
Love Begins

izzy's playlists!
Sweet Seals For You, Always

Origami Around
🪼

if i look back, i am lost
Peter Solarz
wallacepolsom

★

祝日 / Permanent Vacation
Stranger Things
Alisa U Zemlji Chuda
I'd rather be in outer space 🛸

shark vs the universe
Misplaced Lens Cap
$LAYYYTER
No title available
we're not kids anymore.
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
taylor price

seen from Croatia
seen from Brazil

seen from United States
seen from Türkiye

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Philippines

seen from United States
seen from T1
seen from Italy

seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States
seen from Canada

seen from Brunei

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
@shuenough
Gökyüzünü görmek için uzandığım o nadir anlardan birinde denk geldik seninle.
Bu, yılın sadece bir kaç günü olur.
Daha büyük mavi bir boşluk kendinden küçük siyah boşlukları yutabilir diye belki ;
Belki içim biraz olsun bir şeylerle dolar diye
Bir şans veririm bulutlara ve kuşlara
O gülümseyişi sonsuz sandın sen.
İyi bakınca geçen yaralar gibi
Konuşunca çözülen dertler gibi
Mümkün kılınabilir diğer şeyler gibi sandın.
Gerçekten dokunan ellerim olsun istedin.
Baktığında odaları ısıtıtan,frezyalar karşısında yaşaran gözlerim.
Sen sadece birini çok istemenin büyüsüne kapılıp benim rahatsız edici görünmezliğimi nasıl var sayabildin hayatında?
Hiç hatırlıyor musun ellerimle tanıştığını?
Vücut ısım var mı ki benim?
Seni umutlandırmadan
Ama yersiz korkuları da büyütmeden içinde ,sadece içten ifadeler bırakmak istiyorum hayatına.
Çünkü en fazla bunu yapabilirim senin için.
Düşlerimin hepsi ;
Şiddet görmüş aynalar gibi gördüğü hiç bir şeyi yansıtamayacak kadar küçük parçalara ayrılıp
Gözlerimin önünde defalarca ilk esen rüzgarlarla birlikte yok olup gittiler
Sen şimdi sabahın ilk ışıkları kadar güçlü iki gözle öyle ya da böyle duracak iki kalp için sonsuz aşkın varlığını savunurken
Seni umutlandırmadan ama yersiz korkuları da büyütmeden içinde yaşanmışlıkların hala Dünya’nın en sağlam bilgi kaynağı olduğunu söylemek zorundayım.
İçine koyduğum taşların ağırlığını gülümseyerek saklama.
Hayal kırıklığını hangi gözde görsem tanırım.
Shu.
Sen hayatının bensiz tarafında oldukça sığlarda gezinebilirsin.
Onlarla kıyılarda oynayabilir, kumdan yalanlar yapabilirsin.
Ama benimle asla boy veremezsin.
Ayakların çakıllara da ,yosunlara da değmez.
Öyle de derin.
Beni günlük mazeretlerinle ,elimden tutup kıyıya çıkarmaya çalışma.
Hiç bir yerden ve hiç kimse tarafından gerçek ve görünür olmaya ihtiyacım yok.
Ben seninle herzaman ,az sonra boğulmak üzere olmaktan mutluluk duyacagım.
Shu.
Birini anlamaya sustuklarından başlıyorum ben.
Yani önce söyleyemediklerinden ,
belki asla söylemeyeceklerinden,
söylemese bile varlığını ,ağırlığını , baskısını hissettireceklerinden.
Bütün bu içinde sustuklarının, kendine ve bana durup dururken yapabileceklerinden.
Bir açık hava filmi izlerken
Hava bir bebeğin elleri kadar ılıkken
Rüzgar burnumuza gelecek zamandan taze kokular getirirken,
Yargılayabileceklerinden.
Kuzey ışıklarından konuşurken mesela
Güneşten gelen yüklü parçacıklardan
Ve Dünya’nın manyetik alanından
Belki biraz yollardan
Biraz gitmelerden
Biraz sevmelerden konuşurken ,
