Uzun çok uzun zamandır yazmıyordum. 2 sene mi? Nasıl olur? diye uyandırdım kendimi. Önemli bir sebebim var çünkü, “yeniden” başlamak için :) Hamileyim ben! Bir mucizeye tanıklık ediyorum. İçimde her gün büyüyen, yüzünü görmediğim, sesini duymadığım, kokusunu henüz tanımadığım bir oğlum var. Can’ım var ♥
7 Ekim Cuma akşamı evde yaptığım test sonucunda çıkan çift çizgiyi gördüğüm an başladı heyecan dalgası. Hemen ailelerimizle yakın arkadaşlarımızla paylaştık bu mutlu haberi. Mutlu, heyecanlı ama daha çok şaşkındık ilk günler. Acaba bizi neler bekliyordu? Ertesi sabah erkenden hastaneye gidip kan testi yaptırdım, emin olmak istiyordum. Beta-HcG sonucum 2332.7, yani 2-4 hafta arası hamile olduğumu gösteriyordu. İlk doktor randevumuz olan 15 Ekim’de doktorumuz bebeğimin 9 ay boyunca yuvası olacak olan keseyi gösterdi, nefes alamadım. Olağanüstü bir şeydi bu. Bu bir mucizenin başlangıcı demekti. Bir sonraki randevumuzda ise (27 Ekim) hayatımın en güzel sesiyle tanıştım, bebeğimin pıt pıt pıt atan kalp sesiydi o ses :) Sonrasında ilk testler yapıldı. (tam kan sayımı, idrar tahlili, toksoplazma, rubella, kan uyuşmazlığı, açlık kan şekeri) Çok şükür her şey yolunda. 3. ayın sonunda (3 Aralık) 2′li tarama testine gittik. Bu testlerde bebekte down sendromu olup olmadığı ihtimaline bakılıyor. Sonucumuz risk grubunun altında çıktı, rahatladık. 1 ay sonra 31 Aralık’ta cinsiyetini öğrendik, hamileliğimi gerçek anlamda idrak ettiğim ve bebeğime artık oğlum diye seslenebileceğim günler şimdi başlıyor :)
Sömestr tatiline denk gelen 20. haftamda detaylı ultrasona gideceğiz. Bu kontrolün çok önemli olduğu söyleniyor. Heyecanla bekliyorum.
İlk günden beri bulantı, kusma, tiksinme, aşerme şikayetlerim olmadı. Bol bol uyudum, çokça uyudum hatta :) Tek şikayetim ara ara şiddetlenen ve keyfimi kaçıran baş ağrılarıydı. Herkesin söylediği gibi oldu ve 2. trimester’a girdiğimden beri onlar da hafifledi. Şu ana kadar 5 kilo aldım. Zaten sağlıklı beslenmeye dikkat ediyorduk, ara öğünlere ceviz, badem, meyve atıştırmaları eklemek dışında, ve tabi ki hamileyken yenilmemesi içilmemesi gerekenlere uymak dışında beslenmemde bir değişiklik yapmadım. Her gün minimum 3 litre su tüketiyorum, haftada 1 kez (bunu 2ye çıkarmaya çalışıyoruz) balık, 1 kez kırmızı et, 1 kez organik tavuk, 1 kez kuru bakliyat ve diğer günler de salata, kahvaltı, tam buğdaylı makarna gibi şeyler tüketiyoruz. Ne yazık ki ben de “ne yesem yarıyor” diyen insanlar grubundayım. O yüzden hamileliğimde de istediğimden fazla kilo alacağım gerçeğini kabullendim. Elimden geldiğince son aylarda rahat edebilmek ve rahat bir doğum yapabilmek için dikkat edeceğim tabi ki, ama belli ki öyle 10-12 kiloyla bitiremeyeceğiz biz bu işi :) Okul içinde yaptığım bolca hareket dışında, pek aktif olamadım şu ana kadar. Bu soğuk havalar biraz ısınınca düzenli yürüyüşlere başlamak istiyorum.
Yavaş yavaş Can’ın ihtiyaç listesine yoğunlaşıyorum, bir sonraki yazımda bu listeyi paylaşacağım. Bebek alışverişi bambaşka bir dünya çünkü, bir liste çıkarmak kolay iş değil :)
Bir de henüz hareketlerini hissedemiyorum, şimdilik heyecanla beklediğim ilk an bu sanırım. Varlığını o minik tekmelerini hissetmek için sabırsızlanıyorum :)))