SAHİBUL SAYF ŞEYH ABDULKERİM EL KIBRİSİ EL RABBANİ(KS)’NİN HALİFESİ
ŞEYH LOKMAN EFENDİ HZ.
seen from Netherlands

seen from United States
seen from United States

seen from Sweden
seen from Singapore
seen from United States
seen from Germany
seen from China

seen from Netherlands
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Philippines

seen from Malaysia
seen from China
seen from China

seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from Türkiye
SAHİBUL SAYF ŞEYH ABDULKERİM EL KIBRİSİ EL RABBANİ(KS)’NİN HALİFESİ
ŞEYH LOKMAN EFENDİ HZ.
Anlayış nedir? Nasıl Anlarız?
BismillahirRahmanirRahim
Tarikatuna Sohbet vel Hayrı fil Cemiyet. Tarikatımız sohbet üzerine kaimdir. Cemaatte hayır vardır. Ve şeytana ve nefsine karşı kurşunları bulmak, sadece cemaat ile mümkündür. Cemaat ve ibadet arasındaki fark nedir? Cemaat olmak, ibadettir. ibadet ederken ne yaptıklarını, neden yaptıklarını anlamıyorlar. Ben kimim? Neye karşı savaşıyorum? İbadet etmek için kime karşı savaşıyorum?
Sohbet, ibadetlerimi anlamamızı sağlar. Çünkü Allah(svt) ile aramızda yetmiş bin perde var. Sayısıyla uğraşmayın. Biz bir perdeyi bile daha kaldıramadık. Ama perdelerin neler olduğunu, bizi durduran şeyler nelerdir, anlamaya çalışmalıyız. . Allah(svt) ile aramızdaki perdeler nelerdir? Çok şey var. Yalnızca nefsin bile milyonlarca tuzağı, hilesi var. Yalnızca nefs de değil. milyonlarca var. İnsanlar bunu anlamıyor. Kitaplardan okuyarak anlayabilirler. Ama, “Böyle oturduğunda, nefsinle oturuyorsun.” dediğimizde ya da “Böyle konuştuğunda nefsinle konuşuyorsun.” dediğimizde "Hayır, ben nefsimle konuşmuyorum." diyor. O zaman daha kendimizi bile görmüyorsak, nasıl anlamaya başlayabiliriz ki?
“Anlayış nedir, nasıl anlarız?” diye bir soru soruldu.
Anlamak nereden gelir, kimden gelir? Bizden mi gelir? Anlayış, Allah(svt)'tan geliyor. Anlayış, ilmin bir parçasıdır. Allah'(svt)ın ismi El- Alimdir. Verecek olan O'dur. Başka bir yerde aramamıza gerek yoktur, Allah(svt)'tan gelir. Bizden geldiğini söylersek, bu nefstir.
İnsanlar anlayabilir ama hangi seviyeden anlarlar? Hayvani seviyede mi anlıyorsun? Nefsani seviyesinden mi anlıyorsun? Şeytani seviyeden mi anlıyorsun? Yoksa melekler katından mı anlıyorsun? Nasıl anlamak istersen her seviyeden anlayış vardır? Sohbet meclisinde bulunmuyorsan, anlayamazsın. Yoksa nefsine göre anlarsın. Çünkü sana yol gösterecek kimse yoktur.
"Benim haritam var, şuraya gitmem lazım." deyip, rehberin olmadan yola çıkıyorsun. Oraya yüzerce kez gidip gelmiş olanlara sana yolu göstermesini istemiyorsun. “Hayır ben okuyabilirim." diyorsun. Kendi başına gidersen, kaybolursun. Birçoğumuz New York'a inip, çıkıyoruz, değil mi? "Rehbere ihtiyacım yok. Benim GPS’im var" diyorsun. GPS kullandığımız halde kaçımız kaybolduk? Çünkü artık yalnızca o makineye bakıp, düşünmüyorsun. Makine "Sola dön" diyor sana. Hiçbir şey yoksa bile "Dön" dediği için dönüyorsun. Pek çok kişi bu yüzden kaza yapıyor. Bu da bir anlayıştır, ama yanlış bir anlayıştır. Nasıl anlayablirsin? Nasıl doğru anlayacaksın?
Allah’ın anlayışında anlayabileceğimizi söylemiyoruz. İmkansızdır. Nasıl anlayacağız o zaman? Peygamber Efendimiz(sav)’in bize gönderilmesiyle, O bizim anlamamızı sağlayacak, yaşamamızı sağlayacak. Sünnetlerini izlememizi sağlayacak. Yani O’nun ümmetinden olarak, onun gözüyle, onun diliyle onun kulaklarıyla, onun kalbiyle anlayabiliriz. Yani gerçek bir anlayışa erişmek için, Peygamber Efendimizi’in yolunu anlamamız lazım. Yüzde yüz onun gibi olamayız ama onun sünnetini takip ettiğinizde nefsine bir perde koymuş olursun. Dünyaya bir perde koymuş olursun. Bir rehberi, Peygamber Efendimiz’i izlediğin için şeytana bir başka perde koyarsın.Çünkü sen Peygamberimiz'i(sav) takip ediyorsun. Yani nasıl anlayabilirsin? Onun gözleriyle.
Biz bir Şeyh'i takip ediyoruz. “Şuraya otur!” (Şeyh, müride sesleniyor.) Sohbeti bölüyorsun ve diğer insanları rahatsız ediyorsun. Bu da nefstendir. Nefs diyor ki "Oraya oturma, buraya otur." Önemi yok. Bir şey olduğunda, herkesi izliyor. Neden müdahele ediyorsun? İnsanlar kolayca; "Ben hiçim.” diyor, ama davranışlarır tersini gösteriyor. Bu da bir başka tuzaktır. Pek çoğu gitti. “Ben çok aptalım. Ben en aşağı seviyedeyim." diyor ama davranışları tersini gösteriyor. Oyun oynuyorlar. Rehber,"Canım kardeşim, lütfen." demek için orada değil. Sana güzel kelimelerle konuşmaz. Belki bağırır, çağırır. Tıpkı ağacın altındaki adam gibi. Atın üstünde Allah(svt)'ın Evliyası atıyla geliyordu Bir adamı ağaç altında uyurken gördü. Ağzından içeri yılan girdi. Adam uyuyordu. Atlı; “Bu adam ölecek, bir şey yapmam lazım." dedi ve atıyla adama doğru koşturdu. Kamçısıyla adama vurmaya başladı. Adam uyandı "Ne yapıyorsun? Ne yaptım ben sana?" dedi, "Neyi yanlış yaptım?"dedi. "Koş" dedi atlı, adam koşmaya başladı. "Seni tanımıyorum bana niye bunu yapıyorsun?” dedi. Atlı, “Koş, vakit yok. Anlamıyorsun.Koş vakit yok.” dedi. “Şimdi dur ve bu çürük elmaları ye!" dedi. Adam yemeğe başladı. Kamçılamaya devam ediyordu. Sonra yine "Koş" dedi. Birkaç dakika daha koştuktan sonra kustu. Çürük elmalarla birlikte yılanı da kustu. Adam, “Ben senin Şeytan, zalim olduğunu düşündüm. Senin zulmeden biri olduğunu düşündüm ama Allah(svt) seni hayatımı kurtarman için göndermiş."
Bizim nefsimiz bundan da kötüdür. Çoğumuz içimizde yılan olduğunu bile bilmiyor. Çoğunluğumuz kendimizi melek sanıyoruz. Bir şey söylediğinde, "Ben mi, bana mı söylüyorsun?" diyor. Kimin anlayışını alacağız? Uyuyan adamın anlayışını alırsan kaybedersin. Kendini yok etti. O atı süren adamın anlayışıyla bakarsan, daha geniş bir açıdan anlarsın. Anlayışın nefsani anlayıştan gelmez. Dünya anlayışından gelmez. O anlayışa ulaşabilmek için sohbette olmalısın. Bir rehbere sahip olmalısın ve hizmet edebilmelisin. Anlayabilmelisin. İzleyeceksin, kendini oraya koyacaksın. Sana daha çok şey söyledikçe, kendini daha çok yükselteceksin. Perdeler koyacaksın, daha çok zorluk çekeceksin. Belki o bir süre sonra, o kişi sana, "Hoşuna gitmiyorsa önemli değil. Ben sana açıkladığım halde dinlemiyorsun, uyuyorsun değil mi. O zaman uyu!" diyecek. Ve o zaman o yılan bizi öldürecek.
Allah(svt) buyuruyor. Kulum, vazifelerini yerine getirmeye başladığı zaman, bana sevgili olur. Bunları yaptığımız zaman, bütün namazları, oruçları, yapmamız gereken her şeyi yaptığımızda yüzlerce doğru şeyi yapmalıyız. Yüzlerce yanlış şeyleri terk etmeliyiz. bunları yaparsan Allah(svt)'a sevgili kul olursun. Ama Allah(svt) diyor ki "Benim kulum bana daha da yakınlaşır." Evet bu soru dün de soruldu, Allah(svt)'a yakınlaşmak üzerine. Allah(svt) bize her zaman her şeyden yakındır. Biz Allah(svt)'a nasıl yakınlaşırız? Allah(svt) buyuruyor, “Ona farz kılmadığım şeyleri yapmaya başladığı zaman kulum bana yakınlaşır.” Allah(svt)’ın üzerimize farz kılmasına gerek yok. Kalbin çalışıyorsa, O’nun sana söylemesine gerek yoktur. Kalp böyle çalışır.
Şeyh Efendi dergahta bize bunu öğretmeye çalışıyor. Kalbin çalışmalıdır. Şeyh sana yapman gereken her şeyi söylerse, bunun ne faydası var? Hala bir eşeksin o zaman. Kalbin çalışmıyor. Tarikatın bütün amacı kalbini çalıştırmaktır. Allah(svt) buyuruyor, "Senin üzerine kanun koymadığım şeyleri yapmaya başladığın zaman kalbin çalışır ve bana yakınlaşırsın." O zaman ne olur Allah(svt) buyuruyor, "Ben senin gören gözlerin, konuşan dilin, işiten kulakların, dokuanan ellerin, yürüyen ayakların olurum.” Anlıyor musun? Bu Hadis-i Kudsi devam ediyor.Biz bunu şimdi daha fazlasını açıklamayacağız.
O zaman Rabbani olursun, Allah(svt)'a yakınlaşırsın. Allah(svt) bizi ilahi giysiyle donatır. Allah(svt) ilahidir ve rahmet giysisiyle bizi donatır. O zaman tutkumuz çoğalır. Allah(svt) bize Sabır sıfatını verir, daha sabırlı oluruz. Öfkelenmezsin, daha çok tembelleşmessin. İmkansızdır. Eğer öyle oluyorsan yanlış yoldasın.Ya yanlış tarikatı takip ediyorsun ya da Tarikatı değil de nefsini takip ediyorsun. Her şeyi doğru yaparsan yapman gerekenleri doğru yaparsan. Ondan fazlasını da yaparsan, anlayış gelmemesi imkansızdır. Rabbi’nin Peygamber(sav)’nin senden ne istediğini anlamıyorsan, Şeyh'inin senden ne istediğini anlamıyorsa, kalbin çalışmalıdır. Hava değişmelidir. Sana gelmelidir. Bütün amaç burada kalbimizin açılmasıdır.
Nedir o anlayış? Şeyh'inin gözleriyle gör, Şeyh'inin diliyle konuşmaktır. Tıpkı Peygamber Efendimiz(sav)’den gelen bir örnektir. Şeyh'imiz bize Peygamber Efendimiz(sav)’in sünnetini öğretiyor. Takvayı öğretiyor. Nasıl? Kolay ve kısa yol ile öğretiyor ve bunu yaptığın zaman. Bunu yapmadığında eşeğin anlayışında kalırsın. 20 yıl eşek anlayışında olursun. Çünkü onun gözleriyle bakmayı reddediyorsun. Basit şeylerle başlayacağız. Onun diliyle konuşmuyorsun. Manası Şeyh Efendi Osmanlı Türkçesinde "Dilini kalbinin arkasına koy." diyor. Onlar boş konuşmazlar. Dillerini kalplerinin arkasına koyup yoklarlar. Konuşma kalpten gelmelidir. Anlamıyorsan Şeyh'inin sünnetini nasıl takip edeceksin, Peygamber(sav)'in sünnetini nasıl takip edeceksin?
