Kamuoyunun büyük bölümü dışarıdan tahrik edilerek hazırlanır. Bu hazırlamayı gazeteler verdikleri haberlerle ve ikna kuvvetleri ile gayet güzel yaparlar.
Kavgam/Hitler/Böğürtlen Yay

blake kathryn
art blog(derogatory)

titsay

@theartofmadeline
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Game of Thrones Daily
official daine visual archive
ojovivo
No title available
Phantogram Three
Monterey Bay Aquarium
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
sheepfilms
Color Me Curious
Show & Tell

Discoholic 🪩
macklin celebrini has autism

pixel skylines

roma★

bliss lane
seen from Venezuela

seen from Sweden
seen from Colombia

seen from Austria
seen from United States

seen from Iraq
seen from United States

seen from Venezuela
seen from United States

seen from United States
seen from Brazil
seen from Vietnam
seen from Colombia
seen from Türkiye

seen from Brazil

seen from United States

seen from Vietnam
seen from Chile
seen from Vietnam

seen from Palestinian Territories
@sade-humeyra-ce
Kamuoyunun büyük bölümü dışarıdan tahrik edilerek hazırlanır. Bu hazırlamayı gazeteler verdikleri haberlerle ve ikna kuvvetleri ile gayet güzel yaparlar.
Kavgam/Hitler/Böğürtlen Yay
Hitler Bile...
Halk arzusu bir kere tatmin edildi mi, kendini idare edenlere körü körüne bağlanır ve kavga kuvveti olmaktan çıkardı.
Kardeşlik ve birlik hususu ise şu cümle ile rezil ediliyordu: “Sen bir yoldaş değilsen kafan paramparça edilecektir.”
Kavgam / Adolf Hitler
Söyledikleri doğru, salon bayları sabahleyin kalktılar mı: Bugün de karnımı doyurmak için ne yapsam? Düşüncesi içlerini kemirmez. Bir de namusluyuz diye böbürlenirler! Bir jüriye de seçilince, açlıktan baygınlık duyduğu için bir gümüş çatal- bıçak takımı çalmış adamı, koltuklarını gere gere mahkum ederler.
Yaranmak lazım gelen bir saray oldu mu, bakanlıktan düşmemek, bakanlığa geçmek sözü çıtı mı, bizim o namuslu salon bayları, bu iki kürek mahkûmunun karınlarını doyurmak için işledikleri suçların tam benzerlerini işlemekten çekinmezler. Tabii hukuk diye bir şey yoktur!!!
Kırmızı ve Siyah/ Stendal/ Dionis Yayınları/sayfa 705
Ya da seni aldılar, kalın kapaklı bir kitabın içine anısı çoktan unutulmuş bir çiçek gibi sıkıştırdılar ve kapağı üstüne kapattılar. Kaldın. Seni sahiden görebilecek tek bir kalabalık vardı; kitap kahramanları. Şiirlerde, romanlarda geçen o kelimeler. Kurgular. ve onların gerçekliğini kavradıkça, üstüne kapalı kitap kapaklarının dışındaki insanlarını düşündün; kurguydu onlarda. Vura kıra onları şekillendiren, o iğrenç “başkasının” kurguları. Başkalarının kendi kabuslarından yarattığı iğrenç kuklaları. İşte böyle başladı senin şükrün. Ey bir kağıtta bir kelimeyi paldır küldür silen silgi ve onu tutan el; kömür izi çıkar da kağıttan, yazının izi kalır çizgi çizgi. ve silgi, elbette silerken silinir.
Kafa Dergisi Temmuz 2018
Kaan Koç “Yok Oluşa Övgü” syf. 23 Şiir Kafası
