seen from Poland

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Yemen

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States

seen from Slovenia
seen from France
seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from Ireland
seen from Greece

seen from United States
“Geceleyin öyle bir zaman vardır ki, Müslüman bir kimse o zamana rastlayıp Allah’tan dünya ve âhirete dair hayırlı bir şey dilerse, Allah ona dilediğini verir. Bu her gece böyledir.”
''Gecenin üçte biri geçince bir melek Allah'ın izniyle dünya semasına iner ve şöyle seslenir: İhtiyaç sahibi olan yok mu? Şu vakit ihtiyaçların kabul olduğu vakittir!''
"Gece ibadetine devam edin. Muhakkak bu sizden önceki salihlerin âdetidir. Çünkü gece ibadeti Allah'a yaklaştırır, haramlardan sakındırır, günahlara kefaret olur ve hastalıkları bedenden uzaklaştırır."
Hadîs-i Şerîf (Tirmizî, Müslim)
I designed Adet's logo 💜 please don't use of modify
TWİTTER'DA GÜNDEM OLAN REGL KONUSUNDAN SONRA EVRİM AĞACI'NIN YAPTIĞI REGL FLOODU (Evrim Ağacı, Türkiye'nin en büyük popüler bilim kuruluşudur. ODTÜ öğrencileri tarafından kuruldu fakat şimdi onlardan bağımsız.)
+
+
+
+
+
+
+
Floodun linki:
“#regl İşte bu kavgalar tekrar tekrar verilmesin diye, gündem *olmayan* zamanlarda da seksten, reglden, penisten, vajinadan, vs. bahsediyor
Çok iyi ya LSÖDKDKDJDDLD
23 yaşındaki Hazel Mead, Birleşik Krallık’ta yaşayan bir aktivist ve çizer
Birleşik Krallık diğer ülkelerin birçoğundan daha ilerici, buna rağmen ergenlik yıllarımda adet olmaktan utanıyordum. Sanırım bunun nedeni okullarda adet döneminden bahsedilmemesi, bahsedildiği zaman da üstü kapalı kelimeler kullanılması. Mesela “ay başım geldi” benim favorimdi. Bir de bu konu erkeklerle konuştuğunuz bir konu değil, bu da adet kanamasının utanç verici büyük bir sırmış gibi anlaşılmasının nedenlerinden biri. Okulda, hatta işte bile kullanacağım pedi elbisemin kolunda saklıyordum ya da cepli bir şey giymeye dikkat ediyordum. İnsanların adet dönemiyle ilgili konuşmaya başlaması ve adet olmanın doğallığını kabul etmesi için çizimler yapıyorum. Kariyerimin başlangıcında #FreePeriods [Adet Dönemine Özgürlük] protestosuna katılmış, daha sonra tamponlardan alınan vergilerle alay eden çizimler yapmaya başlamıştım. Sık sık Bloody Good Periodprojesini desteklemek için gönüllü olarak çizim yapıyorum, çünkü sığınmacıların ve evsizlerin regl döneminde gerekli ürünlere erişimini sağlamak için yaptıkları çalışmaları çok değerli buluyorum. Aynı zamanda oteller, okullar, havayolu şirketleri ve ofislerin regl döneminde kullanılan ürünleri ücretsiz vermesi için Freda’nın yürüttüğü kampanyanın bir parçasıyım. Kişisel hayatımda da regl dönemimden daha çok söz ediyorum. Artık üstü kapalı ifadeler kullanmıyorum, pedlere ve tamponlara adet dönemi kirliymiş gibi bir anlam veren ‘hijyenik ürünler’ demektense ‘regl dönemi ürünleri’ diyorum.Birleşik Krallık hükümeti bu yıl, gelecek yıldan itibaren İngiltere’deki orta öğretim okullarında ve liselerde ücretsiz regl dönemi ürünleri verileceğini duyurdu. Bu benim başarım değil, ama ben de değişim yaratmak için mücadele eden bu hareketin bir parçasıyım. Adet dönemi tabularını yıkmak ve bu konudaki adaletsizliklere son vermek için hala yapacak çok iş var ama ses çıkardıkça, yavaş yavaş bir şeylerin değiştiğini görüyoruz.(Instagram: @hazel.mead )(Twitter: @hazelmeadart )
21 yaşındaki Samikshya Koirala, Uluslararası Af Örgütü Nepal Şubesi’nde çalışan genç bir yönetici
