KIROKAZE

No title available

shark vs the universe
macklin celebrini has autism
YOU ARE THE REASON
h
wallacepolsom

bliss lane
No title available

roma★
tumblr dot com

JVL

Love Begins

titsay
The Stonewall Inn
hello vonnie
$LAYYYTER
ojovivo
cherry valley forever
EXPECTATIONS

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from Philippines
seen from Australia

seen from Russia

seen from Saudi Arabia

seen from Germany

seen from Germany
seen from Canada
seen from India
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from France
seen from Canada

seen from Russia

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Russia
seen from Australia
@rrrraynl-blog
“Gaflet kadar insanı öldüren kötü bir şey yoktur.”
| Şah-ı Hazne (k.s)
Yaşıtları çeyiz telaşındayken “Ahlaktan ve İffetten daha güzel çeyiz mi olur” demişti ; Hz. Fatıma (r.a.)
En iyisinden olsun
Çeyiz, gelinlik, kuaför,düğün nişan,mobilya, kına, organizasyon, davetiye, çekim konusu geçiyorsa “amaan en iyisinden en güzelinden olsun bir kere olacak birşey” der biri. Bir kere..bir.. Peki ölüm? O iki kere mi? Onun için bu kadar hazırlık yapıyor muyuz peki? Herşey en güzelinden olsun deyip süslüyor muyuz amellerimizi? Bir günlük gösteriş için değer mi kardeşler sonsuz hayatı tehlikeye atmaya? Değer mi peki sana herşeyi veren, seni yokluğa tercih eden sevip yaratan, yarattığı gibi rızıklandıran Rabbinin emirlerine bir günlük heveslerini değişmeye? Vallahi değmez kardeşlerim. İsraf haramdır. Tesettürün bir günlük taviz verilemeyecek kadar kutsal bir değeri vardır. Rabbim deneyecek elbet, ‘nefsin mi yoksa Rabbinin emirleri mi’ diye buyuracak. Sen sen ol bâkî olanı seç kardeşim. Zira nefis hep yarı yolda bırakır…
Kitabım eksik çeyiz tamam değill..😕😑
İdeal evlilikler artık çok pahalı..
Herkesin kafasında bir eş profili var.. Hayalimdeki adam/kadın diye tutturmuş gidiyoruz.. Belki çok klişe olacak ama hangimiz hayallerdeki hanım veya bey/efendi olmayı başarabiliyoruz? Yazdıklarımız, söylediklerimiz ve yaşantımız ne kadar uyuşuyor.. Hayatlarına girdiğimiz insanları değiştirmekten başka gaye edinmiyoruz sanki. Kabullenmek yerine tek doğru benim doğrum mantığı ile dayatmalara gidiyoruz. Kabullenemediklerimizde de bu iş olmaz demeyi bilmiyoruz. Yalnız eş için değil bu söylediklerim elbette. Hayatın her alanında geçerli ama gönül işlerinde biraz daha baskın hale geldi.. Hanım ablamız ferace giymeli.. O feracenin ucu yerlere sürünmeli ve hatta renkli eşarp dahi örtmemeli.. O eşarbın kenarları hep önde olmalı omuzları kapatmalı.. Benim yanımda yürürken hep bir adım arkadan gelmeli. Pantolon kat’iyen giymemeli.. Okumalı ama çalışmamalı.. Benden çok kazanmamalı, hafız olmalı… Gidiyor da gidiyor bu liste.. Uzun uzadıya isteklerine sıralayan beyler hiç kendilerine soruyorlar mı bu isteklerin neresindeyim ben diye? Hep bir hödhödcülük.. Aman çok bir şey istenmesin, aman çok masraf yapılmasın, bu zamanda nerde imanlı kız, bu zamanda nerde gözü yükseklerde olmayan hanım gibi dayatılmış ve ezberletilmiş cümlelerle bezeniyor artık ilişkiler.. Ebu Cehil düğünü yapanlar Hz. Ali ile Hz. Fatıma saadeti arıyorlar..
