Ateist var mı lan aranızda bi şey soracam

#dc comics#batman#dc#bruce wayne#tim drake#dick grayson#batfam#dc fanart#batfamily



seen from China

seen from United States

seen from T1
seen from Malaysia

seen from South Africa
seen from Yemen

seen from T1
seen from Germany
seen from T1

seen from United States

seen from T1
seen from T1
seen from T1
seen from Brazil
seen from Türkiye

seen from T1

seen from Brazil

seen from T1

seen from T1
seen from United States
Ateist var mı lan aranızda bi şey soracam
Vintage Musevi bag at Imogene + Willie
İran’dan Askeri Tehditlere Sert Yanıt: Kayıplar Kaçınılmaz
İran Genelkurmay Başkanı’ndan Sert Uyarılar İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdurrahim Musevi, “İran’a karşı başlatılacak herhangi bir askeri girişim, bunu planlayanlar ve destekleyenler için telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açacaktır” şeklinde dikkat çekici bir uyarıda bulundu. Musevi, gerçekleştirdiği açıklamada İran’ın düşmanlarının, İran’a savaş dayatmayı hedefleyen her türlü…
İran’dan Askeri Tehditlere Sert Yanıt: Kayıplar Kaçınılmaz
İran Genelkurmay Başkanı’ndan Sert Uyarılar İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdurrahim Musevi, “İran’a karşı başlatılacak herhangi bir askeri girişim, bunu planlayanlar ve destekleyenler için telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açacaktır” şeklinde dikkat çekici bir uyarıda bulundu. Musevi, gerçekleştirdiği açıklamada İran’ın düşmanlarının, İran’a savaş dayatmayı hedefleyen her türlü…
TED'in düzenlediği Geleneksel Meşale Çarşısı etkinliğine katılan yemek yazarı Gülhan Kaya lezzetli tatlar içeren yiyecekleri ve kitaplarını
TANRI. Mİ.?
"İbrahim rüyasında Tanrı'yı görüyor, Tanrı ona ''benim için oğlunu kes'' diyor. İbrahim tam oğlunu kesecekken Cebrail ona bir koyun getiriyor ve ''Tanrı seni sınadı'' oğlunu kesme bu koyunu kes diyor...
Düşünsenize, bu adamın oğlunu kesip kesemeyeceğini denemeden bilemeyen ve böylesine gelecekten habersiz bir Tanrı yani...
Oysa Tanrı'nın ''Ben seni sınadım sen oğlunu kesebilecek bir psikopatsın bu yüzden seni peygamberlikten çıkardım, yıkıl git'' demesi lazımken, onu mükafatlandırıyor...
Çok mantıklı...
Azrail Musa'nın canını almaya geliyor Musa Azrail'e bir tokat yapıştırıyor ve Azrail'in gözü çıkıyor...
Azrail salya sümük ağlayarak tanrının yanına kaçıyor.. Firavun da bu Azrail'i dövmüş olan adamı öldürmeye karar veriyor, adam g.t korkusundan kaçıyor, firavun kovalıyor...
Kavmiyle beraber Kızıldeniz'in kenarına gelince asasıyla denizi ikiye bölüyor ve geçiyor. Nedense bu denizi yaran adam, denizi yarma gücüne sahip ama dönüp firavunu öldürmeyi akıl edemiyor.
Koskoca ikinci Ramses de "Lan adam denizi yardı bizi hayli hayli öper'' diye düşünmüyor peşinden mal mal koşuyor ve denizde boğuluyor akıllı...
Çok mantıklı.
Sonra Tanrı, Meryem'i hamile bırakıyor ve bir oğlu oluyor, ismini İsa koyuyor. Oğlunu peygamber yapıyor ama daha gencecik (32) yaşında iken yahudiler onu kazığa oturtturuveriyor ve Tanrı sadece seyrediyor...
Çok mantıklı...
