yanmak ile sönmek arasında gidip gelen bir sokak lambasının altından geçiyor ve biraz üzgünseniz tam o anda söner. birazdan fazla üzgündü. kafası hep yerde, ama omuzları dimdik. bir enkazda yıkılmayan tek pencere gibi. her tarafı soğuk alıyor ama, hâlâ sıkı sıkı kapalı. dar odalar ve uzun koridorlar. yangın merdivenlerine saçılmış küller. izmaritlerini asla orada bırakmazdı. bir yangın, asla bir yangını başlatan olmazdı. olmadı. bir küfür gibi oturur, bir kalabalık kadar susardı. hırçın bir at üzerinde en nihayetinde geçilen o patika yollardan geriye, sınırı belirlenmeyen yurtlar kalır. tüm yurtlar, senin sınırındır. adımını attığın her ev senindir. oturduğun tüm dört kişilik masaların en yalnızı, kabul edilmez bu dünyada yalnızlar vardır. konuşamadığın aynalar biraz kırıktır. ellerinde taşlar, biraz olan her şey zayıflıktır. bildim. bir kırıkla, bin kırık aynı değildir. bildin. leylâ, bu sızı senin pinhânındır.










