Kambriyen dönemi canlılarından = Sülükler
Sülükler: Sülükler ya da (Lat. Hirudinea), halkalı solucanlar şubesine ait bir (alt) sınıftır.
Sülüklerin tatlı su, kara ve deniz formları vardır. Oligochaeta, şubesiyle yakın akrabalardır ve klitellum yapısını bulundururlar. Toprak solucanları gibi hermafroditlerdir.
Bütün sülükler etçildir. Solucanlar, sümüklüböcekler, böcek larvaları, küçük kabuklular ile beslenebilirler, ya da ikiyaşamlılar, sürüngenler, balıklar ya da bazı memelilerde kan emen parazit olarak bulunabilirler.
250 türü olan sülükler dünyanın her tarafında yaşar.
Çoğunlukla bataklıklarda, çok nemli alanlarda, çamurlu sularda bulunurlar.
5 -10 santim boyunda olan bu hayvanlar da solucanlar gibi büzülüp uzayabilirler.
Siyaha çalan yeşilimsi bir renkleri vardır.
Sülüklerin kan emme özellikleri vardır.
Vücutlarının her iki yanında da emici birer organ bulunur. Bunlardan biri besinini almasına, diğeri de yürümesine yarar.
Sülük
Sülükler besinlerini sudaki canlılarla sağlar. Genel olarak balık, kaplumbağa ve salyangozlara yapışıp, onların kanını emerek beslenen sülükler sığırlara, köpeklere hatta insanlara da yapışmaktan kaçınmaz.
Sülüklerin bilinen en büyük avcıları, balıklar, sucul böcekler, karidesler ve diğer sülük türleridir.
Sülükler çok eski zamanlardan beri tedavi amaçlı kullanılır. Bunun nedeni de sülüklerin kan emerken bazı kimyasal maddeler salgılamalarıdır.
Bir bakıma sülükler kanını emdiği canlıya sağlık kazandırmaya da vesile olurlar.
Sülüklerin medikal alandaki ilk kliniği yaklaşık 2500 yıl önce kurulmuştur. Mikro cerrahide ve plastik cerrahide tedavi edilecek bölgede küçük bir ısırıkla işe koyulan bu küçük omurgasız kirli kanı emerek vücudun kan dolaşımını sağlar.
Mikro cerrahide ve plastik cerrahide kullanımı yaygınlaşan bu hayvanlar özellikle mikro cerrahi uzmanlarınca “ MADEN “ olarak tasvir edilirler. Bu özelliklerinden dolayı İngilizler sülüğe CANLI ECZANE adını takmışlardır…
Sülük tedavisi atardamar ve toplardamar tıkanıklıkları başta olmak üzere bir çok dolaşım sistemi hastalığında, varis, iltihaplı ve iltihapsız romatizmalar, iktidarsızlık, cinsel güç artırıcı etki (afyodizyak), üreme organı rahatsızlıkları ve kısırlık, epilepsi çeşitlerinde, yumuşak doku romatizmalarında, felç, kısmi felç, sedef, egzama gibi cilt hastalıklarında, hemoroid’de, göz tansiyonu (glokom) ve buna bağlı görme kayıplarında, migrende ve her türlü baş ağrısı, yüksek tansiyon, troid’e bağlı şişmanlık hormonal bozukluklar ve buna bağlı şişmanlık, sivilce, irin, astım ve bronşial hastalıklar, yanık vakaları, iyileşmeyen yaralar ve ameliyat izleri kangren, Meniere Hastalığında ve bazı işitme kayıplarında başarıyla kullanılmaktadır.
Ayrıca Ortopedi ve Rekonstrüktif Cerrahi kapsamında, kangren gelişmekte olan kopuk organ tamirlerinde de tüm dünyada yaygın biçimde kullanılmaktadır.
Son olarak sülüğün güçlü antioksidan etkisi nedeniyle Koruyucu(Preventif) Tıpta da kullanımından bahsetmek gerekir ki; yılda bir defa yapılan Sülük Tedavisi, o yıl içinde enfeksiyonlar başta olmak üzere birçok hastalığa karşı koruyucu etki göstermektedir.
Ne dersiniz? Rastlantılarla meydana gelmiş ilkel olması gereken bir canlı böylesine meziyetlere sahip olabilir mi?












