Hatırlayanların gözü yaşlı. Anlamayanlar bu ne bitcoin mi diyor 😂

seen from Croatia
seen from China

seen from United States

seen from Italy
seen from United States

seen from Canada
seen from Russia
seen from United States

seen from Italy
seen from France
seen from Russia
seen from China

seen from France
seen from United Kingdom
seen from China

seen from Germany
seen from Italy
seen from United States

seen from Brazil
seen from Brazil
Hatırlayanların gözü yaşlı. Anlamayanlar bu ne bitcoin mi diyor 😂
Ben şimdi size Tatilya'yı anlatırken alabora, curcunel, tatilya ekspresi, gökkule, konuşan ağaç, sinerama gibi oyuncakları anlatmasam olmazdı...
Size Tatilya maceralarımı anlatayım mı?
Saat 12.18, gece yarısı olmak üzere ve ben çok feci bir şekilde çığlık atmak istiyorum. Böyle her şey geçecekmiş de hiçbir şeyin önemi yokmuşçasına çığlık atmak istiyorum.
(Saat 12.18 olmasaydı da çığlık atamazdım zaten. Tatilya’da alaboraya binince bile beşikte sallanır gibi baş aşağı dönüyordum. Şu hayattaki en büyük korkum hayvan görmek, onda bile çığlık atamıyorum. Çocukken bile çığlık attığımı hatırlamıyorum. BEN NEDEN ÇIĞLIK ATAMIYORUM Kİ? Sanki bir atsam çok rahatlayacakmışım, bütün öfkem gidecekmiş gibi geliyor ama hiç tecrübem olmadığı için emin de olamıyorum tabii).
İNSANLARA OLAN GÜVENİMİ TATİLYA’DA KAYBETTİM
Yıl 2003 - 2004. İlkokula gidiyorum o zamanlar. Okul tatilya'ya bir gezi düzenleyecekmiş. Bizi heyecan bastı tabi tatilya ulan boru mu? Fiyatıda 5 tl giriş + 5 tl yol olarak toplam 10 tl. Buldum buluştuşturdum babana ağlandım neyse topladım parayı teslim ettim sınıf hocama. Artık her şey tamamdı gezinin yapılacağı günü iple çekiyordum.
Gezi günü geldi çattı doluştuk servise. Yolda herkes bineceği oyuncakları düşlüyordu. Tatilya'ya varmıştık sonunda. Girişte herkese kart dağıttılar, içerideki oyuncaklara sınırsız binebilirdik o kartla. Sonra hoca tüm sınıfı bir araya topladı bir konuşma yaptı "Bakın çocuklar içeride her şeye binebilirsiniz ama alaboraya binmeyeceksiniz! Görürsem veya duyarsam döverim!" dedi. Bizim sınıf hocamız sertti, döverdi hakkaten bakmaz gözünün yaşına. Napalım dediklerini çaresiz kabullendik alaboraya binmek yok...
Girdik içeri sonunda. Herkes ayrıştı zaten içerde ben de doğru su kayağına koştum. Korku treninde çok sıra vardı alaboraya binmemiz zaten yasaktı. Su kayağına belki 4-5 kez bindim. Korku trenine binmek zaten mucize, önümde bitmek bilmeyen bi kuyruk. Bi ara dolanırken kendimi alaboranın önünde buldum. Nolur lan binsem? Yok olmaz dedim sonra. Aşağıda konuşan ağacın önünde bekledim yarım saat o gün konuşmadı ibne ağaç. Sanki bana garezi vardı herkesin. Bıktım su kayağına binmekten. Bir ara hadi toplanın dönüyoruz dendi. Çaresiz gittim servise.
Alabora, korku treni ve konuşan ağaca bakmakla yetindim. Atladık servislere koyulduk dönüş yoluna. Ertesi gün okul vardı. Sınıf hocamız derste "delikanlı gibi söyleyin alaboraya binen oldu mu?" dedi. Bizim sınıf çok korkardı yalan söyleyemezdi hocaya. Bir el kalktı korkarak bizim semih... Eyvah dedim semih yedi tokadı şimdi. Hoca "bindin mi alaboraya?" dedi. Semih cılız bir "evet" demekle yetindi.
Hocanın eli havaya kalktı, tokat geliyordu pozisyon açık... Derken hocanın eli havada süzülerek semih'in omzuna iniş yaptı. Nasıl ya hocam omuzuna değil yanağına gelmesi gerekmiyor muydu o elin? Hoca semih'in omuzunu sıvazladı "aferin" dedi. Resmen tokat atmadı bir de üstüne aferin dedi ibneye. Ulan benim kafamdan aşağı kaynar sular döküldü. Nasıl ya? Biz niye binmedik o zaman lan hocam? Bu yaptığın insanlığa sığar mı hocam? Piç gibi koca gün alaborayı izleyerek yetindik sayın hocam. İşte o gün bu gündür insanlara güvenemiyorum...
Bu da böyle bir anımdır.
Sergen AKIN
Herşeyi herkese lök lök söylediğim için ve bundan kaynaklı olaraktan hayatta çok patavatsız olduğum için, herşeyin banada pat pat söylenilmesi hoşuma gider. Kelime gereği az buçuk patavat sahibi olmamak iyidir. Sahi ne demek patavat? Bir bilen bir duyan varsa bana yazsın. Vallahi tatilyaya götüreceğim."
Kaynak: BKNZ: Ben - GKL
Bugünlerde işe pek odaklanamadığımdan annemler beni tatilyaya götürecek.
Ben küçükkene, tatilyaya gitmiştik. İki şey hatırlıyorum. Bir su kaydırağı bir de korku tüneli. Korku tüneline girdikten sonra hatırladığım sadece karanlık ve çığlıklar. Gözümü hiç açamamıştım.
Bu da böyle bir anım.