Sen hiç çaresizlik nedir, bilir misin ? Soğuk dört duvarlar arasında çırpındığın oldu mu hiç? Ruhun, bedenin ve aklın tutsak oldu mu hiç o ümitsiz çırpınışlarında?
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Brazil
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States

seen from Germany
seen from Russia

seen from United States

seen from Germany
seen from Russia
seen from China

seen from Germany

seen from United States
seen from United States

seen from Australia
seen from Japan
Sen hiç çaresizlik nedir, bilir misin ? Soğuk dört duvarlar arasında çırpındığın oldu mu hiç? Ruhun, bedenin ve aklın tutsak oldu mu hiç o ümitsiz çırpınışlarında?
“anlatırken sesimi titreten hiç birşeyi asla unutmam”
bitkinim, bitkinsin
saçlar ağarır ümitlerle beraber
insanların evi olması
büyülenmiş gibisin.
satırlarda soldu yüzün
kalabalık evlerde eğreti
üzgünüm, üzgünsün
mumlar eridi.
sokaklar, eğlenceler uzakta
farkında bile değilsin
hasadını esirgeyen toprakta
bitkinim, bitkinsin.
Kafamın içindeki sesleri duyacak olsalar kulaklarını keserdi insanlar🤯
Bu bir mektup mu bilmiyorum. Belki bir mektup, belki bir acı, belki de sadece bir yazı olarak görürsün bunu. Ama bu benim haykırışım. Gerçek hayata ilk defa kendimi gösterişim bu. Ben ben olduğum için kendimi kaybettiğim labirentlere bağırışım bu. Işığımı söndüren tüm insanlara bu. Çığlıklarıma, gözyaşlarıma, korkularıma, acılarıma… Ve de sessizliğime. Asıl haykırışım olan sessizliğime. Tüm her şeye rağmen sessiz kalmama. İnsanlar üzülmesin diye dilimi yutmama, ya da gerçeklerle kendimi üzmeyeyim diye. Tüm dünyaya, tüm yıldızlara, tüm evrene bir çığlık bu. Ya da sessizliğin sesine yardım çığlıkları. Yine yanımda ol diye, yine yardım et diye bana sessizliğim. Mektubun sahibi sensin.
Sessizliğim…
Bir anda terk edip gittin ve ben konuşamıyorum. Sessizliğim olmadan konuşamıyorum bile.
Sinirlenince gözlerimin dolmasından, ellerimin titremesinden, ciddi olamamaktan nefret ediyorum.
Güldüğüm zaman ortaya çıkan gıdığımdan nefret ediyorum.
Ağlarken ki yüz ifademden nefret ediyorum.
Göbeğimden nefret ediyorum.
İnsanların giydiğim açık ya da kısa kıyafetlerime iğrenerek bakmasından nefret ediyorum.
Yaşıtlarım gibi olamadığım için nefret ediyorum.
Hiç bir kıyafetin tam olarak olmamasından nefret ediyorum.
Duruşumdan nefret ediyorum.
Sesimden nefret ediyorum.
Kendimi kabullenememekten nefret ediyorum.
Ellerimden, kollarımdan, bacaklarımdan nefret ediyorum.
AKLIMDA DÜŞÜNCELERIN KAVGASI
Ezilen bir akıl taşıyorum,
düşüncelerimin arasında
Bana düşman kesilmiş bir ruh
Bunu ortaya çıkaran bir çift göz
Uzaklara kaçmış benliğim
Geçmiyor sözüm hiçbirine
Ne ruhum barışıyor kendime
Ne de gözlerim insaflaşıyor aynada
Ben neysem o değilim aslında
Kimine dürüst kimine yalancıyım
Halbuki bende bilmiyorum cevabını
Yalnızca içten planlıyım
Bu halim bitkin düşürdü beni
Düşünüyorum... Düşünüyorum
Ve sonra yaşamayı unutuyorum
İyi bir senaryo yazdım kendime
Onu oynuyorum,
Sonra suskunlaşıyorum
Ama susan ben değil dudaklarım
Kafamın içinde bilmiş bir felsefeci
Kan emici parazit gibi,
Vaaz verip duruyor aklınca
Uzun uzun cümleler kuruyor bana
Diyaloglar üretiyor, yeni hikayeler yazdırıyor
Bitkin düşüyorum
Ve dalıyorum, yalnızca dalıyorum..
Kendi içimdeki yalnızlığa
Ve zaman yaratmak için aklıma
Sonra daha bir kayboluyorum
Sanki içimde bir hortum
Savruldukça savruluyorum...
R.D.