“Duyuyor musun kelebek?Sessizliği?Baksana-”
Kelebek hızlıca uçtu ve söylenmeye başladı,
"Yeter artık! Yorulmalısın ,üzülmen bitmedi mi? Kırgınlığın geçmedi mi?Sessizlikten bahsedip duruyorsun…Neyin sessizliği çözemiyorum artık. Ben gülmeni istiyorum artık. Lütfen kalk gidelim burdan.”
Etrafıma baktım,yine sessizliğin olduğu derin suları izliyorduk.elimdeki papatyayı yere bıraktım,
“Kelebek,üzülmekten başka yapabileceğim birşey var mıydı?Ölümünü izledim zaten onun birde mutlu mu olayım!O boğuluyor,ben izliyorum,o yazıyor ben izliyorum,o susuyor ben izliyorum...”
“Hayatımda ilk defa birine yardım etmek istedim,kurtarmak istedim elimi uzatmak istedim,kimseye güvenmeyen ben,birine çatı olmak istedim.”
Ayaklarımla suya doğru ilerledim.Kırmızı rengiyle kan kokan elbisemin süzüldüğünü hissettim,yavaşça çıkardım,sanki üstümdeki tüm kötü şeyler gidiyormuşçasına...
Sabahın bu ayazında ayaklarım sessizliğin son damlasında...
İzliyorum daha çok çekiliyor yine çırpınmayı bırakmış,Umutlarını yakmış,Lanet ellerimi bağlamış...
Boğuluyor çekiyor sessizlik onu,
Bir damla yaş değdi sessizliğin sularına,
Ay da ağlamaya başladı,yüzüne bulaşan sessizliğin mavi sularıyla...
Söylesene ışıkları neden kapattın?