Tanrı evreni sadece altı günde yaratıyor ama Kuran'ı 23 yılda gönderebiliyor. Açıp içine bakıyorsun kullarına bir ağrı kesiciyi bile nasıl yapacaklarını anlatamıyor. Elektriği nasıl bulacaklarını yazması gerekirken, Muhammed'in kiminle yatacağını yazıyor..
Çok mantıklı
Başka bir ayete bakıyorsun, koskoca evreni yaratan Tanrı, bilgisayarı anlatması gerekirken, Ebu Leheb'le inatlaşıyor, "Ebu Leheb'in iki eli kurusun'' diyor.. Ya da, "Yakacam seni Ebu Leheb, bittin olum sen'' gibi laflar kullanıyor.. "Bana inanmazsanız bir tarafınıza kızgın şiş sokacağım'' diyor. Bana inanmayanı bulduğunuz yerde kafasını kesin diyor, bir tek manyak da çıkıp, "Ey Tanrı, sana inanmayanı öldür gitsin, beni niye adamların üstüne sürüp aradan sıvışıyorsun" diye sormuyor...
Çok mantıklı...
Tanrı tüm evreni Muhammed'in hatırına yaratıyor, adam bir parmak işaretiyle ayı ortadan ikiye bölüyor ama elinde kılıçla Uhud savaşına çıkıyor..
Gelde gülme...
Putperestler, ayı ikiye yaran adamın kaşını gözünü yarıp, amcası Hamza ile birlikte yetmiş tane arkadaşını öldürüp, Medine'ye gönderiyor.
Çok mantıklı.
Ben bir psikiyatri kliniğine gidip böyle birşey anlatsam bana anında deli gömleği giydirirler ama Nihat Hatipoğlu memleketin beynini öpe öpe anlatıp trilyonlar kazanıyor... Bu düzeni bozulmuş ülkede bu b.ktan püsürükten hikayeler milyarlar kazandırıyor
Cennette şarap ırmakları varmış. Kenarında oturup, içip içip hurileri öpüp koklayabiliyorsun. Anan, baban, kardeşin, eşin cehennemde cayır cayır yanarken sen uçkurunun keyfine bakıyorsun.
Ne mantıklı ne mantıklı...
Yeter....! Bir bitmediniz ulan.. Dinden çıktım.!
Çıkmazlara Çıkan Bir Fasit Döngü... Yol Nereye!
Bir güncellik hasıl oluyor her yanı bitimsiz çıkmazlara çıkan bir fasit döngü dünden şimdi ve şu ana, şimdiden de yarına mütemadiyen yineleniyor. Ne yol, ne yordam konuluyor. O izan, şu izahat devri geçeli çok oluyor. Tahayyül olunan cerahat isteminin üstünden şimdi güncellenen pratiklerle hayat erimi mutlak yargıların sahnesi kılınıyor. Bir güncellik hasıl oluyor. Her şekilde hayatiyet kısmı pas geçilip duruluyor. Medeniyet bahsinin yalın bir hal ve istemle birlikte cürümlerle, muktedirin bizatihi çabasıyla derdest edilmesi mesele edilmiyor artık. Yalanlara hep yalancı hallere tutunup güncel anlamda bet / fenanın yolu, yönünde yürüyen bir sarmal ile güncellik kuşatılıyor atık. Doğrudan icrasına düşülen her bir halle birlikte yönelimi dünden devralınmış tahakküm, tehdit ve yıldırı hallerinde bariz buluşan, birleşen bir çukura dönüştürülen bir yerde uçurumun kıyısına itilen hayatlar açık bir hakikat kılınıyor.
Bir günce muktedirin güç zehirlenmesi halinin refakatinde hayatı dönüştürürken var ettiği facialar arasında sıkıştırılıyor. Hayat hiç olmadığı kadar zor bir meselin ta kendisine açık, alenen dönüştürülürken ne yol, ne yordam konuluyor. Çözüm yerini çözümsüzlüğe terk-i diyar ediyor. Koca bir karanlık halin ta kendisine ülke deniliyor. Bir günce var edilirken, mutlakiyet biyopolitik cürüm ekseninden imal ediliyor. Her şeyiyle karabasan kılınan bir yer ülke diye pazarlanıyor. Eski yenilenirken, yinelenirken halen! Kurucu iktidarından şu memleketin son yirmi bir yılını bir çırpıda zehirleyen / zehir eden sureti temsile bütünüyle birlikte / keskin, sonsuz bir karanlık girdabın ta kendisi ülke olarak sunulmaya çalışılıyor. İçinde yaşayanına saygısı kalmayan, hakkı, hukuku salt yönetime, ayrıcalık düzeyindeki o seviyelere / sınıflara göre belirleyen bir zeminde bir normatif de bırakılmaz, kalmaz. Epey aralıksız bir biçimde güncellenmiş olan her yeni tahayyül, doğrudan öyle ya da böyle açık bir biçimde devam olunan ayrıştırma, nefret, ırkçılıkla birlikte bir fabl olarak zikredilmiş ol memleket belirgin bir kabus sarmalının ta kendisi haline dönüştürülür, her dem yavaş, yavaş.
Şalom Gazetesinden aktaralım: “Kimliği belirsiz kişiler tarafından 36 mezar taşının tahrip edildiği olayla ilgili Türk Yahudi Toplumu Twitter’dan açıklama yaptı.
Türk Yahudi Toplumu İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Valiliği’ni de etiketlediği açıklamasında ‘‘Hasköy Mezarlığımıza gece yarısı girilmiş, 36 tane mezar taşımız tahrip edilmiştir. Konu tüm resim ve gece kayıtları ile ilgili makamlara iletilmiş olup, bu vandalizmi yapanların bir an evvel yakalanmasını beklemekteyiz’’ ifadelerine yer verdi.
Birçok devlet büyüğü de Hasköy Musevi Mezarlığına yapılan saldırıyı kınadı:
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ''İstanbul Hasköy Mezarlığı'ndaki menfur saldırıyı kınıyorum. İstanbul Emniyetimizin titiz çalışmasıyla faillerin 2'si gözaltına alındı, olayla ilgili soruşturma devam ediyor Bu tür provokatif saldırılarla birlik ve beraberliğimizi bozmaya çalışanlara asla müsaade edilmeyecektir.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Twitter’dan yaptığı açıklamada, ‘‘Bu menfur saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Faillerin bulunması için ilgili birimler harekete geçti. Kutsal değerlere saldıran ve toplumumuzda fitne ve husumet tohumları ekmeye çalışanlara asla müsaade etmeyeceğiz’’ dedi.
Ak Parti Başkan Yardımcısı Av. Özlem Zengin, ''Mezarlıklara hürmeti olmayanların insana topluma hürmeti olamaz. Bu saldırıyı kınıyorum. Failleri muhakkak bulunacaktır. Ve hiç kimse yüzyıllardır huzur içinde yaşayan insanlarımızı tedirgin edemez. Toplumsal barışımızı bozamaz'' dedi.
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ''Yahudi vatandaşlarımıza ait Hasköy Mezarlığı’na gece yarısı girilerek, 36 tane mezar taşının tahrip edildiği barbar saldırıyı kınıyoruz. Türkiye’de vatandaşlarımıza ait değerlere saldırılması asla kabul edilemez. Türkiye farklı dinlerden tüm vatandaşlarımızın değerlerinin korunduğu güvenli bir ülkedir. Bu saldırı ve provokasyon geçmişte olduğu gibi yine boşa çıkarılacaktır. Yahudi vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz'' dedi.”
Bir fasit döngü bina ediliyor. İçinde kalakaldığımız kötürüm memleket tahayyülünden en kestirmeden çıkışı ötekisine hınç duyarak, öç almayı önceleyip, nefret ederek, ırkçılığı bir duruş addederek var ediyor kimileri. Bu halleri var eden temsillerin sırtlarını sıvazlayarak onlarla dostane ilişkiler kurduğu zaten belirgin olan suç işleri bakanından, sokağa gölgesi değmiş olan zafer nam parti yapısına, daha yeni ırkçı olduklarını zikredemeyen temsilleri ile çıkagelen akut insanlık düşmanlarının görünür olduklarını her anlamda