241) Hans Kohn - Türk Milliyetçiliği
Garplılaşma.k hakkındaki. seri hareket ve tedbirlere ve halk arasındaki islam ananelerinin tahribine muhalif bulunuyordu. Mesela 1924 ilk kanununda Nureddin paşa Bursada Mebus intihap. olundu. Bu adam Türk dervişliğinin ve Sünni mezhebinin köşe 'taşı idi. Hükümet intihabi feshetti. Fakat Nureddin paşa yine intihap edildi. Bu Muhalefet 1925 senesi ilkbaharında rnüsellah bir teşkilat şeklini alıyor. Ve Kürt milli hareketi. ile *Türk hocalarının dini gayeleri ve kuvvetli derviş' .nizamlarile birleşiyordu. Bu hareket, •Ankaranin merkeziyetçi've hür düşünen meyillerile Cumhuriyetcilik taraftarı milliyetçiliğIne karşı müteveccelh bulunuyordu. Kürdistanın serazatlığı seven kabileleri arasında milliyetçiliği tahrik edenlerin • birincisi Bedirhan idi. Onun oğlu Mithat bey 1902 serıesiiide Misırda ve daha sonra Cenevrede,,1908 deri sonra da istanbuida genç Türklerin muhalefetine kadar ilk Kürt gazetesini neşretmiştir. Ayni senede ilk siyasi Kürt cemiyeti tesis olunrnus ve iptidai Kürt mektepleri açılmıştır. Fakat genç Türkler bu hareketi derhal ezmeğe muvaffak olmuşlardır.. 1919 da Bedirhanın iki büyük oğlu tarafından Kürdistanm istiklalini istihdaf• eden bir teşebbüs çabuk hitama ermiş gibiydi. Fakat bu defa da Kürtler Türkiyedeki din taraftarları= kuvvetleriyle birleşmişlerdir. Hükümet şiddetli. tedbirler aldı. Ve kısmen orduyu seferber eyledi ve Şark vilavetlerinde örfi. idare ilan olundu.
Muntazam seri posta münakaleleri tesis edileceğine ve Türkiye'nin Afganistan'a. zabit ve muallim göndereceğine muvafakat olunuyordu. Muahede-nin ikinci, maddesi şöyle idi: «Akil; devletler, şark milletlerinin kurtuluşunu tanır ve hudutsuz harfi-yetleriyle müstakil olmak haklarını ve istedikleri gibi kendilerini idare etmeği tasdik ederler..› 'üçüncü Üçünce madde dahi Büyük Afganistan devleti bu fırsatla T.ürkiyenin asırlardanberi islima reh-berlik ettiğini ve büyük fetin bayrağını yükselttiğini ve bu bapta muktadabih olduğunu tasdik ve şehadet eder.>
Fransızlar, Türkiye ile anlasmağa doğru bir vaziyet gösterdi. Bu cephe değiştirilmesine kısmen Yunanistandaki siyasi ihtilâl sebep oluyordu: Yunanistanda Alman taraftarı olan kral Konstantin 1920 senesi ilk Wanurıunda Venizelos'un yerine geçmişti.Diğer taraftan, Fransada(American Standard Oil) kumpanyasının artan nüfuzu da sebep oluyordu. Bu kumpanya Paris bankalarında, ve matbuatında sermayesi olan(British Shell)kumpanyasına karşı açtığı mücadelede(Bank de Paris) ve (Bank Pays-Bas) nın- ve (Le Matin) gibi gündelik gazetelerin müzaheretini kazanmış ve bu suretle kat'i bir nüfuz tatbiki vaziyetinde kalmıştı. Türkiyeye yardım etmek American Standard Oil kumparıyasının menfaati iktizasandandı; çünkü bu kumpanya Bağdad demir. yolunun bir kısmını murakabe ediyordu. Musul havalisi hakkında dileklerde bulunuyordu. Bu suretle 1921 martında ve ayni senenin 20 ilk teşrininde Fransız hükümeti ile Fransız-Türk itilâfı husule gelmiş olup, bununla Fransız hükümeti: Ankara hükümetini tanıyor ve- ona Kilikya'yı • iade ediyor ve Fransada kalacak olan Iskende-run havalisi için .resmi lisan olarak türkçeyi ve hususi bir idareyi vadediyordu.
1913 de mektebe devam mecburi ve parasız kılındı, 1913 - 14 senelerinde 200,777 çocuk ve 41,293 kız resmi ilk mekteplere devam ediyordu. 1518 talebe Darülmuallimlerde vardı. 69 orta mektepte 10,671 talebe, onbir tâli mektepde (idadi mektepleri) 6202 talebe vardı. Şu devlet mek-teplerine iraveten ecnebiler ve bilhassa misyo-nerler tarafından tesis edilmiş olan hususi mek-tepler de vardı. Umumi harb, Türkiye hükümetine, bu mek-tepleri milli devletin kontrolu altına koymak hususunda çok arzu ettiği fırsatı verdi. İlk teşrin 1914 ve eylül 1915 kanunları, Türkiyede bulunan ecnebi mektep ve müessese ve ..hastanelerini devlet rnurakıbesi altına koydu.Türk-çe lisan mecburi kılındı.Tedrisat tamamen devlet mekteplerindeki gibi tedris olunaeakti. Muallimlerin devlet imtihanlarını geçirmesi matlup idi.
