Bugün akşam saatlerinde çalıştığım mağazaya daha sonra anlattıklarından ellili yaşlarda olduğunu düşündüğüm -yoksa mümkün değil görüntüden yaş, boy, kilo gibi değerleri anlayamam- bir çift geldi ve telaşsız bir şekilde kasanın önündeki yüzüklere bakmaya başladılar. Her nasılsa ikisi de aynı yüzüğün kendileri için olan numaralarını seçmişler ve nasıl durduğuna bakıyorlardı. Amaçları zaten yüzük almakmış ama aynı yüzüğe baktıklarını sonradan fark ettiler, yüzüğü çok beğendiler, aradıklarının o olduğunda karar kıldılar, sevinçle anlatmaya başladılar.
Meğer birkaç gün önce 30. yıllarını kutlamışlar ve bunun için bir yüzük alalım demişler. Yılı duyunca yok canım yanlış anlamışımdır dedim ama yok bir kez daha söylenince kani oldum, dile kolay 30 yıl birlikte. Çok neşeli çok güleçler. Günlerdir aramanın sonunda neredeyse vazgeçecek ve gidecek olmanın eşiğinde istedikleri gibi bir çift yüzük bulabildikleri için ayrıca keyifliler. Söz sözü açtı anlattıkça anlattılar. Adam birden diğer elindeki yüzüklerden birini göstererek 'Bunu ikinci buluşmamızda bana vermişti, doğum günümdü.' dedi ve ben artık şaşkınlığımı saklayamayıp 'Hâlâ takıyorsunuz yaniii' dedim kocaman gözlerle, gülüştük. Satış yapan, öylesine konuşan insanların gülüşmeleriyle de değil içi dolu dolu güldük. Bunun üzerine kadın 'Kahkahayla dolu onca yıl ve 5 çocuk, hep böyleyiz.' dedi yine gülerek.
Sonra yüzüklerin satış işlemlerini yapmadan yüzüklere hediye paketlemede kullanılan ince, kırmızı kurdelelerden bağlarken Türkiye'deki nişan seremonisini anlattık ve kurdeleyi kestik. Çocuklar gibi şendiler, alkışlar gülüşmeler. 'hadi millet madem seremoni yaptık sarılalım' dedi adam, birbirini doğru düzgün tanımayan insanlar olarak öpüştük, sarıldık, çifti tebrik ettik, gülüştük...gittiler.
Ben dudağımın kıvrımından, kirpiğimin ucundan sarkan şaşkınlığımda hâlâ sabitim ama aklım kadının bir aralık söylediği şeyleri yarım yamalak seçip onlara takılmış 'neredeyse vazgeçecektim, ama vazgeçmedim, asla vazgeçmeyin İncil de böyle söyler "never give up, never quit" '
Gelelim brokolinin faydalarına. 30 yılı aşkın hâlâ mutlu ve sevecen başka çiftler de duyduğum halde neden bu kadar etkilendim bilmiyorum, belki de kalabalık ailenin zorluklarını bilmek bile yeterliydi. Aman ne olursa olsun, dile kolay işte 30 yıl ulan OTUZ YIL. 5 de çocuk. Bir de gelmiş daha yeni nişan yüzüğü seçer gibiler. Aklım almıyor insanlar onca zaman nasıl tahammül ediyor kendilerine, birlikte olduklarına, yaşadıkları hayata. Neyse yine uykum geliyor. Aslında daha çok şey yazacaktım ama ben içince sapıtıyorum.
Ramazan ramazan size bible'dan alıntı yapayım da tuttuğum orucun da günahına gireyim. Sizin için seçtiğim quote:
"But you, take courage! Do not let your hands be weak, for your work shall be rewarded.”
M.Crusoe Martha's Vineyard'dan bildirdi.