Tilki ne der?
Hayır, kafamızda birbirlerine dokunmadan dört dönen kırk tilkiden bahsetmiyorum. Onların kime neyi, ne zaman, nasıl diyeceklerini kimse bilemez. Benim kastettiğim tavuk boğan, peynir kapan cinsinden kırmızı kuyruklu siyah çizmeli hayvan.
Pop kültürünün kalıcılığının müthiş bir örneği: üç sene evvel, Tilki ne der? (what does the fox say?) adındaki bir şarkı hey yeri kasıp kavuruyordu. Müzik zevkinizin nerede durduğuna bağlı olarak, kulak parçalayıcıdan tutun da şeker diye tanımlanması mümkün melodisini dünya üzerinde yaşayıp da duymamak mümkün değildi o zamanlar. Bir nevi tecavüz.
Mevzubahis şarkıda bir tilkinin ne dediği hakkında derin spekülasyonlar yapılıyor ve bir takım şahıs, bu mühim konu üzerinde tefekkürle dans ediyordu. Çok eski değil, hatırlayan hatırlar.
Tilkinin ne dediği birden niçin böyle önemli bir mesele haline geldi, bilemem. Ancak biraz arşivlere bakan için cevap ortada.
Tilki ince bir sesle siniler.
V.H. Hagopyan öyle diyor.
Tuğla gibi bir İngilizce-Ermenice Sözlük de dahil, birçok önemli eserin müellifi Hagopyan, 1907’de Osmanlı Türkçesi Konuşma Grameri (Ottoman-Turkish Conversation Grammar) adında ve ismiyle müsemma bir kitap çıkarıyor. Amaç artık uluslararası sermayenin iyice ağırlığını göstermeye başladığı fırsatlar ülkesinde iş yapmak isteyen anadili İngilizce kişilere, günlük hayatlarını sürdürecek kadar Türkçe öğretebilmek.
Kitabı gayet güzel yazmış. Beş yüz sayfanın üzerinde. Epeyce okuma parçası kullanmış.
Benim en çok dikkatimi çeken parça ise, tilkinin sesinin sırrını keşfettiğim ve onomatopoeia örnekleri ile dolu Hayvanların Sesleri parçası oldu.
Eski huruftan okumak isteyenler için orijinali aşağıda.
Transliterasyonunu ben şu şekilde yaptım:
“Bütün hayvanların kendilerine mahsus sesleri vardır, ve ol sesleri göstermek için de birer tâbirleri vardır. Mesela:
At kişner, eşek anırır, inek böğürür, arslan gömürder, ayı homurdar, gurd ulur, köpek havlar, tilki ince bir sesle siniler, koyun ve keçi meler, kedi miyavlar, horoz öter, tavuk gıdaklar, piliçler ve ufak kuşlar cıvıldar, hind tavuğu glu glu ider, papağan lakırdı ider, güğercin dem çeker, bülbül şakır, ördek vak vak ider.”
Demek ki o zamanlar arslan kükremiyor gömürdüyor. Hind tavuğu denilen de kimsenin paylaşamadığı hindi pek tabiî.
Hayvanların seslerinin farklı kültürler tarafından, farklı zamanlarda, neden farklı insan seslerine döküldüğü bilinmezi hep ilginç gelmiştir bana. Desteksiz birçok teorim var bu konuda ama başka bir yazıya.