Nepal’de regl dönemindeki kız çocuklar 15 güne kadar güneşten ve erkeklerden saklanabiliyor. Hatta bazı kız çocuklar regl dönemi boyunca eve gelmemek üzere ahırlara yollanıyor. Bu geleneğe chhaupadi deniyor. İlk kez regl olduğumda 11 yaşındaydım. Evde büyük bir kutlama vardı ama adet kanamam olduğu için eve girmeme izin verilmedi. Bizim evden uzakta, akrabalardan birinin evindeki karanlık bir odaya kapatıldım. O kutlamaya katılmayı o kadar çok istiyordum ki gözlerim şişinceye kadar ağladım. Beş gün boyunca kapalı tutuldum. Dışarı çıktığımda 11 gün ailemdeki erkeklere dokunmama, 19 gün de mutfağa girmeme izin verilmedi. Arkadaşlarıma nerede olduğumu söylemeyi kendime yediremedim. Sınıfımda adet gören ilk kız çocuk bendim ve çok utangaçtım. Bir gün, bir grup genç kadın menstrüasyon hakkında konuşma yapmak için okulumuza geldi. Her şey o gün değişti. Bize birçok şey öğrettiler ve geleneklere meydan okumamız için cesaretlendirdiler. Ailem başlangıçta öfkelendi. Bir zamanlar adet kanamasıyla baş etmenin çok daha zor bir şey olduğunu, bu nedenle chhaupadidiye bir geleneğimizin olduğunu anlamalarını sağlamak zorundaydım. Artık pedlerimiz var ve bu dönem çok daha temiz bir şekilde geçiyor. Zor bir süreçti ama artık ailemde adet dönemiyle ilgili herhangi bir sınırlandırma yok. Uluslararası Af Örgütü’nün Katmandu Üniversitesi’ndeki Öğrenci Grubunun bir parçasıyım ve insanların adet dönemiyle ilgili algılarının daha geniş bir çerçevede değişmesi için çalışıyorum. Videolar çekiyoruz, yürüyüşler yapıyoruz ve kırsal alanlarda erkek ve kız çocuklar için eğitim programları düzenliyoruz. Çocukların bu konuları açıkça konuştuklarını duyduğumda yaptıklarımızla gurur duyuyorum. Nepal’de menstrüasyona ilişkin batıl inançlara dayalı zihniyeti değiştirmemiz gerekiyor. Ve sanırım şimdiye kadar epey mesafe kat ettik. (Instagram: @koiralasamikshya2016)
36 yaşındaki Poulomi Basu Hindistanlı bir transmedya sanatçısı ve aktivist
Hindistan’da erkek egemen bir evde büyüdüm, bu yüzden ritüellerin ve geleneklerin kadınları kontrol altına almak için nasıl kullanıldığını biliyorum. Regl olmaya başladığımda regl dönemim boyunca mutfağa girmeme veya herhangi bir kutlamaya katılmama izin verilmezdi. Ancak evden ayrılırsam ataerkil denetimden, mantığa aykırı uygulamalardan ve geleneklerden kurtulabilecektim. Benzer koşullarda büyüyen birçok kadının sa böyle bir seçeneği yok. 16 yaşındaki Nepalli Tula ile tanıştım. Adet dönemi boyunca ev işleri yapmasına izin verilmiyormuş, o da bu dönemde ailesine maddi katkıda bulunmak için hamallık yapıyormuş. Yakacak odundan zengin ailelerin televizyon izleyebilmesi için ağır uydu antenlerine kadar her şeyi engebeli yollarda uzun mesafeler taşıyor. Bir taşıma işi üç gün sürebiliyor ve sonuçta 20 Amerikan Dolarına karşılık gelecek miktarda bir para kazanıyor. Tüm bunları yaparken bir yandan da okuldaki sınavlarına hazırlanıyor. Nepal’de üç çocuğunun bakımından tek başına sorumlu olan Lakshmi, adet döneminde kayınvalidesi tarafından evden gitmeye zorlanıyor. Beş yaşındaki oğlu Roshan annesinden ayrılamayacak kadar küçük olduğu için onunla birlikte evden uzaklaştırılıyor. Ancak hiçbir engel Lakshmi’yi çocuklarını korumaktan ve onlara iyi bakmaktan alıkoyamıyor. Lakshmi’nin hikayesi, bir kadının böylesi bir şiddet ve damgalanma karşısında sergilediği kararlılığın kanıtıdır. Doğum sonrasında kanaması olan ve bu nedenle evden gitmeye zorlanan kadınlar bile gördüm. Bu durum anne ve üreme sağlığı açısından da büyük tehlikeler doğuruyor. Temiz su ve hijyene erişim konusunda çalışmalar yapan sivil toplum örgütü Water Aid ile amaçlayan ‘To be a girl’ [Kız çocuk olmak] kampanyasını yürüttük. Bu kampanyanın amacı Nepal, Hindistan ve Afrika’nın çeşitli ülkelerinde 130.000 kız çocuğa yeniden kullanılabilir hijyenik pedler sağlamaktı. Yoksulluğa ve adaletsizliğe karşı mücadele eden Action Aid ile de ‘My Body Is Mine’ [Bedenim Bana Ait] isimli kampanya için çalıştık. Amacımız, kadınların sesini yükseltmesi ve bedenlerini ilgilendiren konularda tek söz sahibinin kendileri olmasını talep etmeleriydi. Sanat ve hikaye