Debelenip Dururken, Dibe Yollanırken
Derinlikli, kalıcı, kesin bir ayrım tahayyülü ortasında dünyanın istikameti keskinleştirilir. Açmazlar, darboğazlar, denemeler ve hiç bitmeyen deneyler ile her güne içkin kılınan hal ve tavırlarla modern zaman insanına, beşeriye doğrudan müdahalelerle bir istikamet bina olunur. Karanlıktan mülhem daim bir kısır döngü içinde hep dibe, en dibe yolculuğun var edilebildiği bir istikamettir ulaşılan. Türetilmiş, deneyimlenmiş olan bet, feci kılınanın hemen yeniden var edilebildiği bir karanlık hegemonyası bina olunur. Yeni dünya imgesi ve onun hızar gibi kesen liberalizm dalgalanmaları sayesinde her an istikametimiz açıkça eksiltmeleri var eder. Yeni dünya şablonunda sıradan insanın hakkının hukukunun talanı bir beyandan öte gerçekliği kanıtlanmış bir yapımdır. Yaşamda sabitlenen ceberut devletli aklının suna geldikleri perspektifle birlikte hayatın sınırlarının daraltılması bir gerçekliğin ta kendisine evrilir. Hukuk, adalet, eşitlik ve hürriyetin tarumar edilmesinin yolları epeyce bir süredir arşınlanır dururken, kuru ekmeğe talim kılınan milyonların varlığı / yoğunluğu güncellenir. Asgari ücret ve altının yanına bir de onu bir kademe de olsa aşa duran gelirle yaşamda var olmaya çabalayanların hiçbir şeye kafi gelmeyen maaşlarla her an kapının da önüne konulma tehdidiyle yaşamda var olmaya çabaladıkları bir imgelem gerçek kılınır. Her şey kati bir kumpasla biçimlendirilir. İnsanlar avlanacak, fakirlik ve yoksunlukta bir biçimde soluk alıp verecek ama sürekli üretecek, durmadan çalışacak hiçbir şey kendine alamayıp, nefeslenmeye fırsat bulamayıp bu kısır döngüde arasız kapı önüne konulmaya razı gelerek yaşayacak. Posası çıkartıldıktan sonra zaten çöpe atılacak olduğunu “bilfiil” kabul eden milyonlarca geleceksiz. Açlık sınırının her nerelere çıktığı afaki kılınırken tüm o yoksulluk sınırına dahi bir avuç insanın ulaşabildiği bir menzil hakkaniyet erdirilir. Hiç de öyle genel geçer değil doğrudan güncellenen eylemle muktedir ve şürekası bir sahanın mahvını ilmik ilmik örer. Cerahat ülküsüne rehin, cürümle başı sonu belirginleşen hemen her şeyin sınırlandırıldığı bir mutlak teslimiyet silsilesi güncellenir.
İstikamet devşirilirken mutlak teslimiyet muktedirin, gücü elinde tuttuğu iddiasındakilerin ve sermayenin tek çıkış mahallidir. Kurgudan ötede yaşam örüntüsünün tastamam talanını güncelleyen, aklın sınırlarını zorlarcasına derdest eden bir akıl fukaralığının ortasında hal ve gidişatı insanları daha da fazla ayrıştırarak söz konusu edebilen bir cenahın karşısında bu dünya, şu ülkenin de hiçbir yarına varamayacak olduğu gerçektir. Ekonomik darboğazı ve beraberinde var edilmiş duraksamayı başkalarının hayatta var olma haklarını gasp edip günleri geçirme olarak ele alanların sunduğu perspektif giderek daha büyük açmazları var eder. Belirgin bir yoksunluğun paydaş kılındığı, mekanların üçer beşer kapandığı, işlerin kesat gittiği, duraksamanın sesinizi çıkartmayın işinize bakın kısmını daha da sorunlu hal içerisine terk ettiği bir zeminde kimin ne güvencesi vardır, kalmıştır. Belirgin bir biçimde sınırların daha da keskinleştirildiği, hakkın da hukukun da talan olunduğu, sermayenin bir biçimde canının istediği gibi insanları sömürdüğü, devletin de vergim gelsin de isterse hiç ama hiç kimse birbirinin gözünün yaşına bakmasın diye çıkagelen her şey kötürüm halleri var eden bir ülkeyi bildirir. İstikamet olarak devşirilenlerle birlikte mutlak karanlığa tam teşekküllü teslimiyet de katara eklenir. Modern, yeni ülkede ülkünün insanın hayatını tüm o değerlerini, müştereklerini muhafaza etmek değil de iğdiş etmek adına olduğu açığa düşer, her zamankinden de hazin bir biçimde. Yaşadığımız güncellik her şeyi kanıtlamaya kafi detayları barındırandır.
