Bazen insanlar kaçmaya çalıştıkları duygusal acının yerini alması için fiziksel acı deneyimlemek adına kendilerini incitirler.
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from China

seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from Malaysia

seen from Brunei

seen from United States
seen from Türkiye
seen from Ukraine
seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from Guatemala

seen from United States

seen from Guatemala
seen from China

seen from United States

seen from Singapore
Bazen insanlar kaçmaya çalıştıkları duygusal acının yerini alması için fiziksel acı deneyimlemek adına kendilerini incitirler.
İnsanlar genelde hastalıklarının
“kafalarının içinde” olduğunu duymak istemezler.
Hiç düşündünüz mü, mesela hayatımızda bizi mutsuz etmesi gereken hiçbir durum yokken yine de neden bir türlü arzu ettiğimiz mutluluk halini yakalayamıyoruz? Neden geçmişimize takılıyor ve onlara üzülmeye devam ediyoruz? Peki korktuğumuz şeyin gerçekleşme olasılığının olmadığını bilmemize rağmen neden korkmaya devam ediyoruz? Neden fobilerimiz var? Uçağa, feribota, otobüse, asansöre binemeyen, hatta korkuları yüzünden evinden çıkamayan insanlar var. Yine kaygıları nedeni ile saatlerce ellerini yıkayan, kapı tokmaklarına, paraya elleriyle dokunamayan, sürekli temizlik yapan insanların sayısı azımsanamayacak kadar çok. Anksiyete, depresyon, panik atak, anoreksiya, çeşitli obsesif bozukluklar ise neredeyse artık grip kadar yaygın .
Fiziksel hastalıklar somuttur. Bir yerini kıran kimse bunu açıklamaktan veya yardım istemekten utanmaz, çekinmez. Oysa zihinsel çatışmalarının inkarı içinde olan insanlar sıklıkla bunların fark edilmesinden korku duyar ve psikiyatristlerden kaçınır. En son çare gibi görünür artık psikologlar ve de psikiyatristler.
“Bir Psikiyatristin Gizli Defteri” ni ilk olarak birkaç sene önce bir doktor arkadaşımın kitaplığında görmüştüm. Hatta hemen yanında da benzeri bir kitap olan Oliver Sacks’ın “Karısını Şapka Sanan Adam” gibi unutulmayacak türden isme sahip kitabı duruyordu. Her ikisi de o zamandan bu yana aklımda olsa da sıralamada hep önlerine geçen başka kitaplar olduğu için okumak ancak bu hafta mümkün oldu.
“Bir Psikiyatristin Gizli Defteri” deneyimli bir psikiyatrist olan Dr Gary Small ve yazar eşi Gigi Vorgan tarafından birlikte kaleme alınmış. Yukarıda sıraladığım sorularıma ve daha fazlasına ışık tutan zihin açıcı bir kitap oldu.
Orijinal baskısında “The Other Sides Of The Couch (Kanepenin Öbür Tarafı): A Psychiatrist Solves His Most Unusual Cases ” gibi oldukça çekici bir ismi ve kapağı olan bu kitabın -muhtemelen daha iyi pazarlamak adına- Türkçe de tercih edilen adı ve alt başlığı “Bir Psikiyatristin Gizli Defteri: En Sıradışı Vakalar” olmuş. E haliyle böyle bir ad ile okuyucuya sunulduğunda elinizde çok gizli ve sıradışı hikayelerle dolu gizemli bir defter tutmakta olduğunuz algısı oluşuyor. Ama ortada ne bir gizli defter ne de gizli hikayeler var. Fakat kitabımın üzerindeki 54. baskı ibaresine bakarsak ismin cazibesi amacına ulaşmış görünüyor.
