Samimiyet mevzubahis gel kardeş
Kendimi samimiyetsiz bulup bunu haykıracak kadar cesurum! Samimiyetsizim! Içimden gelmiyor… Fakat içimden geliyor!

seen from United States

seen from Canada

seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Kazakhstan
seen from Australia
seen from United States
seen from Canada
seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from Yemen

seen from United States
seen from Australia

seen from United States
seen from Australia

seen from United States
Samimiyet mevzubahis gel kardeş
Kendimi samimiyetsiz bulup bunu haykıracak kadar cesurum! Samimiyetsizim! Içimden gelmiyor… Fakat içimden geliyor!
Söyleşi Tadında - Yanıldım... (on Wattpad) https://my.w.tt/UiNb/S1Z72OFRnJ Söyleşi tadında yazılar.
Söyleşi Tadında - Terbiye Sınırı (on Wattpad) https://my.w.tt/UiNb/wCycUf91kJ Söyleşi tadında yazılar.
Ey Gönlüm... Yeter artik, vazgec o yâr´dan. uzaklarda dir o simdi... Sen düsünürsünde, o düsünür müdür. Gül gibi sevdim seni... Nasil mi? Candan, Gönülden ve en bastan Allah icin sevdim seni...
Iyi geceler Vafasiz Yâr... hayirli geceler
Günler ne hizli geciyor sensiz.. Ne capik Gece sariyor etrafi, sardigi gibi icimde de hüzünleniyor... Seni cok Özledim
Hayirli Geceler
Bu videonun bu içtenlikle bu kadar az izlenmesini kaldıramıyorum..
#Babalar #gunu #icten :b#aba #olabilene
Kaybolmak Üzerine
Yaşının bazı şeylere el vermeyişini her şeyin sorumlusu yapmak kolay. İçinde hissettiklerini ergenliğin çocuklukla yetişkinlik arasındaki dönemine bağlayıp büyüdükçe zamanın dokunuşlarının sorunlarından seni kurtaracağına inanmak hem umutlandırıcı hem de yatıştırıcı. Annenin verdiği papatya çayı ya da sınav öncesi içtiğin pasiflora gibi. Ve bir o kadar da geçici.
Bahaneler aslında. Mentalitendeki sorunları fark ettiğin zaman yaşadığın aydınlanmayla karışık karanlığa gömülme durumu ve devamında gelen kendini sorgulama süreci tamamen yaşanmışlıklarla alakalı. Belirli deneyimleri tatmış herkesin, yaşına bakılmaksızın hissedeceği şeyler. 12 yaşında biri de 40 yaşında biri kadar kaybolabilir hayatta. Sadece yaşın ilerledikçe daha elle tutulur şeylerin altına gömebiliyorsun bu sorgulama sürecini sana yüklenen sorumlulukların toprağında. Diri diri gömdüğün ve kısa süreler için unuttuğun bu tam kelimesiyle psikolojik sorunların illa gün yüzüne çıkacağını biliyorsun, ve sürekli bir erteleme arayışına giriyorsun. Kızının okul problemleri, kocanla yaşadığın yetersiz maddiyat temalı argümanlar, işinde karşılaşmak zorunda bırakıldığın haddi hesabı olmayan stres, her geçen gün baktığında sana daha yabancı gelen yansıman, trafikte kaybettiğin zaman, ve gündelik hayatta herkesin yaşadığı belli sorunsallar sadece sana özgü hissettirdikçe erteliyorsun kafanda asıl cevaplanması gereken soru işaretlerini.
İç huzurun fizyolojik ihtiyaçlarının karşılanmasıyla sağlanacağına kendini inandırıp, üzerine yeterli çaba ve stresi harcadıktan sonra elde edeceğin ufak amaçlar ediniyorsun. Somutlaşmış şeylerde soyutluk aradıkça uzaklaşıyorsun karşılaşman gereken mental realiteden. Binlerce elle tutulur şeyin içinde hayallerini arıyorsun, aslında istediğin senaryoların sana sadece ruhsal bir mutluluk getirdiğini ve bunun yeterli olduğunu bilerek ve isteyerek görmezden gelerek. Etrafındaki diğer yetişkinler bunu yaptıkça, hata olduğunu bile bile sen de ayak uyduruyorsun, doğrularını tamamen başkalarının kalemiyle çizerek.
Koşuya çıkarlar var her sabah. Belli aralıklarla yoga yapanlar. Meditasyonun kendine has sakinleştiriciliğine inananlar. Bunlar olduğu kadar, içki içenler var. Sigara, uyuşturucu… Bunlardan yine tamamen farksız, kendini işine verenler var, hayatını çocuğuna adayanlar. Kısaca iç huzurunu bulmakla, problemlerini bastırmanın farklı yollarını aramak arasında sürekli inişli çıkışlı bir yolda sürüklenen insan topluluğu herkes. Fazla yersen obez oluyorsun. Az yersen anoreksi ama ikisi de yeme bozukluğu. Fazla içersen alkolik oluyorsun, ve kullandığın maddeye göre farklı isimler konulabiliyor sendeki bozukluğa. Çok koşunca kalp krizi geçirme riskin diğer insanlara oranla artıyormuş. Bu ‘diğer insanlar’ grubunun içinde sigara içen insanlar da var, kanser olma riski ‘diğer insanlar’a oranla daha fazla olan. Tuhaf, çok koşan adam da kalp krizi geçirip ölebilir, çok yiyen, obez adam da. Sonra her şeyin fazlası zarar diyip kestirip atan kesim var. Kendileri bir şeyleri diğer insanlardan daha fazla yapmıyormuşcasına.
Belli bir ideal yok. Olması da normal değil. Milyarlarca insan varken, milyarın birkaç katı özelliklere sahip, ideal yapı fikri ve resmi her doğan bebekle daha çok artıyor ama her ölen insanla birlikte son bulmuyor. Sonsuz ihtimallerin uzayında kendi galaksimizin dışındakilerden habersiz tüm hızımızla yaşayıp ölüyoruz. Bazılarımız yıldızlara daha çok bakmanın daha ‘doğru’ olduğunu öne sürüyor, bazılarımız kök salıp ‘gerçekçi’ olmanın. İki türlü de ortasını bulamıyoruz. Ya kök saldıktan sonra boynumuzu eğip sürekli toprağı seyretmemiz zorunlulaşıyor, ya da sürekli gökyüzünü izleyip topraktan tüm bağı koparmamız. Özgürlük ve gerçekçilik arasında bir seçim yapmak zorunda bırakılıyoruz, bu seçime karar verme sürecine ergenlik, verdikten sonra yaşadığımız hayata, kendi seçimlerimizin sorumluluklarını üstlendiğimiz için yetişkinlik diyoruz. Yapmaya zorunlu bırakıldığımız seçimlerle sürekli resmettiğimiz idealimizden özellikler kaybediyoruz, kaybedilen her özellikte iç huzurumuzdan daha çok uzaklaşıp materyale ya da maddelere daha bağımlı oluyoruz. Sonra tekrar özgürlüğümüzü kaybediyoruz, seçimler yapmaya zorunlu bırakılıyoruz ve böyle hiç sonlanmayan, paradoksumsu bir döngü içine giriyoruz.