Benden bir kil parçası gibi alıp şeklini bozacağı duyguları,kalp diye içime tekrar yerleştirebilme ihtimallerinden
başlıyorum anlamaya.
Sonra en zor kısmı bitmiş oluyor.
Shu.
Seni düşünmediğimden yakındığın zamanlarda , kendi kendimle savaştaydım.
Sen böyle zamanlarda susmanın gücünü bilmeden ,
Merkezi olmak istediğin Dünyamın itici güçlerinden habersiz
Yüzünü düşürürsün.
Yüzün düşünce hayat ile ilk kez karşılaşan bebekler gibi mutsuz ama güzel görünürsün.
Hiç bir düşünceden zarar almadan çıkacağıma dair güçlü inancın bu Dünya’nın yeryüzündeki algısıyla uyuşmuyor baksana.
Kötülüğün kilitli kapılarından uzakta top oynuyormuşum gibi ulaşılabilir olmamı bekliyorsun.
Elimdekiler kendimi bağışlamaya bile yetmiyorken
Her an sevebilir olmamı.
Sev diye verdiğin kalbini avuçlarımdan düşürmeden tutmak nasıl zordur böyle zamanlarda bilemezsin.
Camdan eşyalarla dolu misafir odası kapıları gibi kendimi kilitliyorum sana , renklerine ve kırılganlığına.
İçimde soluduğum havanın iki kişilik olmadığını nasıl açıklayacağım.
İçimde her şeyin en fazla tek kişilik olduğunu.
Gel demenin ,öl demek olduğunu ;nasıl ?
Seni büyütenler ;
Her şeyden önce düş kurmayı öğretmişler
Hayatta parçalanmadan kalabilmenin en iyi yolunu biliyorsun yani.
Aynı evrende yaşadığımızı sanmıyorum.
Seninki yaşam bulunan yeni gezegenlere , gözlerinin içi gibi yıldızlara,her duyguyu yenecek güçte savaş gemilerine açılıyor..
Bense kara deliklere düşmeden geçireceğim kaç günüm kaldığını merak ediyorum.
Beni içimde anlamlar varmış gibi sıkı sıkı tutma.
Gözlerinin içiyle konuşma bana.
Gözlerin , ben onlara yaklaştıkça sönen bir hassasiyetle varlar hayatımda.
Onlara bakıp yönümü belirlemekten vazgeçmedikçe ;daha beter kaybolduğumu nasıl açıklayacağım?
Bazı canlıların yanlışlıkla yaratıldığını ve onlardan biri olduğumu ;nasıl?
Shu.
Hem getirdikleri hem götürdükleri yer kaplıyor içimizde.Nasıl dolmasın insan?
Shu
#yağmur
YÜZLERİN
Ateş olmak , zor zamanlardan kalma alışkanlığın.
Geçmişin hiç geçmeyen yerleri dökmüş gazı üzerine, çakmış kibriti
Bitmeyen öfken körüklüyor alevlerini
Yakıcılığın, yıkıcılığın ürkütmüyor beni
Yürüyorum üzerine
Yalnız
Kuşlar var ayağıma dolanan .
Benden yaşam atmamı bekliyorlar önlerine ..
Gelirsem onları da yakacaksın
Sevmek isteyeceksin
ve ölecekler..
Çünkü ne olursan ol
Kaç yüzün olursa olsun
Ve ne kadar kalpsiz.
Bir kuş görünce sevmek hep hatırlanır.
Shu.
“Sen zamanla yaralar iyileşir,duvarlar insanı saklar sanıyordun ama öyle değil, öyle değil işte.”
Komik olmaya çalışmadan mizah yapınca biri,çocukluğumda düşürdüğüm gülüşlerden biri gelip yerleşiveriyor yüzüme.
Yüzümün en sevdiğim hali oluveriyor bu.
Kendiliğinden olan şeylere açlığım hiç bitmeyecek.
Shu
İnsanın kendisini biraz doğal karşılaması gerekmiyor mu?
Başka bir canlı düşünelim;
Bir yaprak mesela,
Çıkabilir öyle arsız,bir avuç güneş görüp.
Solunum yapabilir doya doya.
Zehirleyebilir doya doya.
Büyüyebilir bir evin duvarları üzerinden,bir evin içindeki tüm yalanları yok sayıp onu dışarıdan bir huzur algısına dönüştürecek kadar büyüyebilir.
Kendine yeni yollar oluşturabilir.
Sararıp,kızarabilir ..
Öyle daha da güzel görünebilir.
Bozulmuşluğundan , değişmişliğinden , düşüşlerinden bir sanatçıya ilham verebilir.
Başlığı olabilir bir kitabın, bir tuvalin baş rolünü kapabilir.