Beylerin gözü hep yükseklerde.. Güzel olsun, itaat etsin, dili uzun olmasın, çok konuşmasın, bilgili olsun ama benim yanımda bunu belli etmesin.. Hadi hepiniz şu kör olası nefsinizi susturun da öyle okuyun bu yazıyı.. Ben bunu yapmıyorum düşünmüyorum diyen bey neredeyse yok. Her gün okuyor, duyuyor ve şahit oluyorum konuşulanlara.. Evliliklere ve ayrılıklara.. Karşınızdaki hanım sizi büyütsün istiyorsunuz. Kaç yaşına basarsanız basın benim dediğim olacak dayatmasını yapan şimarık çocuklar gibisiniz. Ayaklarınızın sağlam yere bastığı zamanlar var mı var elbet.. Var da iş işten geçmiş oluyor o zamanlarda.. Bırakın size gelen kendi yanlışları ile gelsin. O yanlışları kendi doğrularınızla düzeltmeye çalışmayın.. Bırakın bu yanlışları kişi kendisi telafi etsin. Ben bu yanlışlara tahammül edemiyorum diyorsanız o halde bu yola hiç girmeyin.. Biraz olsun anlayışlı olun abilerim.. Görgünüzü, saygınızı ve sevginizi karşınızdaki hanıma (helalinize) gösterin. Allah’ın emirlerini bilen elbet emanetinin kıymetini de bilecektir güveni ile size kapılarını açmış hanımları hayal kırıklığına uğratmayın. Bırakın tripleri hanımlar atsın. Her şeye rağmen varsanız eğer devam edin bu yolda.. Ben yaparım erkeğim, şartlar bunu gerektiriyor gibi bahanelere sığınmadan yaşayın islamı.. İsteklerimin ne kadarı makul, karşı tarafa bunlar ne hissettirir diye sorun kendinize. Yemeği acısız yap demek yerine ben acılı yiyemiyorum deyin mesela.
“Üzdüğünüz insanların kalbini tekrar kazanmak için saatlerce uğraşmak zorunda kalırsınız. Bunun yerine, yemek ile ilgili fikriniz sorulduğunda ya Peygamberimiz (sav) gibi sessiz kalınız ya da kibar bir şekilde fikrinizi söylemenin yollarını bulunuz. Mesela; ‘yemek güzeldi ama belki bir dahaki sefere ‘x’ eklerseniz, daha lezzetli olabilir’ gibi birşeyler söyleyebilirsiniz.“(1)
Karşınızdaki insan sizin köleniz, yardımcınız, bakıcınız değil.. Olmayacak. O sizin ahiretinize vesile olacak insan.. Cennetinize kapı olacak kadın.. O’na Allah’ın emaneti gözüyle bakmayı öğrenin.. “Biz on beş sene evli kalalım, yedi sekiz çocuğumuz olsun, Sonra ölünce de toprak oluruz diye değil. Nikâhlanalım, cennette keyif süreriz.” diye evleniyoruz. Bu, ucu olmayan bir koşudur… (2) mantığında olabilmemiz gerekiyor.. Ne isterse istesin, zaten benim kendime ve aileme denk diye seçtiğim hanımın benden isteyeceği şeyler benim ölçülerim dahilinde olacaktır mantığında olun beyler. Aksi taktirde bu kendi seçimlerine dahi güvenmeyen biri olduğunuzu gösterir ve lütfen karşınızdaki hanıma ilgi gösterin. Hakiki bir mümine sizden huzur dışında hiçbir şey istemez.. Onun istediği bir miktar huzur, bir parça sadakat ve biraz güvendir.. Geri kalan her şey bunları çevresinde şekillenir.. Bilmem kaç milyarlık gerdanlık istediler, ev eşyalarını şu markadan yaptılar, nişan alışverişinde şu kadar para harcattılar diye cümleler kurmaya başlıyorsanız evvela karşınızdakini hemen sonra da kendinizi sorulayın.
