seen from Japan

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from Netherlands
seen from Brazil
seen from United States
seen from Ireland
seen from Belarus

seen from United States
seen from Australia
seen from China
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Brazil
Etnik kimlik nedir nasıl tanımlanır
Etnik kimlik nedir nasıl tanımlanır - Türkiye'de birileri farkında olmadan ABD'ye hizmet ediyor, neden mi? sloganlardan oluşan bir kültüre alıştırıldılar ve analitik zeka yetilerini kaybettiler, bu yetileri gasp edildiği için kavram kargaşası içinde yok olup gitmişler de ondan, danıştay 8.Daire tarafından verilen “Andımız” kararıyla başlayan tartışmalar, tek bir düzlem üzerinde tartışılıyor ve 2013 yılında kaldırılan “Andımız”ın nasıl sinsi bir planın parçası olduğu gerçeğinin de üzeri örtülürken tartışmanın merkezi, “Bir Etnik Kimliğin başka bir Etnik Kimlik üzerindeki tahakkümü” olarak yansıtılıyor. Etnik Kimlik nedir? Bir çoğumuz bunu dahi bilimsel olarak bilmiyoruz! Gelin andımız tartışmalarına biraz farklı bir noktadan bakıp bu tartışmaların neden yaşandığını, “Andımız”ın kaldırılmasıyla aslında nelerin planlandığını hep birlikte anlayalım. Lakin önce “Etnik Kimlik nedir?” bu soruya cevap vererek başlayalım. Temelde, başta ;Dil ve dini inanç olmak üzere.Soy/köken.Töre.Bir toplumun gelenek ve benzeri öğelerin belirleyici olduğu kültürel olgulara, “Etnik Kimlik” adı verilir. Etnik kimliği belirleyen ögelerEtnik Kimliği” belirleyen, “Bakış açısıdır. Yani.Bir toplumun kendi kimliği ile ilgili yine kendi benimsediği, kendisini Ne Kim.Olarak görmesidir. Bireyin içinde doğduğu ailenin, içinde yetiştiği çevrenin, kültürel değerlerin ve çevresinin kimlik olarak kendisine bakışıdır. Etnik kimliğin ölçütü tamamen grubun kendi kabulü olurken belirleyici etmen, grubu oluşturan bireylerin de özgür iradeleridir. Şimdi bu bilimsel tanım doğrultusunda net olarak anlaşılan bir şey vardır ki; O da, “Etnik Kimlik” olgusu.Etnik kimlik doğuştan kazanılan bir nitelik, ırki, genetik veya biyolojik bir özellik değildir. Bu sebeple, “Etnik Kimlik”, kültür ortamının özelliğine göre değişebilir. Nasıl mı diyeceksiniz ? Hemen bir örnek vererek açıklayayım… Şimdi güney Amerika denildiğinde aklımıza ilk olarak .Mayalar.İnkalar gibi yerli halk ile .Afrika kökenliler.İspanyollar ve Portekizliler gelir. Bugün baktığınızda ise Güney Amerika halkının neredeyse tamamı, “Melez” olduklarının farkında olmalarına rağmen kendilerini ülkelerinin ulusal kimlikleriyle tanımlarlar. Meksikalıların ana dili İspanyolca,.Brezilyalıların ana dili Portekizcedir! Bu işin en temel sebebi.Etnik Kimliğin dışarıdan algılanan en önemli göstergesinin o ülkede kullanılan “Dil” olmasıdır. Ortak dil kimlik için yeterli midir ?Tek başına yeterli değildir elbette.Hatta farklı “Dilleri” kullanan farklı kökene sahip olan alt grupların varlığı da ortaya çıkabilir. Adige.Abzah.Balkar.Karaçay gibi .Etnik Grupların kendilerini “Çerkezler” olarak tanımlamaları gibi. Saydığımız grupları “Çerkez” üst kimliği altında toplayan ise ortak özelliklere sahip bir coğrafyanın kültürünü paylaşmalarıdır.