Bu insanları robota çevirmek değildir. Hayır. Herkesin kendi eşsizliği vardır. Herkesin kendi sırrı vardır. Bu bir mucizedir. Çünkü 2 milyar insan varsa, Peygamber Efendimiz(sav)'i takip eden, 2 milyar insan hala Allah(svt)'ın tekliğini şahitlik ediyorlar. Kaybolmazsın, yok olmazsın. Yeniden meydana çıkarsın ki yeniden ortaya çıktığında kendi gerçek halin olursun. Bu sahte halimiz değil. Gerçek halin. Allah(svt), Kalü Bela’da yarattığı halin ve daha fazlası ve sana daha büyük açılımlar gelir. Bu birisini taklit etmek değildir, kendi gerçek halini bulmaktır. Yolumuzu, gideceğimiz yolu bulmaktır. Nihai gideceğimiz yeri. Bu önemlidir yoksa herkes kendi nefsiyle düşünürse dışarıda nefs tutuyorsan hiçbir anlayış gelmez. Hiçbir şey değişmez.
Şeyh'imin yanında, onun nasıl izlediğini, nasıl konuştuğunu, insanlara nasıl davrandığını izledim ve her şeyi O’ndan öğrendim. Öğrendiğim her iyi şey ondandır. Bunu yapmıyorsan niye buradasın?Özellikle bu Cemaatte.Şeyh arabayı sürüyor, biz yalnızca arkada oturup tadını çıkarmıyoruz.Şeyh diyor ki"Birçok insanın sürücüye ihtiyacı var. Niye beni arkadan izliyorsun? Gel benim nasıl sürdüğüme bak." der.pek çok kişinin taşınmaya, korunmaya ihtiyacı var. Bu dünyadan Mevla'ya, Peygamberler’in vazifesi budur. İnsanları dünyadan, Mevla’ya emniyet içinde götürmek. Cemaat'in fonksiyonu budur. Yalnızca müzik çalıp mutlu olmak değil. Vazife vardur. İnsanların Kıyamet Günü'nde, birbirleriyle kavga ettiği o günde gerçek müminler birbirleriyle kavga etmeyecekler. Kurtarmak için insan arayacaklar. Eğer senden o vasıf yoksa şu anda zannetme ki "Ben öyle yüksek bir kişiyim ki Kıyamet Günü şefaat vereceğim." deme. Kendine bak şimdi insanlarla şimdi kavga mı ediyorsun, eğer yapıyorsan Kıyamet'te de Ahiret'te de kavga edeceksin. Sen rahat hissediyorsan, kolay hissediyorsan, öfkeden uzak duruyorsan, sinirlenmiyorsan o vakit aday olabilirsin Kıyamet Günü'nde onlara. Bu Allah(svt)'ın Peygamberlerinin, Evliyalarının vazifesidir Şefaat vermek.İnşAllah, bizim rehberimiz var. Sende bu anlayış varsa değişir. Daha çok özürler, bahaneler buldukça kendine daha çok önüne perdeler gelir. Bunu yapmayız İnşAllahu Rahman.
Bütün hedefimiz Rabbimize temiz geri dönmektir.Ramazan'ın hürmetine Allah(svt) bizi temizlesin inşAllah.Yaptığımız her yanlışlıklar içinde Allah(svt)'tan sonsuz rahmetinden, korumasından diliyoruz.Peygamber Efendimiz(asm)'in yüzü suyu hürmetine ve Şeyh'imizden bizi korumasını.Kuvvetli ve sakin olanlardan eylesin bizi, sabredenlerden.
Fatiha.Selamun Aleykum ve Rahmetullah.
Sorunuz var mı?
İnşAllahu Rahman bu kadar yeterlidir. İyi Ramazanlar geçirin, haftaya görüşürüz inşAllah, Allah(svt) bize ömür verirse, haftaya gelecek birkaç gün çok kıymetli günlerdir. Alışveriş, yiyip içme peşinde koşmayın. Boş şeylerle koşmayın. Mescitleri doldurun. Evlerinizi mescitler gibi hale donatın. Mezara çevirmeyin. Bir yere oturun daha çok ibadet yapın, fazla konuşmayın insanlarla. Kendinizi geri çekin. Bunlar itifak günleridir. Niyetinizi yapın. Ben bugün itikafa gireceğim niyetini yap. Her namaz kıldığın zaman bu niyeti yap.Yapabildiğiniz kadar çok yapın.Bizler aciz kullarız.Allah(svt) kolaylık verir bize inşAllah.
Peygamberimizin yüzü suyu hürmetine.Bize o merhameti bağışlar inşAllah.
Fatiha.Selamun Aleyküm ve Rahmetullah.
SAHİBUL SAYF ŞEYH ABDULKERİM EL KIBRİSİ EL RABBANİ(KS)’NİN HALİFESİ
ŞEYH LOKMAN EFENDİ HZ.
16 Haziran 2017
BismillahirRahmanirRahim
Tembellik, nefsimi besler.Her ne yapmak istiyorsam, o nefsimi besler.İnsanlarla beraber olmam, bana Allah(svt)’ı, Peygamber’i(asm) hatırlatmayan insanlarla beraber olmam nefsimi besler.O zaman anlarsın, ne kadar ev ödevi yapmalısın.İşte Cİhadül Ekber budur.En büyük cihad budur.Çünkü nefsine karşı savaşıyorsun.O zaman görürsün nefsimi benim ne açık bırakıyor.Buradasın, dünyadasın sen.Nefsimi nefret ettiren şey nedir?Nefsim neyi yapmak istiyorsa onun tersini yap.Nefsin 24 saat uyumak istiyorsa bunun tersini yap.”Benim nefsim internette olmayı istiyor, boş şeylerle uğraşmak istiyor, kendimi durduramıyorum.”Tam tersini yap.Bir kere tersini yapmaya başladığın zaman kendini beslemeye başlarsın.O zaman bakacaksın adım adım.Etrafındaki insanlar kimler?Nefsimi besliyorlar mı, ruhumu mu besliyorlar?Nefsimi besliyorlarsa o insanlardan uzak dur biraz.Gerçekte hiç kimse Kıyamet gününde Allah(svt)’a diyemez “Sen beni terk ettin, yalnız bıraktın.Bana bir Peygamber, bir Salih kişi göndermedin.”diyemez.Kimse diyemez bunu.”Beni yalnız bıraktın.”Şeytanı suçlayamaz hiç kimse, kimse bunu diyemez.Çünkü en az bir şekilde Allah(svt) bize akıl vermiştir.Zeka verdi ki o zeka tarikatta bu aklı kullanman lazım.Bu sihir değildir.O aklı kullandığın zaman İmanın, mütevaziliğin gelir ve Allah(svt)’ın kuvveti de sana gelir.Yalnızca mucizelere bağlanırsan, aklını kullanmazsan, her şeyi denedim diyorsun ama hiçbir şey denemedin.”Birkaç yüz dolar vereyim sana, bana bir dua oku.Her şey düzelir.”deme.Hiçbir zaman böyle olmadı.Hiçbir zaman da böyle olmayacaktır.Her kim bunu sana, bu sözü verirse, bu tıpkı bir uyuşturucu tacirine gidersin, para verirsin, sana bir uyuşturucu verir, kısa bir müddet mutlu olursun ama bu da geçer.Anlıyor musun?Devam eder böyle.Şimdi 5 yıl geçti.5 yıl önce buraya geldin.Diyebilir misin, “Kesinlikle 5 yıl daha beklemeliyim, buraya bir daha gelmek için.”Hayır hiç kimse, Allah(cc) bize akıl verdi.Birazcık insanlığı olan hiç kimse diyemez ki “Yanlış bir hareketi yaptıktan sonra, bu yanlış şeyi yaptıktan sonra iyi hissediyorum, bunda hiçbir suçluluk duymuyorum”diyemez.İnanmayan kafir kişi bile çok fazla içki içtiği zaman, uyandığı zaman Allah(svt) ona öyle bir baş ağrısı verir, uyanır ve ne der?Ne yapar?Ertesi gün ne yapar?Pişman olur.Ve pişmanlık çok önemli bir parçasıdır, tövbe etmenin.Bu kendi başına bir merhamettir.Diyemezsin “Oh çok harika bir gece geçirdim” diyemezsin.Hayır.Allah(svt) oraya koydu onu.Her ne yanlış şeyi yapıyorsan, Allah(svt) o pişmanlığı oraya koymuş.O pişmanlık tövbe etmede çok önemli bir şeydir.Tövbe etmezsen eğer Allah(svt)’a meydan okuyorsun.O zaman senin İmanın çıktı senden, insanlığın da çıktı senden.O zaman senin için yalan, yanlış, doğru şey olmaz.Senin hoşnutluğuna giden her şeyi yaparsın.Şimdi diyemezsin.”Evet, kesinlikle çok zordu benim için.5 yıl daha beklemeliyim bir daha gelmek için.” diyemezsin.İyi bir şey yaptığın zaman bilirsin, iyi olduğunu bilirsin.Kötü bir şey yaptığında onun kötü olduğunu da bilirsin.Eğer iyi bir şey yapmak senin çok uzun zamanını alıyorsa, otur ve düşün.Kendine sor.Nedir bu?Çok zor bir şey mi benim bu iyi şeyi yapmam, benim için.Tabi bunu yaptığın zaman Şeytan sana oyunlar oynar.Nefsin önüne engeller koyar, daha zor gelir sana.Bir sonra yapmak istediğin zaman işte bu böyle devam eder.Ta ki sen bunu bozmaya karar verene kadar.Şeyh Mevlana ne diyor?”Nefsine karşı mücadele verdiğin zaman, ilk defasında çok zordur,” bu soru bize daha önce de geldi.Birisi sordu.”Nefs nedir?” diye sordu.Kişiye bakıp diyemezsin, “Sen anlamıyor musun?”Biz anlamıyorduk buraya geldiğimizde nefsin ne olduğunu.Şimdi bize ilk defasında nefsine karşı mücadele etmeye çalıştığın zaman bir roketin harekete geçmesi gibi çok fazla enerji harcıyorsun ki yer çekiminden kurtulmak için.O kadar çok enerji harcıyorsun, savaşıyorsun ama bir kere belli bir mesafeye çıktıktan sonra yükseldikten sonra daha kolaylaşıyor.Biraz daha gittikten sonra motoru da kapatabilirsin şimdi.Çünkü bir başka çeşit çekim seni çekiyor ve oraya geldikten sonra bir karar vermelisin, belli şeyleri arkanda bırakmalısın.O roketi bıraktığın gibi.Çoğu şeyi bırakırsın genelde.Çok önemli olan şeyi, hayatında önemli olan şeyleri beraberinde taşırsın devam edersin.Uçmaya başlarsın o zaman.Yükselirsin.Bunlardır alman gereken adımlar ama dersen ki “Ben harekata geldim, her şeyi kapatacağım.”diyemezsin.Nefsini anlamıyorsun o zaman.Nefsine karşı savaşmıyorsun.Düşmanını o zaman küçük görüyorsun.Biliyor musun nefsini küçük görmek ne kadar tehlikeli bir şeydir ve nefs Allah(svt)’ın yarattığı en tehlikeli, en büyük düşmandır.Eğer bunu anlamazsan, ona karşı savaşamazsın ve düşmanımız çok hilelerle, tuzaklarla doludur.Yüzlerce, binlerce tuzak, hileleri vardır nefsin.Sen bu kısmı bitirdin zannediyorsun, başka bir kısımdan geliyor.Ben artık kibirli değilim diyorsun ama tembellik geliyor, tembel değilim diyorsun kibir oradan geliyor.Nasıl öğreneceksin bunları, bir yerden okuyup, düşünüp yapacağın bir şey değil.Youtube’da aptal bir video izleyip bunu uygulayamazsın.Bu çeşit bir eğitim, insanlar hasta oldukları zaman anladığı zaman çok ağır bir hastalığı var, hastanede olmalısın.Hastanenin dışında olamazsın.Hastanedeysen seni makinelere bağlarlar, 24 saat.Sendeki değişiklikleri izlemek için insanlar seni izleme altına alır.Ben burada hastanede olmak istemiyorum, dışarıda olmak istiyorum dersen bunu yapabilirsin ama daha hasta olursun o zaman.Demek ki gözetim altında olmalısın.Böyle olmalısın.Sen şimdi bir izleme altında değilsin.Ben öyle yapamam, hayat öyle böyle geçiyor dersin.Allah(svt) hiçbir zaman bizi zor durumlara bırakmaz.Biz öyle diyoruz.Allah(svt) bizi kolay durumlara da koyuyor mu?Senin niyetin iyiyse, doğruysa kuvvetliysen sana kapıyı açar Allah(svt).Ama bir çok insan kör olmuş.Allah(svt)’ın kapıyı açtığını göremiyor.Orada bir kapı var, o kapı da açıldığı zaman içeri girmek için koştur.İnşAllah bu kapı da bize hiçbir zaman kapanmaz.Bizler çok aciziz, çok kirli yaratıklarız.Siz ve ben her zaman hata yaparız.Ama Allah(svt) bizi hiçbir zaman Şeyh’imizden ayırmasın ve onun Cemaatinden.Bizim tarikatımız bunun üzerine kurulmuştur.Toplanma üzerine.Ve bu toplanmanın manası da budur.Cemaat olmanın.İnşAllah bu mübarek ayda biz o toplanmanın içinde olmak istiyoruz.Fiziki olarak herkesten ayrı kalmış olsak bile biz hala kalbimizde buradayız.Kalbimizden diğer her şeyi temizledik, o mübarek Cemaat’i oraya koyduk.Şeyh’imizi koyduk oraya.Bunu yapmak için de biraz zaman alır bu.Bir anda olmaz bu.Parmağını şıklatınca olacak bir şey değil.Allah(svt) kolaylık versin inşAllah.Fatiha.Selamun Aleykum ve Rahmetullah.Bu kadar yeterlidir inşAllah.Yarın görüşürüz. Selamun Aleykum ve Rahmetullah.