Ve hanımlar.. Birçok genç kızı töhmet altında bırakan, beyabilerin korkulu rüyası olan, gözü doymak bilmeyen, o gelinliği değil daha pahalı daha gösterişli olanı alınca mutlu olacağını sanan, bilmem kç milyarlık tek taş olmazsa evlenmem, evlensem mutlu olamam diyen hanımlar.. Bu saydıklarımın varlığına inanmıyordum bir zamanlar.. Sonra yaş biraz ilerleyince tabi, bu işlere biraz kıyıdan köşeden girince gördüm ki bu hanımlar kesinlikle hayal ürünü değil.. Bu hanımlar kanlı canlı varlar.. Gerçekten nişan elbisesi, kına elbisesi, gelinliği, bindallısı derken herbişeyi en pahalısından diktiren sonra onları gardrobunun bir köşesinde küflenmeye terkeden, nişan alışverişlerinde bilmem kaç milyarlık makyaj malzemesi aldıran hanımlar var.. Bugün gelin sayfalarına girip bakın.. Alınan malzemelerin fiyatlarına, evlere döşenen takımların şaşaalarına.. İnsan bazen inanamıyor ve inanmak istemiyor.. Ellerimizle mezarımızı süslüyoruz her şeyden habersiz. Kaldırılamayacak borçların altına giriyor sonra da o borçlarla debelenen bir ailede huzur arıyoruz. Bulamıyoruz elbette.. Son çare bizde çalışalım, eve katkımız olsun diyoruz.. Eee canım evlenmek kolay mı diye başlanan ve bize de ezberletilen cümleler var elbette.. Kolay mı evlenmek? Kolay olmalıydı oysa.. Zina bu kadar basit ve bu kadar ucuzken, evlilik kolay olmalıydı.. Anne ve babalar, evladım okusun adam olsun telaşesinden kurtulup rızkı verenin Allah olduğunu kabul etmeliydiler.. Diplomalara tapılmamalıydı. Öyle olsaydı belki bugün ileride rahat eder, okumuş biri ile evlenir düşüncesi ile değil de; tahsilini yapsın, edebini, görgüsünü alsın, evlatlarını bu edeple donatsın düşüncesi ile kız çocukları okutulurdu. Ne farkı var Allah aşkın.. 12 yaşındaki bir ‘çocuğu!’ üç kuruşa bilmem kaç yaşındaki adama satmakla, 23 yaşındaki bir genç kızı onca çeyizliğe satmak arasında.. Aile bu kadar çeyize, paraha, refaha açken hanımabla elbet gelinliğin en kabarık olanını, konseptin en pahalısını istiyor. Evlerimiz padişah evleri gibi süsleniyor.. Evliliğin dışı süslendikçe içi boşaltılıyor. Aker marka eşarp alınacak o nişan bohçasına diye direten kızlar biliyorum. Vallahi bunlar hayal ürünü değil.. Bu kızlar yarın sizin evlatlarınıza anne olacaklar.. Evlatlar yetiştirecekler.. Çünkü modernler.. Çünkü baba evinde böyle bolluk içerisinde yetiştirildiler. Yokluk görmediler. Bu sebeple yemek takımlarını karacadan isterler.. Bir de büyümemiş kızlar var.. Ben gibi, benim gibi.. Ciddiyete gark edilemeyenler.. Hep kendimi yargılıyorum ben zaten yazılarımda.. Kimseye yazmıyorum.. Biliyorum çünkü herkesin nefsine ağır gelecek yazdıklarım..
Biliyorsunuz değil mi, daima imtihan içerisindeyiz.. Allah bazen hayatımıza gönderdikleri ile bazen de göndermedikleri ile bizleri imtihan ediyor.. Vermeyi yaratan, istemeyi de yaratır. Yani Allah, vereceği şeyi istetir. Evet, kabulümüz bu şekilde. Fakat, bazen verilmeyecek bir şeyi de isteyebiliriz, istetilebiliriz. Bunun böyle olmasında da “istediği şey verilmediğinde bakalım nasıl davranacak” imtihanı gizlidir.Her şeyin imtihan olduğu bir dünyada istemekte böylelikle imtihan olabilir. Neyi ne zaman isteyeceğimize dikkat etmek gerekiyor bu yüzden.. Dört dörtlük bir hanım/bey isteyebiliriz evlilik için.. Peki biz bu evliliğin neresindeyiz.. Dörtte kaçlık bireyleriz?
