Ezikten Rakip Olmaz, Yarış Eşit Şartlarda Zevklidir.
Siyasette de kurumlarda da en büyük sorunlardan biri; liyakatten çok “yönetilebilirlik” anlayışının tercih edilmesidir. Çünkü güçlü yapıların bazıları, kendilerini geliştirecek insanlardan çok kendilerine itiraz etmeyecek insanlarla çalışmayı daha güvenli görür. Oysa gerçek gelişim; “Evet efendim” diyenlerle değil, yanlışı gördüğünde risk alıp doğrusu için konuşabilen insanlarla mümkündür. Son dönemde muhalefette ortaya çıkan daha mücadeleci ve sahaya temas eden siyaset anlayışı, toplumda da ciddi bir karşılık bulmuştu. Vatandaş, enerjisini kaybetmiş ve sürekli aynı sonuçları üreten değil; sorunlara refleks gösterebilen, mücadele eden, özgüven veren bir yaklaşımı destekledi. Ancak siyaset de kurumlar da bazen değişimden korkar. Çünkü değişim; konfor alanlarını bozar, ezberleri dağıtır ve hesap sorulmasına neden olur. Bu yüzden birçok yapıda; sistemi ileri taşıyabilecek kişiler yerine, mevcut düzeni sorgulamadan sürdürecek isimler ön plana çıkarılabiliyor. Halbuki tarih gösteriyor ki; kurumları da ülkeleri de büyütenler, sadece uyum sağlayanlar değil; gerektiğinde doğru bildiğini söyleyebilen insanlardır. “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” anlayışının yerini, maalesef “Söz konusu makam ise gerisi teferruattır” düşüncesi ülkemizde almaya başladı. Bu durumda kaybeden sadece siyaset değil, kurum kültürü, verimlilik, adalet duygusu ve toplumun geleceğe olan güveni oluyor. Asıl mesele kişilerden çok zihniyet meselesidir. Yıllardır girdiği her seçimi kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu'ndan sonra koltuğa seçilerek ilk girdiği seçimde iktidara karşı oy oranını artırarak, iktidar partisinin kalesi görünen yerleri bile ele geçirerek Türk Halkı'nın içindeki artık değişsin arzusunu tetikleyen Özgür Özel'in kazandığı seçim iptal edilerek ezik Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine tekrar parti makamı verildi. O da daha öncesinden kabul edeceğini zaten beyan etmişti. Yazık. Koltuk sevdası ve hep ben kazanayım düşüncesi yüzünden Türkiye olarak zaman kaybediyoruz, enerji kaybediyoruz, fırsatlar kaybediyoruz. Şimdi açıp rahmetli Kemal Sunal'ın 1990ların başında oynadığı, üzerinden 36 yıl geçmiş olan ama Türkiye'mizde bir şeyin değişmediğinin kanıtı Koltuk Belası filmini bir kere daha izleyeceğim. Read the full article