zikrettikleri ol buduncu nam yapılarına ve pek çok şeye, bir memleket tahayyülünün çürütülmesi kesinti nedir bilmeden aralıksız devam olunandır. Yurt içinde senelik değerlendirmelerde Ermeni halkı gibi nefretin orta yerine rehin edilmiş, küfre özne addedilmiş olan Yahudiler için de bir sınav daha çıka gelir. Hasköy’de yaşları on sekizden küçük beş çocuğun onca mezarı, mezar taşını kırıp döktüğüne inanılması beklenir. Olayın alelacele derlenip toparlanmasını bir biçimde hemen üstünün örtülmesi için şıpın işi adaletin tecelli ettiği bilgisi geçilir. Beş çocuk ifadelerinin ardından ailelerine teslim edilirler.
Bir biçimde İstanbul Valiliği makamınca da zararın tanzimi noktası tesis edildikten sonrası işte geçip gitmesi beklenir bir yıkımın. El kadar bebelerin, kendi boylarının üstündeki bir koruma duvarını aşabilmesi, bir ara geçit bulmasını geçtik, onlarca mezar taşı, katafalk ya da mozoleye zarar verebilecek gücü kendilerinde bulabilmesi mesel edilmesin istenir. Bir biçimde kim ya da kimlerin bu nefreti örgütlediği, var ettiği sorulmasın buyrulur. Bir asrı aşkın bir zaman diliminde içinde yaşayan öteki sandığı halklara reva gördükleriyle, daimi bir biçimde yaralara yepyeni yaraları ekleyen, bunu sormayan, hesabı ne olur diye düşünme ediminden zaten uzak kalmış bir menzilde hayat gidene de mi zul edilecektir? O son yolculuk da mı rahatsız edilebilecektir nedir ki yani? Trakya Pogromundan, 6-7 Eylül kalkışmasına soykırım sonrası memlekette dizginler asıl kimin elinde diye çıkılan güzergahta var edilmiş kötülüklerden hangisi için adalet hakiki bir biçimde var edilebilmiştir, sahi ama sahiden?
Bianet’ten aktaralım: “Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, İstanbul Hasköy Mezarlığı’nda Yahudilere ait mezar taşlarının tahrip edilip kırılmasını Meclis gündemine taşıdı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması talebiyle soru önergesi veren Paylan, “Ermeni kiliselerine ve mezar yerlerine yönelik saldırılar da düşünüldüğünde, azınlık toplumlarına yönelen bu ve benzeri nefret saldırılarının 'münferit' eylemler olarak değerlendirilemeyeceği ortadadır” dedi.
Paylan’ın Oktay’a yönelttiği sorular şöyle:
Hasköy Yahudi Mezarlığı’na düzenlenen nefret saldırısı, nefret kültürünün bir sonucu değil midir?
Yahudi ve Hristiyanlara karşı işlenen nefret suçlarını durdurmak için ne yapacaksınız?
Nefret siyasetinin, nefret suçlarına yol açtığının farkında mısınız?
Azınlıklara karşı işlenen nefret suçlarına neden olan, nefret söylemlerini durdurmak için ne yapacaksınız?
Türkiye Hahambaşılığı Vakfı, dün (15 Temmuz) Beyoğlu'nda bulunan Hasköy Mezarlığına gece yarısı girildiğini 36 tane mezar taşının tahrip edilip, kırıldığını duyurmuştu.
Yasada Cezası Var
İbadethane ve mezarlıklar Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında koruma altında. TCK 153'üncü madde de "İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme" suçunu düzenliyor. Yasaya göre;
(1) İbadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar veren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada belirtilen yerleri ve yapıları kirleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkralardaki fiillerin, ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.”
