beni bir kez ara, belki son kez duymak istedigim tek sey senin sesindir, nefes alip verislerindir..

seen from Egypt

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Russia
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Italy

seen from Russia

seen from Australia
seen from Germany

seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States
beni bir kez ara, belki son kez duymak istedigim tek sey senin sesindir, nefes alip verislerindir..
bilmem seviyor gibiydi..
Bugün yine diger gunler gibi. Seni yalnizca seni sevdigim gunlerden.
#bilmemseviyorgibiydi
#BilmemSeviyorGibiydi #olimpos #MehmetAliKılınç (Bilgi Kırtasiye)
Olmuyor...
Olmuyor değil mi, şu an nasıl olduğunu deli gibi merak ediyorsunuz. Ses tonu, bakışı, sarılışı, öpüşü, bir bir aklınızda değil mi? Söküp atamıyorsunuz.Acaba şu an gülümsüyor mudur? Yoksa içini bir hüzün kaplamış, yatağında öylece uzanıyor mudur? Özlüyorsunuz değil mi? Gel dese kısacıkta olsa görmek için saat kaç olursa olsun, kaçıp ona koşarsınız değil mi? Çünkü o kısacık bir bakış, kalbi avutmaya yetecektir, dindirecektir iç ağrılarını, son verecektir yaralara. Sarılmak istiyorsunuz değil mi, ellerinizin muhtaç olduğu tenine. Öylece sımsıkı sarılmak ve uzun uzun hiç bırakmamak. Ve hatta imkanı olsaydı eğer, içinize sokup saklardınız onu tüm insanlıktan. Ve hatta nefes alan her şeyden. Çünkü o sizin yaşam kaynağınızdır. Bir kez gel dese nerede olduğunu soramayacak kadar heyecanlanıp koşarsın ona. Alışamıyorsunuz değil mi? Onsuz yaşamaya, sevdiğiniz yerlerde yalnız yürümeye, daha önceleri izlediğiniz filmi şimdi tekrar cesaret edip izlemeye alışamıyorsunuz değil mi? Alışılmaz elbet, çünkü giden sadece bir beden değildi. Tüm alışkanlıklarınızda çekip gidiyordu, en sevdiğin anılar gidiyordu. Hayatınızın en güzel günleri ellerinizden kayıp gidiyordu. Olmuyordu bir türlü, içinizdeki o acı dinmiyordu. Her özlem de biraz daha artıyor, her hatıralar da biraz daha alevleniyordu içinizdeki yangın. En çok ağrınıza giden de, bunca boktan şeyi ardı ardına yaşarken, onun sizi gerçekten de mutlu olduğunuzu sanması, siz ölürken, o başkasıyla yaşıyordu. Siz eksildiğinizi hissederken, onu tamamlayan başka eller, yüzünde dolaşıyordu. Siz adını sayıklarken, o en sevdiğiniz şarkıyı bir başkasına eşlik ederek söylüyordu. Siz iç ağrılardan uyuyamazken, o bambaşka bir tene sarılıp tek bir an dahi üşümeden uyuyordu. Siz adımlarınızı ona doğru atarken o başkasına yürüyordu. Siz bir kez arasa diye beklerken, onun elleri bambaşka bir telefon tuşlarına değiyordu. Siz belki de bir an karşılaşırsınız diye en sevdiğiniz yere son bir kez uğrarken, o yeni yerler keşfediyordu. Siz ‘’sensiz yapamıyorum’’ derken fotoğraflarına, o başkasına ‘yeniden doğduğunu’’ fısıldıyordu. Siz yavaş yavaş eridiğinizi hissederken, o daha güçlü kalktığını düşünüyordu. Siz yokluğunu sayarken, o bilmem kaçıncı gününü kutluyordu. Siz yanaklarınızdan akan göz yaşlarınızı silerken, onun dudaklarını başka dudaklar sahipleniyordu. Siz hala kendinizi ona ait hissederken, o başkasına çoktan sahip olmuştu. Siz acıdan acıya savrulurken, o mutluluğun zirvesinde olduğunu hissediyordu. Siz hala telefondaki ismine takılı kalmışken, o adınızı dahi hatırlamayacak kadar, karalamıştı geçmişini. Siz saatlerdir aramak için çırpınıp cesaretinizi toplarken, aradığınız kişiye ulaşamadınız. Çünkü aradığınız kişi, aynı telefon numarasına sahip değildi. Değişmişti, elleri, saçı, kokusu, sevdiğiniz her şeyi birer birer değişmişti. Buna numara da dahil. Aradığınız kişiye asla ulaşamayacaksınız. Siz artık bu gece ölmeyin. Aradığınız kişi bir daha asla ulaşamayacağınız kadar başkasına ait olmuştur. Yakın tüm hatıraları. Siz artık lütfen bu gece ölmeyin….