Bu döneme ait yaşamayan iki kişiyiz tepeden bakılsa çok farklı görünen ikili
Biz hep çocuk kalanlardık çocuk düşünceli çocuk saflığı
Çocuk hayali çocuk bakışı Çocuk sevecenliği
Biz küçükken kalbi sevda taşına erken çarpanlardık.
Ve sen sevdasına sağır bakışlarına kör gülüşüne delilik getiren
Senin tuttum elini bir mart günü mart dedim ama soğuktu ahval kötüydü çatılar uçuşur rüzgar insan savururdu lakin kime aşksız sevdasız varlıklara
Elini tuttuğumdan beri ben normal miyim ki rüzgar mı tanır beni sokağında rüzgarın aşkının kalkanını takmış gezerim sanki bahar kokusu salınır doğaya kuşların cıvıltısıyla
Sonra sen gelirsin bu beton vari şehirde bu yapıları bulutlara değinen şehir de bu kalabalıkta yalnız sen gelirsin gözlerimin önüne
Seni görür bu gözler yalnız sana koordineli
Ebedi bir sonsuzluğun en büyük başlangıçlarını yapmasakta seninle beraber en küçük bir sıradanlık dünyanın en büyük sıradışılığına bedeldir
Unuttuğum şiirlerim gelir aklıma sana yazdıklarım sende saklı kalan
Unuturum çünkü onlar sana olan hislerimdir o yazılar bana ait değil o hislerin sahibi sendin saklı kalması gereken de sen
İsterdik ki başka bir çağda daktiloya dökmek 2 duble rakımızı içip gülüşerek denize bakmak
Senden şüphe etmem hayalim
Hızlı yada yavaş bakma bize aşık olmaktan korkma zamana yayma
Biz kendimiz olduğumuz için farklıyız
Onlar gibi yaşamadığımızdan
Seni görür gözlerim tavanla günü değerlendirirken seni arar gözlerim perdelerde yatağım yastığım kokun burnumda sanki
Şiirlerimizde sigara geçmez. Sigara içilmez biz dertli değiliz ki hatunum Dertli ögeler barındıralım
Aksine şiirlerimiz lunapark gibidir, gülüşlerin çarpıklıkla gökyüzüne parladığı