Çöldeki onca sıcağa, susuzluğa zorluğa rağmen açacağı çiçeğin derdinde olan Sabbar misali..
E zor tabi efendim, zor ki bilenler sabbar demiş,bizse karakuru kaktüs.. Sabrı yanlış anlamışız biraz, sıkıntılara katlanmak, sağlam durmak değilmiş; zorun arasında kolaylığın, bunca şerrin arasında hayrın ve mükafatın geleceğini bilerek, yani susuzum, yanıyorum, yaprağım yok dikenim çok demek değil de, elbet bir gün öyle bir açacağım ki diyerek çölün göreceği en ihtişamlı çiçeği açmanın ümidini taşımak. Sabr bu imiş. Umutmuş yani, ümidini kökünle dikeninle sapasağlam sarmalamakmış.
Ne kadarını yapıyoruz, ne kadarını sağlıyoruz bilmiyorum lâkin başaranlara büyük müjde var!
Hakkı ve Sabr’ı tavsiye eden bütün gülbahçesi sahiplerine selam ve muhabbetle..












