Yemin ederim şu kitabı anlamak için yorduğum kafayı derslere yorsaydım beni üniversiteye almaları gerekirdi.

seen from France

seen from Italy
seen from Singapore

seen from Singapore
seen from China
seen from United States

seen from France

seen from United States
seen from Bulgaria

seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
Yemin ederim şu kitabı anlamak için yorduğum kafayı derslere yorsaydım beni üniversiteye almaları gerekirdi.
"Yeşilim, takmışsın aklını gözlerime. Bilmezsin içimde kopan fırtınayı. Ömrüm feda olsun çimen gözlerine. Kirpiklerinin darağacına asılı kaldım."
-FÜG-
. "İnsan hayatı bir bozgundur. Adına hayat denen bu önlenemez bozgun karşısında bize düşen yalnızca onu anlamaya çalışmaktır. İşte, roman sanatının varoluş nedeni de budur." syf.19 . "Unutuş karşısında güzel sanatların her biri farklı bir konumda bulunur. Bu açıdan bakıldığında, şiirin ayrıcalıklı bir yeri vardır. Baudelaire'in bir sonesini okuyan, tek kelimesini bile atlamaz. Eğer onu severse, defalarca okuyacaktır, hatta belki de yüksek sesle okuyacaktır. Çılgınca severse ezberleyecektir. Lirik şiir belleğin kalesidir. Buna karşılık roman, unutuşun karşısında derme çatma biçimde berkitilmiş bir şatodur. Yirmi sayfayı bir saatte okuyorsam, dört yüz sayfalık bir roman yirmi saatimi alacaktır, yani bir haftamı. Bütün bir hafta boş olduğumuz enderdir. Okumalar arasına günler girebilir ve işte o zaman da unutuş tezgâhını kuruverir. Ama unutuş sadece molalarda işbaşı yapmaz, hiç ara vermeden, sürekli olarak okumaya da eşlik eder; daha sayfayı çevirirken, az önce okuduğumu unutuveririm; aklımda sadece daha sonra olacakların anlaşılması için gerekli olan özet gibi bir şey kalırken, bütün ayrıntılar, küçük gözlemler, hoş söyleyişler çoktan silinip gitmiştir. Yıllar sonra, bir gün içimden bir dosta bu romandan bahsetmek gelecektir; işte o zaman belleklerimizin o okumadan sadece bölük pörçük bir şeyler saklayarak, o romanı her birimiz için birbirinden tamamen farklı iki roman halinde yeniden oluşturduğunu fark ederiz. Oysa, romancı romanını tıpkı bir sone yazar gibi yazar. Bakın ona! Gözlerinin önünde şekillenen kompozisyondan büyülenmiştir: Onun için en küçük ayrıntı önemlidir, onu bir izleğe, bir motife dönüştürür ve tıpkı bir fügdeki gibi sayısız tekrarlarla, çeşitlemelerle, göndermelerle tekrar tekrar geri getirir. Bu yüzden, romanının ikinci yarısının birincisinden daha güzel, daha sağlam olacağından emindir; çünkü bu şatonun salonlarında ilerledikçe, daha önce telaffuz edilen cümlelerin, daha önce sunulmuş temaların yankısı da gitgide çoğalacak ve ezgiler halinde birleşerek dört bir yanda çınlayacaktır." syf.147 #milankundera #perde #çeviri #ayselbora #canyayınları #kitap #neokuyorum #okumakiptiladır #okumahalleri #deneme #roman #şiir #unutma #bellek #füg #hayat https://www.instagram.com/p/CkB13xcNtIg/?igshid=NGJjMDIxMWI=
Sen nasıl bir green flag'sin amk
Füg
Yoruldum olmadığımla tanımlanmaktan
Ne var mutlu değilsem ve kim olduğumu söylemiyorsam
Oysa bakılınca tarifim basit: insan
Tonu esmere çalan uçuk maviye kaçan
Uçuk mavilerden kendine
Yer kapan heykellere değil
Heykellere değil; bir çeşmeye eğilsem,içsem
İçsem… Su bana ne anlatır?
İçerken düşünsem
Şeyler o kadar renksiz
Gelirse ne kadar derinden
Ne kadar derinden gelirse
O kadar tarafsızken
Bu sığlıkta nasıl bilebilirim kendimi
Ne var olanı söyleyemiyor veyahut mutlu değilsem
Nasılsa iğrenmedir her itiraf
Sözcükler birer iğrenme
Bu yüzden yanlıştır ağızdan çıkan her laf
Ne varsa dışarı çıkar,
Yüzeye çıkan şeyler kötü kokar
Gizli kalmışlar ışığa vurulunca
Yansımayı herkes yanlış yorumlar
Olanı içten söyler ve parıldarken görülürsem
Gölgede kalanlar,ışığı yansıtan her şeye
Bir ad takar
Ad, harflere hapsolmaktır
Anlama esir olmaktır
Yani istesen bile seni kendinden çıkaramazlar
Adını bir kâğıda yazıp cebine koyarlar
Adın adresin olur
Ne zamanki seni öldürmek isteseler
Anlamını kavrayıp, kazandığın derinliğe iterler
Düştüğüm yerde unuttuğum adım
Kalktığımda atacağım ilk adım
Arasında yazılı kim olduğum
Oysa bakılınca tarifim basit: insan.
Yoruldum olmadığımla tanımlanmaktan.