Tarihçi, Yazar Ayşe Hür’ün derlediği bir listeyi de bu habere ilaveten eklemeliyiz iş bu merama. “Dün İstanbul-Hasköy'deki Yahudi Mezarlığı'ndaki 36 mezar taşının kırılmasını kınarken, hafızamızı tazeleyelim.
29 Ekim 2010: Çanakkale-Gökçeada’da Panaiya Rum Mezarlığı'ndaki 78 mezar kimliği belirsiz kişiler tarafından tahrip edildi.
23 Kasım 2010: Elbistan’daki Gariplik Mezarlığı'nda yaklaşık 30 mezar kimliği bilinmeyen kişi veya kişilerce tahrip edildi.
19 Ağustos 2011: Can Yücel'in Datça Belediye Mezarlığı'ndaki anıt mezarı balyozla parçalandı.
19 Aralık 2017: Bitlis merkeze bağlı Yukarı Ölek (Oleka Jor) köyündeki Garzan Mezarlığı yıkıldı, 282 cenaze ailelerinden habersiz çıkarıldı, 261 cenazenin plastik kaplara konularak Kilyos Mezarlığı'nda kaldırıma gömüldüğü çok sonra öğrenildi.
31 Mayıs 2018: Tekirdağ'ın Malkara ilçesindeki Hacıevlat Mahallesi'ndeki tarihi Üçler Mezarlığı’nda 60’ı aşkın mezar taşı kırıldı.
2 Temmuz 2019: Bursa'nın İnegöl İlçesi’nde, İshakpaşa Külliyesi'nde Osmanlı Dönemi'ne ait mezarlar kimliği belirsiz kişilerce tahrip edildi.
29 Aralık 2019: İzmir'in Bornova İlçesi’ndeki Işıkkent Mezarlığı’nda yüzlerce mezarlık kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından tahrip edildi.
15 Şubat 2020: Ankara’da Ortaköy Mezarlığı’nda bulunan 66 mezardan Hıristiyanlara ait olan 19’u tahrip edildi.
5 Ağustos 2020: Denizli-Buldan İlçe Mezarlığı'nda, bazı mezarlardaki fotoğraf ve amblemler söküldü.
6 Ağustos 2021: Teslim Töre’nin İstanbul Karacaahmet Mezarlığı’ndaki mezarındaki fotoğrafı ve "Fabrikalar, Tarlalar, Siyasi İktidar Her Şey Emeğin Olacak" yazısı söküldü.
14 Kasım 2021: Ahmet Kaya’nın Paris’te Père Lachaise Mezarlığı'ndaki kabrinin mezar taşları kırıldı.
18 Ocak 2022: Azra Erhat’ın İstanbul Bülbülderesi Mezarlığı'ndaki kabrine ikinci saldırı. (İlki Ekim 2020) Lahit kapağı söküldü, üstündeki seramik kuş figürü parçalandı.
22 Şubat 2022: Uşak’ta Şekerevleri Mezarlığı’nda 45 gün içerisinde toplam 40 mezar taşının, kimliği belirsiz kişi veya kişilerce kırıldığı tespit edildi.
27 Mayıs 2022: Yarbay Ali Tatar’ın Ankara Karşıyaka Mezarlığı'ndaki mezar taşına saldırı düzenlendi.
21 Haziran 2022: Kocaeli'nin Darıca ilçesinde, Nene Hatun Mezarlığı'nda 7 mezar taşı kimliği belirsiz kişiler tarafından tahrip edildi.
Not: Yukarıda andığım saldırıların hepsi (daha uygun terim bulamadım, özür) “meşru” şekilde ölen kişilerin mezarlarına yönelikti.
Ayrıca çok sayıda tekil mezar saldırısı var. Sadece vandalizm, ırkçılık, nefret suçu ve kont-gerilla faaliyeti (çoğu kez bunların kombinasyonu olarak) gerçekleştiğini düşündüklerimi (Ahmet Kaya'yı ise Türkiye'deki saldırıların parçası olarak gördüğümden) hatırlattım.
