seen from Thailand

seen from United States

seen from United States
seen from Australia

seen from United States

seen from T1

seen from Australia

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Russia

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from China

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
Yağmur, uzak gürültüleri eşliğinde sürüyor. Yaz bitiyor. Buna üzülmüyorum. Yalnızlığa göre değil yaz. Her şeyin birbirinin farkında olduğu, ışığından hiçbir korkuyu ya da sessizliği kaçıramadığımız, amansız bir mevsim. Kendini üzmeyenlere, yaşam meyvesinin balını çıkarmasını bilenlere göre. Onun hoyrat aydınlığında coşku da yalnızlık da ikiyle çarpılıyor. Kış boyu bizi sarıp hepimizi eşitleyen örtüler, çiçeklenen ilk aptal ağaçla birlikte bir bir alınıyor üzerimizden. Geriye o iki insan türü arasındaki yetenek farkı kalıyor. Korkunç. Cennet de böyle bir yerdir herhalde. Yaz, bitiyor. Kendini çok sevdirmeden.
Er geç benim yeniden ayaklanacağımı, yaralarımın kabuk bağlayacağını biliyoruz. Yıkım ne kadar büyük olsa da sonunda sendeleyerek doğrulacağım ve tozundan toprağından daha yeni arıtmış olduğumuz bu gövdeyi yeniden hayatın içine salmamız gerekecek.
Hepsi de yaşananların silik tekrarları gibiydi. Küçük, sıradan mutluluklardan kayda alınmış parçalar. Rüya gerçeğe ne kadar yakın olursa, uyandıktan sonra da duyulan acı da o kadar büyük oluyordu. Her şeyin rüyalardaki kaygan mantığa göre düzenlenmiş olduğu o kısa anlar, aylardır biriktirdiğim direnci un ufak ediyor, ruhumu parçalara bölüp yeniden birleştirmem için önüme koyuyordu.