İlaveten Çarlık Rusyası’na karşı verdikleri ortak bağımsızlık mücadelesidir. Aynen , “Milli Mücadele” sırasında Osmanlı Devleti çatısı altında yaşayan ve Emperyal güçlere karşı bağımsızlık mücadelesi vererek işgal edilmiş topraklarını geri kazanmak için ortak kaderi paylaşan .Kürtlerin.Lazların.Boşnakların.Çerkezlerin, Bağımsızlığımızı kazanmamızla birlikte kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çatısı altında toplanıp kendisine ;Ulusal Kimlik yani “Üst Kimlik” olarak Türklüğü. Kabul etmeleri gibi. Tam da bu noktada karşımıza çoğu kez yanlış tanımlanan ve kavram karmaşasına neden olan “Üst Kimlik” olgusu çıkmaktadır. Üst Kimlik .Bir toplumda aynı kökene sahip diğer alt Grupların ana kimliği olarak tanımlanmakta. Şimdi tanım şekli bu olunca;Türklük Üst Kimliğinin içi de;Özbekler.Azeriler.Kırgızlar.Türkmenler.Kazaklar vb.Alt Kimlikler ile doldurulmakta. Oysa.O toplumun üst Kimlik olgusu, yukarıda da örnek verdiğim şekliyle.Aynı coğrafyayı ve kaderi paylaşan, benzer kültürlere sahip olan, tarihi paylaşımları aynı olup aynı kaderi yaşayan ve farklı dilleri konuşan grupların temsili kimliği olarak da kullanılmakta. Birden farklı dili konuşan ve farklı etnik Gruplara” mensup kişilerin.Vatandaşlık” bilinciyle temsili olarak benimsedikleri.Üst Kimlik.Aynı zamanda da Siyasi anlamda bir “Üst Kimliği” tanımlamış olur. Bu kimlik.Bu gün baktığımızda dünyadaki tüm “Ulus Devletler”de ülkenin kurucu egemen unsurunun kimliği olarak karşımıza çıkar. Fransa’da “Franklar”.Almanya’da “Carmen/Germenler” gibi. Anayasa da Türk tanımıTürkiye Cumhuriyeti Anayasasının 66. Maddesinde bizim devletimizin adı .Türk Devleti. Bu devlete Vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese de .Türk .Adı verilmiştir. Bu tanım.Etnik olarak değil.Aynı sınırları ve belli toprak parçasını ortak amaca ve ortak geçmişe sahip olarak paylaşan insanları tanımlamak için kullanılan :Vatandaşlık. Kavramı üzerinden yapılmıştır. Vatandaş” kavramının içini dolduran.Kürt'tür.Laz'dır.Boşnak'tır.Çerkez'dir.İlaveten de bu “Etnik Grupları” aynı çatı altında toplayan.Kendisine “Vatandaşlık bağı ile bağlanması” karşılığında .Canlarını.Mallarını.Irzlarını.Özgürlüklerini koruyacağını Anayasal” olarak taahhüt eden devletin adına da .Türk Devleti denilmiştir. İşte ;Andımızda söylenen Türküm vurgusu .Irka.Soya.Kavme.Aşirete ait Bir “Etnik Kimliğe” değil, kendisine :Yurttaşlık bağı ile bağlanan Kürt’e Laz’a Çerkes’e siyasi anlamda “Üst Kimlik” kazandıran “Türklük” vurgusunadır. Yani.''Tek Vatan Tek Bayrak-Tek Millet” vurgusunadır. O vatanın adı “Türkiye Cumhuriyeti” Bayrağı “Türk Bayrağı.Milleti “Türk Milleti”dir. Andımız neden kaldırıldıAmerikan CIA analisti Graham Fuller, 26.02.1990’da Cumhuriyet Gazetesi’nde kendisi ile yapılan röportajında.Kemalizm ölmüştür. Fuller devamla Türkiye artık, İslam’ın günlük yaşamdaki rolünü yeniden düşünmelidir.” derken, Aslında Türkiye’ye yönelik yapılması planlanan operasyonun amacını da daha o günlerde çok açık bir şekilde deklare etmiştir. Amerika'nın hedefinde Kemalizm adı altında Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal bütünlüğünü sağlayan Atatürk İlke ve İnkılapları vardır! Kemalizmin neden hedefe alındığının cevabını veren.Yine CIA analistlerinden .Samuel Huntington olmuştur. Atatürk'ün yüzünü batıya çevirmesi hatamıHuntington’un kitaplaştırdığı “Medeniyetler Çatışması” tezine göre.Atatürk.