Başka bir canlının besini olabilir,
bir kadının saçlarını süsleyebilir,
bir kitap arasında kurutulup unutulabilir, hatırlanabilir,
bir çerçeveye konabilir,
bir düğüne eşlik edebilir,
bir ölüme eşlik edebilir,
alıp başını uçabilir, yağmurda ıslanabilir,bir ayak altında çıtırdayabilir...
Bir yaprak bile en basitinden hesap sorulmadan her haliyle doğal kabul edilebilir şu dünyada.
Neden aramadan içinde ,sevilebilir bir yaprak.
Hiç nedeni olmasa bile sevemediği oluyor insanın kendisini...
Sevilemediği oluyor...
Shu
Yanlış yere yanlış zamanda dikilmiş ağaç gibiyim.
Ben bunu anlayıp kabul etsem de,
Onlar hala neden büyüyemediğimi merak ediyorlar.
Bu benim olduğum yerde kalışımı da ,onların benden gidişini de zorlaştırıyor.
Yarı canlı olmak bu dünya için fazla göze batıcı.
Ölmekten ya da olmaktan , iyi kötü bir neticeden bahsetmek istiyorlar.
Yaşamaya çabalamak söz konusu değil.
Olduğu gibi sevmek söz konusu değil.
Öyle ya da böyle değil,
Şu ya da bu olmalıyım.
Shu.
Hani bir gün çok sevmiştin beni.
Sonra bir süre sessizlik olmuştu. "Bulutlar"demiştim. "Uzaktan bakıldığında dağları hiç bırakmayacakmış gibi saran bulutlar, taşıyamaz aslında bir su damlasının ağırlığını..."
Saçlarımı özensizce döndürüp ,tepede bir kurşun kalemle tutturarak; " Boşver bence."demiştim. "Sen beni şiirsel sözcüklerle çağırma.
Bana sesleniyormuşsun gibi gelmiyor.
Hem ;
çok sevmenin dilini bilmez herkes." Sonra bir sürü yalnızlık olmuştu...
Shu.
Bir çocukluk zamanında ,istemeye çekindiğim limon kremalı rulo pastanın 2. dilimisin sen ; bazen.
Shu.
Hayal kurma
Sen ;istediklerinde mutlu bir şarkıda gökyüzü ikram edip
İstemediklerinde fırtınalarını yüzüne savurabilecekleri olgunlukta bir kadın değilsin.
Asla sakin ve bağışlayıcı olmadın.
Asla yapıcı ve kabullenici olmadın.
Asla birinin sığınabileceği güvenli bir liman olmadın.
Sonsuz huzurda serin bir gölge?
Hiç.
Durgun tatlı bir su ?
Yok.
Gerçek şu ki;
Boğulmayacağımı bilsem
Sana ait bu çok insani
gel-gitleri harika bir doğa olayı gibi ayaklarımı sularından çekmeden izlerdim.
Gözlerimden , dudaklarımdan içime giren sularında dengelenmek isterdim..
O denge halinde serin bir düş görür
O düşte asılı kalırdım
Hafif ,huzurlu ...
Saç okşayan bir plak takar
Üstüme sıcak bir şeyler örter
Duygularımı sen dönünceye kadar uyuturdum.
Ama anla işte
İşler biraz olsun belirsizleşince
Kafese atılmış gibi
Kapana sıkışmış gibi
Herkes
Herşey
üzerime oynuyormuş gibi
Vahşi ,sevimsiz ,sevgisiz bir türe dönüşüyorum.
Oysa omuzlarım omuz gibi olsaydı ve atların ruhunu ezip geçecek gibi öfkeyle koştuğunda ,orada seni sakinleştirebilecek bir şevkat bulsaydın
Göğsüm dingin ,olgun bir kadın göğsü olsaydı ve
orada dinlenebilecek gizli bir bahçe bulsaydın uykularına...
Bir melisa gibi yatıştırıcı olsaydı kokum
Uysal olabilseydim
Sonsuz sevildiğimden emin güdülerimden uzak kalabilseydim...
İnan bana yapabilseydim.
.......
Seni senin istediğin gibi severdim.
Bir kalbim var çünkü.
Ve çok güzel atıyor bugünlerde.
Shu.
Sensiz olamam gibi bir şeye bağlanacaksa sonu konuşmayalım.
Birinin herşeyi olmalar üzerine saçmalıklar dinlemeyeceğim.
Ben,hiç kimsenin hiç bir şeyi olmadan sevmeler üzerine konuşmak isterim.
Saf ve kendiliğinden...
Gökyüzünü dinlendiren,
Kuşları kıskandıran birşeylerden ...
Shu.