Volkan Pekal imzasıyla Evrensel Gazetesinde yayınlanan haberi aktaralım: “CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Müzeyyen Şevkin, Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Adana Şubesi ile Seyhan Şubesi’nde emeklilerle bir araya geldi. Dr. Şevkin, en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 500 liraya çıkarılmasının yeterli olmadığını belirtti.
Emeklilerin derdiyle dertlenen Dr. Şevkin, TÜED Adana Şube Başkanı Ali Vuranay, Seyhan Şube Başkanı Yaşar Tekin ve Adanalı emeklilerle bir araya geldi. Dr. Şevkin, emekli aylıklarına yapılması planlanan 3 bin 500 liralık artışın yetersiz olduğunu belirterek, ocak ayından bu yana aylıkların alım gücünün eridiğini ifade etti.
Dr. Şevkin, emeklilerin yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, "30-35 yıl bu ülkeye hizmet etmiş ve emekliliğinde rahat etmesi gereken emekli büyüklerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Meclis'e emeklilerle ilgili zam konusu gelecek ve ne yazık ki 20 bin lira olan en düşük emekli maaşının 23 bin 500 liraya çıkarılması planlanıyor. Ocak ayından bugüne kadar aslında kaybetmiş olduğu değeri bile karşılamayan bu 3 bin 500 liranın yeterli olup olmadığını değerli büyüklerimizle paylaşmak istiyoruz” dedi.
“Emekli aylığı açlık sınırı üzerinde olmalıdır”
Emeklilerin en azından açlık sınırı üzerinde aylık almasının yanı sıra bayram ikramiyelerinin en az bir asgari ücret seviyesinde olması gerektiğini kaydeden Dr. Şevkin, “Emeklilerimiz torunlarına harçlık verebileceği, küçük bir tatil yapabileceği, hayatlarını rahatlıkla idame ettirebilecekleri bir ortamın yaratılmasını çok önemsiyoruz. Mücadelemiz emeklilerimizin bu haklarını elde etmesiyle ilgili olacak” diye konuştu.
"Emekli aylığı en az 40 bin lira olmalı"
Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Adana Şube Başkanı Ali Vuranay ise en düşük emekli aylığının en az 40 bin lira olması gerektiğini söyledi. TÜED Adana Şube Başkanı Vuranay da planlanan artışın yeterli olmadığını, emeklilerin geçim sıkıntısı yaşadığını anlattı. Vuranay, şunları söyledi: "Bu ülkeyi kalkındırmak için yıllarca çalışıp vergi ödeyen, sonunda 'emekli olurum, rahat ederim' diye düşünen insanlarımız maalesef şu anda 23 bin 500 lirayla geçinemezler. İnsanlarımızı görüyoruz, pazara çıkamıyorlar. Pazarda bize dert yanıyorlar. 'Pazara çıkamıyoruz veya alışveriş yapamıyoruz. Yapmış olduğumuz alışverişlerde torunlarımıza bir şeyler, bir meyve yediremiyoruz. Torunlarımıza meyve yedirmekten ziyade kendi evimizde artık istediğimiz gibi beslenemiyoruz' diyorlar. Bu anlamda 23 bin 500 lira hiçbir şey değil. İntibak yasasının getirilmesini istiyoruz. Bayram harçlığının artırılması ve promosyon çalışmalarında hükümetimizin bize yardımcı olması gerekiyor."
En düşük emekli aylığının 40 bin lira olması gerektiğini söyleyen Vuranay, "İnsanlarımızın rahat geçinebilmesi, bir nefes alabilmesi için en az 40 bin lira olması gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
"Ne bayram ikramiyelerimiz zamlandı ne de enflasyon farkının dışında zam yapıldı"
65 yaşındaki emekli Şükran Hallaçoğlu ise emeklilerin yalnızca enflasyon farkıyla değil, seyyanen zamla desteklenmesi gerektiğini belirterek, "İnsanca yaşayabileceğimiz düzgün bir fiyat, iyi bir rakam istiyoruz. Ne bayram ikramiyelerimiz zamlandı ne de enflasyon farkının dışında bir zam yapıldı. Bunun artırılmasını istiyorum" diye konuştu.
“Sadaka gibi para istemiyoruz”
Bir başka emekli 70 yaşındaki Mustafa Sarıkaya da “Torunlarımla herhangi bir tatile gidemiyorum. Emeklilerle dalga geçer gibi hareket edilmesine, rencide edilmesine karşıyız. Emekliye sadaka gibi para verilmesini, dalga geçilmesini hayatta istemiyoruz” dedi.