Çöken Osmanlı Devleti’nin yerine kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzünü, kendisini asla kabul etmeyecek olan Batıya dönerek büyük hata yapmıştır. Huntington’a göre ;Atatürk Türkiye'si yüzünü Batıya değil Ortadoğu’da İslam Dünyası’nın liderliğine çevirmeli idiHuntington’a göre asıl sorun İslam Coğrafyasındaydı ve Osmanlı Devletinin yıkılması sebebiyle bu coğrafya sahipsiz kalmıştı. Türkiye Cumhuriyeti ve halkları kuruluş aşamasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izlediği bu yanlış stratejinin bedelini daha fazla ödememeliydi. Çünkü.Medeniyetler Çatışması” tezine göre, dünya,BatıLatin AmerikaİslamÇinHinduOrtodoksJapon ve Afrika.Olarak sekiz ana medeniyete bölünmeliydi. Bu bölünmenin karşısında tek engel vardı .O engel de kurucu lideri Atatürk olan Türkiye Cumhuriyetiydi. Yıkılıp .Yeni Türkiye Cumhuriyeti.Olarak yeniden kurulmalıydı. Büyük Ortadoğu projesiSamuel Huntington, 1996 yılında bu tezini kitaplaştırırken.Büyük Ortadoğu projesi kavramı yine ilk kez onun tarafından ortaya atıldı. Bu günkü Ortadoğu İslam dünyasının dağınık halinden en çok ;Radikal İslamcı Gruplar” yararlanıyor .Radikal İslamcı guruplar da İsrail’in güvenliğini doğrudan tehdit ediyordu. Tam da bu yüzden “Büyük Ortadoğu Projesi” hayata geçmeli.İnşa edilecek “Yeni Türkiye Cumhuriyeti”.Dağılmış olan İslam Coğrafyasını bir araya getirmeliydi. Peki bu proje nasıl olacaktı? Bu sorunu cevabını yine CIA analisti Graham Fuller verdi! Fuller’e göre.Ortadoğu’daki Anti Amerikancı “Radikal İslamcı” akımların önünü kesmenin tek bir yolu vardı .O da laik sistemleri desteklemekten değil.Aksine “Radikal İslamcı Partileri” küresel kapitalist sistem içine çekecek ve özlerini dönüştürecek bir yaklaşımdan geçmekteydi. Batının doğu halkları arasındaki laiklik konusundaki ısrarcı tavırları bir anlam ifade etmiyordu. Üstelik.Müslümanların gündelik yaşamlarında dini nasıl yorumlayıp uyguladıkları ;ABD’nin stratejik çıkarlarını da hiç ama hiç ilgilendirmiyordu. ABD için önemli olan;Bu ülke veya grupların Anti-Amerikancı olup olmadıklarıydı. Bop için yapılması gereken tek bir şey vardı .O da başta Türkiye olmak üzere ;Ilımlı İslam Projesi”nin hayata geçirilmesiydi. CIA’nın bir analisti .21 Yüzyıla doğru medeniyetler Çatışması tezi altında Laik Türkiye’nin yıkılıp yerine Osmanlı ve İslami motiflere uygun şekilde yeniden kurulmasını tavsiye ederken bir diğer CIA analisti de bu yıkımın ancak “Ilımlı İslam Projesi”nin hayata geçirilmesiyle mümkün olacağını söylüyordu.1996 Yılına gelindiğindePlan yürürlüğe konur FETÖ’nün kozasından çıkarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kılcallarına sızma operasyonuna başlarRefah Partisi ve tabanının “Radikal İslamcı” olarak yaftalandığı.Tarikatların Kökten Dinci Tehdit” olarak yansıtıldığı ve ;İrticayla Mücadele” adı altında .En kritik dönemeç 28 Şubat Post Modern Darbenin hayata geçirildiği 1997 yılından 1 yıl