Ebeveynler olarak evlatlarını sadece "disipline eden, onlar adına planlar geliştiren, sınırlar koyan, büyük oluşumuzdan ve pozisyonumuzdan ödün verme korkusuyla yumuşak üslup kullanmayan, devamlı sert mizaç ve duruşla karşılık veren" bir duruş sergilemek tabiri caizse çocuklarınızla aranızdaki sevgi ve saygı bağlarını ateşe vermektir. Bilmiyorum kaç nesil bu tavırla büyüdü. Çevremde benden yaşça küçük arkadaşlarımın özellikle anneleri tarafından sevgisiz ve desbot yaklaşımlarının anlatımlarını dinliyorum. Bu hal çocuğu sizden tamamen itmekten başka bir şey yapmaz. Gösterdiğiniz gereksiz disipline hali de tutarsız bir şekilde havada asılı kalır. Bu dönemin annelerinde hala eski kafa usul "anneyim benim dediğim doğrudur, anneyim ne dersem o yapılacak, anneyim böyle olacak, karşımda konuşamazsın, fikir sunamazsın vb" yaklaşımlara şahit oluyorum. Ve bana bunları anlatırken neredeyse annelerine nefret kusarak yana yakıla cümleler kuranlar oluyor. Bir çocuğun annesinden böyle bahsetmesi çok can acıtıcı. Annelik müthiş zor. Babalık da öyle ama ben kendi tarafımdan bakarak anneliği konuşuyorum. Hele de şu devirde çocuklarımızı kaybetme, dışa dönük bir birey haline dönüştürme, evden ve ailesinden yapılan yanlış terbiyeyle uzaklaştırma lüksümüz kesinlikle yok. 4\4'lük ebeveynler olamayız bu mümkün değil. Fakat onlara değer verdiğimizi onların fikirlerini dinleyerek, onlarla daha yakın olarak, bu duyguları hissettirerek göstermeliyiz.
Bazen bizlerden daha objektif, daha yerinde, daha akıllıca düşündüklerini kabul etmeliyiz. Aile için, ev için alınan kararlara onları ortak ederek "senin fikrin ne, sence nasıl yapalım" sorularıyla önemsendiklerini hissettirmeliyiz. Sevginin gösteriminde cimri davranmak, kaç yaşlarında olursa olsunlar sevgiyi sunamamak, onların bunu yaşayamaması hep bir yara olarak kalacaktır. Sevgimizi göstermekten kaçınmayalım, onları bir danışan olarak görelim, kıymetli olduklarını farkettirelim, okşamaktan kaçınmayalım.
Çocukluğum için hatırladığım çok olumsuz bir hikayem yok, ama babamın gece yattığımızda gelip bizi öptüğünü, okşadığını hatırlıyorum. Fakat şimdilerde beni gördüğünde ulu orta her yerde gelip gözlerimden öpebiliyor. Belki zamanında gösteremediği sevginin taşımını yaşıyor. O yüzden çocuklarımız hala elimizin avucumuzun içindelerken; sevgiyi, öpmeleri, okşamaları ertelemeyelim. "Allah onları hep iyi ve hayırlı insanlarla muhatap etsin" duasını esirgemeyelim. Yanlışlara sürüklenmeden, vatanlarına ve dinlerine emektar evlatlar olsunlar. Göğsümüzü hayrla kabartsınlar. Allah onları bize, bizi de onlara bağışlasın..
*anne baba üzerine sohbet ederken daima ahirete intikal etmiş ve bu tür konuşmalara şahit olup okurken içi cız etmiş kardeşler aklıma gelir. Yine muhakkak olacaktır bu yazıyı okuyunca. Allah sabr ve ahirette buluşma sevinciyle, daha çok metanet versin. Selamet versin. Kaybı olmayan insan yok, benim de kaybım var. Ama ben onu kaybetmiş hissine kapılmadım hiç belki de yüreğimin selameti için. Onlar varlar, burdalar hele de şehitler; varlıklarını hissetmek için göze gerek yok. Elimizi kalbimize götürüp, gözlerimizi kapatıp onları düşündüğümüzde, kalbimizin hareket ettiğine şahit olacağızdır.. İyi ki varlar, dünya ahiret var olsunlar..