“Seyyanen zam istiyoruz, ek zam şart!”
TÜED Adana Seyhan Şube Başkanı Yaşar Tekin ise “Her alanda emek vermiş insanlarız. Primlerimizi ödemişiz. En düşük emekli maaşının 23 bin 552 liraya yükseltilmesi planlanıyor. Hakikaten çok zor durumdayız. Daha önce emekliler çoluk çocuğuna yardım ederken şu anda yardıma muhtaç hale geldi. 23 bin 552 lira alan bir emeklinin evi de kiraysa Allah yardımcısı olsun. Geçinmek çok zor. Emeklilerimize seyyanen zam istiyoruz. Ek zam şart” diye konuştu.
“2005’te 1.5 asgari ücret maaşım vardı”
68 yaşındaki emekli Ahmet Arslan da “Bizleri bu duruma düşürenler gerçekten yazık etti. 2005’te emekli olduğumda asgari ücretin 1.5 katı maaş alıyordum. 7 adet çeyrek altın alabiliyordum. Çıkarılan yasayla emeklilerin aylık bağlama oran payını yüzde 70’ten yüzde 30’a düşürdüler. Tüm emekli kardeşlerimin buna tepki göstermeleri lazım” ifadelerini kullandı.”
Basitçe insanca yaşama isteminin dahi çok görüldüğü yerde, hangi mesel hallolunmuştur ki sahiden de? Liyakat yoksunluğunun, sıradan insanlar yerine karar alıp duran merci ve makamlarda oturanların adam sendeciliğinin suna geldiği her şey çok daha kalıcı olagelen açmazları güncelliyor. Açmazlar, darboğazlar, denemeler ve hiç bitmeyen deneyler ile her güne içkin kılınan tavırlarla modern zaman insanına, beşeriye doğrudan müdahalelerle bir ülke gerçek kılınıyor. Bu istikamet o emeklinin hayatta var olma isteminin çalınmasıdır işte. Kesintisiz olagelen cerahatli tahayyülle, bütçe el vermiyor laf kalabalığında, AKP ve tüm mahdumlarının hayat standartları en üst seviyedeyken, sıradan insanların yaşama gailesini mahvetmek bir normatif kılınır. Vekillerin çift maaşla zor geçindiklerine dair beyanatlar dört bir yanda karşımıza çıkarken, evi kira olup bir lokma yemek yiyebildiği vakit kendini şanslı addeden milyonlarca insandan da utanılmaz. Gerilim, haddizatında var edilmiş olan tüm o ekonomik cenderenin ortasında yaşama gailesi, çabasının bir kuru soğanın adedinin yirmi liralara fırladığı bir yeri bildirirken, onca laf kalabalığına gerek kalmadan şu hemen yukarıdaki imdat çağrılarını kim nasıl duyacaktır. Kim ne zaman önemseyecektir. Zam farkının dahi ödenirken geriden geldiği, sokakta, yemenin, içmenin, barınmanın ve eğitim ya da sağlık harcamalarının behemehal yükselişinin artık çetelesi tutulamaz bir hale evrildiği zeminde karanlığa, onun en dibine yolculuk resmileştirilir. Aleni kılınır bütün bir biçimde. Sadakaya varan bir düzenleme, süreğen kılınmış bariz bir ekonomik cendere, her güne apayrı kabusun gerçek kılındığı bir döngüde yaşama idesini çürütürken karanlığın kalıcılığı korkunç değil midir? Hakkın, hukukun, eşitliğin, adilane bir ülkenin bunca uzağına düşerken kim nasıl çıkışı var edecektir? Bugün emekli yarın asgari ücretli, sonrasında kendini kurtardığını zanneden herkesi de kapsayacak bu katran karanlığı ülkenin derdinin sadece maddi değil, insanca yaşanacak bir ülke tahayyülünden de uzağa düşmek olduğu o korkunç eşiğin sınırındayız. Düşünüyor musunuz, yol nereye!
Misak TUNÇBOYACI – İstan'2026
Görsel: Rainy Roads – Yalım VURAL – Collateral
Meramda Paylaşılan Haber
Emekliler İktidara Seslendi: '40 Bin Lira Aylık Verin, İkramiyeyi Asgari Ücret Seviyesine Yükseltin.' - Volkan PEKAL - Evrensel
https://www.evrensel.net/haber/5993125/emekliler-iktidara-seslendi-40-bin-lira-aylik-verin-ikramiyeyi-asgari-ucret-seviyesine-yukseltin