Dr Gary Small kitabında 1979 - 2009 yılları arası yani 30 yıllık kariyeri boyunca yaşadığı en alışılmadık vakalar arasından 15 tanesini seçerek okurları ile paylaşmış. Bu vakalardan kimisi toplumda ender olarak rastlandıkları için sıra dışı, kimisiyse ilişkilerin karmaşıklığı nedeni ile sıra dışı olarak seçilmiş. O nedenle çok ilginç vakalar beklentisi ile kitabı okumak sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Fakat bence yine de yeterli derecede ilginç vakalar mevcut. Kitapta bahsedilen insanlar ve olaylar, gerçek hastaları ve onların duygusal mücadelelerini temel alıyor. Ancak elbette ilgili kişilerin mahremiyetini korumak için bazı diyaloglar, mekanlar ve durumlar değiştirilmiş ya da kurgulanmış.
Kitabın en çok beğendiğim yönlerinden biri yazarın her bir vakayı kendi meslek hayatına uygun bir kronolojik sıra ile anlatması oldu. Okulu onur derecesi ile bitirmiş, 1 yıllık dahiliye stajını yapmış ve Harvard’ın kabul ettiği 27 yaşında genç bir psikiyatrist olarak başladığı yolculuktan deneyimli, saygın ve uzmanlaşmış bir doktor olana kadar geçen süreci kendi duygularını da katarak anlatmış.
Kitaplar arasından sıyrılıp klinik tecrübe girdabının ortasında kendini bulan doktor işe ilk başladığında henüz çaylak bir asistan doktor iken bir süre kendisini nasıl rol yapar gibi hissettiğini, zorlandığında akıl hocalarına ve gözetmenlerine koşup süpervizörlük almak durumunda kaldığını, korkularını, hatta psikotik bir hastasından yediği tokadı bile kitabına açık yüreklilikle yazarak çıkardığı dersleri somutlaştırmış. Farklı vakalarla ilgilendikçe sezgilerine güvenmesi gerektiğini, olumsuz şartlarla karşı karşıya kaldığında mizahın kaygılarıyla baş etmekte entelektüel bir çıkış yolu olabileceğini adım adım deneyimliyor. Kariyerinin ilerleyen safhalarında deneyim ve özgüven kazandıkça da hastalarını dinleme ve anlama konusunda, onlarla terapötik ittifak kurmada daha iyi bir noktaya geliyor. Bu yönü ile meslek hayatının başında olanlar için anlamlı mesajlar içeriyor.
Bana göre “Bir Psikiyatristin Gizli Defteri”, sıra dışı vakaları anlatan bir kitap olmaktan öte, bir psikiyatristin zihnine, teşhis ve tedavi sürecine ve mesleki yaşamına ayna tuttuğu için son derece ilgi çekici.
İlerledikçe beni saran elimden bırakmadığım bir kitaba dönmeye başladı..
Bu tür kitapların yazımında dil ve akıcılık önem taşır. Çünkü tamamen tıbbi terimlerden arındırmak pek mümkün olmaz. Buna rağmen okuyucunun kitaptan sıkılıp kitabı bir köşeye bırakmasının da önüne geçmelidir. Bu yönü ile sade ve anlaşılır bir kitap. Tıbbi terminoloji ve akademik üslup dozunda kullanılmış ve sıcak, yer yer mizah ile çeşitlendirilmiş bir dil ile hazırlanmış. Ayrıca olayların arasında yer yer Gigi'yle (eşi) tanışması, çocukları ve ev hayatından da kısaca bahsediliyor. Kendi özel hayatından kesitler de içerdiği için rahat okunuyor.
Kitabın sevdiğim yanlarından bir diğeri de en son kısımda her vakada Dr. Small' ın hem faydalandığı makale, kitap gibi kaynakların hem de kendi bilimsel çalışmalarının dökümünün bir bir listelenmesi oldu. Vakti ve ilgisi olanların daha detay araştırma yapmak için epey fayda sağlayabileceğini düşünüyorum.