Olgun bir müslüman bilir ki: İyi bir şey olduğunda bunda bir hayır vardır. Kötü bir şey olduğunda bunda da bir hayır vardır ve her ikisi de birer imtihandır.
O halde nasıl bir imtihana maruz kalırsak kalalım bize düşen sükunetle ve özveri ile sonucunu beklemek olacaktır.. Pişman oalcağımız cümleler sarfetmek yerine kararlılıkla susmayı denemeliyiz. “Şeytan bir gün Hz. İsa (as)‘ın yanına gelip der ki: - Ey İsa! madem Rabbin'e bu kadar güveniyorsun, at bakalım kendini şu uçurumdan, seni kurtaracak mı? Hz. İsa (as) cevap verir: - Ey İblis! kul Rabbini imtihan etmez!” Rabbimizi imtihan etmeye teşebbüs etmeyelim.. Artık inanamıyoruz; ama inanana inanıyoruz. Artık sevemiyoruz; yalnızca seveni seviyoruz. Artık ne istediğimizi bilmiyoruz, ama bir başkasının istediğini isteyebiliyoruz.. Müjdeleyelim nefret ettirmeyelim ancak sevdirelim diye de yeni din icat etmeyelim lütfen.
(1) | Şeyh Hasan Ali (2) Nureddin Yıldız
Duyduğu ateşi tarif edebilen, Şiddetle yanmıyor demektir.
Ö'zL'eD'im....
Ama ölüyorum aslında 😏
Hz. Ömer ( radıyallâhu anh ) şöyle der: “Şu üç şey için ilmî öğrenme:
1) İnsanlarla mücadele etmek için.
2) Övünmek için.
3) İnsanlara gösteriş için.
Şu üç şey için ilmî terketme:
1) İlmi öğrenmekten utanarak.
2) İlmi kıymetsiz sayarak.
3) İlmin yerine cahilliğe razı olarak.” (Kitâbü’s-Samt)
Kimsenin sevgisine inanmamak mı,
Kimseye sevdiğini inandıramamak mı? ،😟😏
Nedir dost? Veya kimdir, kime denir dost? Varlığımızın gayesi olan dost'a götürendir yeryüzünde edinilen dost…Fânidir ancak iki cihanını da inşa edecek gücü barındırır yüreğinde.Zayıftır kendi nefsinde ama aciz değildir dost bildiğini taşırken sırtında günahlarıyla. Kusurlarına rağmen elini bırakmayan bu çetin yolda.Yalın ayak yürür senin dikenli yolunda ama asla sızlandığını duymazsın. Seni Hakk'a götürendir elinden tutup. Zorla mı kardeşim? Evet zorla! Konuşma hüzünlüyken konuşmayı sevmez kimisi, olsun.O seni susarak da anlar. Gözlerine bakarak da anlar. Duâlarına sarıp sarmalar hem seni üşümezsin kış gecelerinin soğuk rüzgarlarında. Sinirliyken kırsan da ardını dönüp gitmez, çünkü bilir ki o sözler yüreğinden çıkmadı. Cennet yoldaşı cânının bir parçası oluvermiş bakarsın. Kendi kanından olan anlamazken seni, canından can olan anlamış bakarsın, bakarsın ve şükrüne kifayetsiz kelimeler düğümlenir boğazında.Susarsın.Rabb'ine anlatırsın için için, için…en için. Bilen O'dur(c.c.) çünkü arşın gölgesinin sahibidir, sizi gölgeleyecek olandır o gölgede.İki cihanda da ayırmasın istersin sizi.Bu nasıl sevgi? Yâ Rab karşılıksız da sevilir mi? Hani hiç çıkar olmadan.Beklemeden en son kim aramış sormuş, kim sevmiş kim kaybolmuş kim kırmış kim dökmüş Allah için sevmek bu kolay mı? Çıkar aradan nefsini bakiym çıkar çıkar çıkar! Enayi olmazsın korkma :) Sen kardeşim bil ki, nefsi için seven bir gün gelir nefsi için terk ediverir. Sen, seni Allah için seveni seç. Çünkü Allah El Bakî'dir. Vesselâmu aleyküm ve rahmetullah🌸
kalbimin yitik mevsimi ey!.. geleceğin varsa gelsen gideceğin tutunca gitmesen yağmurlara asılı bir güldür kalbim Bir bilsen ..
Gül rengi’
Kalbine dikkat et…