Bugün biraz yitik, biraz bitmiş gibi, biraz solmuş, biraz yorulmuş gibiyim. Düşündükçe, düşmekten kendimi kaldıramadığım, ben bunu tırnaklarımla kazımıştım hissinin kalbimde bıraktığı sızıya sarılarak yazıyorum. Düşmekten korkmuyorum dostum, beni korkutan şey yeniden doğduğum anda, içimdeki o sarsılmaz güç olacak. Yaşayacağımdan emin olduğum bir şey var ki o da, ışığımın yeniden parladığı, gülmekten -ki çok gülerim- yanaklarımın ağrıdığı, kollarımı açarak rüzgarla yeniden dans edeceğim, kendimi bir denizin kıyısında kitap okurken kaybedeceğim, zihnimin aynı su gibi berrak, gönlümün bir bahar çiçeği gibi hafif olmasını hissedeceğim o gün gelecek. Bahsederken bile göğsüm genişliyor.
Gelecekten umudunu asla yitirmemekten bahsedenler kimler? Mesela hep güzel hikayelerle, fotoğraflarla aldatıyor bizi dünya. Güzel hikayelerin peşinden koşmamız için kim itekliyor bizi? Neden var olduğumuz hikayeyi güzelleştirmek aklımıza gelmiyor?
Bu hayatta asıl ekmeğimiz, kalbimizi de ruhumuzuda besleyen 4 şeyden bahsedeceğim sana;
Çaba, Umut, Sevgi ve Şükür.
Hepsini bir hamur gibi toparlayıp, sana hayatı daha yaşanılır kılabileceğinin mümkünlüğünden bahsediyorum. Yapacağız dostum, asma yüzünü. Bir ayçiçeği gibi birlikte güneşe çevireceğiz bakışlarımızı, inan bana.
Ellerimden tut ve yaslan bana.
Olması gerekenler oldu, oluyor, olmaya da devam edecek. Bahçeni bütün kötülüklerden korumaya gayret et. Unutma, iyinin olduğu her yerde muhakkak kötü de olacaktır.
Kalbindeki hakiki sevgiyi asla kaybetme.