UKKTH'ciliğin Çağımızdaki Hazin Sonu
Apocu silahlı-reformizmin bugün geldiği yer ve savunduğu pozisyonlar başından beri KÖH (Kürt özgürlük hareketi) içerisinde yuvalanmış liberalizmin kaçınılmaz bir sonucu idi.
Son süreçteki en kritik hamle ise, Demirtaş’ın sosyal-liberalizminin ihanetçi Apocu çizgiden dışlanması ve özellikle legal alandaki göstermelik parti(lerin) kontrolünün tamamen PDY-Erdoğan-Bahçeli hamiliğine terk edilmesi oldu.
Bunlar beklenen şeyler idi; kimilerinin iddia ettiği gibi de sır değil idi.
Devletlü kastlar ve hakim sınıflar eliyle kendine zemin bulan tasfiyeci çizgi UKKTH’ci çizgiyi (Ulusların kendi kaderini tayin hakkını) savunma bahanesiyle EKKTH’ci çizgiye (Emeğin kendi kaderini tayin hakkına) ihanet ederek, EKKTH’yi UKKTH’nin peşine taktı.
Kuyrukçu ve işbirlikçi UKKTH politikası EKKTH’ci çizgiye büyük bir darbe vurdu. Bu durum EKKTH’ci çizginin ayağa kalkamamasının nedeninin Apocu-liberalizmde aranmasının ne kadar yanlış bir yol ve yöntem olduğunu da ortaya koydu. Apocu-liberalizme yedeklenen çizgide Apocu-çizgiye yedeklenmeyip görece bu çizginin dışında kalan kesimlerde farkında olmadan aynı bakış açısında ortaklaşarak aynı yanlış zemin üzerinde hareket etmekten de kurtulamadı.
EKKTH çizgisinin gerilemesinde eğer bir “suçlu” varsa, bu minimal emperyalist çağda EKKTH’ye kısıtlı öncülük veren koşulların değiştiğini fark edemeyenlerde aranmalıdır. Bu “suçlular” glokal-emperyalizmin bağrında doğan bu yeni dünyanın tarihsel koşullarını kavramaktan aciz olanlardır. Yanlış teorinin ortaya doğru bir pratik çıkarması zaten mümkün değildir.
Apocu çizgiye yedeklenen ya da yedeklenmeyen solların koro halinde UKKTH’ci çizginin peşine takılıp EKKTH’ci çizgiden uzaklaşmasının maliyeti çok büyük olmuştur. Başka bir deyişle, bugün apocu-liberal-ihanetin eleştirisi, UKKTH uğruna EKKTH’ye ihanet edenlerin eleştirisine dönüştürülmeden yapılan her eleştiri, devrimci sınırlar içinde kalınarak yapılan bir eleştiri ve öz-eleştiri olmayacaktır.
Bugün protekya-proletarya sınıf ittifakının çıkarları ve emekçi sınıfların iktidarı için toplumsal denetim devletlerinin kurulması uğruna mücadele bayrağını yeniden ayağa kaldırmadıkça, temsiliyetist prangalara karşı mücadele verilmedikçe, EKKTH çizgisinin yeniden ayağa kaldırılması da mümkün değildir.
Sovyetlerde ve paralel deneyimlerde de görüldüğü gibi, devrimlerle alınan iktidarların temsiliyetizme kurban edilerek tüm dünyada yenilgiye uğraması temsiliyetist-proletaryanist yolun komünizmin yolu olmadığını acı deneylerle göstermiştir.
EKKTH’ciliğe bağlı olmayan her türden UKKTH’ciliğin başta emekçi sınıflar olmak üzere kendi ulusuna ihanet içinde olduğunun en yakın örneği Apocu-liberalizmin içine düştüğü fosseptik çukurudur.
Glokal-emperyalizm ve protekya devrimleri çağında UKKTH’cilik EKKTH’ciliğin içerisinde “alt bir kol olup” bağımsız ve ayrı örgütlenemez. Ayrı ve bağımsız örgütlenmekte ısrar eden her türden UKKTH’cilik ise eninde sonunda proletaryan-temsiliyetizm gibi ihanete uğramaktan kurtulamaz, kurtulamamıştır.
Kaldı ki; tüm sınıflı toplumlar gibi kapitalizm de temsiliyetist ve memuriyetist tarihsel devlet geleneği üzerine oturmaktadır. Bu yüzden emekçi sınıfların çıkarlarına öncelik verecek olan bir devlet aygıtı temsiliyetizme değil, toplumsal denetim kurumlarına bağlı bir devlet yapılanması olmak zorundadır. Sosyalizm ve özgürlük yolunu açabilecek yegane hat denetimist yoldur.
Tarih boyunca parayı basan, tapuyu basan devlet olmuştur. Tarih boyunca değeri ve pazarı belirleyen de devlet olmuştur. Egemen sınıfın niteliğini, sermayenin oluşumunu ve sömürünün karakterini belirleyen de yine temsiliyetist ve memuriyetist devlet aparatları ve kurumlarıdır. Temsiliyetizme karşı denetimizm yolu sosyalizmin yoludur. Bütün bu ağır şartlar ve koşullara rağmen devrimci kalabilmenin tek yolu da budur!
Toplumsal denetimden korkan bir devrimcilik, bir devrimcilik midir? Sömürülen ve baskı altında olan emekçi kitlelerin denetimine boyun eğenler devrimcidir/sosyalisttir/komünisttir! Gerisi tırışkadır.
Özgürlük ve sosyal kurtuluş bir avuç iyimser öncünün lütfu ve fedakarlığı ile gelmeyecek! Aksine özgürlük ve sosyal kurtuluş toplumun, ezilenlerin, sömürülenlerin denetim mücadelesi ve temsiliyetist devletlerin tasfiye ile gelecek! Dolayısıyla, tüm dünyada temsiliyetizmi tasfiye etme mücadelesi yürütmeden hiç kimse ya da siyaset devrimci kalamaz, dahası sürdürülebilir, kalıcı ve kurumsal bir devrimci hat ve perspektif inşa edilemez.
Devrimci Protek Düşünce hareketi
17.10.2025