Bir de resmi terminoloji ile “etkisiz hale getirilenlerin" mezarlarına yönelik saldırılar var. Ekim 2021'de Uluslararası Mezopotamya Adalet Gözlemevi (Mezopotamia Observatory of Justice-MOJUST) ile Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) tarafından ortak hazırlanan ve BM’ye sunulan rapora göre 17 Eylül 2015-4 Nisan 2020 arasında: “En az bin 644 mezar tamamen yok edildi, 2 bin 926 mezar ise tahrip edildi. Şırnak ilinde 900 mezar tamamen yıkıldı, bin 475 mezar tahrip edildi; Diyarbakır’da 143 mezar tamamen yıkıldı, 340 mezar tahrip edildi; "Batman'da 200 mezar tamamen yıkıldı, 369 mezar tahrip edildi; Dersim ilinde 150 mezar tamamen yıkıldı, 3'ü tahrip edildi; Van'da 41 mezar yıkıldı, 69 mezar tahrip edildi; Siirt'te 200 mezar tahrip edildi; Mardin'de 232 mezar tahrip edildi; "Bitlis'te 267 mezar tamamen yıkıldı; Hakkari'de 54 mezar tamamen yıkıldı; Muş'ta 27 mezar tamamen yıkıldı ve 8 mezar tahrip edildi; Bingöl'de 80 mezar tahrip edildi. Ağrı ilinde 'Şehit Suat Tekin Kızılay Mezarlığı helikopterlerle hava bombardımanı sonucu tahrip edildi.”
Süryani Hak Savunucusu David Vergili'den de iki ilave gelir;
Kasım 2016 - Adıyaman Mor Petrus Mor Paulus Süryani Kilisesi’ne bağlı olan mezarlıkta bazı mezar taşları tahrip edildi.
30/6/2022 - Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Yemişli köyünde #Süryaniler’e ait en az bin yıllık mezarlar tahrip edildi.”
Birbirine geçmiş çoktandır bu menzilde bir hakikate dönüştürülmüş olan ötekisine ne diri, ne ölüsüne saygının vardığı eşik düşündürücü değil midir? Gayrimüslimlerin varlığını bu topraklarda bir hiçten ötesi olmayacağını vurgulayan kurucu temsilin yıllar sonra verdiği, resmi gazete yoluyla duyurduğu şu bahislere ne demelidir? 1934 yılında dönemin mülteci politikası; - Türk Soylu olmayanlar istediği yere yerleşemez. - Anadili Türkçe olmayanlar müstakil mahalle kuramaz, işçi ve sanatçı kümesi oluşturamaz. - Ecnebilerin bir Belediyedeki nüfusu %10’u geçemez.” Ya da “Ermenilerin bu feyizli ülkede hiçbir hakkı yoktur. memleketiniz sizindir, Türklerindir. bu memleket tarihte Türktü, o halde Türktür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır” diye bahse tutuşan bir kurucu lider portresi. Bitimi sonu getirilmeyen bir Türkleştirme, düşman addedilen insanların karşısında yükseltilen bir ırkçı nefret sarmalı. Dönüyor, dolanıyor memleket bir kere daha ezberlerinin ortasında buluyor / birleşiyor. Ermeni, Yahudi, Rum, Kürd fark etmeksizin, öteki addedilen, öylesi bilinene karşıtlığını zulüm haline demirliyor menzil. Beyaz soykırım tezahürünün vardığı eşiğin korkunçluğu bir yandan, yaşatmayan, yaşamdan geçip gidene de rahat bir uykuyu dahi çok gören bir toprak toplamı var ediliyor. Bir fasit döngü var ediliyor her günü aynı, her günü apaynı yıldırı, yok etme, çürümeye çıkıyor, bütünüyle farkına varıyor musunuz?
Misak TUNÇBOYACI – İstan’2022
Görsel: Türkiye Hahambaşılığı Resmi Hesabı
76-year-old Ugandan President Museveni beats 38-year-old Bobi Wine to win election for sixth term
76-year-old Ugandan President Museveni beats 38-year-old Bobi Wine to win election for sixth term
Uganda’s President Yoweri Museveni has been re-elected for a sixth term with 58.64% of the vote, the electoral commission said on Saturday, as rival opponent Bobi Wine alleged widespread fraud a day earlier and said citizens should reject the result. Wine, whose real name is Robert Kyagulanyi, won 34.83% of the vote, according to the commission. Museveni,76, has been in power for 35 years and…
View On WordPress