‘biraz mutsuz oldum ama geçecek değil mi? çünkü mutsuz olmak istemiyorum. aslında mutsuzluk değil de biraz uzaklık sanki.’
biri böyle cümleler kurarken, biri ona güzel cümleler kurar.
‘bir şeye üzüldüğüm zaman, sanki dünyada üzülen ne kadar çok insan varsa tutup onların yerine de üzülüyormuşum gibi hissediyorum ama bilmiyorum.’
biri böyle cümleler kurarken, biri ona daha güzel cümleler kurar.
bir çocuk bu cümleye gülerken, bir anne onun fotoğrafını çekerken güler. bir anne bir şeye şaşırırken, öyle güzel şaşırır ki, bir çocuk o şaşkınlığa güler. bir çocuk onu başka bir çocuğa anlatır, başka biri başka birine güler.
bir adam bir çocuğa kuş alır, sonra onu bir kadına anlatır. bir adam ve bir kadın, bir çocuk mutlu oldu diye sevinir, kuşun rengi mavi diye sevinir. bir adam aldığı kuşun rengiyle gurur duyar, bir çocuk oradan bütün oyunlara yazılır.
bir bebek doğar, birileri bir şeyler olur. birilerine ise bir şeyler olur. bir kadın umutlu, bir adam düşünceli, bir çocuk mutlu ve bir şeyler olan birileri ise sevgi dolu.
bir baba eve palamut getirir. bir eve bir babanın bir seyler getirmesi birine gurur, birine mutluluktur.
bir çocuk bir çocuğa 'gülüşler hiç değişmiyor’ der. biri, hic değişmeyen gülüşleri kendine kılavuz belirler.
bir kadın bir adama 'bence de, insanın gülüşü değişmiyor ama duruşu ve havası da.’ der. bir adam bir kadına gülüşünün değiştiğini söyler. bir kadın bir adamın gülüşünün değişmediğini söyler. bir adam bir kadına inanır ama bir kadın bir adama duruşunun, havasının ve ellerinin hiç değişmediğini söylemez. bir kadın bir adamın çocukluğunu hayal edip sever.
biri birine güzel, sonra daha da güzel cümleler kurar. ben o zaman, yataktan kalkıp bir kahve içerim. kahvemi, sıcak ve tatsız ama sütlü içerim. kahvaltı hazırlarken mutlaka bir şarkı dinlerim. söylediğin güzel cümleleri alırım, eflatuna boyarım. kötü olan ne varsa unuturum.
ben 'haydi’ dedikçe dünya dönüyormuşçasına, sen bunca güzelliği sanki hep biliyormuşçasına.
bana iyi gelen bir yerde durdum, kımıldamak dahi istemiyorum. bazen bakış açını değil de durduğun yeri değiştirmen gerekiyormuş gibi.
daha güçlü değilim sadece yorgunluğumu kabul edip, taşıdığım yükleri şöyle bir kenara bıraktım.
babamin yanına uzandım, biraz kestiriyorum.