“bize yapılanları gördüm, hepsini kır hayvanını okşayıp isteğe uzandık kırk yıl ayrı koydular kadın ile erkeği bize bir harf öğreteni kırk yıl hayattan kovdular öğüt, tütsü ve fal tutuşturdular elimize cinayetimizi çaldı onlar nesebi gayrı sahih sevgiyle. oysa ne güzel yenilmiştik öğrenmekteydik tam acının kudretiyle : sabit kalemlerle silinir kan insan yok etmeye yazgılıdır ve varlık bu şiddetle sınanır. işte şöyle :ormanımızı yakarlar, hayvanımız yaralanır kalbimiz kırılır soludukça çok yıllık ölümü gülümüzü ateşe salar semender tıynetan-ı aşk gül yanlış kokarsa, tuz yakaya takılır bize yapılanları gördüm, hepsini gül yanlış kokarsa tuz yakaya takılır” - Orhan Alkaya, tuz günleri (Tuz Günleri)













