ölmeyeceğim. ölmeyeceğim bu sözüm olsun kendime. şimdi kalkıp çiçeğimin saksısını değiştireceğim. sıkışmışlık hissinden çekip çıkaracağım onu ve kalbimi. daha geniş bir saksıda daha bol toprakla, bu toprak böceklenmez abla demişti adam, böcekleri de seviyorum aslında ama böcekler sevmiyormuş çiçekleri, çiçeklerimi ve kalbimi korumaya ant içtim, yeni yazılar yazmaya ve anne olmaya, ben aslında anneyim ve kızlarım nasıl güzel bir görseniz, ama ant içtim, daha iyi bir anne olmaya, perdeleri açmaya ama kapıları kilitlemeye, şimdi kalkıp çiçeğimin saksısını değiştireceğim ve kitaplığımı seyredeceğim sonra, kitaplığım nasıl güzel bir görseniz, kutluyu seviyorum ve kutluyu hep seveceğim bundan sonra, kendimi seviyorum ve hep sever miyim bunu bilmiyorum, reklamlar midemi bulandırıyor dünya bana hiç ıhlamur demlemiyor, ama şimdi kalkıp çiçeğimin saksısını değiştireceğim, kitaplığımı seyrederken bir ıhlamur içeceğim, ve yarım bıraktığım kitaplarıma, yarım bıraktığım hayatıma döneceğim, gözlerimin altına buzlukta beklemiş kaşıklar, kalbimin ortasına yepyeni ağaçlar, şimdi kalkacağım, ve kendi koluma gireceğim, bu dünya bana yaslanacak bir dağ yaşanacak bir hayat borçlu diye oturup yas tutacak değilim. sırt da benim. dağ da benim. ne diyordu şarkı. bulamadım ilacı sende, merhem elimdeymiș!
sana söz. ölmeyeceğim.













