olarak kalkmayı Allah’tan -yine O’nun rızası için- isteyince yataktan dinç bir şekilde kalkacağım şekilde bir teslimiyet içine girdim. Bu teslimiyeti de Allah nasip etti, şifayı da. Sonunda ben de okuduklarımdan hareketle hicaz dinleyerek çalışmalarıma devam ettim.
Bu haftayı da bir alıntı ve Göksel Baktagir’den bir hicaz eserle bitireyim:
Hicaz; dinginlik veren, rahatlatan, dinlendiren, kalbi yumuşatan, siniri alan bir makamdır. "Dandini dandini dastana/danalar girmiş bostana" ninnisi hicaz makamındadır. Doğar doğmaz çocuklar hicaz makamıyla ve dolayısıyla musikimizle tanışmış olurlar. Bu ninninin kıta geçişlerinde söylenen "Huuu, Huuu, Huuu, Hu" ise esasen 'şarkıların neyi söylediği' konusuna girmektedir, yani hakikate. (Musikiyle gelen şifa, Yağız Gönüler)