SAHİBUL SAYF ŞEYH ABDULKERİM EL KIBRİSİ EL RABBANİ(KS)’NİN HALİFESİ
ŞEYH LOKMAN EFENDİ HZ.
8 Haziran 2017
BismillahirRahmanirRahim
Bütün Hamdü Senalar Alemlerin Rabbi olan Allah’adır.Bütün Hamdü Senalar tek eşsiz,sonsuz,yüce ve cömert olan Allah’adır.Bütün Hamdü Senalar eşi ve benzeri olmayan Allah’adır.Bütün Hamdü Senalar babamız Adem Aleyhisselamı yaratan ve Ademoğullarına şeref veren Allah’adır.Bütün Hamdü Senalar Seyyidina Muhammed (asvs)’ı alemlere rahmet olarak gönderen Allah’adır.Ey Allah’ım!Efendimiz Muhammed(asvs)’a rahmet eyle.Rehberlik ışığı.İyiliğe rehberlik eden.İyiliğe çağıran.Peygamberlerin rehberi, takva sahiplerinin imamı ve Rabb’lerin Rabb’inin elçisi ve bütün esenlik ve selam onun şerefli ailesinin ve ashabının üzerine olsun.Özellikle dört büyük halifemiz Hz.Ebu Bekir Es Sıddık(ra), Hz.Ömer El Faruk(ra), Hz.Osman El Ğani(ra) ve Hz.Ali El Murtaza(ra) ve onları son güne kadar takip edecek olanların üzerine olsun.Ey Müminler!Bu mübarek Cuma gününe hoş geldiniz.Mübarek Şaban ayındaki, mübarek Cuma gününe.Peygamber Efendimiz(asvs)’in ayına.Recep ayından geçtik ve şimdi Şaban ayı da neredeyse bitmek üzeredir.Kısa bir zaman içinde beklediğimiz misafirimizi, 11 ayın sultanı, merhamet ayı, Şehr-i Ramazan’ı karşılayacağız.Ey Müminler!Şaban ayı geçmeden daha çok iyilik yapmak için koşturmalıyız.Peygamber Efendimiz(asvs) şöyle buyuruyor, “Şaban, Recep ve Ramazan arasındaki bir aydır ki birçok insan tarafından önemsenmez ve bu ayda ameller sayılır ve alemlerin Rabb’inin huzuruna getirilir, ve dilerim ki benim amellerim de huzura getirildiği zaman oruç tutuyor halde olayım.”.Bu Şaban günlerini önemseyelim.Kalan günlerini ve onlara gereken saygıyı gösterelim.Rabb’imize itaatkar kullardan yazılalım kitabımızda.Amin.Allah(svt) bizi kulları olalım diye yarattı.Bizim yaratılış gayemiz odur.Yüce Kuran’da Zariyat Suresinde öyle buyuruyor.BismillahirRahmanirRahim “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”SadakAllahül Azim.Bizim yaratılış gayemiz budur.Bizim Rabb’imiz böyle dedi.Bizim amacımız Rabb’imizi bilmek ve ona itaat etmektir.O’na hizmet etmektir.Bu dünyada esfili safilin en aşağının aşağısında bu hedeften şaşırttık.Allah(svt) İnfitar Suresinde şöyle buyuruyor, BismillahirRahmanirRahim “Gökyüzü yarıldığı zaman, yıldızlar döküldüğü zaman, denizler birbirine katıldığı zaman, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman insanoğlu yapıp gönderdiklerini ve yapamayıp geride bıraktıklarını bir bir anlar.Ey İnsan!İhsanı bol Rabb’ine karşı seni aldatan nedir?”.SadakAllahül Azim.Allah(svt) bize soruyor.”Sizi kandıran nedir?” diyor.Sizi benden uzaklaştıran,kandıran nedir?Beni unutturan nedir size?Sizin yaradılış gayenizi unutturan nedir?Şeyh’imiz Sahibul Sayf Şeyh Abdulkerim El Kıbrisi El Rabbani(ks) bize bunu öğretiyor, diyor ki “Bizi Rabb’imizden uzaklaştıran nedir?Diyor ki Allah(svt) bizi bu dünyaya gönderdi.Bunda bizim bir tercihimiz olmadı.O bizi buraya gönderdi ve bize diyor ki “Biz sizi buraya bir sebeple gönderdik.Sebebi budur.Bizi bilmek ve Bana ibadet etmeniz.Yalnızca beni bilip bana ibadet etmeniz ve bu dünya sizin eviniz değildir.”Bu dünyayı kendinize çok lüks hale getirmeyin.Çünkü o zaman burayı bırakıp gitmek istemezsiniz.Burası sizin eviniz değil.Kendi evinize geri dönmelisiniz.Sizin eviniz Cennet’tedir.Evinize geri giden yolu bulamazsanız o zaman cezalandırılma yerine giden yolu bulursunuz ve burada da sizin için sonsuza kadar bir ev olabilir.Bu dünya işte bize bizi şaşırtan bu dünyadır.Ve yaradılış gayemizi yerine getirmemizi engelleyen budur.Dünyadır dikkatimizi dağıtan,Rabb’imizden uzaklaştıran ve bu şaşırtmadan geri dönmenin yolu için bu dünyanın ne olduğunu anlamalıyız.Hz.Hasan El basri(ks) diyor “Siz bu dünyayı ve onun zevklerini kovalarsınız ama dünya size babanız Adem Aleyhisselam’a bir ceza yeriydi” ama şeytan ve nefsimiz bizi kandırıyorlar.Diyorlar ki dünya bizim evimizdir.Dünyayı evimiz gördüğümüz zaman gerçek evimizi unuturuz ki o Allah(svt)’ladır.Allah(svt)’ın huzurunda bu dünyanın hiçbir kıymeti yoktur.Bir defasında Peygamber Efendimiz(asvs) sahabileriyle yürüyordu.Çürümüş bir koyun ölüsünün yanından geçiyorlardı.Efendimiz(asvs) onu kulağından tuttu ve dedi ki “Kim bunu 1 kuruşa almak ister?”.Sahabiler dedi ki”Biz onu ondan daha ucuza bile almak istemeyiz.Çünkü faydasızdır.Peygamber Efendimiz(asvs) dedi ki o zaman “Bunu kimse bedavaya almak ister mi?”Sahabiler dedi ki “Vallahi bu canlı bile olsaydı biz onu yine istemezdik, çünkü zarar görmüştür ve şimdi ölüdür.” Ve Peygamber Efendimiz(asvs) onlara şöyle dedi, “Allah(svt)’a yemin ederim ki bu dünya Allah(svt)’ın ilahi huzurunda bu ölü koyundan bile daha değersizdir.Ve bu dünya sevgisinin kalbimizi etkilemesine izin verirsek o zaman Allah(svt)’ın huzurunda şerefimizi kaybederiz.Şeyh’imiz bize diyor ki “Bir başka mübarek gece geliyor.Mirac Gecesinden sonra.Bir başka mübarek gece geliyor, Ramazan ayında.Bu dört mübarek geceler bu mübarek üç ayların içindedir.Eğer bu günlere gerekli saygıyı gösterirsek şüphesiz Ramazan biter bitmez müminler bir başka dünyaya girdiklerini hissederler ve gelecek sene Allah(svt) onlara ömür verirse yaşamak, görmek için.Eğer öyle değilse onlar öbür tarafa hiçbir korku olmadan gitmeye zaten hazırlanırlar.Müslümanlar günümüzde ölümden korkuyorlar.Ne çeşit bir imandır bu?Ne çeşit bir iman ki bu ölümden korkunuz var.Rabb’inizle buluşmaktan korkuyorsunuz.Rabb’inize geri dönmeye.Ne çeşit bir imandır bu.Sizi bundan ayıran nedir?Dünya değil mi?Öyle değil mi?Allah(svt) bize diyor,”Bu dünya sizin başınıza beladır.Dünya sevgisi başınıza derttir.”.Peygamber Efendimiz(asvs) de bunu demiyor mu?”Ahir Zamanda o kadar çok sayınız olacak ama düşmanlarınız sizden korkmayacaklar.Çünkü içinizde bir hastalık olacak ve Allah(svt) heybeti kaldıracak.Üzerinizdeki o İlahi görünüşü kaldıracak.Düşmanlarınız size bir bakacaklar, sizden hiçbir korkuları olmayacak.”.Onlar dediler ki “Ya ResulAllah sayımız çok az mı olacak?”. “Hayır, tam tersi.Sayı olarak sayımız çok olacak ama onlar bu dünya sevgisinin içine düşecekler.Dünyayı sevecekler ve ölümden nefret edecekler, ölüm hakkında işitmek istemeyecekler.”Ümmetin başına bugün bu gelmedi mi?Kendimize soralım.Kendimiz biliriz bunu.Otur tek başına odanda ve kendine sor.Kalbimde benim dünya sevgisi var mı?Korku var mı içimde, ölümden nefret ediyor muyum?Kendin bileceksin bunun cavabını.Kimsenin sana söylemesine gerek yok.Beni de suçlama bunu söylediğim için.Bu sözleri söylüyorum, ben her zaman kendimi yokluyorum.Günde 24 saat.Bakıyorum kalbim dünyaya mı Ahirete mi yönleniyor.Siz de aynısını yapmalısınız.Eğer bunu yaparsanız belki yavaş yavaş koruma gelir size.Belki yardım ulaşır size ve Evliyanın yardımı size ulaştığında yavaş yavaş o korku kalbinizden uzaklaşır ve değişik çeşit bir sevgi gelir kalbinize ve bu gerçek sevgidir.Yoksa dünya sevgisi yalnızca geçicidir ve geçer.İnsanoğluna yalnızca bela getirir.Biz bu dünyadayız.Bu dünyanın içindeyiz.Allah(svt) bizi buraya gönderdi.Demekki kendimize sormamız gereken soru şudur “Bu dünyada, bu dünyayı sevmeden nasıl yaşayabiliriz?Bu dünyada yaşayıp, Ahiret için nasıl yaşayabiliriz?”.Yüce Peygamberimiz(asvs) bize bunun cevabını veriyor. Hz.Ebu Hureyre(ra) rivayet ediyor Peygamber Efendimiz(asvs)’den diyor ki “Bu dünya lanetlidir.Onun içindeki her şey de lanetlidir.Yalnızca Allah(svt)’ı zikredenler ve O’na yardım edenler hariç.İlim sahibi kişi ve ilmi arayan kişi hariç.”. ve Allah(svt)’ın Peygamberi(asvs) doğruyu konuşur.Bu dünyanın lanetinden bu şekilde kaçabiliriz.Dünyanın içinde bulunduğumuz halde.Allah(svt)’ın zikrinin içinde olmakla.Allah(svt)’ı hatırlamakla.Allah(svt)’ı zikretmeniz ve hatırlamanıza yardım edilen yerlere giderek.Peygamber Efendimiz(asvs) ne diyor?Hadis-i Şerif’inde nasıl tanımlıyor, tanımladığı Allah(svt) dostlarından başka bir şey değildir.Allah(svt) dostları, onların vazifesi insanları dünyadan Mevla’ya götürmektir ve kişiye bu dünyanın içinde yaşarken Ahireti yaşatmakla yaparlar.Çünkü Allah(svt) için yaşamanın tadı yalnızca Allah(svt) dostlarıyla olmakla gelir.Bir çok insan Allah(svt) için yaşadıklarını zannediyorlar.Bir dershanede oturmakla Arapça öğrenmekle Kuran’ı ezberlemekle Allah(svt) için yaşadıklarını zannediyorlar.Tecvid, tefsir çalışmakla durmaksızın.Buna uğraşıyorlar.Bizler Peygamber Efendimiz(asvs)’ı takip ediyoruz ve o Ashab-ı Kiram’a tecrübeyle ilmi öğretti.Onlara Allah(svt) için yaşamanın tadını Cemaat içinde bulunmakla ve bir cemiyet içinde yaşamakla.Allah(svt) için yaşamakla öğretti.Onlar zor zamanlardan birlikte geçtiler.Birlikte zikir yaptılar.Birlikte yemek yediler, birlikte kutladılar, birlikte yas tuttular ve yaptıkları her şeyi BismillahirRahmanirRahim ile başladılar ve bütün hayatlarını Allah(svt) yolunda feda ettiler.İlim sahibi insanlarla olmanın manası budur.