“ Sana ne kadar tuhaf gecelek ben öldükten sonra, şu yaptığın şeyler. Boynunun altında artık kollarımı bulamayınca, dinlemek için başını üzerine dayadığım kalbimi, gözlerinin üstünde şu dudaklarımı. Çünkü, bir gün, çok uzaklara gitmem gerek. ” birdenbire, o gitmiş, kendimi müthiş bir başağrısına yakalanmış, en korkunç karanlığın; ölümün içine atılmış hissediyordum. Beni bırakmaması için ona yemin ettiriyordum. Belki yirmi kez verdi, bu aşk sözünü. Ama benim ona “ seni anlıyorum. ” dediğim kadar boştu o vaatler.
ARTHUR RİMBAUD










