Her bok bitti şimdi de zombi salgını geliyomuş. Zombi olursanız beni ısırmayın bak şimdiden söyleyim. Her kurtun eti yenmez
seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from Italy

seen from Brazil
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Brazil
seen from Singapore

seen from Germany
seen from United States

seen from Germany

seen from Italy
seen from China
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Italy
Her bok bitti şimdi de zombi salgını geliyomuş. Zombi olursanız beni ısırmayın bak şimdiden söyleyim. Her kurtun eti yenmez
"Ölümcül salgın hastalıkların faydalarından biri de şudur; Uzun vadeli planlar yaptırmaz, amelleri güzelleştirir, gafletten uyandırır, ahiret yolculuğu için hazırlık yaptırır."
İbnü'l Hacer el-Askalâni (rahimehullâh)
Kötü tatlar tıpkı kötü kokular gibiydi, bir şeyin üzerinin örtüldüğü anlamına geliyorlardı.
Teste göre çok pozitif bir insanmışım
Dün eve geldiğinde tanınmayacak haldeydi. Gece 1 buçuk civarı, gözlerinin altı morarmış, belli ki sadece kahvaltı edebilmişti. Terden saçları artık kafa derisine yapışmış, suratında maskenin izi çıkmıştı.
Birkaç dakika düşündüm. Gerçekten düşündüm. Acıdım, üzüldüm.. Tam 36 saatlik nöbetten çıkıp eve geldi. Duş aldı, yattı. Gece 4 de acil vaka geldi.. Telefonu zor açtı.. Sabah 7 de uyandı ve işine gitti. Bu gece gelir mi meçhul.
Hala daha sosyal medya hesaplarında maske takmayın, bu virüs Avrupa oyunu, çıkın gezin, temiz hava alın diyen insanlar var. Yani şu mesleğin geldiği noktaya artık üzülemiyorum bile gerçekten. Artık sadece insanların vurdumduymaz, nankör oluşuna üzülüyorum. Ben hasta olduysam sizde olun o zaman diyebilecek kadar küstah oluşlarına üzülüyorum.
Bu insanlar ne için çabalıyorlar?
Özlem
Merhaba çocuklar. Vay be.
Yılda bir mi yazacakmışım artık buraya?
Meğer insan, derdi ve zamanı olmayınca oturup yazmıyor muymuş bir şeyler?
Aradan geçen zamanda aramıza katıldın İnanç, tam bir çekirdek aile olduk. Salgın hastalık bitmedi. Biz yine gezdik, yine eğlendik. İyi kötü bir sürü anımız oldu; kötülerin unuttuk çoğunu, iyileri ise hep hatırlıyoruz ama istiyoruz ki hiç unutmayalım. Olabildiğince fotoğraf ve video çekiyorum, artık organize etmekte zorlanıyorum onları fakat hiçbir şeyi, hiçbir şeyi silmiyorum yıllardır. Umarım dijital bir kıyamet yaşanıp hepsi silinmez :) Arada gerçek fotoğraf baskısı da almak lazım, ki yapıyoruz, daha sık yapmalıyız. Anılar değerlidir.
Her neyse, bu salgının hemen bitmeyeceği belliydi. Bitmedi de. Eninde sonunda, birkaç gün önce, ben de hasta oldum çocuklar. Büyüdüğünüzde nasıl hatırlayacaksınız bilmiyorum, İnanç sen; henüz bir bebek olduğun için hatırlamayacaksın ama Kıvanç, yüzüme maske takıp uzaktan seslenebiliyorum sana ancak. Anlamaya çalışan bakışlarında, anladığını belli eden parıltıyı görüyorum neyse ki. Yakında atlatacağım ve her şey normale dönecek, Allah’ın izniyle.
Elbette bu dijital çağın faydaları var, işte görüntülü görüşme falan. Fotoğraflar, videolar var, sizi hiç görmüyor değilim. Üst katta kendimi izole ettim ama sesinizi hep duyuyorum aşağıdan. Özlüyorum sizi, her birinizi ayrı ayrı. Sarılmak, öpmek, aynı ortamda bulunmak, yan yana olmak ne güzel şeyler. Kıymetini bilmek için belki de bu imtihan.
Siz uyuduktan sonra aşağı iniyorum. Annenizle beraber nasıl bir gün geçirdiğinizi anlamaya çalışıyorum, ortadaki eşyalara, dağılan oyuncaklara bakarak. Bensiz geçen günlerin izlerinde geziniyorum tıpkı bir hayalet gibi.
Sizi seviyorum. Bunu unutmayın.
28 Eylül 2021
Hüseyin Akın, bugünkü yazısında Masumlar Apartmanı ve Kırmızı Oda gibi dizilere eleştiride bulundu.
Hüseyin Akın’ın, “ Hayatı onaran diziler nerede?” başlıklı yazısı şöyle;
“Masumlar Apartmanı, Doğduğun Ev Kaderindir, Kırmızı Oda, Camdaki Kız, psikolojik sıkıntıları, psikiyatrik vakaları işleyen dizi filmlere her gün bir yenisi ekleniyor… Ne var ki reyting aldıkça bu filmlere yeni ilaveler yapılarak senaryolar alabildiğine zorlanıyor. Bana kalırsa halkın bu zorlu günlerde ruhsal sıkıntılarını sürekli birilerinin psikolojik problemlerini ekrandan izlemek yerine rehabilite edici programlara ihtiyacı var.
Huzur verici, tedavi edici, ailevi değerleri hatırlatıcı programlar şu salgın günlerinde dar alana sıkışmış olan insanımıza eminim çok daha iyi gelecektir. Terapi özelliği olan mizahı yeniden diriltmek de mümkün. Kara mizah yerine aydınlık mizahı saklandığı yerden çekip çıkararak, bunu başarmak mümkün olsa gerektir. Bu dizilerin ikisini fırsat buldukça izlemeye çalışan birisi olarak şunu söyleyebilirim: İzleyici bu dizileri izlerken ister istemez zihni bir genellemeye doğru kaymaktadır. Hasta bir toplum, psikolojisi bozuk bir kitle veya sanki uçsuz bucaksız bir tımarhanede yaşıyormuşuz intibaı hâsıl olmaktadır.
Olumsuzu ve sorunluyu sürekli göstererek sorunu çözmeye hizmet etmiyorsunuz. Toplumun patolojik fotoğrafını çekiyorsunuz. İzleyicinin daralma yaşayabileceği hiç hesaba katılmıyor olmalı. Hâlbuki bu dizilerin senaryo aşamasında ve setlerde mutlaka bir psikolog ya da psikiyatr bulundurulması gerekir. Nasıl şiddet içerikli filmler izleyenler üzerinde negatif etkiye sahip olabiliyorsa psikolojik şiddet unsurları da aynı derecede ruhsal sıkıntılara sebep olabilir.
Pandemi süreci olağan bir süreç değildir. İnsanlar psikososyal ve sosyoekonomik noktada büyük kırılma ve travmalar yaşayıp nefes alabileceği bir “dışarısı”na kavuşma özlemi yaşarken, dışarıyla ve sosyal çevreyle tek irtibat noktası olan ekranları da nefes alınmaz hale getirmek salgına körükle gitmektir.
Dikkat edilirse söz konusu filmlerin kameralarını çevirdikleri yerlerin hepsi apartman, ev, oda ve cam gibi zor zamanların yegâne sığınak mekânlarıdır. Filmler hayatı onaramıyorsa, hayatın filmleri daha sağlıklı bir zemine yöneltip tedavi etmesi şarttır.”
Yine haklı videolarda bu gün hwhshw.