İlmi aramak budur.Bu şekilde dünyanın lanetinde onun içinde yaşarken kaçabiliriz ve bu Cemaat bitmez.Son nefesimizi almakla bitmez.O Cemaat Ahirette de devam eder.Çünkü Peygamber Efendimiz(asvs) ve onun varisleri onlara Şefaat tacı verildi ve bu şefaat onların sevdikleri kişilere kadar uzanır.Bir çokları bugün Şefaati inkar ediyorlar ama Şefaatin en büyük kanıtı Sahih Buhari’nin hadisinde saklanmıştır.Hadiste diyor ki, BismillahirRahmanirRahim “Müminler Kıyamet gününde bir araya toplanacaklar ve diyecekler ki’Rabb’imize bizden birisi aracı olmaz mı Şefaat için?’.Adem Aleyhisselama gidecekler ‘Sen bizim insanlarımızın babasısın.Allah(svt) seni İlahi elleriyle yarattı ve melekler sana secde etti ve O sana bütün isimleri, her şeyin ismini öğretti.O yüzden bizim için Şefaat et Rabb’imize.Ki bizi bu yerden kurtarsın.’Adem Aleyhisselam diyecek ki ‘ Bu bana yakışmaz ve o hatasını hatırlayacak ve utanacak ve diyecek ki’Nuh Aleyhisselama gidin’ diyecek.’O Allah(svt)’ın yeryüzündeki insanlara gönderdiği ilk elçidir.Onlar Nuh Aleyhisselam’a gidecek ve diyecek ki onlara’Bu vazife bana düşmez’ diyecek ve Rabb’inden dilediği şeyi hatırlayacak ki ve utanacak yaptığı şey için.Halil Rahman’a gidin diyecek İbrahim Aleyhisselam’a gidin’ diyecek.İbrahim Aleyhisselam’a gidecekler ve o da diyecek ki ’Benim üzerime değil bu vazife, Musa(as), Kelimullah’a gidin diyecek.Allah(svt)’ın doğrudan konuştuğu ve ona Tevrat’ı gönderdiği Peygambere gidin’ diyecek.Musa Aleyhisselam’a gidecekler ‘Bu bana düşmez.’ diyecek.Hakk’ı olmadan, izni olmadan öldürdüğü o adamı hatırlayacak ve utanacak Rabb’inin huzurundan ve İsa(as) gidin.Allah(svt)’ın elçisine.Onun kelimesi ve ruhaniyetine.’.İsa(as)’a gidecekler ve diyecek ki ‘Bu benim üzerime vazife değil.Muhammed(asvs)’a gidin.Allah’(svt)’ın kuluna.Onun geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamış olana gidin’ diyecek ve ‘Bana gelecek’ diyor Efendimiz(asvs) ve “Ben Rabb’imden izin isteyeceğim.O bana izin verecek Şefaat için.O zaman Rabb’ime secde edeceğim ve O’nun dilediği kadar secdede duracağım.Sonra O bana konuşacak başını kaldır ve benden dile’ diyecek.’Dilediğini vereceğim sana.Şefaat istiyorsan Şefaatin kabul edilecek’.Başımı kaldıracağım ve Rabb’imi şükredeceğim ve O bana öğretecek.Ben Şefaat edeceğim.Bana bir sınır verecek Cennet’i alabileceklerim için ve Allah(svt)’a tekrar gideceğim.Aynı şeyi tekrar isteyeceğim.Allah(svt) aynı şeyi bana tekrar verecek.Geri geleceğim üçüncü ve dördüncü defa.Ve bana denecek ki’Cehennem’in ateşinin içinde kimse kalmayacak.Kuran’ın onları hapse attığı onları sonsuza dek yanacaklar hariç, diğer hepsi dışarı çıkacak.’”.Ey Müminler!Bizim umudumuz budur.O Şefaat verilenlerden olabilmek ve bu sır Şefaatin sırrı Yüce Peygamberimiz(asvs)’ın varislerine de verildi.Hz.Hasan El Bakri(ks) diyor ki,” O Hakk yolunda olan müminlerle olabildiği kadar çoklarıyla arkadaş olun ki onların Şefaatine nail olabilesiniz.”Ey Müminler!Bu dünyanın içinde yaşamak.Bu dünyada yaşayın ki Ahirette şeref sahibi olabilesiniz.Bu dünya bizim evimiz değildir.Bizim evimiz bir sonraki hayattadır.Bu Ramazan,bu Şaban ayı sona eriyor.Ramazan ayı da başlamak üzeredir.Allah(svt) bugünleri bize verdi.Bu günleri ve geceleri.Kendimizi bu gerçeğe daha iyi bağlayabilmemiz için.Bu zamanı boşa harcamamalıyız.Çünkü Allah(svt) bize soracak.Hayat nefesimizi nasıl kullandık diye.Bu günlerde ve gecelerde o çeşit bir Cemaatin içinde olmak için koşturmalıyız ki dünyanın lanetinden kaçabilelim.Biz Allah(svt)’tan dünya sevgisini kalbimizde almasını istiyoruz ve Ahiret sevgisini kalbimize koysun.Allah(svt) dostlarının Cemaatinden olmayı diliyoruz.Şefaat insanlarıyla birlikte kalmayı ve Şeyh’imizin müridleri olarak yazılmayı diliyoruz bu dünya ve Ahirette.Amin.
SAHİBUL SAYF ŞEYH ABDULKERİM EL KIBRİSİ EL RABBANİ(KS)’NİN HALİFESİ
ŞEYH LOKMAN EFENDİ HZ.
19 Mayıs 2017
BismillahirRahmanirRahim
Bizim cevabımız yok ama cevabı olanlardan cevap alırız.Gerçektir.Özellikle modern zamanlarda biz genelde düşünürüz ki biz ne yaparsak bizden geliyor.Çalışıyoruz para kazanıyoruz.Hastaysan ilaç alırsın ki iyileşirsin.Burada bir dengesizlik var.İmanımızın olduğu yerde Allah(svt)’ın olduğu yerde ve fiziki hayatımızın olduğu yerde bir ayrılık var.Bu hayatla Ahiret hayatı arasında bir farklılık var.Bu fiziki dünyayla manevi dünya arasında.Dünya ile Ahiret arasında fark var.Eğer yalnızca 5 duyu organı olsaydı bu yeterli olmazdı.İnsanların sahip olduğu 5 duyu organı.Hayvanların bizden daha iyi duyu organları var.Bizden çok daha gelişmiştir onlarda.Ama bizde ruh var.Şimdi, diyoruz ki cevabı olanlardan yardım diliyoruz bu önemlidir.Çünkü cevabı kendimiz bulmaya çalışırsak bir fikirden bir başka fikre zıplayıp duracağız.Karanlığın içinde zıplayacağız.Allah(svt)’ın her şeye bir cevabı vardır.Ama o cevabı bize nasıl verir?İlahi protokol var.Bu cevaplar nasıl verilir?Bu cevaplar nasıl kazanılır?İnsanoğlu bu dünyada olduğu müddetçe var olduğu zamandan beri Allah(svt) bize nasıl bildirdi hükmünü?Nasıl bildik biz?Peygamberler gönderdi.İlahi kaynaklardan fısıltılar değil.Melekler getirmedi cevapları.Şimdi bir adam var önümüzde “Ben sizin Rabbinizden geldim” diyor ve “Ben sahip olduğunuz sorulara cevap vermek için buradayım.” ve onlar arkalarında varislerini bıraktı,Peygamberler.Onlar Şeyhlerdir Allah(svt) dostlarıdır.Bu varisler Peygamber Efendimiz’in(asvs) bu dünyadan perdelenmesinden Kıyamet’e kadar gelmektedirler ve gelecekler.İlahi rehberlik hiçbir zaman bitmedi.İnsanlar var.İlahi varislere geliyor. “Benim aklım karıştı.” diyor. “Bu bana böyle diyor, bu bana böyle diyor ne düşünüyorsun?” Nasıl dengelersin?İslamda denge yoktur öncelikle. “Birazcık gerçek birazcık yalan, dengele bunu iyi olursun.” bu yoktur. “Gece gündüzü dengele iyi olursun.” Böyle bir şey yoktur İslam’da.İslam’da ne vardır?Öncelik vardır.Önce ne gelir?2. ne gelir? Arkasından ne gelir?Önce ne gelir? 2. ne gelir? 3. ne gelir? 4. ne gelir? Allah(svt)’ın dediği gibi “Her bilenin üzerinde bir bilen vardır.”Kuran-ı Kerim böyle diyor.Biz biliyoruz.Biz biliyoruz ama bazıları var bizden daha fazla biliyorlar.Dünyevi ilim üzerine olsun Ahiret üzerine olsun, daha fazla bilen vardır.Şimdi nerede öncelik varsa önceliği nereye veriyorsan o zaman dengeleme diyebiliriz.Her şey yerli yerine oturur.Eğer öncelik vermeye başlarsan 10.sırada gelmesi gerekeni 1. Sıraya koyarsan bu dünyada tutunamazsın.Senin imanın bu dünyada bir bina gibidir.Binayı dikerken yapman gereken nedir?Bir bina inşa ederken?Çatıya mı bakarsın?Hayır.İçindeki mobilyalara mı bakarsın?İçinde oturacak insanlara mı bakarsın?Hayır.Kanalizasyona mı bakarsın?Hayır.Bİr binayı yaparken önce neye bakarsın?Temeline bakarsın.Bir kere temel doğruysa her şey yerine oturur şimdi.Direkleri dikersin, çatıyı koyarsın, duvarları koyarsın.Her şeyi yapabilirsin.Ondan sonra diyebilirsin “Evin içine bunları koyacağız.”.Eğer sen bilmiyorsan önceliğin ne olduğunu.”Hayır hayır” dersen hemen önce en önemli şey değildir. “Temelle çatıyı aynı anda yapmam gerekir.” dersen bu bir mantık ifade etmez.Olmaz.Şimdi bu Müslümanların hakkında konuştuğu şey. “Bu dünya ile Ahireti dengelemelisin.” diyorlar.Başka bir kelime kullanamıyorlar. “Denge.” diyorlar.Denge yoktur.Allah(svt)’ın gözünde bu dünya nasıldır? Ve Ahiret Allah(svt)’ın gözünde nasıldır?İnsanların gözünde dünya nasıldır ona bakma.Dünyayı seven insanların tanımlamasına göre gitme.Dünyayı yaratana göre düşün.Onda nedir bu dünyanın değeri?Herkes bu işaretleri okuyamaz.Belki yüz kişi varsa burada, yüzünden değişik tanımlama gelir.Birçok insanlar okuyamazlar da.Okuyabilenlerin kendi fikirleri gelir orada.Allah(svt) buyuruyor. “Bu benim Peygamberim.” diyor.Bu işaretlere göre gitmek istiyorsanız sizi zorlamayacaktır onlar.Akıllı kişiyseniz bunu alırsınız.Değilseniz bırakırsınız onu orada.Allah(svt) bu dünyayı yarattı.Bu dünya nedir?Bu dünyanın değeri nedir? Allah(svt)’ın ilahi iradesine göre nedir bu dünyanın değeri?Değişik insanlar vardır.Allah(svt)’ın değişik ilmine sahip.Allah(svt)’a en yakın ilişki içinde olan, onlar Peygamberlerdir.Ondan sonra Allah(svt) dostları gelir.Varisleridir, Peygamberlerin.EvliyaAllah gelir.Sonra Salih kişiler gelir.Herkesin Allah(svt)’a aynı yakınlığı yoktur.Ama Allah(svt) herkese şah damarından daha yakındır.Rabb’ini tanımayana sorun.Size değişik bir cevap verir.Rabb’inden nefret eden size farklı bir cevap verir.Bu dünyayı seven ve Rabb’ini de seven, dengelemeye çalışan bunu, o da ayrı bir cevap verir size.Her biri sizden farklı bir cevap verir.Eğer kişi soruyorsa, öncelikle anlamalısın. Kim soruyor?Cevabı nereden alıyorsun?Kişinin eğer imanı yoksa, Ahiret’e inanmıyorsa onları bırak.Bu ama imanla ilgilidir.Allah(svt)’a çok yakın olanlar, Allah(svt) onlara bir şey söyler. Diğer insanların söylemediği bir şeyi söylüyor.Yalnızca çünkü onlar anlayabilirler.Allah(svt) buyuyor , ‘Bu dünyaya bir sivrisineğin bir tek kanadı kadar değer vermiyor Rabb’imiz.’Allah(svt) Kuran-ı Kerim’de bir çok yerde diyor ki ”Bu dünya yalnızca boş bir eğlence yeridir sizin için.”Bilmelisiniz ki bu dünya en aşağının aşağısıdır.Bu dünya sizi kandırır, dikkatinizi dağıtır.Allah(svt) ve Peygamberden uzaklaştırır.Ama İslam tarihine baktığın zaman,İslam hüküm sürdüğü zamanlarda İslam nasıl hüküm sürüyorsa, onlar bu dünyayı en kötü yer haline getirmediler.En iyi yer haline getirdiler.