Günaha mı karşıyız, günahkâra mı?
Bu konu hakkında yazmak, söylemlerde bulunmak kolay ama bu dayatmayla mücadele etmek için harekete geçmek, bir şeyler yapmak gerçekten çok zor. Günlerdir her yerde ama her yerde LGBTQ+ propagandaları ve buna karşılık nefret söylemleri, boykot çağrıları görüyoruz. Bu yıl sanırım destek ve propaganda daha çok arttı. Bununla paralel olarak belki biraz farkındalık ve söylemler arttı.
Biraz bu konu üzerinde yazmak istiyorum. Daha doğrusu gördüğüm çok büyük yanlışlar var ve bunlara sessiz kalmak istemiyorum. Tepkisiz kalalım demiyorum elbette fakat yerinde ve uygun tepkiler gösterelim diyorum. Nefretin günaha mı yoksa günahkâra mı olması gerektiği konusunda da bir takım sıkıntılarımız var. “Lût: Doğrusu, dedi, ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim!” Şuara Suresi/168. Ayet gereği, bizim üzerimize düşen günahkâra değil günaha tepki koymaktır. Aslı kime aittir bilmiyorum katıldığım bir derste bir Tefsir hocasından şu cümleyi duymuştum ve unutmamaya özen gösterdim: “Her günah, içki gibi sarhoş etseydi. Hangimiz ayık gezebilirdi?” Hepimiz günahkârız, Efendimiz (sav) dahi ismet yani günahtan beri olma sıfatına sahipken günde en az 70 kez istiğfar duası okuyorken hangimiz günahsız olduğunu iddia edebilir. Vallahi ben edemem. Bu iddiadan da Allah'a sığınırım.
Dönelim konumuza, buğz edelim ama önce yapmamız gereken gördüğümüz bu kötülüğü elimizle düzeltmeye çalışmak bu zamanda elle düzeltme konusunu da yeniden yorumlayıp karşı argümanlar üretmek olarak ifade edebiliriz. Taha Kılınç, “Kötülüğün panzehiri, iyiliktir. Kötülüğü azaltmanın yolu, iyiliği çoğaltmaktır. İnsanlık tarihinde, sadece protesto edilerek, sırf lanet okunarak veya yalnızca sözlü dua yoluyla yok edilmiş tek bir şer yoktur. Ortalığa saçılan bazı ahlâksızlıklar, bizlere “Nesillerinize odaklanın! Evlerinizdeki yangını söndürün! Lüzumsuz tartışmaları ve boş işleri bırakın!” uyarısıdır” demişti daha önce. Sonuna kadar katılıyorum burada bize düşen öncelikle kendi evimizde ve sınıflarımızda salih nesil inşa etmeye çalışmak. Tabi öncelikle kendimizi inşa etmek. Önce biraz öz eleştiri yapalım. Boykot paylaşımları görüyorum çokça ve bolca. Evet yapalım boykot hakkıyla yapabilirsek ama öyle bir şey ki bu şu an bu satırları yazdığım mecra bile propagandasını yapıyor. Kim kime şikayet ediyoruz, kimi kimle boykot ediyoruz? Peki susup oturalım mı? Hayır, ama şahıslara nefret kusarak bir yere varamadığımızı ve varamayacağımızı artık anlayalım. Çocuklarımızla gerektiği gibi ilgilenirsek, onlara gerçekten iyi anne babalar olabilir, dini güzelce öğretebilirsek ancak bunun etkisinden muhafaza edebiliriz kendimizi. Kimse anne babasının eğitimi ve terbiyesini dert edinip ona göre yetiştirdiği çocuğu kolay kolay etkileyip sabitelerinden vazgeçiremez. Hakkın er ya da geç bâtıla galip geleceğini söylüyoruz ama gerçekten iman ediyor muyuz?
Bu insanlar şöyledir böyledir deyip nefret kusarak hiçbir şeyi düzeltemeyiz. Aksine insanların kalbine nefret tohumu ekmekten ileriye gidemeyiz. Zinadan nefret ettiğimiz halde zinakârlarla aynı ortamda yaşayabiliyorsak, livatadan (homoseksüellik, lezbiyenlik vb) nefret edip aynı dünyada yaşayabilir, ancak asırlardır düştüğümüz yanlışı bir kenara bırakabiliriz. Kendi şahsım adına kimin nasıl yaşadığı beni zerrece ilgilendirmiyor. Bana düşen doğruyu göstermek ve anlatmaktır. Rahman hidayeti dilediğine verir. Biz neslimizi ifsad çalışmalarına karşı duralım. Gençlerimize işin aslını sevecen ve dini dayatmadan anlatabilelim gerisi boyumuzu aşar. Devir artık maalesef bir ayet bir hadisle iman güçlendirebildiğimiz bir devir değil. Onları kendimize rehber edinerek akılcı, karşıdakini mutmain edecek veriler ortaya koymamız lazım.
Birkaç yıl önce sigaraya başlama çocuk yaşlara düştü diyorduk. Şimdi ise LGBT çocuk yaşlara iniyor diyoruz. Uyanalım. Ama yolumuzu doğru tutalım. Müslümana yaraşır tavırlar takınalım.
Ne diyordu Üstad Sezai Karakoç “Kötülükleri bitiremeyiz. Ancak iyilikleri çoğaltabiliriz”
Önce kendimizi sonra neslimizi eğitmeliyiz, geç kalmadık hiçbir şeye hemen bugün yaptığımız boş bir işten vazgeçerek başlayabiliriz.
Nazım Hikmet ne diyordu "Sen yanmasan, ben yanmasam, o yanmasa nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa" Bir dava uğruna yanmak lazım dost. Sırt döndüğümüz her genç onlara kazandırılmıştır bunu unutmayalım.
Dipnot! Şahsi düşüncelerimdir kimse için bir bağlayıcılığı yoktur. Yanlış olduğumu düşenenleriniz varsa da lütfen Allah hidayet versin doğru yola iletsin diye dua ediniz.