öncesidir! Bunların hiç birisi tesadüf ve spontane gelişmedi. Ta ki İmam Hatiplerin kapatılmasından tutun .Başörtüsünün yasaklanmasına.Camiye giden cemaatin fişlenmesinden .Kuran Kurslarının “Örgüt Hücresi” sayılmasına kadar her şey planlıydı. Olayın bir tarafta inancından dolayı keskinleştirilip radikalleştirilmek istenen Müslümanlar. Diğer tarafta kendisini ;Kemalist ve Atatürkçü olarak tanımlayan laikler. Graham Fuller’in Ilımlı İslam ProjesiBu projenin rol modeli Fetullah Gülen ile hayata geçirilmeye başlanırken 28 Şubat darbesinden 1 yıl sonra FETÖ’nün ilk “Yuvarlak Masa” toplantılarını gerçekleştirdiği “Abant Platformu” kurulur. Ve ne kadar manidar ki; 23 Mart 1998’de yapılan 1. Abant Platformu Toplantısının konusu da, “ İslam ve Laiklik” olarak seçilir. Daha sonraki yıllarda başta Türkiyeli ve AndımızEn başta olmak üzere, ulusal birlik ve bütünlüğümüze yönelik ne kadar kavram varsa, “Abant platformu” adı altında ;FETÖ ve ABD beslemesi Liberaller tarafından tartıştırılarak dejenere edilmeye başlanır . Çözüm süreci ne andımız 2013 yılına gelindiğinde İhanet süreci devam etmektedir çözüm Süreci”ne yönelik hazırlanan “Demokratikleşme Paketiyle” önce ;Andımız kaldırılır.Ardından devlet kurumlarının başında bulunan Türkiye Cumhuriyeti ifadesi. Emperyalist ABD'nin Türkiye'nin ulusal bütünlüğünü parçalamak için geliştirdiği "Ilımlı İslam Projesi"nin en önemli aparatlarıdır andımız ve T.C. Bu hainler ve bu çakalların andımız rahatsızlığı iddia ettikleri gibi "Faşizm" veya "Irkçılık" olduğu için değil! Bu hainlerin tüm rahatsızlığı.1990'da planlanan.1993'de ilk tohumu atılan.28 Şubat ve sonrasında filizlenen ve 2013 yılında meyvasını veren .ABD Büyük Orta doğu Projesinin boşa düşmüş olmasıdır.SONUÇTabelalarda Türkiye Cumhuriyeti ibaresinin indirilmeye çalışılması andımızın kaldırılması, Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin tasfiye edilmesi sürecinde atılan bir adımdı. Ahmet Atam
Sao Paulo metrosunda bir istasyon ismi’’ Ethnicity’’ etnisite herhalde Brezilya’ya yakışan en güzel ismi bulmuşlar. Farklılıklardan zenginleşerek büyüyen toplumlar başarılı olur. Farklılıklardan bölünen toplumlar ise zayıflayarak küçülürler. #brasil#metro#metroshots#etnisite#athnicity#farklılık#toplum#insan#renkler#birleşme#bölünme#diversity#eypgs#feel#attract#think#become#imagine#create#youku#serdarakgün#vitalfulya#vitalfulyaplaza#dreamers#photography#şehir#şehirfotoprafları#kalpdamar#varis#damartedavisi#renkler (Istanbul, Turkey) https://www.instagram.com/p/BzYUlgZF0Tx/?igshid=18lhf0dplwal1
DEVLETLER VE KÜRTLER (2)
DEVLETLER VE KÜRTLER (2)
Aslında batının Kürt halkına yaklaşımı alçakça bir yaklaşımdı. Batılı güçleri Kürt halkının “vatansız” durumunu istismar edip Irak ve Suriye’yi sömürmek, karıştırmak, bir fetih aracı olarak kullanmak istedi. Ancak bu doğrular bazı gerçekleri gizleyebilir. . Kürtler bu bölgede ulus devlet denen şey ortaya çıktığından beri dört ulus devletin sınırları içinde kalınca ve doğal olarak onlar da ulus…
View On WordPress
beynime kazındı
".....ilkokula gidiyordum, tarih derslerinde sürekli benim kötü olduğum anlatılıyordu..asıl soykırım budur.."