İslami Medeniyet geldiği zaman insanların hayatları, hayat seviyeleri yükseldi ve Rab’leriyle olan ilişkileri de daha yüksek seviyeye çıktı.Doğru mu?Kolonize sömürgecilik yoktur İslam’da.Batılıların dediği gibi Batılılar bir ülkeye gittikleri zaman orayı kolonize ediyorlardı.Sömürge haline getirip bütün mal varlığını tüketiyorlardı.Köle ediyorlardı insanları.Sonra ,bu böyle değildir İslam’da.Öyle yapabilirlerdi ama yapmadılar.Allah(svt) her ne kadar dese de “Bu dünya boş bir eğlencedir.” Bu dünya Müslümanlara göre birbirinizi keşfedeceğiniz,Allah(svt)’ı keşfedeceğiniz bir yerdir ve daha iyi bir yer haline getirirsiniz dünyayı.Tabiki. Biz bu dünyayı bulduğumuzdan daha kötü durumda bırakmadık.Bir taraftan bu dünyaya bakma diyor. Öte taraftan da Müslümanlar, eğer bu kelimeyi kullanmak istiyorsan “dengeleme” nasıl dengeledi Müslümanlar? Öncelik verdiler.Öncelik neydi?Temeldeydi.Temel Neydi?Allah(svt)’a olan imandı.Bir kere o iman varsa orada, iman sağlamsa, temel sağlamsa bu dünyanın peşinde koşmuyorsunuz.Allah(svt)’ın peşinde koşuyorsunuz.Ve önünüzde ne geliyorsa sizin için olan onu alırsın dediğim gibi “Her bilenin üzerinde bir bilen vardır.” Ve önünüzde bir Rehber vardır size o yolda yardım edecek olan.O rehber size söyler, önceliğin ne olduğunu.Öncelik olmayanın ne olduğunu.Kendi kendinize kafanız karışır.Belki bu kişi belki inşaat işçisi ya da mimar ama diyor ki “Ben Allah(svt)’a kul olmak istiyorum.Oturup namaz kılmak istiyorum sadece.Ben Allah(svt)’a dönmek istiyorum.”Birçok defalar dindar olmak için bunu yapmalıyım zannediyorlar.Ne diyorlar şimdi?Öncelikle insanlar Arapça okumayı öğrenmeli, Kuran okumayı öğrenmeli.Hayır, dilini değiştirmek seni iyi hale getirmez.Ruhunu anlamak.Ruhaniyetini ve nefsini anlamak “Bunlar benim yanlış karakterlerim, vasıflarımdır.” Demek ve bunları anlamak, bunları değiştirmeye çalışmak,bir rehberi dinlemek.Bu tıpkı bir kişinin hasta olduğunu anlaması gibidir.Yalnızca bir hastanede oturmakla iyi olmayacak.İlacını almalı.Doktoru dinlemeli.Hemşireleri dinlemeli ve belli zamanlarda bunları yapmalı.O zaman daha iyi iyileşir.Anlıyor musun?Demek ki şimdi bir rehber alıyorsun bileceksin o zaman öncelik nedir, öncelik olmayan nedir.Kişi şimdi diyelim ki bir mimar bu kişi her şeyi bırakmak istiyorum iyi olurum diyor.Belki belli bir zaman için Rehber diyecek ki, “Şimdi anlıyorsun bu dünyanın ne olduğunu.Rabb’ine dönmek istiyorsun.Önce bunu anla”der.Ama der “Eğer senin işin bir mimar olarak, mühendis olarak sen Allah(svt)’a hizmet etmek istiyorsan ki Allah(svt) buyuruyor “Bana hizmet etmek istiyorsan, sevdiklerime hizmet et.” İnsanlara hizmet et, Ümmete hizmet et.O zaman yapman gereken budur.İmanın temeli var sende.Şimdi tecrübeni kullanacaksın.Sana verilen o yetenekleri alacaksın.Bunları yalnızca dünya için değil, Ahiret için de kullanacaksın.O zaman işte bir dengeleme olur orada.Anlıyor musun?O zaman hizmet için koşturuyorsun.Yalnızca ibadet etmiyorsun, koşturuyorsun hizmet etmek için.İslam Medeniyeti’nin bir parçası oluyorsun o zaman.Hizmet etmek ibadetten daha yüksektir.Sen bir Mescit inşa ediyorsan, bu senin için, çocukların için, herkes içindir.Kıyamet’e kadar ve kazanacağın sevap da bu bina yerinde durdukça devamlı gelir sana.Şimdi halka hizmet etmek iyidir herkes için.Bu sana gösterir ki yalnızca fiziki şeydir bu yapmak.Ama senin niyetin Allah(svt) rızası içindir bu, o zaman bu yaptığın da ibadet olur ve devam eder.O vakit bir çeşit bir denge olur.Çünkü öncelik vardır.İyi bir temelin varsa her şeyi üstüne koyabilirsin.Anlıyor musun?Böyle yapacaksın.Kişi der ki “Ben okula gidiyorum ama nefret ediyorum okuldan.”Bugünkü eğitim sistemi hakkında başka ne deriz?Bugünün ilmi okulda öğrettikleri şimdi anlıyoruz gerçek ilim değil ama senin vazifen ne şimdi?İşin ne?Okuldasın.Okulu bitir, çalış, ders çalış öğren.En iyisi ol.Ama bunu kalbine koyma.Şimdi belki bundan sonra, belki yardım edebilirsin.Bazıları var, bazılarına deriz ki “Devam et.” , bazılarına gerek yok deriz.Şeyh Efendi her zaman derdi.İnsanları korkuturdu.”Gerek yok.” derdi Şeyh Efendi, “Oğlun şimdi çoban olacak.”.Özellikle Pakistanlılar çok korkardı.Çünkü onlar hep doktor olmak istiyor.Öyle mi?Avukat da değil, bazen insanları imtihan ediyoruz.”Gerek yok” diyoruz, “Oğlun kalsın burada çoban olsun” diyoruz.Oh korkuyor hemen.”Nasıl olur?” diyor.”Benim büyük dedemin işiydi bu.Nefret ediyor ondan.” diyor.”Biz buna geri dönmek istemiyoruz.” diyor.Ama her Peygamber bir çobandı.Şimdi kim öğretiyor çoban olmanın kötü bir şey olduğunu.Dergah’a gelip biraz yaşamak isteyen Dergah’ta, onlara diyoruz ki “Ahıra gidin” diyoruz.”Orada çalışın biraz.”diyoruz.Bu Peygamberlerin sünnetidir.Onlar öğreniyorlar.Koyun özellikle, en mübarek hayvanlardan biridir.En çok zikir yapan hayvandır.Yalnızca o koyunların arasında bulunmakla maneviyat gelecek sana.Biz sana “Devamlı sonsuza kadar orada kal.” demiyoruz.Birazcık orada kal” diyoruz.Ama insanlar hemen korkuyorlar.Sen o zaman dünyaya tapıyorsun.Kafanda bir idolü var dünyanın, onu birazcık sarstığımız zaman korkuyor.Eğer sende temel sağlamsa bir şeyler inşa edersin üzerine ama temelin sakatsa bir gün o düşecektir.Öğrencisin sen sana deriz ki “Dersine çalış, en iyisi ol”.Kalbine koyma ama.Allah’ı hatırla, Peygamberi hatırla.” Deriz.Ders çalıştıkça nasıl ibadetini yapacaksın?Zikir yerlerine koş.Hiç olmazsa haftada bir otur orada, zikre katıl.Sohbeti dinle. Yapamıyorsun bunu, seyahat edemiyorsun, şimdi Allah(svt) sana teknolojiyi vermiş.Allah(Svt) yolunda kullan.İnternet.Arada bir, ayda bir seyahat et.Dergaha gel.Ruhaniyetinin de yeniden dolmaya ihtiyacı var.Şeyh’in önünde olmakla, ekranın önünde olmak farklıdır.Cemaatin içinde olmak tamamen farkldır.O zaman bilirsin ne geldiğini sana.Ne için gittiğini bilirsin, ve belli şeyleri kontrol edebilirsin.Anlıyor musun?O vakit bu dünya kalbine girmez.Kalbinde olmaz İnşAllahu Rahman.Bir çok şeyler var.Kurtulmaya çalıştığımız kötü vasıflar var.Yavaş yavaş gidecek inşAllah, Allah(svt) kolaylık yapsın bizim için.Fatiha.Selamun Aleykum ve Rahmetullah.Bu kadar yeterlidir.Yarın görüşürüz inşAllah.Fatiha.
SAHİBUL SAYF ŞEYH ABDULKERİM EL KIBRİSİ EL RABBANİ(KS)’NİN HALİFESİ
ŞEYH LOKMAN EFENDİ HZ.
18 Mayıs 2017 Perşembe
Sizi İnsan Yapacak Olan İçinizdeki Aşktır
BismillahirRahmanirRahim
Elhamdüllillah, Elhamdüllillah, Elhamdüllillah, Bütün hamdler, Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Ya Hafız! Ya Veliyy! Bağışla bizi Ya Rabbi! Dönüşümüz ancak Sanadır. Kadir-i Mutlak olan, Aliyy olan, Kebir olan Sen’sin. Senin şanın ne yücedir! Senin Kendini hamd ettiğin gibi biz seni hamd edemeyiz. Suretin heybetli, Şerefin yücedir. (Delail Hayrat) Ya Allah! Elçilerin Efendisi’ne, Takva Sahiplerinin İmamı’na, Nübüvvet Mührü’ne, Efendimiz Hz. Muhammed’e, Senin kulun ve elçine, Hayrın İmamı, Hayrın Efendisi, Rahmet Elçisi’ne Rahmet ve Bereketini bağışla. (Delail Hayrat) ve tüm salatü selamlar onun asil ehl-i beyti ile mübarek sahabeleri üzerine olsun. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
Ümmetimin ümmetime karşı en merhametlisi Ebû Bekir, Allah’ın emri konusunda en şiddetli olanı Ömer. Haya bakımından en doğrusu Osman’dır. Cennet gençlerinin Efendisi Hasan Hüseyin, Cennet ehli kadınların en üstünü Fatıma’dır. Allah’ın Aslanı, Peygamber’in Aslanı Hamza’dır. Ya Rabbi! Abbas’a ve evlatlarına zahiren ve batınen mağfiret eyle, bağışlanmayan hiçbir günahları kalmasın. Allah Allah! Sahabelerimle ilgili Allah’tan korkun. Benden sonra onları hedef haline getirmeyin. Her kim onları severse, onlar vasıtasıyla beni de sevmiş gibi olur. Her kim onlara buğz ederse, bana da buğz etmiş sayılır. Ümmetimin en iyileri benim neslim, beni izleyenler ve beni izleyenleri izleyenlerdir. Sultan, Allah’ın Yeryüzündeki Gölgesidir. Kim Sultan’ı şereflendirirse, Allah da onu şereflendirir. Ve her kim Sultan’a buğz eder, Allah da ona buğz eder.”
Ey Müminler! Mübarek Cuma gününe, Cemaziyel Ahir ayının son Cuması’na hoşgeldiniz. Ey Müminler! Muharrem ayı geçti, Safer ayı geçti, Rebiül Evvel geçti, Cemaziyel Evvel ve şimdi de Cemaziyel Ahir ayı geçiyor. Nihayet Mübarek Recep, Şaban ve Ramazan aylarına ulaşmak üzereyeiz. Bu üç aylar müminler için birer hazinedir. Peygamber Efendimiz(sav), Hadis-i şerifinde Gavsül Azam(ks)’tan aktarılan Hadis-i Şerif’inde buyurduğu gibi,
“Recep, Allah’ın ayıdır, Şaban benim ayımdır ve Ramazan da ümmetimin ayıdır.”