15 farklı bölümden oluşan bu kitapta en sevdiğim bölüm oğlu için delicesine endişelenen, hastalık hastası bir anneyi konu alan “Delicesine Endişeli” adındaki bölüm oldu. Bu bölümde psikolojik rahatsızlıkların fiziksel rahatsızlıkları nasıl tetiklediğini de iyi bir şekilde işlemiş yazar.
Ciddi bir araştırma ve hazırlanma geçmişine sahip olduğunu düşündüğüm bu kitabın sıradan her okur için “zihinsel” bir yolculuk, psikoloji ve psikiyatri ile ilgilenenler içinse faydası dokunabilecek bir kaynak olduğunu düşünüyorum. İnsan beyni, nöroloji, psikoloji, ruh sağlığı ilgi alanınızdaysa es geçmeyin derim. Kitabı okurken kendinizi, insanoğluna hayatı dar eden şaşırtıcı tuhaflıklar, kaygılar üstüne düşünürken bulacaksınız. Bölümleri birbirinden hemen hemen bağımsız olduğu için de yolculukta ve bu soğuk günlerde kısa molalarda keyifle okunacak bir kitap 🍵📚
Şunu söylemeden de geçemeyeceğim; psikiyatri gerçekten çok elzem ve derin bir alan. Umarım psikiyatrik yardım almak insanların gözünde daha da normalleşir ve çözümü olan rahatsızlıklara sahip insanlar, boş yere çözümsüzlük içinde bocalamaya ve çevresindekilerinin hayatını da zorlaştırmaya devam etmezler.
Keyifli geceler..Gecenin müziği de eski metalcilerden kimler kaldıysa onlara gelsin 🎵🎵️
"Bomboş hissediyorum kendimi. İçimde koca bir boşluk var sanki. Buramda." Kollarını göğsüne doladı.
Derin bir iç çekti. “Ne olsun işte, kendimi yalnız hissediyorum. Her zaman. Konuşabileceğim hiç kimse yok.”
Bir Miktar Kitap Daha
İş yerinden arkadaşlarım öyle tatlı bir doğum günü sürprizi yaptılar ki bana; onlar için ne desem az, bu tatlış kitap da o gün gelen hediye kitaplardan biri.
‘Şeker Portakalı’ benim için ‘Küçük Prens’ gibi, ‘Küçük Kara Balık’ gibi, ne bileyim ‘Martı Jonathan Livingson’ gibi özel kitaplardandır, bunların yerleri çok başkadır. İşte, bu Şeker Portakalı’nın devamı olduğunu bilmiyordum. Anladığınız üzere ‘Güneşi Uyandıralım’, ‘Şeker Portakalı’nın devamı. Bunu öğrenince “Canım Zeze’m benim” diyerek kitaba sarılasım geldi, öyle çok sevindim. Hal böyle olunca beklenti de arşa değiyor ve maalesef ki aynı tadı, aynı hissi bu kitapta bulamadım. Bunun da bir devam kitabı varmış, ‘Delifişek’, okur muyum okumaz mıyım kararsızım, seriyi tamamlamış olmak için okurum herhalde.
Psikolojiye olan merakım sonucunda ismine vurulup aldığım kitaptan; çok daha derin, psikoloji ve psikiyatri konularında çok daha ufuk açıcı anlatılar beklerken, olayın daha magazinsel ve eğlenceli tarafıyla ilgili, konunun popülerleştirilmesi üzerine yazılmış bir kitap beni karşıladı. Beklentimin altında kaldı belki ama sıkıcı olmadığı kesin.
Kitaptan Amerika ve ülkemizin psikiyatriye yaklaşım konusunda karşılaştırmasını yapma imkanını da elde edebiliyoruz. Mesela orada da psikiyatriste gitmek demek deli doktoruna gitmek, yani deli olmak demek. Bu abes durum sadece bizim milletimize has değilmiş.
Kitapla insan psikolojisinin sırrına erişemiyoruz, derinliklerine inemiyoruz belki; ama oldukça ilginç vakalarla beraber, enteresan hastalıkların varlığından haberdar oluyoruz. Şöyle bir potpuri var kitapta, ilgisi olanlar açsın okusun: Apotemnofili, kitle histerisi, mumsu esneklik, Munchausen sendromu, tıp öğrencisi hastalığı, histerik dönüşüm, polidipsiye ve daha pek çoğu.