geçen gün gazetede okudum, arto tunçboyacıyan'in röportajı vardı, tam sözleri hatırlayamıyorum, beynime kazınan kısmı, eksik veya fazla bilemiyorum.
çapraz okuma
"Bulaşıcı olusn ya da olmasın, salgının bir tür tarihsel bireyselliği vardır. Ona karşı daha karmaşık bir gözlem yöntemi kullanmak zorunluluğu buradan gelir. Toplu bir olay olarak, çoklu bir bakış gerektirir; tek bir süreç, tekilliği, rastlantısallığı ve beklenmedikliği ile tanımlamak gerekir. Olayı ayrıntısıyla, ama çoklu algılamanın içerdiği tutarlılıkla da vermek zorunluluğu vardır: Kısmi olduğu sürece, bilgi belirsiz ve dayanaksız olacaktır, ana ve asıl olana ulaşmayacaktır gerçek oylumunu ancak görüngelerin kesişmesinde, bakışların kesiştiği yerde, bu ortaklaşa olayların bireysel ve tek çekirdeğini nihayet kıstıran, yinelenen ve doğrulanmış bir bilgide bulacaktır."
s.42 Kliniğin Doğuşu, Michel Foucault
Bir bayram kutlaması, bir televizyon dizisinde sadece darbe sahnelerinde çalan bir müziğin çalması, kendinden geçen konuşmalar vs.
Belki kutlamanın konumla alakası yok, ama uzunca bir süredir bu ülkede bir salgın olduğu apaçık ortada, ve biz bu salgını tekilselliğiyle, rastlantısallığıyla beklenmedikliğiyle yaşıyoruz.
Serbest çağrışımla şu geliyor aklıma, "etnisite" ve fiziksel çevre arasında nasıl bir ilişki kurulabilinir? Bu ilişki toplumsal olaylarla harmanlandığında elimize nasıl bir harita çıkar. Bu tüm etkileşimlerden sonra x bir ırka ait bir fiziksel çevre tanımı yapabilir miyiz?
Özellikle mimarlık demekten çekiniyorum, onu da açıklama gereği duydum.
Mimarlık üzerine konuştukça, "mimar"dan uzaklaşamıyoruz, bir süre sonra konu mantar binalara geliyor. Oysa zamanmekan* çok daha geniş bir alanı tanıtmakta, fiziksel çevre ne kadar bir çerçeveye sıkışmış gözükse de...
*zamanmekan Bülent Tanju'nun derslerinde mekan tartışması üzerine kullanılan bir tanım. Kelimenin hikayesi biraz uzun, isteyene anlatabilirim.
ps. yazının son kısmında içinden çıkamadım, bir gün çıkarım.
etnik statü talebi hakkında tweetler - mayıs 2011
Bizler ne kadar birlik olabilirsek, o kadar güçlü, güçlü olabildiğimiz kadar da mutlu olabileceğiz. Diğer türlü ise, Anadolu ve Ortadoğu coğrafyası içerisinde, sürekli birbiri ile sürtüşen modern çağın derebeylikleri olmak dışında elimize birşey geçmeyecektir.
ben.