Eğer ben bir yıldız olsaydım,
Zamanı dolmuş, sönmek üzere…
Kayıp gitmesine çok az kalmış bir yıldız…
Kimsenin görmediği,
Kimsenin fark etmediği.

No title available
hello vonnie
dirt enthusiast
almost home

pixel skylines
No title available
Today's Document
NASA
trying on a metaphor

Love Begins

izzy's playlists!
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Jules of Nature

@theartofmadeline

No title available
Sade Olutola
KIROKAZE
TVSTRANGERTHINGS
Xuebing Du

#extradirty

seen from United States

seen from Ecuador

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from France
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Brazil

seen from United States
seen from Germany
seen from Germany
seen from United States

seen from Canada

seen from Kazakhstan

seen from Netherlands

seen from South Africa
@solgunsayfalar
Eğer ben bir yıldız olsaydım,
Zamanı dolmuş, sönmek üzere…
Kayıp gitmesine çok az kalmış bir yıldız…
Kimsenin görmediği,
Kimsenin fark etmediği.
Gecenin bir vakti…
Sadece ben varım,
Ve zihnimde onlarca düşünce,
Birbirini kovalayan fikirler ve soru işaretleri.
Kimim ben?
Kim oluyorum?
Ne yapıyorum, ne yapacağım?
Seçimlerim bana ne getirecek?
Elimde bir kalem var,
Ve bir de kağıt…
Zihnim,
Onlarca kelime söylüyor bana,
Yazmam için.
Her kelime bir düşünce,
Her cümle bir his…
Kalemim onları yakalıyor,
Kağıda düşüyor,
Ve ben,
Kendi içimde bir yolculuk yapıyorum.
Bazen kelimeler ağır,
Bazen hafifçe uçuyor…
Ama her biri,
Beni ben yapan parçalar.
Neden böyle oldu? Her şey anlamsız, bomboş. İçimde büyüyen bir karanlık var, her geçen gün biraz daha genişleyen. Umudum soldukça, karanlık beni daha sıkı sarıyor. Zihnim susmuyor, durmadan konuşuyor benimle; bazen fısıldıyor, bazen bağırıyor… Ama hiç susmuyor.”
Hayat ne? Bir süreç mi, yoksa bir sınav mı? Sonunda ödül mü var, yoksa ceza mı? Kim, neye göre seçildi? Benim sınavım neden böyle? Kafamın içinde onlarca “neden” var. Bazıları çok basit: saçlarım neden kahverengi, bugün ne yesem? Bazıları ise hayatımızı kökten değiştirecek kadar önemli. Gerçekten özgür irade mi var, yoksa biz sadece bırakıldığımız yolda mı yürüyoruz?
En önemlisi, ya yanlış yapıyorsak? Ya en büyük yanlışa sürükleniyorsak? Belki de bu yol bizi doğruya götürüyor… Ama her şey çok karışık, çok zor. Bazen sanki her şey önemsiz ve anlamsız. Doğru olan ne? Gerçek olan, iyi olan ne? Neden bu kadar soru, neden bu kadar bilinmezlik?
Kadın olmak ne demek?
Anne olmak mı, yeni bir nesil yetiştirmek mi?
Başarılı olmak mı, mucizeler yaratmak mı?
Belki… belki başka yerlerde, evet.
Ama ya Türkiye’de?
Şiddet görmek mi, tacize, tecavüze uğramak mı?
Haklıyken haksız olmak mı?
Saklanmak, her an tetikte olmak, ölmek mi?
Kadın olmak sadece güzellikler ve başarılar değil;
Bazen hayatta kalmak, sesi duyurmak, sınırlarını çizmek ve buna rağmen var olabilmek demektir.
Kadın olmak hem güçtür hem mücadele, hem acıdır hem direniş.
Ve bu soruyu sorabilmek bile bir güçtür.
Kadın olmak…
Bazen yüceliktir, bazen kırılganlık;
Ama her hâliyle, yaşamak demektir
Sevgi bazen başkası için kendinden vazgeçmek.
Bazen parmak uçlarında yürümek…
Hani karnımızda uçan kelebekler gibi.
Ama bazen de,
Kanatlarının koparılması gibi…
İyileşmeyen yaralar bırakır.
Peki ya nefret?
Birini öldürmek isteyebilmek mi,
Yoksa sadece kızdırmak mı?
Eğer hisler bu kadar uçlardaysa,
Neden herkes sevilmek için uğraşıyor?
Neden birilerine, kendimizden nefret etmesi için nedenler veriyoruz?
İntihar nedir?
Bir kaçış mı,
Pes ediş mi,
Yoksa kendini cezalandırmak mı?
Belki de…
Çevrendekilere gönderilen bir mesajdır,
Sessiz ama yıkıcı,
Anlaşılamayan acının yankısı.
Eğer ben bir yıldız olsaydım,
Zamanı dolmuş, sönmek üzere…
Kayıp gitmesine çok az kalmış bir yıldız…
Kimsenin görmediği,
Kimsenin fark etmediği.
Ne söylemeliyim?
Ne düşünmeliyim?
Ne yapmalıyım, kim olmalıyım?
Ben birinin arkadaşıyım,
Başkasının kızı, ablası, kardeşiyim…
Ama ya ben?
Ben kimim, gerçekten?
Kelimeler arasında kaybolmuş,
Rol ve beklentiler arasında sıkışmış…
Sadece kendim olmayı özlüyorum.
22 yaşındayım.
Bir yanım “Yolun daha başındasın” diyor,
Diğer yanım ise sanki yolum bitmiş gibi konuşuyor.
Ruhum dağılmış, hayallerim uçup gitmiş,
Geriye sadece kırgınlıklar ve acı kalmış gibi.
Sanki yaşamın son kırıntılarını kovalıyormuşum gibi.
Evimiz!
Evimiz ne demek? Ev sadece bir çatısı ve dört duvarı olan yer midir Yoksa içinde taşıdığımız bir his mi?
Dört duvar arasında huzur bulabilir miyiz Yoksa orası Ruhlarımızın sıkışıp kaldığı yer midir?