Ve Şeyhimiz, Evliyaullah’ın sözlerini aktarıyor:
“Recep ayı tohumları ekme ayıdır, Şaban ayı ise tohumların büyüyüp meyve vermeye başladığı aydır, Ramazan ayı da meyveleri toplama ayıdır.”
Recep ayına girmek üzereyiz. İnşAllahu Rahman Perşembe gecesi de tıpkı Peygamber Efendimiz(sav)’in aşıklarının 1400 yıl boyunca yaptığı gibi, Nur-u Muhammed’i saygı ile andıkları gibi Laylat-ul Regaip gecesini kutlamak için toplanacağız.
Büyük Şeyhimiz Sultan-ul Evliya Mevlana Şeyh Nazım Adil El Hakkani(ks) bu gecenin önemini şöyle anlatıyor;
“Bu gece çok kutsal bir gece. Bu aya, Receb Ayı’na çok hürmet etmemiz gerek. Bu ayı baş tacı edin. Receb Ayı’nın ilk gecesine gelmek üzereyiz. Ve ilk Cuma gecesi de, Melekut Alemi’ndeki Mübarek Nur’un babasından annesi Hz. Amine’ye ulaştığı gecedir. Onlar, ‘Neler oluyor?’ diye sordular. Yaradılış Mührü’nün (sav) Mübarek Ruhu’nun gecesidir bu gece, Nübüvvet Mührü’nün Annesi’nin kutsal emaneti aldığı gecedir. Semavatın en büyük lütfu! Annesine ulaştı ve tüm Semavat şeref libasına büründü. Her yıl tekrarlar, her yıl ilahi insanlar için yeni bir giysi gelir. Yeryüzünde o geceye yetişmiş olan Adem Oğulları’nın ruhlarına da giydirilir. Bizler Peygamber Efendimiz (sav)’in ve onun Varislerinin yolunu izliyoruz. inşaAllahu Rahman, Göklerde şereflenmiş olan bu Geceyi, sünnet üzere biz de şereflendireceğiz.”
Ey Müminler! Bu ay için içimizde heyecan var mı? Bu ay ve gelecek olan geceyi tutkuyla mı bekliyoruz? Yoksa herhangi bir gün gibi mi muamele ediyoruz? Allah’(svt)ın günleri ve geceleri bizim içindir. Kendi nabzımızı yoklamamız için. Kalbimiz ne için çarpıyor? Onu görmek için. Kalp neye ihtiyaç duyar? Müminin kalbi Allah(svt) için çarpmalıdır. Çünkü öylesine bir kalp İlahi huzurda ancak kabul buyurur. Başka çeşit bir kalp kabul edilmez. Allah(svt) yüce Kur-an’ı Kerim’de Şuara suresinde, Kıyamet gününden hakkında şöyle buyuruyor;
BismillahirRahmanirRahim
“O gün, ne mal fayda verir ne de evlât. Ancak Allah'a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler hariç.” 26/Şuara:88-89)
Eğer bizim kalplerimiz malımız mülkümüz için çarpıyorsa, dünyamız için çarpıyorsa, kuvvet için çarpıyorsa, öylesine bir kalp Rabb’imizin huzurunda Kıyamet Gününde bize bir fayda vermeyecektir. Eğer kalbimiz yalnızca çocuklarımız için, ailemi için çarpıyorsa o kalp bize bir fayda getirmez. Yalnızca saf bir kalp Allah(svt)ın huzurunda bize fayda verir. Saf kalp Aşk ile dolu olan kalptir. Saf kalp tutkuyla dolu olan kalptir.
Bugün herkes aşk sahibi olduğunu iddia ediyor. Herkes, aşk yolunu takip ettiğini iddia ediyor. Müslümanı da, gayri-Müslim’i de bizim dinimiz sevgi dinidir diyor. Peki ama nasıl bir sevgi? 21. yüzyıl sevgisi, bencil bir sevgidir. Hiçbir şerefi yoktur. 21. yüzyıl aşkı, 21. yüzyıl sevgisi, yalnızca karşımdakinden ne elde edebilirim, diye düşünmektir. Nasıl bir tatmin sağlarım? Ve konu Allah Sevgisi’ne geldiğinde, bu sefer de sadece Allah’tan ne alabilirim, diye bakıyorlar.
Fakat Peygamberi Sevgi, Peygamber Efendimiz (sav)’in dünyaya öğretmiş olduğu aşk, en saf olandır. Bencil bir sevgi değildir. Kendini düşünmeyen, özverili, fedakar bir sevgidir. Ve bu sevgi, Sahabe-i Kiram vasıtasıyla dünyada kendini göstermiştir. Onlar zalimlerden oluşan bir topluluktan çıkıp gelmişlerdi. O dönemin Arapları, cahil Arapları, durmadan birbirleriyle kavga ediyorlardı. Ne acize ne de fakire karşı merhametleri yoktu. Sırf kız oldukları için kendi çocuklarını öldürüyorlardı. Bugün dünyada olanlara oldukça benziyor. Ancak İslam’ın ışığı onlara ulaştığı vakit, tamamen dönüştüler. Ve Allah (svt), Kur’an-ı Kerim’de onlardan şöyle bahsediyor,
BismillahirRahmanirRahim
“Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile, onları kendilerine tercih ederler.” (59/Haşr:9)
Sahabe-i Kiram’ın sevgisi diğerlerine hizmet etmekte kök bulmuştur. Ve bu hizmet de yanlızca duyulan tutkuyla olur. Şeyh’imiz bu tutkuyu Aşk olarak tarif ediyor. Aşk, kişiyi değiştirir. Aşk, insanı hayvandan ayıran şeydir. Çünkü bir hayvan yalnızca iç güdüsüyle hareket eder, iç güdüsüyle yemek yer, içgüdüsüyle çoğalır, içgüdüleriyle kendini yaşatır. Aşk ise kişiyi bir amaç için yaşatır. Şeyh Mevlana’nın dediği gibi, ”Aşk ve tutkusu olmayan insan, insan değildir. Çöptür.”
Tutku, kişiye amellerini düşündürür ve onları bir amaçla yapar. Ve bu amaç, en saf amaçtır. En saf amaç, sevdiğini hoşnut etmektir ve Müslümanlar 1400 yıl boyunca onların sevdiği yüce Peygamberimiz(sav) ve onun varisleriydi. Onlar kendileri için hareket etmediler. Bencil değillerdi. Her hareketlerinde, “Benim yaptığım hizmet Sevgili’yi hoşnut ediyor mu? İslam’a hizmet ediyor mu?” ona sorguladılar.
Ey Müminler! Sade olun. Felsefe ve alimlik okyanuslarına dalmaya çalışmayın. Allah(svt), sizin Kıyamet gününde eğitiminize bakmayacak. Kaç kitap okuduğunuza da bakmayacak. Hangi tartışmaları kazandığınıza da bakmayacak. O sizin kalbinize bakacak. Orada Aşk var mı yok mu? Şeyhimiz, bu aşkı hayatımıza nasıl koyacağımızı şöyle anlatıyor,
“Elhamdülillah. Evet, sahip olduğumuz tek şey iman ettiğimiz ihlas. İhlas üzere yaşamaya çalışıyoruz. Çok fazla şey bildiğimizi iddia etmiyoruz. Ama ufak da olsa, inandığımıza uygun şekilde yaşamaya çalışıyoruz. Peygamber Efendimiz’in buyurduğu gibi, “Bildiğiniz az bile olsa, onu hayatınıza uygulayın. Tutkuyla geçirin hayatınıza. Allah aşkıyla yapın.”
Eğer buradaysanız, büyük bir ihtimalle seneye de burada olursunuz. Eğer aynı aşk ile burada değilseniz büyük bir ihtimal seneye burada olmayacaksınız. Başka birisi sizin yerinizi dolduracak.
Yaptıklarınızı O’nun rızası için yapın. O’nun için, “BismilllahirRahmanirRahim” deyin, göreceksiniz ki, dağılmış haldeki işiniz, hayatınız bir düzene girecek. Hepsini bir araya getirecek. Sizin için toparlayacak. Samimi bir şekilde yapın. Eğer samimiyet yoksa, dilden çıkar ama kalbe giremez. Çalışmaz. İşlemez. Sadece kendinizi zorluyor olursunuz. Ve her geçen gün, daha da fazla yük altına girip, daha fazla daralırsınız. Ancak bunu samimi bir şekilde, aşkla yaparsanız her geçen gün daha fazla enerji bulduğunuzu, Allah rızası için daha iyi çalıştığınızı göreceksiniz. Çünkü, “ Rabbim beni izliyor. O izlerken, başka kimin için yapabilirim ki? Onun için yapıyorum bunu. Başka kimse için değil.” Evet, o zaman her şeye o sevgiyle bakarsın. O zaman o aşk ile her şeyi anlarsın. Kalbine koyarsın o aşkı. O zaman hayatının da tadı olur.Önemi yok. Dünya Cehenneme de dönse o zaman senin hayatın Cennet olur.
Başkaları için endişelenirsin ve onlar için şefkat duyarsın ve dersin ki, “Ya Rabbi onlar Senin kulların, ya Rabbi Sensin onlara ulaşabilecek olan. Ben hiçbir şey yapamam. Ben bir kulum.”
Yapacağınız şey bu. Söyleyeceğimiz şey bu. Ve bizler Şehadetimizde samimiyiz, “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammedne abdühu ve resuluhu.” Atalarımıza; Allah’ın ve Peygamberi’nin emirlerini sıkı sıkı tutan Osmanlı İmparatorluğu’na olan sevgimizde samimiyiz. Her ne oluyorsa, her zaman daha iyi hale getirmeye çalışmışlardır.
Ey müminler! Allah’(svt)ın günleri kapımızdadır.Bunlar kalbimizde ne varsa onu kanıtlamanın günüdür. Kalbimizin, aşk ve tutku dolu olduğunu gösterelim. Allah(svt) yolunda koşturalım. Peygamberimiz(sav) için koşturalım. Şeyh’imizin Aşkı uğruna yaşayalım. Ancak böyle bir kıymetimiz olur. Eğer yapmazsak Şeyh Mevlana’nın dediği gibi bizler boşuz. Çöpüz. Çöp olmayalım. Kalbimizde, tutku, aşk olsun. Kullar olarak bu yolda tutkumuz olsun. Bu yolda canlı olalım, yoksa buraya her geldiğinde daha yorgun hissedersin, ağır hissedersin. O zaman şeytan da bizimle oyun oynar. Bilmeden Sırat-ı Müstakim’i terk etmiş oluruz. Çöp olmayalım, adam olalım, kullar olarak yaşayalım. Amin.
SAHİBUL SAYF ŞEYH ABDULKERİM EL KIBRİSİ EL RABBANİ(KS)’NİN HALİFESİ
ŞEYH LOKMAN EFENDİ HZ.
24 Mart 2017
BismillahirRahmanirRahim
Tüm esenlik ve Selam Kainatın Efendisi Hz.Muhammed(asvs) üzerine olsun.Ya Rabbi!Sen’den diliyorum, Efendimiz Hz.Muhammed (asvs)’e rahmet eyle.Bütün esenlik ve Selam Peygamberimiz’in şerefli ailesinin ve mübarek ashabının üzerine olsun.Özellikle dört büyük halifemiz Hz.Ebu Bekir Es Sıddık(ra),Hz.Ömer El Faruk(ra),Hz.Osman Gani (ra), Hz.Ali El Murtaza(ra).Bütün esenlik ve Selam Osmanlı sultanlarının üzerine olsun ve büyük Şeyh’lerimizin, altın halkanın büyük Şeyh’lerinin üzerine olsun.Amin.