Yeri gelmişken bir filmi de burada önermem gerekiyor. Kitapta da bahsi geçen Guguk Kuşu filmi yine aynı konu üzerine farklı bakış açısıyla ve oyunculuklarıyla efsane olmuş, bolca da oscar almış bir film.
İnsanı anlamak isteyen, insanı öğrenmek isteyen, işe Dostoyevski okuyarak başlamalı. Aşkı öğrenmek isteyen de işe Beyaz Geceler’i okuyarak başlamalı.
Tanrım! Bir anlık mutluluk! Koskoca bir ömürde az şey mi?..
Türkiye İş Bankası Yayınları’nda yazarın Beyaz Geceler ile aynı yılda yazdığı birbirinden güzel dört hikaye daha var bu kitapta. Beyaz Geceler’den sonra beni en etkileyen hikayesi de Yufka Yürekli oldu. Diğer hikayelerin de şöyle bir isimlerini yazayım, ne okuyacağınızı bilin: Başkasının Karısı, Noel Ağacı ve Nikah, Haysiyetli Hırsız
Ah Tanrım! Bir kitapcık Dostoyevski! Koskoca bir ömürde az şey mi :)
Bir kitapcık değil tabi ki. Taktir edersiniz ki Dostoyevski sadece bir kitabıyla kalınacak bir yazar değil. Beyaz Geceler’in peşinden Yeraltından Notlar’ı okudum. Orada paylaşacağım bol miktarda alıntı olacağı için pek bahsetmek istemiyorum ama; tam da yeri gelmişken bir film tavsiyesi buraya iyi gider diye düşünüyorum.
Zeki Demirkubuz’un Albert Camus’nun Yabancı’sından esinlenerek çektiği Yazgı Filmi, bence kitabın üstünde bir işti, çok seviyorum. Yeraltı filmi Yeraltından Notlar’dan esinlenerek demeyeceğim senaryolaştırılmış diyeceğim; ancak kitabın üstüne çıkması ne mümkün. Bunu yermek için değil, zaten beklenenin bu olduğunu belirtmek için söylüyorum. Yine de kitaptaki kahramanı görselleştirme noktasında oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Aynı aşağılık duygusu, aynı kibir, aynı utanç, aynı gurur, aynı öfke, aynı tiksinme hissi. Kitabı okurken duyumsadığım bütün hisler bu filmde de aynı şekilde aktarılıyor. Eleştiri olarak ise, filmde anlayamadığım patates ve hırlama muhabbetleri çok tuhaf ve iticiydi, olmasa daha iyiydi diyebilirim.
Popüler bir yazar, tavsiye edilen çok kitabı var, bir deneyelim bakalım diye incelerden bir tane atmıştım sepete. Gerçekten incecik bir kitap, bir solukta okurum ben bunu diyorsun ama; o iş öyle olmuyor. Okumaya başlayınca bir Allah Allah diyorsun, bu adam ne anlatıyor, çeviren mi çevirememiş acaba, yoksa ben mi anlamıyorum, herhalde Jack London’ın okumak için yanlış kitabını seçtim diyorsun. Neyse ki ilk 10-15 sayfadan sonra olaylar netleşiyor, akıcı ve güzel bir hikayeye dönüşüyor. Kitabın sonundan memnunum, ama hepi topu 40 sayfalık bir kitabın neredeyse üçte biri çok anlamsızsa, geri kalanı iyi olsa bile, o iyi bir kitap olur mu bilemedim. Bir daha Jack London okur muyum, onu da bilemedim.
Olsundu daha okunacak ve paylaşılacak çok kitap vardı.
2 Weeks To A Younger Brain Gary Small, Gigi Vorgan $2.99 [Item#587]
2 Weeks To A Younger Brain Gary Small, Gigi Vorgan $2.99 [Item#587]
eBook Edition Click below to purchase ePUB Format [stripe name=”2 Weeks To A Younger Brain” amount=”299″ description=”Item#587″ success_redirect_url=”https://www.idrive.com/idrive/sh/sh?k=jn5f9p8o8z3″ sale_notice_emails=”[email protected]” payment_button_label=”BUY NOW”] 2 Weeks To A Younger Brain by Gary Small, Gigi Vorgan English | Non-fiction, Self-Help | ePUB | 4.1 MB Misplacing your…
View On WordPress