anlatıcılığı, sanal gerçeklik filmleri ve topluluklarla yaptığımız çalıştaylar aracılığıyla kadınların eyleyen özneler olmasına ve şiddete karşı durmalarına destek olmaya çalışıyoruz. Çünkü sanat, insanların kalplerini ve zihinlerini değiştirme gücüne sahiptir. En sonunda, çabalarımız Nepal hükümeti üzerinde baskı oluşmasına katkıda bulundu ve hükümet 2018’de chhaupadigeleneğini nihayet suç haline getirdi. Bu son derece olumlu bir adım elbette, ancak bu karar bazı toplulukların söz konusu uygulamayı yeraltına itmesine neden oldu. İşte bu yüzden bu konunun üstesinden gelmek her zamankinden daha büyük önem taşıyor.(Instagram: @poulomi07)(Twitter: @poulomibasu)
22 yaşındaki Hafize Bhamjee Güney Afrikalı bir öğrenci ve aktivist
Adet dönemiyle ilgili ciddi finansal sorunlar var, özellikle de üniversite yıllarında. Kadınların ve kız çocukların hijyenik ürünleri alabilecek durumu olup olmaması bir yana, bu konuda konuşmaları bile mümkün olmadığı için sessizce acı çekiyorlar. Bu insanlık dışı bir şeydir. Ben ve arkadaşlarım, #WorthBleedingFor [Kanamaya Değer] kampanyamızla bu durumu değiştirmeye çalışıyoruz. Birçok kişi üniversiteye gitmenin zenginlerin faydalanabileceği bir lüks olduğunu düşünüyor ama değil. Yoksullar da üniversiteye gidiyor. Bazı öğrenciler kütüphanede uyurken bazıları da yiyecek yardımı almak için sırada bekliyor. Hijyenik pedlere erişimin olmaması ise büyük bir sorun. Üniversitelere tuvaletlerde hijyenik ped standı koymaları için baskı yapıyor, yerel idarecilerle okullardaki kız çocuklarına ücretsiz ped vermeleri için görüşüyoruz. Kız çocukları da deneyimleri hakkında konuşmaları için teşvik ediyoruz.İnsanların harekete geçtiğini görmek kendimizi çok iyi hissettiriyor. Değişim yavaş da olsa heyecan verici. Bir grup kız çocuk #WorthBleedingFor kampanyamıza destek olmak için bir video bile çekti. Değişim yarattığımızı bilmek harika bir duygu.
Doğum günlerini kutlamak,doğum günü olan kişiye "iyi ki doğdun!" deyip onu tebrik etmek düşünüldüğünde mantıksız ve dinen tehlikeli bir davranıştır.İnsan kendi kendine doğamaz ki onu mutlu etmek adına iyi ki doğdun denilsin.Doğmak edilgen bir fiildir yani Allah dilemese insan doğmaz.İnsanın kendi eline olmayan bir fiilden dolayı ona teşekkür etmek ve minnet duymak saçma bir iştir.Olsa olsa bir kişinin varlığından dolayı duyulan mutlulukla Allaha şükredilebilir.Ayrıca insana sadece doğum gününde ilgi alaka gösterip diğer günler verilen değeri azaltmak, onu yalnız bırakmak ya da bütün ilgiyi senenin bir gününde o kimseye vermek ve sünnet olan hediyeleşmeyi sadece bir güne tahsis etmekte yanlıştır.İnsan bilmem kaç sene önce falanca günde doğmuş olabilir fakat her gün diridir,yaşamakla doğduğu günün izini ömrü boyunca üstünde taşır.Yani her sene iyi ki doğdun deyip doğmuş olduğunu hatırlatmak ve bunu kutlamanın bir manası yoktur.İnsanın hali hazırda yaşaması onun doğmasının bir eseridir.Doğmuştur ki yaşıyordur.
Ayrıca mümine sicin (zindan) diye tabir edilen dünyada yeni yaşı sevinç ve mutlulukla karşılamak bir müslümana yakışmaz.Ancak geçen zamandan ibret alınabilir.Ama batının eseri olan partilerle o günlere has hediyelerle doğumunun yıldönümünü karşılamak başlıbaşına safsata ve malayağnidir.Ve de dinimizde olmayan bir şeyi olduğu için "Kim ki bir kavme benzerse o da kavimdendir." hadisi şerifi mucebince masum(!) addedilip bir şey olmaz deyip bize ait olmayan batının gayri müslim adetlerini uygulamak mümin olarak bize yakışmayıp,imanımızı tehlikeye sokar ki pastaya dikilen mumun ve pastanın kesilmesinin aslı eski,sapkın inançlara aittir.Bize yakışan kutlama olmadan -bir önceki ya da bir sonraki günü fark etmez- doğum günü olan kimseye "İyi ki doğdun" bile demeyip ona değerini senenin her gününde hissettirmektir.
Anlayabilmek temennisiyle..