Ey Müminler!Hoşgeldiniz.Bu mübarek Cuma gününe hoşgeldiniz!Mübarek Şaban ayının ikinci Cumasına.Şahrul Nebi.Ey Müminler!Allah(svt) yolunda koşturun bu ayda.Bu ayda bütün bir yılın içindeki en mübarek gecelerden biri vardır ve inşAllahu Rahman biz o geceye ulaşmak üzereyiz.Beraat Gecesi.O gecede Allah(svt) Ademoğulları’na bütün bir sene içinde yaptıkları hataları düzeltmek için bir fırsat veriyor.Hz.Ebu Hureyre(ra) Peygamber Efendimiz’den(asvs) bildiriyor, diyor ki “Cebrail(as) bana geldi, Şaban ayının ortasındaki gecede ve dedi ki ‘Ya Muhammed(asvs) başını kaldır ve Cennetlere bak.’.Sordum ona , “Bu ne gecesidir? O cevap verdi. ‘Bu gecede Allah(svt) üçyüz merhamet kapısını açar ve ona şirk koymayanların dışındaki herkesi affeder.Bundan tek istisna olanlar büyücülük yapanlar, kahinler, şarap bağımlıları ya da tefecilik yapan ve evlilik dışı ilişkiye girenlerdir.Bunları pişmanlık duyana kadar bağışlamaz.’.Gecenin bir yarısında Cebrail(as) yeryüzüne indi ve dedi ki ‘Ya Muhammed(asvs) başını kaldır.’ Gökyüzüne baktım, Cennet kapılarının açıldığını gördüm.Birinci kapıda bir melek çağırıyordu, bu gecede rüku yapanlara müjdeler olsun.İkinci kapıda bir melek çağırıyordu, bu gecede secde yapanlara müjdeler olsun.Üçüncü kapıda bir melek çağırıyordu, bu gecede dua edenlere müjdeler olsun. Dördüncü kapıda bir melek çağırıyordu, bu kapıda zikir yapanlara müjdeler olsun.Beşinci kapıda bir melek çağırıyordu, bu gece Allah(svt) korkusundan ağlayanlara müjdeler olsun. Altıncı kapıda bir melek çağırıyordu, bu geceye teslim olanlara müjdeler olsun. Yedinci kapıda bir melek çağırıyordu, Allah’tan bir dileği olup da dileği verilsin isteyen yok mudur?Sekizinci kapıda bir melek çağırıyordu, bağışlama dileyip de bağışlanacak olan yok mudur?’ Söyledim ‘Ya Cebrail bu kapılar ne zamana kadar açık kalır? O da cevap verdi ‘Gecenin başlangıcından güneşin doğuşuna kadar.’ ve dedi ki ‘Ya Muhammed(asvs) bu gece Allah(svt) Cehennem ateşinden Kelb kabilesinin, sürülerinin sırtlarındaki yün kılları kadar insanı Cehennem’den azad edecek.’.Hz.Ali(kv) bildiriyor diyor ki, “Şabanın 15.gecesi, gecede namazda dur ve gündüzleri de oruç tut ve Allah’tan bağışlama dile.”Çünkü o gecede Allah(svt) çağırıyor, “Bağışlama dileyen yok mu ki onu bağışlayayım.Sıkıntıda olan yok mu ki onun sıkıntısını gidereyim.Rızık isteyen yok mu, ona rızkını vereyim?”.Bu sabaha kadar devam eder.Ey Müminler!Rabbimiz Allah(svt) en merhametlidir.Kendisine bu ismi veriyor.”Erhamur rahimin”.Merhamet gösterenlerin en merhametlisi.Hangi birimizin o merhamete ihtiyacı yok? Hangi birimizin bağışlanmaya ihtiyacı yok? Hangimiz sıkıntı içinde değiliz? Rabbimiz Allah(svt) Beraat Gecesi’ni bize bir fırsat vermek için seçmiş ki O’nu çağıralım, acımızı O’na açalım.Kendi kendimize verdiğimiz acıyı.Yüce Kuran’da buyuruyor Rabbimiz.Bismillahirrahmanirrahim “Söyle, de ki, ‘Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım.Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.Çünkü Allah bütün günahları bağışlar.Şüphesiz ki O çok bağışlayan çok esirgeyendir.”.SadakAllahül azim.Allah’ın(svt) merhametine hayran olmalıyız.Biliyoruz kim olduğumuzu, biliyoruz ne kadar ihtiyacımız olduğunu ve biliyoruz, kendi kibrimize devam ediyoruz.Allah(svt) bağışlamayı sever.Peygamber Efendimiz(asvs) şöyle diyor,” Allah(svt) tövbe gecesinde ellerini açan ve gündüzleri günah işleyenlerin tövbelerini kabul eder ve gündüzleri de ellerini açar geceleri günah işleyenlerin tövbesini kabul eder ve bu güneş batıdan doğana kadar devam eder.”.Allah(svt) bizi yalnızca bağışlamıyor.Bizim şerefimizi de yüksek tutuyor.Tutuyor ki bizim günahlarımızı saklıyor.Daha önceki milletlerin insanları günah işledikleri zaman, onların günahları alınlarına yazılırdı.Herkes görsün diye ama Allah(svt) Settar’dır.O günahları kapatır.Ümmet-i Muhammed’in(asvs).Peygamber Efendimiz(asvs) diyor ki “Kıyamet gününde Mümin kişi Rabbine, yakına getirilir, ta ki Rabbimiz onu perdesiyle kapatana kadar ve ona günahlarına tövbe ettirir.Ona sorar ‘Günahlarını kabul ediyor musun?Kul da der ki ‘Ya Rabbi kabul ediyorum’ ve bu Allah’ın dilediği kadar devam eder.Sonra der ki Rabbimiz, ‘Senin günahlarını dünyadayken kapattım,gizledim ve bunları bugün bağışlıyorum’ ve ona güzel amellerinin defteri sağ tarafından verilir. Ama kafirler ve münafıklar için onların günahları diğer şahitlerin önünde açıklanacaktır.”.Ey Müminler!Eğer Müminler olarak yaşarsak Allah(svt) da günahlarımızı, hatalarımızı gizler ve Kıyamet Gününde bizi bağışlayacaktır.Müminler gibi yaşayalım inşAllah.Ama bir grup vardır ki ,Allah(svt) onları bağışlamayacak ve grup Allah’ın(svt) onlara verdiği örtüyü atanlardır ve günahlarını açıkça ilan edenlerdir.Onlar Allah’ı Settar(c.c) olarak reddedenlerdir ve kendi kötülüklerini dünyaya gösterenlerdir.Peygamber Efendimiz(asvs) diyor ki “Benim bütün ümmetim bağışlanacaktır. Yalnızca kendi günahlarını açıklayanlar hariç ve şüphesiz öyle bir şeydir ki bu, kişinin günahını açığa koyması.Gece yanlış bir şey yapar, gündüzleri ise Allah(svt) onun günahını kapatır.Ama o der ki insanlara, ‘Hey, ben böyle böyle bir şey yaptım dün gece.’ ve gece Allah(svt) onun günahlarını kapatır ama gündüz uyanır ve Allah’ın kapattığını açar kendini açığa çıkarır.”Ey müminler!Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki insanlar günahlarını açığa çıkarıyorlar.Kimdir bu insanlar?Biz öyle bir çağda yaşıyoruz ki, insanlar günahlarını bütün dünyaya açıyorlar facebookta ilan ediyorlar.Sosyal medyada ilan ediyorlar.Bu hastalık yalnızca Müslüman olmayanları değil, Müslümanları da sarmış.Sosyal medya insanların şerefini elinden almış.Kimsenin artık gizliliği, saklılığı, utanması yok.Peygamber Efendimiz(asvs) diyor ki “Eğer hayanız, utanmanız yoksa o zaman dilediğinizi yapı.”.Biz o çağda yaşıyoruz ve bu hastalık insanların yaptıkları iyi şeyleri ilan etmesiyle başlar.Bütün dünya görsün diye paylaşırlar.Derler ki bana bir çok yorum geldi, birçok insan hoşlandı benden.O zaman yanlış şeyler yaptılar mı onları da ilan etmeye başlarlar.”Ah sen sakalını mı tıraş ettin?Güzel, hoşuma gitti.Başörtünü mü çıkarttın? Hoşuma gitti.Barlara, clublara mı gidiyorsun?Güzel hoşuma gitti.Peygamber Efendimiz’e(asvs) inanmıyor musun artık?Hoşuma gitti.” Yanlış şeyler söylemeye başlıyorsun.Allah(svt)‘nın gizlediği günahlarını açığa çıkarıyorsun. Bütün bu hastalık dünyayı ele geçirmiş.1400 yıl boyunca İslam alimleri çok sıkıydılar.Günahların açıklanmasını yasaklarlardı.Çünkü günahları açığa çıkarmak yanlış davranışları normal hale getirirdi ve yanlış hareketler normal kabul edildiği zaman bütün cemiyetin ahlakı da değişir.Bugün bu olmuyor mu?Müslüman cemaatlerinde Müslüman topluluklarında içki içmek normalleşmiş.Kadın, erkek bir araya gelmesi normalleşmiş.Hadisi Kuran’ı tartışmak normalleşimiş.Alimler ve Evliyalar hakkında kötü konuşmak normalleşmiş.Böyle olduğu zaman Allah(svt)’nın koyduğu bu temel değişir, kırılır ve şeref kaybolur.Şeref sahibi olmalıyız.Müslüman şerefiyle yaşar.Allah(svt) kendi hürmetine bu şerefi saklar.Yüce Kuran’da buyuruyor Rabbimiz, Bismillahirrahmanirrahim “Şüphesiz Allah katında en şerefliniz takva sahipleridir”. SadakAllahülazim.Şeyhimiz Şeyh Sahibul Sayf Abdulkerim el Kıbrisi el Rabbani(ks) bizi uyarıyor, bu zaman hakkında diyor ki “Allah(svt) bize emretti.Diyor ki ‘Kul olun.’En yüksek makam, en yüksek ulaşacağın yerdir bu.Şeref mi arıyorsun?Allah’a kul olmaktır şeref.” ve bize söylüyor,Peygamber Efendimiz(asvs)’ nin ümmetine. “Sizi bir ümmet olarak yarattık.Şahit olan bir ümmet.Kıyamet Gününde Şahit olan ümmet olacaksınız ve o günde Hakk’ı konuşan ve yanlış şeyleri yasaklayanlar olacaksınız.”Allah(svt) bize bunu verdi. Ama insanoğlunun içine düştüğü durum bu ki Müslümanlar şu duruma düştü. Bunun yakınında bile değiliz.Çünkü Peygamber Efendimiz(asvs) diyor “Ahir zaman en kötü zamandır.Zamanların sonu, Kıyamet Gününe en yakın zamandır.Benim ümmetim başını kaybedecek.Başsız kalacaklar ve Hakk’ı konuşmayı savunmayacaklar.Emri bi’l marifu,onu durduracaklar ve Nehyi Anil Münkeri de durduracaklar.”.İşte bu zaman o zamandır ama Peygamber Efendimiz(asvs) buyuruyor “Mübarek insanlara gerekli saygıyı göstermeyi durdurduğumuz zaman, büyükler çocuklarına gerekli ilgiyi sevgiyi göstermeyi bıraktıkları zaman benim ümmetim Emri bi’l marifu ve Nehyi anil münkeri bıraktığı zaman o insanlar işte bizden değillerdir.”. Peygamber Efendimiz(asvs) diyor onlar benim ümmetimden değillerdir.Bu bir uyarıdır size ve bana.Bizim şerefimiz Ümmet-i Muhammed’ten olmakladır.Bu şerefi kaybedemeyiz.Bu Beraat Gecesi’nde o niyeti düzeltme gecesidir.Allah(svt)’nın bize verdiği vazifeye yeniden bağlanmaktır.Ümmeti- Muhammed’ten olmaktır.Peygamber Efendimiz’in(asvs) vazifesini paylaşmaktır.O gelen gecede her şeyi terk edin.Nefsi bırakın.Oturmalıyız, arzularımız olmadan, şeytanımız olmadan, kendimizi hesaba çekmeliyiz.Sormalıyız. “Ne yaptın?Ne yaptım ben?Ne yöne doğru gidiyorum?Bu gittiğim yol beni nereye götürüyor?”Şeyh Efendinin dediği gibi dikkatli olmak zorundasınız.