Aslında her an ve her ülkede bol bol James Watt’lar, Humpry Davy’ler, Edward Jenner’lar, Thomas Young’lar vardır. Ancak nadiren yeterli sermaye, özgürlük, eğitim, kültür ve fırsat bir araya gelip bunları ortaya çıkarır.
Akılcı İyimser Refahın Evrimi - Matt Ridley
Eğer Micheal Dell, Steve Jobs veya Bill Gates iseniz müşterilerinizi elinizde tutmanın yolu, kendi ürünlerinizi mütemediyen demode etmekten geçer.
Akılcı İyimser Refahın Evrimi - Matt Ridley
kendinize sakladığınız fikir hiçbir işe yaramaz.
Akılcı İyimser Refahın Evrimi - Matt Ridley
Bir şirketin hayatındaki en tehlikeli an, başarılı olduğu andır, çünkü artık yenilik yapmayı bırakır.
Akılcı İyimser Refahın Evrimi- Matt Ridley sayfa 275
Kuralsız
1980′lerde Michael Shermer ve üç arkadaşı tüm Amerika’yı kapsayan bir bisiklet yarışı başlattıklarında sıfır kuralla yola çıkmışlardı. Ancak yaşadıkları tecrübeler sonrasında kurallar koymak zorunda kaldılar, örneğin Arizona’da bir tepede trafiğin sıkışmasına sebep olmaktan tutuklandıklarında ve beklenmedik benzeri sıkıntılarda ne yapılması gerektiği gibi.
Tüm Kabilenin uzman balta imalatçısı olmak nasıl size yeni ve daha iyi bir balta geliştirmek için zaman, sermaye ve piyasa sağlıyorsa, uzman bisiklet yarışçısı olmak da bisiklet yarışı hakkında kurallar koymanızı sağlar. İnsanoğlunun tarihini kurallar ve aletlerin birlikte evrimi itelemiştir. İnsan türünde uzmanlaşmanın artması ve takas adetinin yayılması her iki alanda da yeniliklerin sebebidir.
Kaynak: Akılcı İyimser Refahın Evrimi - Matt Ridley- 2013 baskısı sayfa 132
Gönlümüzde Bir Hatıra
Bu şarkıyı hatırlayanınız var mı? ya da Cuma günlerinin vazgeçilmezi Süper Baba’yı unutanınız var mı? Nasıl unutulur diye sitem ettiğinizi duyar gibiyim. Kızmayın canım, masum bir soru benimkisi. Bende biliyorum Cuma günleri tüm aileyi ekran başına kilitleyen, Ali Kırca ana haber bülteninde bugün Süper Baba’nın final günü dediğinde gözyaşlarının sel olduğu bu veda da televizyonu muhatap olarak öfkemizi dillendirdiğimiz o günleri, o tatlı anıları yaşatan Süper Baba’yı nasıl unutur insan?
Her Cuma saat 21:00’de evimize konuk olan Fiko ve ailesi bize o günlerin aşklarını, komşuluklarını, dostluklarını anlatır. Bu tatlı öyküde Fiko üç çocuğu ile hayat mücadelesi vermektedir. Bir de üstüne Fiko’nun bizlerle paylaştığı aşk acıları ve bu acılara rağmen dimdik ayakta durmaya çalışan Süper Baba vardır.
O zamanın çocukları elinde flüt Süper Baba’nın o unutulmaz melodisini çalmakta yarışırdı. Herkes kendi çaldığının en doğrusu olduğunu iddia ederdi. Aslında herkes haklıydı kendince.
Aşklarıyla maceralarıyla o günlerde evimize ve gönlümüze konuk olan Süper Baba bugünse bir hasretin adı…..
Bu kez ben kazandım İstanbul ! Bu yıl Geleneksel Harbiye Tarkan konserlerine ara vermeye karar verdim. Azcık maddi durum, azcık manevi durumdan sebep gitmicem bu yıl konsere. Az da sitemden sebep. Kızgınım Tarkan’a yıllardır bi’ söyleyemedi gitti Alaturka’yı hani n’olurdu söylese, diline mi yapışırdı. Hatırımı kırmazdı, gönlümü kırmazdı. Küstürmezdi beni, bozdurmazdı geleneği. Her neyse mutludur umarım o ! Ben artık Vazgeçtim Alaturka’dan da Tarkan’dan -kısmen :) - da. Artık hikayeler yok, sitem videoları yok. Artık ..... yok !
