In Good Company
Yaş ve kariyer arasındaki korelasyon, bir noktadan sonra olasılık hesaplarına dönüşmeye başladığında, geç gelen başarı hikayelerine daha çok bel bağlıyorsunuz. Adolesan çağında toptan, poptan parayı vurmuş veletleri de görmezden geliyor, en kötü tipiyle dalga geçiyor oluyorsunuz ki bunun da hüsranı ne derece azaltabileceği ortada. İş hayatı, kapitalist düzen, kurumsal şirket gibi konuları; bir yanda 26 yaşında, dağdan gelip bağdakini kovacak şekilde müdür pozisyonuna getirilen, Porsche sahibi, sofistike eşyalarla döşenmiş ve modern mimarisiyle göz alan bir evde yaşayan Carter Duryea (Topher Grace) ve diğer yanda 52 yaşında, biri üniversiteye başlayacak iki kız sahibi, üçüncüsü de yolda olan, yıllarını reklam satış işine vermiş, işe taksiyle gelen ve şehrin dışında yaşadığı için sabah 4.30’da kalkan Dan Foreman (Dennis Quaid) arasında filizlenen bir eski – yeni çatışmasıyla anlatmayı denemiş, “In Good Company”. Araya ebeveyn tarafından hoş karşılanmayacak bir gönül ilişkisi de sokulmuş ki, böylece hikaye o kadar da sıkıcı olmasın. Ne var ki Alex rolündeki Scarlett Johansson pırıl pırıl parlasa da (yüzü yani, yüzü parlıyor) neden kızın esas oğlandan hoşlanmaya başladığına dair bir fikir oluşmuyor kafanızda. Hırstan gözü dönmüş bir haldeyken, “benim istediğim bu değildi” kafasına gelen Carter da terkedilme sonrası yaşadığı dev yalnızlık sebebiyle bırakıyorsa bu işleri, gerçekten iyi. Biz çevremizde pek göremiyoruz böyle değişimler. Öte yandan empati kurabileceğiniz karakterler bunlar, yalan değil. Sushi sahnesinde annemle yaşadığım diyaloglar geldi aklıma zira. Konu da her gün yaşadığımız bir şey olunca izlemek istiyorsunuz ama hikayenin o oturmamış tarafları çok zorluyor sizi. Evet, bazen sıkıcı, bazen durağan, çoğunlukla komik değil fakat iyi niyetli bir yapım “In Good Company”. Filmin senaryo yazarı, yapımcısı, yönetmeni, her şeyi Paul Weitz, Hollywood’un mutluluk klişelerinden uzakta durmayı denemiş ve sonuç olarak ortalama bir drama çıkmış ortaya. İzleyip izlememek keyfinize kalmış kısacası. CEO rollerinin vazgeçilmez ismi, bir tür Hulusi Kentmen olan, bir zamanların “droogie”si Malcolm McDowell’ın hırslı yönetici adaylarının idolü “Teddy K.” rolünde kısa da olsa göründüğü filmimiz, tanıdık sima kategorisinden David Paymer, Ty Burrell, Clark Gregg, Selma Blair, Kevin Chapman, Philip Baker Hall gibi genelde dizilerde izlediğimiz bir kadroya sahip. “Romantik komedi arıyordum, yine sosyal mesajlı filme denk geldim” diye özetleyebileceğim “In Good Company”, sevdiğimiz nadir dizilerden “That 70s’ Show”un yıldızı Topher Grace hatrına izlediğimiz bir yüz küsur dakika oldu. Siz de Scarlett hatrına izlersiniz, ödeşiriz. Olur bence.