Şaban’da Beraat Gecesi vardır.Hesaplama gecesidir.Geçen yıldan bu yıla kadar yaptığın her şey hesaba çekilecek ve Rabbimiz Allah(svt)’nın huzuruna getirilecek. “Benim kaderim.Ben kaderimi değiştiremem.” Tabiki değiştirebilirsin.Onu bu şekilde değiştirebilirsin.Kalemin yazdığı o değişmez.Ama kalem senin hareket etmene göre yazar.konuşmana göre.Amellerine göre yazar.Kalem her şeyi yazıyor.24 saat o yazıyor. Sağ taraf, sol taraf melekleri her şeyi hesaba yazıyorlar ve onlar geçen Şabandan bu Şabana bakıyorlar.Geçen senedeki Beraat Gecesi’nden bu gecedeki Beraat Gecesi’ne. “Bu Allah’ın(svt) kulu nasıl hareket ediyordu? Allah’a doğru mu yürüyordu, yoksa dünyaya mı yürüyordu.Ne kadar Allah yolunda çaba gösteriyordu? Ne kadar dünya için?” Allah(svt) buyuruyor. “Benim huzuruma şirkle gelmeyin.” diyor ve “Benim huzuruma başkalarının haklarıyla da gelmeyin.” Ey Müminler!Birbirinizin arasındaki şeyleri düzeltin.Kavga etmeyi bırakın.Birbirinizle aranızda barış yapın. Cahiliye zamanındaki şeyleri terk edin.Bu ümmet Cahiliye dönemine geri döndü.2.Cahiliye zamanı bu. Daha çok zulüm var.Daha çok kan dökme var.Birbirimizle barış yapmalıyız.Peygamber Efendimiz(asvs) buyuruyor. “Müslüman, Müslüman kardeşini 3 geceden fazla terk edemez.3 günü geçerse eğer onunla buluşmalıdır.Ona selam vermelidir ve öbürü onun selamını kabul ederse, ödülü paylaşırlar.Döndürmezse o günahı o alır.”.Bir başka Hadis-i Şerif’te diyor Efendimiz(asvs) “Her pazartesi ve perşembe günü cennetin kapılar açılır.Allah kullarının günahlarını bağışlar.Müşrikler hariç ve birbirleriyle kavga edenler hariç.Allah der ki ‘Onlar normal ilişkilerini geliştirene kadar bunu erteleyin’.”Ey Müminler!Birbirimize kardeş olmalıyız.Bu cemaat kardeştirler.Cemaati kuvvetli tutalım.Cemaati yok etme.Gerçekte bizler birbirimize kardeşiz.Peygamberimiz’in bize verdiği vazifeyi devam ettirmeye çalışıyoruz.Cemaatin bağlarını sağlam tutmalıyız.Beraat’ten önce birbirimizle aramızdaki şeyleri düzeltmeliyiz ve o gecede de kendimize sormalıyız.Şeyhime verdiğim sözü tuttum mu mürid olarak?Sadece zikre gidip, sohbete gitmekle Cumaya gitmekle değil. “İyi bir iş yaptım mı?”.Kendini imtihana çek ve de ki, “Allah’a bir kul olarak yaşadım mı?Peygamber Efendimiz’in sahabileri gibi onun yolunda koşturdum mu?Hayat nefesi bize verildi şimdi.Bize o fırsat şimdi verildi.Bunu boşa harcamayalım.Yoksa pişmanlık ateşi bizi yakar.Şeyhimiz diyor ki “Yeryüzündeki son ümmet biziz.Bizim arkamızdan bir ümmet gelmeyecek.Biz en sona ulaştık.Ahirin de ahirindeyiz.son ümmetlerin sonuncusuyuz.”Peygamber Efendimiz(asvs) Ahir Zaman’da geldi.Vaktin sonunda.Peygamber Efendimiz(asvs) dedi ki “Benimle Kıyamet günü arasındaki vakit ikindiyle akşam namazı arası kadardır.”.Güneş batıyor.Peygamber Efendimiz(asvs) ikindi vakti geldi. 1400 yıl geçti, vaktin sonuna eriştik.Güneş batıyor.Gün bitiyor.Biz yeryüzündeki son ümmetiz. Eğer uyanmak istiyorsanız şuanda uyanmak daha kolaydır.O kalbinden, o körlüğü açmaktır.Çünkü milyonlar bununla meşgul değiller.Dünyayla meşguller.Allah’ın evliyaları da samimi insanlar arıyorlar ki onların perdelerini açabilsinler ama bunu samimiyetle görmüyorlar.Bu samimiyeti görmüyorlar.O yüzden açmıyorlar.Onların bize ihtiyacı yok.Bizim onlara ihtiyacımız var.Eğer kendinize gelirseniz, oturursanız,anlarsanız, ciddiyeti görürseniz o zaman kendinizi sarsarsınız.Kendinize gelirsiniz. “Uyandır beni Ya Rabbi!” dersiniz. “Uyandır beni Ya Rabbi.”Bu yüzden namazlardan sonra biz “Estağrifullah estağrifullah estağrifullah” diyoruz. “Ya Rabbi senden bağışlama diliyoruz, birçok yanlış şeyler yaptık namaz vakti zamanında.Çünkü bizler düşüncesiziz.”.Kendinizi bununla meşgul tutun.Hayatınıza biraz samimiyet koyun.O zaman anlarsınız.Bu sözleri istediğiniz yöne çekebilirsiniz.Bu değişmez.Gerçek budur sizin ve benim için.Gelmiş olanlar ve gelecek olanlar içinde böyledir.Mezardakiler şuanda ağlıyorlar, yalvarıyorlar bir nefes için ama çok geç artık onlara verilmez.Onların vakti geçti.Biz onlardan olmayalım.Buna çaba gösterin.Biz uyanıklık halindeyiz.Bu gözler açık, kalp uykuda.Kalpleri açık olanların, gözleri kapalıdır.Ama kalpler daima açıktır.Melekler Peygamber Efendimiz’e(asvs) geldiler.Bir melek dedi ki “ O uyuyor.” Öbürü dedi ki “Hayır uyumuyor, dinleniyor.Onun kalbi açıktır.”. Biz o ümmetteniz.Peygamber Efendimiz’in(asvs) ümmetindeniz.Şimdi uyanırsak eğer iyi olur bizim için.Uyanmazsak bizi uyandırırlar.Ya Rabbi bizi uyanıklık makamına getirmeyi nasip eyle, Ya Rabbi bağışlamanı diliyoruz, Ya Rabbi merhametini diliyoruz.Peygamber Efendimiz(asvs)’in yüzü suyu hürmetine, Şeyhimiz Sahibul Sayf yüzü suyu hürmetine.Amin.
SAHİBUL SAYF ŞEYH ABDULKERİM EL KIBRİSİ EL RABBANİ(KS)’NİN HALİFESİ
ŞEYH LOKMAN EFENDİ HZ.
5 Mayıs Cuma 2017
BismillahirRahmanirRahim
Onunla ol, gece ve gündüz.Ben büyük sözler söylemeyeceğim sana.Şeyhinle beraber olmak için, Şeyhin ne öğretiyor sana? Nasıl Allah(svt) ile olacağını öğretiyor sana.O yüzden onunlasın.Rehberin bütün manası budur.Allah(svt) ile olmayı adım adım öğrenirsin ondan.Peygamber Efendimiz(asm) diyor “Onlara baktığın zaman, Allah’ı hatırlatır size.”.Ben Şeyhime baktığım zaman bana Allah’ı hatırlatıyor. ‘Abdullah’ demek ne demektir? Hayatımı nasıl yaşayacağım? Ne bekleyeceğim Ahirette? Şeyhinle ol.Cemaat birlikte olmak, kalbine koymaktır bu şeyleri.Kalbin sohbetle çarpar.Kimin gözüne göre görmeye başlarsın etrafı? Şeyh’ine göre.Şeyh’inin diliyle konuşmaya başlarsın, Şeyh’inin kulaklarıyla dinlemeye başlarsın.Şeyh’inin elleriyle dokunur,Şeyh’inin ayakları ile yürürsün.Anlıyor musun? Onu kendinden uzakta tutma.Onunla uyan ve uykuya onunla git.Bil ki gözünün kapattığında o seninledir.Şeyhimiz bizimledir.O vakit işte kolay yol, zor yol, kolaylıklar ve zorluklar geldiği zaman ondan rehberlik alırsın.Bir durumda kısılı kaldın, bir yerde düşünürsün.O zaman Şeyh Efendi ne yapardı bu durumda? Ne düşünürdü? Her zaman. Onu işte yakınına getirirsin.Başka bir durumdasın, ailenlesin, ne derdi Şeyh Efendi? O zaman işte çok farkında olmaya başlarsın.Şeyh’in devamlı sana bakıyor.Günde 40 defa senin kalbine bakar Şeyh’in.Sen onu bildiğin kadar o seninledir. “Bizler Şeyh’imizi çağırabilenlerdeniz” demiyoruz. Bu farklı bir şeydir.Şeyh’imizin önümüzde görünmesi, bize böyle şeyler söylemesi.Hayır, biz ondan rehberlik istiyoruz.Biz demiyoruz “Ah, ben rabıta yapacağım, Şeyh’im önümde belirecek.”.Bu bizim için değildir.O vakit belli hataları yapmayı bırakmaya başlarız. “Şeyh Efendi ne yapardı bu durumda?” deriz.Söylemeye başlarsın “Ben nasıl otururum, Şeyh Efendi böyle mi otururdu? Bacak bacak üstüne atıp mı otururdu? Hayır.Bu Sünnet değildir.”. Eğer bunu yaparsan, kendini yakalarsın bir şey söylemeden.”Hayır böyle yapmadı.”dersin.Düşünmeye başlarsın.Milyonlarca örnekten biridir bu.Nasıldır o.Bu susuzluk geldi mi sana, onun hakkında daha çok bilgi toplamak gibi daha derin düşünmeye başlarsın.Sohbet hakkında daha çok tefekkür edersin. Çanak antenlerini açarsın, daha çok Şeyh Efendi’yi takip edenlerin, anlayanların etrafında bulunmaya başlarsın.Anlamaya başlarsın.Onun etrafında olmayan insanların başına neler geliyor görürsün.Bilirsin “Ah,bu benim Şeyh’imden geliyor, ben böyle bağırıyorum çağırıyorum bu iyi değil.”.Değişmek istersin o zaman.Çünkü kolaydır, birisinin senin Şeyh’inle olup olmadığını görmesi.Çünkü onunla beraber gelen bir nur vardır.Kalpler bunu gördükleri zaman çok etkilenirler.Bu tarif etmenin ötesindedir. Oturursun, orada Şeyh Efendi’yi seven birisini gördüğün zaman, oturup ona bakmak istersin.Bu bir duygudan daha fazla bir şeydir.Kendini değiştirmektir.Yavaş yavaş anlarsın.Hutbe’den Hadis-i Kudsi’de dediği gibi öyle değil mi? Allah(svt) buyuruyor “O farz vazifelerini yaptığı zaman, bana sevgili olur, nafile ibadetleri yaptığı zaman bana yakınlaşır, daha yakınıma gelir ve bana yakınlaştığı zaman, o zaman, Ben onun gözleri, ayakları, kulakları olurum.” diyor ve “Benden her ne isterse, ona veririm”. diyor.Birazcık zordur bunu yapmak, ağır bir şeydir bu.Sende o tecrübe var, sen o kültürden geliyorsun. Daima orada.Biz “Şeyh Efendi’yi kopyalayın, robot olun” demiyoruz.Kolaydır, robot gibi kopyalamak.Ama bir kere alıp onu sindirmeyi öğrendiğin zaman, senin bir parçan olur o.Anlıyor musun? O tıpkı, suyu alıyorsun, suya ihtiyacın var.Suyu alıp içtiğin zaman, senin bir parçan olur.Sen su olmazsın ama o senin parçan olur ve sen orijinaline yaklaşırsın.İnşaAllah Allah beni bağışlasın.Hepinize rahmet eylesin.Ona yakınlaşalım.İstediğim her şey, dilediğim her şey, Peygamber Efendimiz’in(asm) -bir sır var o Hadis’te- diyor ki “Hiçbir şeye yaslanmayın, güvenmeyin Allah’ın merhameti dışında.”.Hz.Aişe(ra) sordu , ”Allah’ın merhameti dışında hiçbir şey işe yaramaz,senin için bile mi?”dedi.”Evet benim için bile.” ama kim, Peygamberimiz kim? Allah(svt) buruyor, “O Rahmeten lil Alemin” diyor.Allah(svt) ona ‘Rahmet’ ismini vermiş.O yaratılmış olan her şeye merhamettir.O merhamet olmadan, yaptığın hiçbir şey bir işe yaramaz.O merhamet olmadan, o sevgi olmadan.Peygamber Efendimiz’e olan o sevgimiz olmadan.Onun Sünnetini almadan.Bugünlerde insanlar merhametten konuşuyorlar ama Peygamber Efendimiz’in(asm) bize merhameti gösterdiğinden çok uzaklar.Bugunkü insanların gördüğü merhamet İslam’da değil.İslam, merhametin sahibine göredir ki , Peygamber Efendimiz’e(asm) göredir.O zaman değişebilirsin inşaAllah, daha iyi olursun.Her şey ona bağlıdır.İnşaAllah, Allah bizi Şeyh’imize sıkı sıkı bağlasın.Fatiha.Selamun Aleyküm ve Rahmetullah.Bu kadar yeterlidir inşaAllah.Fatiha.Selamun Aleykum ve Rahmetullah.
SAHİBUL SAYF ŞEYH ABDULKERİM EL KIBRİSİ EL RABBANİ(KS)’NİN HALİFESİ
ŞEYH LOKMAN EFENDİ HZ.
12 Mayıs Cuma 2017