Bazen müzik dinlemek için değil de, insanları duymamak için kulaklığımı takıyorum.
Kızına her şeyi alan bir anne kızının kendisi gibi biri olması için çabalamaktadır.
DüşünBil sayı:43 “Klon İnsanlar” O., Yılmaz
İnsan bilinci, duyular aracılığıyla dış dünyadan akan bilginin beyinde sarmalanmasından oluşur ve tüm evrenle içsel bir bağ içerisindedir.
Düşünbil Sayı:43 “Kuantum Kuramı ve Bilinç” Dr. N., Buğdaycı
Aklın yeri olarak beyin, bir organ olarak diğer bütün organlar gibi, insana kendi yararını bulması, varlığını bu yarara göre sürdürmesi için verilmiştir.
DüşünBil Sayı:43 “ Schopenhauer’da Özgür İrade Sorunu ve Aklın İşlevi” Doç. Dr. H., Bravo syf 44.
İsterken Özgür Müyüz?
Schopenhauer, yaygın özgürlük anlayışının eylerken engellenmemeye ya da dıişsal nedenlerce belirlenmemeye odaklandığını görmüştür. Eylemimiz kendimiz dışındaki koşullar tarafından engellenmiyor ya da yönlendirilmiyorsa, özgür olduğumuza inanırız. Ama şu soru gözden kaçar bu anlayışta: İsteyen yanımız, istememiz, istencimiz özgür müdür? Ya da:İstediğimizi istemekte özgür müyüz?/İsterken özgür müyüz?
Aslında insanlar Schopenhauer’ın söylediği gibi, koşullar ve isteklerimiz arasındaki bu nedensel ilişkiyi, gevşek ve esnek olmak şartıyla, zaten kabul ederler. Yani şöyle düşünürler: Bir nedensel ilişki vardır, ama zorunlu değildir. İnsanlar ister yada gerek görürse, koşulların zorladığının dışına çıkabilir. Schopenhauer’a göre dışına çıktığımızı sandığımızda bile, başka neden ve koşulların etkisiyle, yine zorunlulukla eylemek zorunda kalırız.
İnsanın eylemleri istemesine bağlıdır; peki eyleme her şeyden bağımsız mıdır? Şöyle düşünürüz, hatalı bir biçimde: İsteme yalnızca kendimize bağlıdır; kendimizden başka bir şeye bağlı değildir. Bir şeyi kendimiz istiyor ve bu doğrultuda eyliyorsak, özgürüz.
Ona göre bu olanaksızdır. Her tekil istek ya da arzu, içinde bulunduğumuz bağlama, duruma, koşullara bağımlı olarak, onların etkisiyle ortaya çıkar. İstememiz dışımızdaki şeylerin üzerimizde yarattığı etkilerle güdülenir. Örneğin üşürüz kalın bir giyeceğe ihtiyaç duyarız. Ortam sıcak olur, üzerimizdeki kalınları çıkarırız. Koşulların yokluğunda isteme ortaya çıkmaz.
DüşünBil Sayı:43 “ Schopenhauer’da Özgür İrade Sorunu ve Aklın İşlevi” Doç. Dr. H., Bravo syf 43.
Şöyle düşünülür: İnsan yalnızca bir beden varlığı olsaydı, diğer doğal varlıklardan hiçbir farkı olmazdı. Doğanın ve dünyanın ürünü olduğu için, onların işleyişinin de kölesi olurdu. Bu, özgür olamayacağı anlamına gelirdi. Ancak insan hiçbir doğal varlığın sahip olamadığı “ruh”a da sahiptir. Ruh bu dünyanın ürünü değildir. Bu dünyanın dışına aittir. Kökeni, üretimi doğanın ve dünyanın dışındadır. Bu nedenle, doğanın yasaları ve işleyişi ona etki edemez. Çünkü maddi değildir.
Düşünbil sayı:43 “Schopenhauer’da Özgür İrade Sorunu ve Aklın İşlevi” Dr. H. Bravo.