Turan hareketinin müessislerinden biri olan Ziya Gökalp şiirlerinin birinde şöyle yazıyordu: "Kanında daraban edem hislerim mazinin akisle-ridir. ecdadımın şerefli hareketlerini tarihin çürümüş, sararmış tozlu sahifelerinde değil, damarımda kalbimde akan kanda okuyorum.Irkımın şeref ve gururu, kahramanlık timsali Cengiz, Atilam indimde İskender ve Sezar’dan aşağı değildirler. Tarihin tetkikinde esrarengiz ve meçhul bir sima olan Oğuz, benim kalbime daha munistir. O,henüz kalbimde yaşıyor ve bütün şeref ve azarnetile darnarlarımda,çarpıyor.
Halide Edip, bu kitabında, yeni nasyonalizm hakkında, Panturanilerin toplantı hitabelerinin bi-rinde• gben dinlerken, ruhum pek derinden hare-kete geliyordu. Ecdadımızın varlığı içinde, yeni Türkiyenin kökleşmesi emellerini, nekadar derinden his ediyordum : Musiki, kanımızın en de-rin. kaynağmdan fışkıriyor, ve beni uzaklara g-tarayordu o kadar ki, bugün de onu işidiyor gibiyim• Eğer biz siyasi gayemizin husulu için . halkı kazanmakta ilham kuvvetini haiz olmak istersek hayatın kaynaklarına kadar inmeği öğrenmek mecburiyetinde olduğumuzu his ediyorum.»
Ziya Gökalptarafından idare edilen genç Türklerden bazıları mümasili fikirleri idrake başlamışlardı. Bu gibi fikirler, evvela Selânikte doğan Türk milliyetçileri tarafından tesis edilen «Genç kaemler» ismin.deki gazetede yer buldu. Bu gazete, yeni bir lisanın yeni, bir edebiyatın doğuşunu. ve temiz Türk medeniyetini suretle ilan ediyordu : «Usar", Arapça, Acemceden istiare edilmiş olan kelimelerden temizlemek mecburiyetindedir. Bu iki lisanın eski edebiyattan alınmış olan mevzulara ve hadiselere hücum edilmek ve yalnız eski Türk lejand ve ananeleri üzerine müesses yeni bir edebiyat ve 'kültüre teşvik edilmek zaruretin-dedir.» Tekin Alp
1911 de akdedilmiş olan dördüncü kongresinde şu programı kabul etti "Her vatandaş ırk ve din farkı olmaksızın mutlak hürriyeti iste-mek hakkına ve müsavi haklarla müsavi vazifelere maliktir. Bütün Osmarlılar kanun müvacehesinde müsavi ve imparatorluğun bütün tebaası münasebet ve ehliyetlerine göre devlet hizmetine kabul edilmek mecburiyetindedir. Onuncu maddesinde de şöyle diyordu: "Osmanlı vahdetini temin ve orduyu takviye etmek maksadile im• paratorluğun bütün tebaası hakkında hidematı askeriyeyi mecburi kılan bir kanun müsaaratın tatbike konulacaktır.„ (11) inci madde dini serbestlyi, 12.nci madde kapitülâsyonlarin ilgasını, (13) üncü madde vilâyetlerin herhangi bir siyasi ve idari muhtariyeti aleyhine rrıüteveccih bulunuyordu
(1368) de de Galatasaray lisesi açildi. Bundaki gaye de sivil memur yetiştirmek idi ve Fransızcaya Irfan lisanı olarak büyük ehemmiyet verildi. İslam dininden dönenler için olan idam cezası kaldırıldı. Köleliğin ilgası prensip itibarile kabul edildi.İslam olmayanların kabul edilmiyen yeminli ifadelerine ilaveten vesikaya müstenid şahadetleri kabul olundu. Hattı Hümayunun sekizinci maddesi “İmparatorluğunda yaşıyan her dini cemaat ve zümre, tam bir hürriyet Ile dini ibadet, ve ayinlerini ifa edebilirier. Hiçbir kimse, kendi dinine göre Allahına ibadet etmekten men ve taciz edilemez„ ifadesile bütün. dinler için ayin ve ibadet- serbestisini garanti ediyordu.
Hakikaten Türklerin tamamen avrupalılaşmak istemesi kendilerine mahsus herhangi eski ve büyük bir medeniyete bağlı olmamalarındandır.
(Yeni ilmi araştırmalar, çok eski zamanlarda Türklerin medeniyettleri olduğunu göstermiştir, )