"Çocuklarınıza örnek olarak gösterebileceğiniz tam bir başarısızlık abidesiyim. Neye elimi atsam kuruttum, sararttım, bitirdim. Hiç bir işte başarılı olamadım, belki de olmak için çaba göstermedim. Kendi ideallerim ve bildiklerim doğrultusunda hareket ettim ve elime geçen hep sıfır oldu. Yokluk varken, varlık yok oldu. Sorguladım çok fazla şeyi; sebepleri, sonuçları, davranışları, kişileri, olayları, olguları. Sürekli düşündüm ve belki de hiçbir şey yapmadım. Zaman zaman yapmak istediğimi sandım ama hareket edecek mecalim kalmadı. O kadar kaybettim ki...
İstemeyi istemek de güzeldi. Şimdi sizin istediğiniz o standart hayatı yaşıyorum. Sabah kalkıyorum, işe gidiyorum, çalışıyorum, işim bitiyor eve dönüyorum, biraz oyalanıyorum sonra yatağa yatıp uyumayı bekliyorum, biraz sosyal medya oyalanmaları ve uyku. Standart olarak istediğiniz hayatın diğer gerekliliklerini de yerine getireceğim yavaş yavaş; evlilik, çocuk. Nasıl olsa bana ihtiyaç yok, farklı olmanın bir faydası da yok...
Yolun yarısında algılamasaydım şunu, daha bilinçsiz ve mutlu olabilirdim belki...
Klarnet üflüyor, melodiler içime içime işliyor, gözlerim doluyor, yitirdiklerim aklıma geliyor, hiç sahip olamadıklarım, olamayacaklarım. Aidiyetsizliğim aklıma geliyor, gençliğim, ideallerim...
Huzursuz ortamlarda huzuru aramak gibi hayat. Varlığını sorguladığın bir döngüler temaşası. Bir şekilde izlettiriyor kendini. Bazen susarak, bazen gülerek ama çoğunlukla mutsuzlukla. Zaten varlığın doğal sonucu olan mutsuzluk her yerde, geçici mutluluklar ile bunu unutmaya çalışıyor yalnızca insan...
Evet şimdi çocuklarınıza beni örnek gösterebilirsiniz, bak sen de onun gibi olmak istemiyorsan en başından bizim kurallarımız çerçevesinde yaşa, dik başlı olma, bizim belirlediğimiz ve sana dayattığımız ideallerin peşinden git, sorgulama, kabul et, düzene ayak uydur, siyahların içindeki beyaz olma...
Zeka, var olan aklını en doğru şekilde kullanabilmek. Siz yıllarca beni zeki sandınız ama ben aptalım. Bir potansiyelim de yok, var olan aklımı kullanacak mecalim de. Benim olup olabileceğim en fazla bu. Bu kadarım ben. Şimdi safi mutsuzluk ile yaşamaya alışıp, ait olmadığım rollere girerek sizin istediklerinizi yapacağım, en başından yapmam gerektiği gibi..."
Demişti bundan yıllar önce, karlı bir İstanbul akşamında, siyah gökkuşağının dibinde derince nefes alarak. Sonrasında zaten kendisinden bir daha haber alamadım. Belki kaybolmuştu, kayıp ruhlara bir yenisi daha eklenmişti, belki de hiç olmamıştı...